sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
18,8053
EURO
20,4336
ALTIN
1.164,91
BIST
5.191,83
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Çok Bulutlu
7°C
Ankara
7°C
Çok Bulutlu
Pazar Çok Bulutlu
4°C
Pazartesi Hafif Kar Yağışlı
3°C
Salı Çok Bulutlu
3°C
Çarşamba Açık
4°C

İBNÜ’L CEVZİ (RH.A)

İBNÜ’L CEVZİ (RH.A)
14.01.2023
0
A+
A-

Hamd alemleri isteğine göre emsalsiz yaratan hiç bir varlığa ihtiyaç duymayan Allah’a (c.c) selat ve selam son resul ve insanlığın kurtuluş reçetesi olan Hz. Muhammed (sav)’e ve selam O’nun aline ,ashabına ve bu İslami hayatı dert edinen tüm Müslümanlara olsun.

Abdurrahman İbni Cevzi, İslam’a davetin ve ıslahın bir başka örnek kişisidir. O, devrinin emsalsiz bir müfessiri, muhaddisi, tarihçisi, ilmi tenkitçisi, kitap yazarı ve hatibi idi. Bu konulardan her birinde onun büyük kitapları ve ilmi şaheserleri vardır.

  1. 508 yılında Bağdat’ta doğdu. Bir bakıma Abdülkadir Geylani’den 27 yaş küçüktür. Daha küçük yaşta iken baba gölgesi başından kalktı. Okuma çağına gelince annesi onu meşhur hadis alimi İbn Nasır’ın mescidine getirip bıraktı. Ondan hadis dinledi. Kur’anı Kerim’i ezberledi. Tecvit de maharet elde etti. Hadis üstatlarımdan hadis dinledi, not etti. Büyük bir azimle, kendim vererek, bin bir zorluk içinde ilim tahsil etti. Oğluna kendi hayatından bahsederken şöyle der:

“Çok iyi hatırlıyorum; altı yaşında mektebe gitmiş­tim. Yaşlı talebeler benimle birlikte ders okuyorlardı. Caddede, sokaklarda oynadığımı veya kahkaha ile gül­düğümü hatırlamıyorum. Yedi yaşında camii kebirin önündeki meydana gider gelirdim. Orada bir soytarının veya meddahın gösterilerini seyretmek için dikilip bek­leme yerine hadis alimlerinin derslerini dinlemeye gi­derdim. Onların hadis ve siyerle (Hz. Peygamberin ha­yatı ile) ilgili anlattıklarını daha o anda duyarak ezber­lerdim. Sonra eve geldiğimde onları yazardım. Diğer çocuklar Dicle kenarında oyun oynarlardı da ben bir ki­tap yaprağı alır, ayrı bir yere çeker gider onu okuyup öğrenmeye çalışırdım.

Şaşkınlığınızı gizli yemiyorsunuz değil mi çok küçük yaşta ortaya koyulmuş bir tavır nereden değerlendirirseniz değerlendirin o bir çocuk eğlenceye nasıl hayır diye bilir, fakat iletişim kurup bir çok şeyden daha fazla eylendiği bir aktivitesi var ki kitap okumak ilim tahsil etmek bunda ki müthiş zevki fark etmiş ve nefsine o yaşına rağmen hayır diye biliyor peki bu kadar yaşanmışlığa ve tecrübe ye rağmen bizdeki bu dünyanın zevklerine aldanıp da daha hayırlı olanı geçici zevklere tercih etmek de nedir. Onda ilmin insanın hangi yaşta olura olsun aklı nasıl harekete geçirdiğine şahit oluyoruz.

Hocalarımın dersine yetişmek için o kadar acele ederdim ki, koşmaktan dolayı nefesim daralırdı. Sabah, akşam böyle geçer, yiyecek temin etmeye vaktim olmazda. Ama Allah Teala’ya şükür olsun ki beni kulla­rına minnet etmekten korudu.

Hadis dinleme ve yazmada o kadar uğraştı, kendi eli ile hadis rivayetlerini o kadar çok yazdı ki, bazı ta­rihçilerin anlattıklarına göre, ölümü sırasında cenaze suyunu hadis yazmak için yonttuğu kalemlerin biriken talaşı ile ısıtmalarını vasiyet etti. Hatta o kadar fazlay­dı ki, su ısındı da arttı bile

Okuma zevki ve araştırma hırsı ta çocukluğundan beri gelişmişti. Bağdat muazzam kitap hazineleri ve geniş kütüphanelerle doluydu. İbni Cevzi’nin en çok sevdiği iş kitap okumak, onların verdiği bilgileri incelemek idi. Onun bu araştırmaları belirli bir ilim koluna veya bir tek konuya özgü değildi. O her konunun kita­bını okuyordu da içi doymuyordu, hırsı kanmıyordu. Duygu ve düşüncelerini içeren bir not defteri gibi olan Sayd el’Hatır isimli kitabında bakın bunu nasıl anlatıyor:

“Ben kendi halimi arz ediyorum. Benim mizacım kitapları okumak, incelemekle bir türlü doymuyor. Yeni bir kitap görünce sanki bir define bulmuş gibi oluyorum. Yirmi bin kitabı okuduğumu söylesem pek çok zannedilecek. Bu ise talebelik zamanıma ait okuduğum kitapların sayısıdır. Ben bu kitapları okumakla selefin (İslam’ın ilk döneminin) durumunu, ahlakım, onların üstün azmini, ezber (hafıza) gücünü, ibadet zevkini ve bulunmaz bir takım bilgileri öğrendim ki, o kitapları okumadan başka türlü öğrenemezdim. İşte bu bilgileri elde ettikten sonra, kendi devrimin insanlarının seviyesinin düşük olduğunu anladım ve şimdiki talebelerin azminin zayıflığını gördüm. ”

Bunları duyduktan sonra nasıl olurda kitap okumak için vaktimiz yok meşguliyetlerimiz fazla diye biliriz bu duyduklarımız bizi harekete geçirmeli o günkü talebelerin azmi o seviyelerdeyse pek ala biz hangi seviyedeyiz, başarının sırlarını bütün çıplaklığıyla bizlere anlatıyor artık daha istikrarlı bir sürecin içerisine girmekten başka çaremiz yok ve şunu unutmamalıyız ki ilimsiz geçen her süreç bizi cehalete ve eriyen sermayenin karşısına geçip izlemeye sevk ediyor Rabbimiz bu mübarek insanlardan nasihat alan kullarından eylesin.

ALLAH(c.c) hakkı hak bilip hakka sarılan, batılı batıl bilip batıldan içtinap eden kulların dan eylesin.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.