MENÜ

İbni Semmak (Rh.A)

97 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
İbni Semmak (Rh.A)

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

Zamanının imamı, insanların makbûlü, güzel hikmetli söz ve beyan sahibidir. İsmi, Muhammed bin Semmâk el-Kûfî, künyesi Ebü’l-Abbâs’dır. İbni Semmâk diye meşhûr olmuştur. Çok ibâdet eden ve zâhid (dünyâya kıymet vermeyen) bir insandı. Sözleri ve va’zlarının çoğu toplanmışlar. Ayrıca Hişâm bin Urve, A’meş ve bir kısım hadîs âlimlerinden hadîs dinlemiştir. Ahmed bin Hanbel ve zamanındaki bir çok hadîs âlimi kendisinden rivâyette bulundu. Hârûn Reşîd zamanında Bağdâd’a geldi. Orada bir müddet kaldı. Sonra Kûfe’ye döndü. Kûfe’de 183 (m. 799) yılında vefât etti. Vefât etmeden önce “Allahü teâlâya itaat etmediğin zaman (azâbından) kork. O’na isyan etmedikçe de (rahmetini) bekle” buyurdu. İbni Semmâk’tır. Çok tevâzu sahibi olup, kendini herkesten aşağı görürdü. “Tevâzuun en üstünü, kendini hiç kimseden üstün görmemektir.” buyururdu.

Bir defasında vâ’zında: “İçinizde nice Allahü teâlâyı hatırlatan kimseler vardır ki, kendileri Allahü teâlâyı unutmuşlardır. Yine öyleleri vardır ki, Allahü teâlânın yasak, haram kıldığı şeylere karşı cüretkâr oldukları halde (ya’nî haram işledikleri halde) başkalarını Allahü teâlâya yaklaştırmaya çalışırlar. Yine sizden öyleleri vardır ki, kendileri Allahü teâlâdan kaçtıkları halde, insanları Allahü teâlâya çağırırlar” diyerek, ilmiyle âmil olmayan, bildikleriyle amel etmeyen ve böylece gaflet içinde kalan kimselerin hâlini dile getirmiştir. Yine “Amelsiz ilim peşinde koşanın misâli şeytandır.

Buyurdu ki: “Allahü teâlânın emirlerine itaat etmenin faydaları, sadece yüzleri nûrlandırıp güzelleştirmek, kalblere sevgisini yerleştirmek, vücûd a’zâlarını kuvvetlendirmek, nefse emniyet bahşetmek ve insanlara karşı şehâdetinin kabûlüne vesîle olmak gibi faydalardan ibâret bile olsa; günahlardan el çekip Allahü teâlâya yönelmek için yine kâfi gelirdi. Günahlar ise yüzü çirkinleştirmek, kalbleri karartmak, la’netle anılmaya sebep olmak, nefsin kendine güvenini arttırmak ve şehâdetin (şahitliğin) düşmesi… gibi zararlardan başka zararı olmasa bile, kişiye yeter de artar bile.

Allahü teâlâ; her itaat eden kuluna itaatin sevincini, her isyan edene de isyanın hüznünü tatmaları için çabucak alâmetler verir.”

Buyurdu ki: “Bize göre insanlar üç kısımdırlar; a) Zâhidler (dünyâya ehemmiyet vermiyenler), b) Dünyâya rağbet edenler, c) Sabredenler. Zâhidler dünyâdan kendilerine bir şey verildiği zaman sevinmezler, kaybettikleri bir şey için de üzülmezler. Sabredenler de iki kısımdırlar. Zâhirde (dış görünüşünde) zâhid gibi olanlar ve hakiki sabredici olanlar. Zâhidlere benzeyenler zâhid değildirler. Dünyâya rağbet edenler, oyun, eğlence ve ne yaptıklarının farkında olmadan yaşayıp giderler.”

“Akıllı kimselerin arzusu, düşüncesi, Cehennemden kurtulmak ve haramlardan kaçmaktır. Ahmak olanın arzusu, oyun ve eğlencedir” ve “Ölüm meleği yastığının dibinde durduğu halde uyuyana, (gaflette olan kimseye) çok şaşılır” sözleriyle âhıreti unutup gaflette olan insanlara duyduğu hayreti bildirmiştir. Her şeyden evvel farzları yapıp haramlardan ve şüpheli olan şeylerden sakınmayı söyler, nafilelerle uğraşılacak zaman olmadığını bildirir: “Zarurî din bilgilerini alıp, fuzûli, yani faidesiz şeyleri terk etmek, akıl sahiplerinin işidir” buyurdu. Kendisi dünyâya kıymet vermez ve herkesin haram olan dünyâ lezzetlerini terk etmesini isterdi.

İbni Semmâk (Rah) her yerde, herkese Allahü teâlâyı hatırlatırdı. Pazara girdiği zaman: “Ey pazardakiler pazarınızda kesad (durgunluk), iyilerinizde hased, alış verişlerinizde fesâd (İslâmiyete uygunsuzluk) var. O halde nefslerinizi gaflet uykusundan uyandırınız” sözleriyle herkese âhıreti hatırlatır ve Allahü teâlânın emirlerine itaat etmeyi, hile yapmamayı tavsiye ederdi.

Söylenilen söze çok dikkat edilmesini herkese söylerdi ve “Sen, duyduğunu başkalarına söyleyenden daha çok, gizler görünenden kork. Çünkü böyle olan kimseye, insanlar yalan yakıştıramazlar daha çok inanırlar. Sizden biriniz ba’zan kendisine itimâd eden birine bir söz söyler. O da onu yayar, bu yüzden ülkeler harâb olur” buyurarak gıybet edilmemesini ve az konuşmayı, sırrını hiç kimseye söylememeyi tavsiye ederdi.

“Buyurdu ki, “Herkesin muhtaç olduğu kıyâmet günü için hazırlanan, ölüm gelmeden evvel ölüme hazırlanıp; önceden bir şeyler gönderen, gençliği ve kuvveti kendisini aldatmayıp arzusuna koşan (Allahü teâlânın emrine sarılan) gençlere müjdeler olsun.”

Buyurdu ki: “İnsanlar üç kısımdır: Birincileri, günahkârlar sınıfı olup, günahlarına tövbe edip bir daha günahlara dönmek, istemeyenlerdir. Bunlar iyidir. Makbûldür. İkincileri, Günah işlerler sonra tekrar tekrar günah işlerler, sonra üzülürler, sonra yine günah işlerler, sonra da ağlarlar. Bunların kurtulması umulur. Fakat helak da olabilirler. Üçüncüleri, günah işlerlerken pişman olmazlar, pişman olurlar üzülmezler ve yine günah işlerler ağlamazlar. Bunlar Cennet yolundan Cehennem yoluna sapmış olanlardır.”

İbni Semmâk, Abbasî halifelerinden birinin huzûruna girdi. Halife bu sırada bardak ile su içiyordu. Halife, İbni Semmâk’a: “Bana nasîhat et” dedi. İbni Semmâk, “Susuzluktan ölecek bir halde olsan ve seni ölümden kurtaracak suyu bütün servetin karşılığında verecek olsalar ne yapardın?” diye sordu. Halife: “Bütün servetimi verir suyu alırdım” deyince İbni Semmâk, “O halde, bir bardak su kadar kıymeti olan servetinle ne diye öğünüp duruyorsun?”

Kendisinden nasîhat isteyen bir kimseye: “Gizli hâlinde sırdaşın, açık hâllerinde koruyucun, gece ve gündüz her hâlinde seni gören ve bilen Allahü teâlâyı her an kalbinde bulundur. (Onu bir ân unutma ve) O’nu çok sev. Mülk ve saltanat O’nundur. Onun mülkünden çıkamazsın. O halde O’ndan korkun ve sakınman çok olsun. Biliniz ki akıllı olan kimsenin günah işlemesi, ahmak kimsenin günah işlemesinden, âlimin günah işlemesi fasıkın günah işlemesinden, zenginin günah işlemesi fakîrin günah işlemesinden çok daha fenâdır. Delinen bir kapta balın durmadığı gibi, delik olan (Allahü teâlâdan başkasına bağlanan) kalbte de hikmet durmaz” buyurmuştur.

Yine “İnsan günahlardan sakındığı kadar, Allahü teâlâyı tanır” buyurarak Allahü teâlâyı tanıyan kimsenin günah işlemeyeceğini bildirmiştir.

İbn-i Semmâk, A’meş’den, O da Süfyân-ı Sevrî’den, O da Abdullah bin Mes’ûd’dan Resûlullahın ( aleyhisselâm ) şöyle buyurduğunu rivâyet etmişlerdir: “Hiç bir kul yoktur ki, atmış olduğu her adımdan ve onun lezzetlerinden hesaba çekilmiş olmasın.”
“Rabbim öğütleri kulak veren ve gereğince amel eden samimi kullarından eylesin İNŞAALLAH Elhamdulilllahi Rabbil Alemin”

 

Selam ve dua ile   اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ
1) Hilyet-ül-evliyâ cild-8, sh. 203 2) Tabakât-ül-kübrâ cild-1, sh. 61 3) Risâle-i Kuşeyrî

Eymen GÜÇLÜTüm Yazıları
Yorum Yaz