sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
18,8053
EURO
20,4336
ALTIN
1.164,91
BIST
5.191,83
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Çok Bulutlu
7°C
Ankara
7°C
Çok Bulutlu
Pazar Çok Bulutlu
4°C
Pazartesi Hafif Kar Yağışlı
3°C
Salı Çok Bulutlu
3°C
Çarşamba Açık
4°C

HZ. ÖMER’İN (R.A) HİCRETİ

HZ. ÖMER’İN (R.A) HİCRETİ
04.11.2022
0
A+
A-

Hamd âlemleri yokluktan varlığa çıkaran, yaratmış olduğu mahlukatın bütün ihtiyacını karşılayan, bizleri yeryüzüne imtihan etmek gayesiyle gönderen ve gizli açık her şeyi en ince ayrıntısına kadar bilen ve biz kullarına sayısız nimetler bahşeden vermiş olduğu nimetlerden de hesaba çekecek olan ALLAH (c.c.)’a.

       Salat ve selam son resul, kılavuz-u ekber, yaşayan kur-an, kendisine tabi olunmadıkça cennetin hayalden öteye geçmeyeceği, müminler için yegane örnek ve önder olan Hz. Muhammed (s.a.v.)’ e, onun ev halkına, ashabına ve ALLAH (c.c.)’ın tüm mümin kullarının üzerine olsun.

 Hz. Ömer (R.a.) iman ettikten sonra diğer sahabeler gibi eğitimini Hz. Peygamber (s.a.v.)’den ALLAH (c.c.) tarafından indirilmiş olan kur-an ile eğitimini alıyordu. Bu ALLAH (c.c.)’ın tüm kulları için belirlemiş olduğu metod idi. Kur’an’ı kerim bu konuda tek kaynaktı. Rasulullah (s.a.v.) inançların besleneceği kaynağın tek olması konusunda oldukça titiz davranıyor ve bunun kur-an olması yolunda bütün çabasını sarf ediyordu. Müslüman ferdin, ailenin ve Müslüman cemaatin üzerinde eğitileceği tek merkezi düşüncenin kur-an olmasına dikkat ediyordu. Hz. Ömer (r.a)’ın işittiği ayetler onun İslami şahsiyetinin oluşması yolunda direkt olarak etkisini gösteriyordu. Bu ayetler onun kalbini temizlemiş, nefsini arındırmış, ruhunu harekete geçirmiş, değer, düşünce, hedef ve gidişatıyla onu yepyeni bir insan yapmıştı.

Hz. Ömer (r.a) ibadet edilecek ilahın kim olması gerektiğini Kur’an’ı Kerim vasıtasıyla öğrenmişti. Rasulullah (s.a.v.)’ın bildirdiği hakikatler onların kalplerini etkiliyor ve ayetler kalplerine işliyordu. Rasulullah (s.a.v.) ashabını rablerini tanıma ve onun dini uğrunda samimi mücadele etme yolunda eğitiyordu. Ancak böyle olursa fıtratlar sadık, tutulan yol sırat-ı müstakim olur, tam bir tasdik ve kesin bir iman ortaya çıkardı. İşte bu sebepten Hz. Ömer (r.a)’ın ALLAH (c.c.), kâinat, hayat, cennet, cehennem, kaza ve kader, insan ve şeytan arasındaki mücadelenin tasavvurunu tamamen Kur’an’i bir çizgiden ve Rasulullah (s.a.v.)’in yönlendirmesiyle olmuştu.

Mekke’nin o müşrik toplumunda hem kendilerini eğitiyor, hem de o müşriklerin baskı ve işkencelerine göğüs geriyorlardı. Fakat müşrikler işkence ve zorlamalarını iyice artırdıklarından dolayı sahabe Peygamber (s.a.v.)’in yanına giderek hicret için izin istiyorlar.

Allah Resulü, Allah’ın izni ile Müslümanlara Medine yollarını işaret etti ve şöyle buyurdu:

“Bundan böyle sizin hicret edeceğiniz şehrin, iki kara taşlık arasında hurmalık bir yer olduğu bana gösterildi.” (Buhârî, Kefâlet, 4)

Bundan sonra Müslümanlar, müşriklere hissettirmeden hazırlandılar, birbirlerine yardım ederek gizlice hicret etmeye başladılar.

Muhacirler, bunun için mal-mülk, akraba, neleri varsa Mekke’de bırakıyorlardı. Kimi gizli, kimi açıktan açığa Medine yollarına koyuluyordu.

Hazret-i Ali (r.a.) der ki:

“Muhacirler den hiç kimse bilmiyorum ki, gizli olarak hicret etmiş olmasın. Ömer bin Hattâb bundan müstesnadır. O hicret edeceği zaman kılıcını kuşandı, yayını omzuna astı, oklarını ve mızrağını eline aldı ve Kâbe’ye gitti. Kureyş müşriklerinin ileri gelenleri, o sırada Kâbe’nin yanında bulunuyorlardı. Ömer (r.a.) Kâbe’yi yedi defa tavaf ettikten sonra onların yanına vardı ve şimdiden gelecekteki zaferlerin ilk hamlesini gösterircesine müşriklere haykırdı:

«–İşte ben de Medine’ye gidiyorum! Anasını ağlatmak, hanımını dul, çocuklarını yetim bırakmak isteyenler arkama düşsün, şu vâdinin arkasında karşıma çıksın!»

Ancak hiç kimse O’nun ardına düşüp tâkib edemedi.” (İbn-i Esîr, Üsdü’l-Gâbe, IV, 152-153)

Sahabenin hepsinin gizli çıktığı bu yolculuğa Hz. Ömer (r.a) açık bir şekilde çıkmıştır. O kendisi zalim olan topluluktan çekinmemiş ve herkese meydan okuyarak hicret yolunu tutmuştur. Müslümanların hicreti bir kaçış değil ibadettir.

Birde hicretini Hz. Ömer (r.a.)’ın kendisinden dinleyelim.

Medine’ye hicret için benu gıfar mevkiinde serif vadisinin üst tarafında ağaçlar altında Ayyaş b. Ebi. Rebia. Ve Hişam b.As b. Vail es-Sehmi’yle buluşacağımıza dair şunları konuştuk;

Hangimiz bu işten alıkonursa diğerimiz arkadaşıyla burada buluşacak. Ben ve Ayyaş ağaçların altında buluştuk. Fakat Hişam’a engel olmuşlardı. Medine’ye vardığımızda Kuba’da Amr b. Avfoğullarına misafir olduk. Ebu cehil b. Hişam ve Haris b. Hişam kalkıp Medine’ye Ayyaş’ın yanına gelmişlerdi.

Ayyaş b. Ebi Rebia, Ebu Cehil’in hem amcasının oğlu hem de bir anneden doğma kardeşiydi.

Ayyaş b. Ebi Rebia’nın Hz. Ömer’le birlikte Yesrib’e (Medine’ye) hicret etmesi Ebu Cehil Amr b. Hişam ile kardeşi Haris b. Hişam’ın çok ağırlarına gitti. Ayyaş b. Ebi Rebia’yı geri getirmek üzere arkasından gittiler.

Onu buldular ve:

 -Ey Ayyaş! Annen hastalanmıştır. Onu sen hastalandırdın.

      Vallahi annen seni görünceye kadar başına tarak değdirmemeye, yağ sürmemeye, gölge altına girmemeye, bir şey yiyip içmemeye yemin etti.

      Sen ona acı. Sen onun en sevgili oğlusun.

      Şu yeni girdiğin dininde anaya babaya saygı ve onlara iyilik etme vardır.

       Sen hiç durma hemen Mekke’ye dön. Annene bir şey olmadan hemen ona varıp kavuş. Yesrib’te (Medine’de) Rabbine ibadet ettiğin gibi Mekke’de de Rabbine ibadet et dediler. Onu tatlı ve güzel sözlerle kandırmaya çalıştılar.

Bunu fark eden Hz. Ömer:

      -Ey Ayyaş! Vallahi kavmin sen aldatmak, dininden döndürmek istiyordur.

      Sen onlardan kork ve şu dediklerini yapma.

      Vallahi annen bitten rahatsız olacak olursa muhakkak başını tarar. Mekke’nin sıcağı kendisinin üzerinde şiddetlenecek olursa muhakkak gölgelenmek ister dedi.

Fakat Ayyaş b. Rebia onun bu ikazına aldırış etmedi:

 -Ey Hattab’ın oğlu! Ben annemin yemini yerine getireceğim. Hem benim orada kalmış biraz malım var. Gider onu da alır sonra geri dönerim dedi.

Bunun üzerine Hz. Ömer:

 -Ey Ayyaş! Vallahi sende bilirsin ki ben Kureyşîlerin malı en çok olan kişilerinde biriyim. Malımın yarısı senin olsun. Tek onlarla gitme dedi.

Fakat Ayyaş b. Ebi Rebia onun bunu teklifine de yanaşmadı.

-Ben kardeşlerimle Mekke’ye annemin yanına gideceğim dedi.

Bunun üzerine Hz. Ömer:

-Ey Ayyaş! Gördüğüm kadarıyla yapmak istediğin şeyi yapacak sana yapılan uyarıyı dinlemeyeceksin.

      Bari bu devemi al. Sen gideceğin yere onunla git. O soylu ve uysal bir devedir. Sen varacağın yere kadar daima onun sırtında bulun. Kavminden şüphelenirsen onunla kaç kurtul dedi.

Ayyaş b. Ebi Rebia Hz. Ömer’in verdiği deveye binip yola çıktılar.

Yolun bir kısmında bulundukları sırada Ebu Cehil ona:

 -Ey kardeşim! Vallah bu deve artık beni taşıyamıyordur. Senin deven ise genç, güçlü kuvvetli soy bir devedir. Sen beni şu devenin üzerine, terkine alamaz mısın? Diye sordu.

Ayyaş b. Ebi Rebia’da:

      -Olur dediğini yapayım deyip devesini çöktürdü. Devesinden indiği zaman üzerine çullanıp onu yakaladılar. Sımsıkı bağlayıp Mekke’ye götürdüler.

Gündüz vakti Mekke’ye girdiklerinde:

-Ey Mekkeliler! Bizim şu beyinsizimize yaptığımız gibi sizde kendi beyinsizlerinizi böyle yapınız dediler.

Ayyaş b. Ebi Rebia’yı önce hapsettiler. Ardında yüz sopa vurdular. Uzun seneler sonra tekrar Ayyaş b. Ebi Rebia ve Hişam b. As. Müşriklerin elinden kurtarılmıştır.

Dikkat edecek olursak Hz. Ömer (r.a.) kardeşinin onların kurduğu tuzaklara düşmemesi için kendisine nasihat ediyor, malının yarısını vereceğini söylüyor fakat o an kararını veren Ayyaş b.Ebi Rebia ya engel olamıyor. Yine de kızmıyor nasihatimi almadın ne halin varsa gör de demiyor. Hatta kendi devesinin uysal yolculuğunda ona yardımcı olacak diye ona veriyor ve tuzaklarına karşı uyarıyor. Bütün bunları Hz. Ömer (r.a.)’ın kardeşine olan sevgisinden yapmış olduğu aşikârdır değil mi?

Hz. Ömer r.a. kur-an’ın eğitiminden geçtiğinden dolayı hiçbir müşrik ya da kitap ehlinin yada bir kafirin müminlere dost olmayacağını, onun hayrını gözetmeyeceğini biliyordu.  Çünkü o biliyordu ki  “Ancak müminler kardeştir.” İman bağı kardeşliği, nesep bağından kardeşliğinden daha da ötededir. Bunu ana bir kardeş olan Ebu cehil’in Ayyaş B. Ebi Rebia’ya yaptıklarında bariz görüyoruz. Sahabe ALLAH c.c. yolunda mücadele ederken daima birbirine yardımcı olmuştur.

İşte Ömer (r.a.) Medine’de! Rasulullah (s.a.v.)’e sadık bir yardımcı olmuştur.

DUALARIMIZIN SONU ALLAH (C.C.)’A HAMD ETMEKTİR.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.