sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
15,8769
EURO
16,8435
ALTIN
942,56
BIST
2.372,35
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Açık
23°C
Ankara
23°C
Açık
Cumartesi Açık
26°C
Pazar Hafif Yağmurlu
19°C
Pazartesi Az Bulutlu
20°C
Salı Az Bulutlu
23°C

İLK İŞ KALBİ UYANDIRMAK

30.04.2022
0
A+
A-

Hamd Alemlerin Rabbine mahsustur. Salat ve Selam Alemlere Rahmet olarak gönderilen liderimiz, örneğimiz Muhammed s.a.v’e Aline, ashabına üzerine olsun.

Bir kişi düşünün üniversite sınavına girecek, anneside onu sınav vaktine yetişebileceği zaman diliminde uyandırmak için gittiğinde çocuğunu derin uykuda bulsa… Onu uyandırmak için çağırsa ama uyandırmasa, sonra yağacağı şey gireceği sınavın önemini anlatarak uyanmaması halinde sınavdan kalacağı ile korkutarak onu uyandırmaya çalışmaktır. Bu sınav yüzünden üniversitenin son sınıfında kalacağını, bundan dolayı sıkıntı yaşacağını hatırlamaktır.

Anne bütün bunları sıralarken, çocuğu bu söylediklerini dumuyor olacaktır ve derin uykusuna devam ediyor olacaktır. Anne bu seferde çocuğunu uyandırmak için sınav, kazanması halinde kazanacağı parlak geleceği anlatsa…

Sence annenin takip etmiş olduğu bu yol, oğlunu uyandırıp sınava göndermesi için yeterli olacakmıdır? Çocuk uyurken annesinini nasıl duyabilirki? Dediğini duyar gibiyim. Hiç şüphesiz bu sorunun çözümü, çocuk uykusundan uyanana kadar defalarca sarsmak olacaktır. Bu vermiş olduğumuz örnek bizim dünya imtihanımıza ve bu imtihan karşısındaki duyarsızlığımıza tam bir örnektir. Biz bu dünyaya yemek için, evlenmek için veya boş işlerle oyalanmak için gelmedik. Bilakis daha önemli bir iş için bu dünyada bulunuyoruz.

‘’Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.’’ (Zariyat 56)

Allah azze ve celle bizleri sadece bunun için yarattı. Biz istesek de istemesek de her gün imtihan olunuyoruz. Günlerin ve gecelerin geçmesi ilede bu imtihanın sonuna doğru yaklaşıyoruz. Sona kavuşmamızda herkes için belirlenmiş olan ecel ile olacaktır.

İnsanların hesaba çekilecekleri gün yaklaştı. Hal böyle iken onlar gaflet içerisinde yüz çevirdiler. (Enbiya 1)

Bunun neden böyle olduğunu biliyormusun? Çünkü kalplerimiz derin bir uykuda bulunmaktadır.

Böyle bir musibetle iken ne yapmamız gerekir?

Şayet girişteki çocuğunu sınav için uyandırmaya çalışan anne örneğine dönecek olursak ve bunu kendimize uyarlayacak olursak yapmamız gereken derin uykuya dalmış kalplerimizi uyanana kadar defalarca sarsmak, silkelemek olduğunu göreceğiz.

Kalbimizi içinde bulunduğu derin uykudan uyandırmanın en önemli yollarından birisi; ölümü çokça hatırlamaktır.

Lezzetleri ortadan kaldıracak (ağzımızın tadını bozacak) ölümü çokça hatırlayınız. Hiç şüphesiz kişi hayatın darlığında ölümü hatırladığında ona hayatı genişletir, hayatın genişliğindede ölümü hatırladığında ona hayatı daraltır. (Beyhaki)

Ömer Bin. Abdulaziz ailesinden bazılarına şöyle yazdı, ‘’Hiç şüphesiz sen gece gündüz ölümü düşündüğünde seni fani olan herşeyden soğutur, baki olan herşeyi sevdirir.’’

Hadi şimdi uyuyan kalplerimizin uyanmasına vesile olur umuduyla ölümü düşünelim.

İnsanın doğduğu ve gelişmeye başladığı ilk günden itibaren, kulun geri dönüşü ve eceline yaklaşma süreci başlamış olur. Ömrünün son yaprağı ile birlikte ölüme kavuşuncaya kadar bu böyle devam eder. Hangi insan olursa olsun, ne kadar güçlü, ne kadar zengin olursa olsun ölümden kurtulamayacaktır. Ölüm, Allah’ın kullarına boyun eğdirdiği bir ayettir.

Bu tehdit bütün insanlık için geçerlidir. Biz Allah azze ve celle’nin ortaya koymuş olduğu bu kanuna uymaya mecbur kullar olmasaydık, gelen ölüm meleğini geri çevirip ruhumuzu tekrar bedenimize koymayı başarmış olurduk. O an, bizim ölüm meleğini göreceğimiz zor bir an olacaktır. O melek bizim ruhumuzu almak için gelmiştir. Arkasından gelenler ya Rahmet melekleri olacaktır veya azap melekleri olacaktır. Bizden her birimiz, kendini böyle bir tehlikeli noktada hayal etsin. Kendini dünyaya söndürülmek için bekleyen bunun yalvarır bir halde düşünsün. Bir an için bile olsa yaptığı yanlışları düzeltmek için geri döndürülmek isterse… Ama ruhu alındı artık. Gasilhaneye götürülse sonra yıkanıp kefelense, sonra namazı kılınsa ve daracık bir çukurun içine konsa. Sonra da her gün kendisine: Ben solucanların eviyim, ben yalnızların eviyim, ben ıssız bir evim diye bağıran o çukurun üstünü toprakla kapatıp sonra bırakıp gidecek olsalar…

Her birimize bir hayal etsin, dünyada yaptıkları veya yapamadıkları bir film şeridi gibi gözlerinin önünden geçtikten sonra şöyle diyecek; Kaçırmış olduğum fırsatlardan dolayı yazıklar olsun bana, onca senelerime yazıklar olsun… keşke geleceğim için salih ameller hazırlasaydım.

Şimdi hayellerimizi tamamladık ve etrafına bakabilirsin. Hala daha fırsatımız var nefes alıyorsak, o gün gelmeden birşeyler yapmaya başlayabiliriz demektir. O günün karanlığının, aydınlığa, darlığının genişliğe dönüşmesini istiyorsak, bugün hazırlığımızı yapmalıyız.

Bir dahaki yazımızda devam edeceğiz İnşallah.

  • Velhamdulillahirrabilalemin –
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.