MENÜ

İKİ BAHÇE SAHİBİ İKİNCİ BÖLÜM

252 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
İKİ BAHÇE SAHİBİ İKİNCİ BÖLÜM

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

     Hamd o Allah’a(c.c.) ki O ne güzel yaratandır. Kudretiyle yarattıklarına şekil verendir. O’na yarattıkları sayısınca hamdu senalar olsun ki biz O’na hakkıyla hamd etmekten aciziz. Salat ve selam Mü’minlerin yegane önderi bu din için en çok çalışan ve yorulan son Nebi olan Hz. Muhammed(s.a.v)e onun aline ashabına ve onun yolundan giden tüm Mü’minlerin üzerine olsun inşallah.

‘Onlara iki adam örneğini ver’… ayetin başında geçen bu emir sadece Peygambere olmayıp Kuran’a bakan ve Allah’a çagrı ve başkalarını uyarma sorumluluğu taşıyan herkesedir.Kur’an daha çok kabul etmeleri için davetçinin dinleyenlere örnekler vermesini istemekte ve çağrının araçlarından biri olarak kıssaları kullanmasını söylemektedir.

İki bahçe sahibinden bahseden ayetlerde biri olumlu diğeri olumsuz iki defa zulme işaret edilmiştir. Birincisinde Kur’an iki bahçenin zulmetmediğini, yani ürünlerini eksiksiz verdiğini belirtmektedir. Her iki bahçe ürünlerini vermiş ve eksik birşey bırakmamıştır… Kur’an eksik bırakmayı zulüm kelimesiyle dile getirmiştir. İkinci kullanımda ise Kuran bahçe sahibinin zulmettiğini belirtir. ‘kendisine yazık ederek bahçesine girdi…’ Bizler okurken Kuran’ın bu anlatım şekline şaşırmaktayız.

Asmalar, hurma ağaçları ve ekinlerden oluşan bir bahçe adaletli davranarak zulmetmemiş ve meyvelerinden hiç bir şey esirgememiştir. Allah azze ve celle bitki toprak ve cansız varlıkların zulmetmediğini söylemektedir. Ama aklı ve ruhu olan duygu ve düşüncesi bulunan insan, hayatın da zalim olmuş, zalim olan bu insan zulmetmeyen bahçesine girmiş, büyük bir azgınlık ve şımarıklık ile meyveleri koparmıştır.

Mü’min komşusuyla ise bu konuda zıtlaşarak kibrini bir kez daha göstermişti,kıyametin asla kopmayacağını ve bu bahçelerinde yok olmayacağını söylemişti. Mü’min adamın cevabı ise gerçekten çok düşündürücüydü.

‘Karşılıklı konuşan arkadaşı ona hitaben dedi ki;sen seni topraktan, sonra nutfeden yaratan, daha sonra seni adam biçimine sokan Allah’ı inkar mı ettin? Fakat O Allah benim Rabbimdir ve ben Rabbime hiç bir şeyi ortak koşmam. Bağına girdiğinde Maşallah Kuvvet yalnız Allah’ındır deseydin ya! Eğer malca ve evlatça beni kendinden güçsüz görüyorsan şunu bil ki belki Rabbim bana, senin bağından daha iyisini verir, senin bağına ise gökten yıldırımlar gönderir de bağ kupkuru bir toprak haline gelir. Yahut bağının suyu dibe çekilirde bir daha onu arayıp bulamazsın.'(kehf-37-41)

      İşte iman müminin nefsinde bu şekilde coşar ve hemen ortaya çıkar. Artık Mü’min mal ve tayfaya aldırmaz zenginlik ve şımarıklığa yeltenmez.Haktan doğruluktan taviz vermez, bu konuda arkadaşa eşe dosta ayrılacıklı davranmaz. Mü’min mevki, makam, mal, mülk karşısında üstün bir konumda olduğunu yine yüce Allah’ın lütfunun büyük olduğunu o yüzden bu lütfa ümit bağlaması gerektiğinin bilincin de olur.Aynı şekilde yüce Allah’ın(c.c.) öc almasının korkunç olduğunu ve bunun da Allah'(c.c) ‘ı anmaktan gafil olan azgınlara isabet etmesinin pekte uzak olmadığını bilir.(seyyid kutup)

İşte şimdi diğer bir sahneye geçiyoruz ve bu kibirli büyüklük taslayan adamın nasıl birden başka karaktere büründüğünü ve Allah azze ve celle’nin azabının gecikmeden geldiğini göörüyoruz.

     ‘Derken onun serveti kuşatılıp yok edildi. Böylece bağı uğruna yaptığı masraflardan dolayı ellerini ovuşturup kaldı. Bağın çardakları yere çökmüştü. Ah diyordu, keşke ben Rabbime hiç bir şeyi ortak koşmamış olsaydım. Kendisine Allah’tan başka yardım edecek destekçileri olmadığı gibi kendi kendini de kurtaracak güçte değildi. İşte burada yardım ve dostluk, Hak olan Allah’a mahsustur. Mükafatı en iyi olan O, en güzel akıbeti veren yine O’dur.(kehf-42-44)

      Nefsine zulmeden bu adam bahçesindeyken birden gökyüzü kara bulutlarla kaplandı. Kuvvetli esen bir rüzgar ve çakan şimşeklerin ardından gökyüzünden bardaktan boşalırcasına yağmur yağdırıldı. Bahçesindeki ağaçları kökünden sökerek adeta fırlatıyordu. Adam ne yapacağını bilemeden bir oyana bir bu yana koşuyordu. Her tarafı çamur olmuş bir düşüyor bir kalkıyordu. Bu sahneyi hayal ederken dahi insanın içi ürperiyor doğrusu değil mi?

       Cebindeki parasıyla, altındaki arabasıyla, oturduğu eviyle yada evindeki eşyasıyla, kolundaki boynundaki ziynetleri ile övünen kibirlenen Rabbini ahiret gününü unutan insanoğlu işte sana güzel bir misal. Bu kibrine karşılık Allah azze ve celle azabını hiç geciktirmeden anında indiriyor.Aynı bu inkarcı dünya hayatına dalan adama yaptığı ğibi biranda bahçesi ekinleri yerle bir oluyor.Bahçenin helak olduğuna mı yanacak yoksa oraya yaptığı masrafa mı yanacak.

Malla mülkle övünen tekrar dirilmeyi inkar eden bu adam bir anda nasıl oldu da pişmanlık duydu hemen Rabbini hatırladı değil mi? ‘ah..diyordu keşke ben Rabbime hiçbir ortak koşmamış olsaydım…’

   Allah azze ve celle’ye onun dinine yönelmek için illa da başımıza bir musibet mi gelmesi gerekiyor.Başımızda zaten birçok hastalık, felaket, kötülük, batıl, bid’at, zulüm, şirk, vs. varken gayemimizi unutmuş başıboş bir hayat yaşarken daha neyin olmasını bekliyoruz.

Rabbimize yalvarmak için tövbe edip İslam’a sarılmak için ömrümüzden daha neleri kaybetmeliyiz. Başımıza gelen felaketler bizi Allah’a(c.c) daha mı çok yaklaştırıyor yoksa daha çok azgınlaşmamıza mı sebep oluyor.

Üç günlük dünya hayatı deyip te bin yıllıkmış gibi yaşayan bizler ne zaman ahireti dert etmeyi dünyalıklara dalmamayı öğreneceğiz. İslam’a davet edildiğimizde daha ne kadar evi, işi, çocukları bahane edeceğiz.

‘Mal ve evlatlar dünya hayatının süsüdürler. Kalıcı iyilikler ise Rabbi’nin katında sevap kazandırma bakımından daha yararlı ve umut kaynağı olmaya daha layıktırlar.(kehf-46)

   Allah azze ve celle’nin kendisine nimetler verdiği bu adam rüzğar hızını kesip felaket bittiği zaman pişmanlık içinde kala kaldı. Mü’min komşusu yanına gitti ve şöyle dedi: ‘Tek ve Hak olan Allah’a artık iman ettin değil mi? İşte bunun içindir ki ey komşum koruyucu ve destekleyici güç tamamen Allah’a(c.c.)aittir. Ne mutlu hem dünya da, hem de ahirette Mü’min olana!.. Kafir olana da yazıklar olsun…!

    Ve  bizde diyoruz ki karşısındakini uyarırken bile ben sana demiştim demeyen, hatasını başa kakmayan her cümlesi nasihat ve Hak olan Mü’minlere ne mutlu. Bu sözleri ancak islam ahlakıyla ahlaklanan kişiler söyleyebilir. Rabbim bizleri de onlardan eylesin inşallh. AMİN

velhamdulillahirabbilalemin

RAVZA ÖNDERTüm Yazıları
Yorum Yaz