sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
8,4396
EURO
10,0747
ALTIN
492,32
BIST
1.393
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Açık
34°C
Ankara
34°C
Açık
Pazar Az Bulutlu
34°C
Pazartesi Az Bulutlu
34°C
Salı Sıcak
36°C
Çarşamba Sıcak
35°C

İLAH

İLAH
04.07.2021
0
A+
A-

Şükredenlerin hamd ettiği gibi bütün varlıkların yaratıcısı olan Allah(C.C.)’a hamd eder, hamd edenlerin şükrettiği gibi O’na şükrederiz. Salat ve Selam bütün alemlere Rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz Hz.Muhammed (S.a.v)’in üzerine olsun.

Şu fani imtihan alemine ilk insan ve ilk peygamber olarak gönderilen Hz Adem(a.s)’dan günümüze kadar bütün insanlığı en çok ilgilendiren husus şüphesiz ki din ve inanç mevzusu olmuştur.

İnsanlar yaratılış kanunlarının gereği bir şeye inanma ve tapma hissiyle zaman zaman kendilerine göre bir takım ilahlar uydurmuş, Hz Adem(a.s)’ın elçiliğinde gönderilen Tevhid dininden saparak batıl inanç ve hurafelerin ardına düşmüşlerdir. Böylece yaratılışlarındaki inanma ihtiyaçlarını ne yazık ki batıl ve yanlış yollardan gidermişlerdir.

Allah (C.C.)’ın gönderdiği Tevhid dininden sapan insanlar bu batıl inançlarında o kadar ileri gitmişlerdir ki bizzat elleriyle yaptıkları putları heykellere taparak secde ederek, saygı ve hürmette bulunarak onlardan meded beklemişler ayrıca onlara inanmadıkça veya saygı göstermedikçe o yalancı İlahların kendilerine zarar verecekleri endişesini taşımışlardır.

İşte o zaman dilimine kadar Cehalet ve putperestlik her yeri sarmıştı. Hz Adem (a.s’la başlayıp devam eden bu miras sonun da Hz. Muhammed (s.a.v) tarafından tekrar ortaya koyulunca büyük bir mücadele başlamıştı. Bu mücadelenin adı Tevhid ve şirk mücadelesidir.

Tek kişiyle başlayan bu mücadele, dava bir avuç insan tarafından desteklenecekti. Bu davanın sahibi olan sahabi bu zifir karanlık olan, ö dönemde nasıl olmuşta da putperestliği şirki bırakıp aydınlığa kavuşmuştu?

Araştırıp öğrendiğimiz de karşımıza çıkan tek gerçek varki onlar Rablerini tanımışlardı.

Hem Kainatın Rabbini hem de kendi Rablerini asıl sahiplerini bulmuşlardı. Sahte Rablerden sahte İlahlardan kurtulmuşlardu bu insanlar.

İlah neydi önce onu açalım;

İlah; Kendisine ibadet edilen, her şeyden çok sevilen tanzim ve tesbih edilen mutlak varlık.

Yada kulluk etme, birini koruma, himaye etme, hayranlık duyma, korkudan birine sığınma, üstün bir güç olağan üstü bir varlık karşısında aciz kalma gizlenme kulluk etme v.s gibi manalara gelir.

‘’Müminler o kimselerdir ki, Allah ve Rasulüne iman eden, iman ettikten sonrada şüpheye düşmeyen kimselerdir.’’

İmanını kainat üzerine Kur’an bir insan nasıl olurda sapabilir. Tekvini kanunla teşri kanuna boyun eğen bir insan nasıl hak yoldan ayrılabilir. İşte kim La İlahe İllallah derse cennet’e girecektir sözü burada karşımıza çıkıyor.

Yani Kim Allah’tan başka sahte ilahları redderse, ancak Allah var derse o cennete girecektir.

Yani Mücadele de safını belirleyip sabit kalanlar her şeye tevhid penceresinden de bakanlar…

‘’Gözünü aç! Halis din Allah’ındır. Onu bırakıpta kendilerine bir rakım dostlar (putlar, ilahlar) edinenler (derlerki;) Biz bunlara ancak bizi Allah’a daha fazla yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz. Şüphe yok ki Allah onlar arasında ihtilaf edegeldikleri şeyler hakkında da hükmünü verecektir.

Sahabi gözüne yani kalp gözünü açıp tek ilah olan Allah (c.c) boyun eğmişken müşrikler halen daha bir çok putçuklar ilahlar edinerek onlardan meded umuyor. Onlara sığınıp onlara yalvarıyor, onların rızalarını gözetiyorlardı.

Bugün kendi nefsimizle biraz başbaşa kalalım. Ne oldu da o zamanın köle zayıf halkası ümmetin içinden en hayırlı olarak çıkmıştı.

Hayatımız da şahid oluruz ‘Ya nasıl olurda şu yanımızdan hiç birşeyi yokken ayrılan insanlar nasıl güçlü ve önde olan kimselerden olabildi. İşte sahabiyle aramızdaki fark, onlar herşeyi Allah için Allah’ın rızasını gözeterek yaparken bizler yapmak için yaptık. Onlar Allah’ın dini yeryüzüne hakim olsun diye gerekirse hayatlarından vazgeçerken bizler en ufak şeyler için dahi karşılık bekledik.

‘’İnsanlar içinde Allah’tan başkasını (eş ve ortak) tutanlar vardır ki onlar (bunları) Allah’ı sever gibi severler. İman edenlerin ise Allah’a olan sevgileri daha güçlüdür. O zulmedenler azaba uğruyacakları zaman, Muhakkak bütün kuvvetin tümüyle Allah’ın olduğunu ve Allah’ın vereceği azabın gerçekten şiddetli olduğunu bir bilselerdi. (Bakara 165)

Böyle bir toplumda yaşarken ya Allah’ıo sever gibi haşa Allah’a karşı eş ve ortak tuttuklarımız olacak yada iman edenlerin safında olup öyle Allah’ı sevip itaat edenlerden olacağız.

Rabbim Tevhid dinini öğrenip sonra da yaşayanlardan eylesin bizleri İnşallah.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.