sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
8,8689
EURO
10,4740
ALTIN
499,21
BIST
1.385
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Az Bulutlu
24°C
Ankara
24°C
Az Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
26°C
Salı Parçalı Bulutlu
24°C
Çarşamba Çok Bulutlu
23°C
Perşembe Çok Bulutlu
22°C

HZ. MUHAMMED (S.A.V)’İN KIZI HZ. ÜMMÜ GÜLSÜM (R.ANHA)

HZ. MUHAMMED (S.A.V)’İN KIZI HZ. ÜMMÜ GÜLSÜM (R.ANHA)
25.12.2018
0
A+
A-

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

HZ. MUHAMMED (S.A.V)’İN KIZI HZ. ÜMMÜ GÜLSÜM (R.ANHA)

Hamd âlemleri yoktan var eden ve idare eden tek hüküm sahibi Allah (c.c)’ya mahsustur.

Salat müminlerin önderi olan Hz. Muhammed (s.a.v)’e, Selam ise müminlerin önderi olan Hz. Muhammed (s.a.v)’i takip etmek izinden gitmek için mücadele edenlere olsun. İnşallah.

Ümmü Gülsüm ablası Rukiye den 1 yıl sonra dünyaya geldi anne ve babası diğer kızların da olduğu gibi Onu da sevgiyle bağlarına bastılar annesi onu 7 gün emzirip sonra da süt anneye verdi Ümmü Gülsüm doğduğunda henüz Peygamber Efendimiz Risalet görevi almasına 6 yıl vardı 1 yıl sonra da Fatıma doğunca evde 4 kız kardeş olarak büyüdüler aile ortamları rahat ve Ferah de maddi yönden sıkıntı da yoktu manevi yönden ise tek Allah inancını benimseyen el-emin sıfatına layık görülen babanın et Tahire lakabı ile meşhur olan annenin kontrolünde terbiyesinde yetişiyorlardı.

6 yaşına kadar rahatlık ve bolluk içinde yaşayan Ümmü Gülsüm bundan sonra zorluklarla sıkıntılarla yüz yüze gelmeye başladı. Önce babasının olağanüstü hallerine şahit oldu bazı gariplikleri yaşandığını fark ediyordu öylesi bir zamanda ablası Zeynep evlendi ev işlerini öğrenmeye çalışan Ümmü Gülsüm ablası Rukiye ile beraber annesine yardım ediyordu. Ablası Zeynep’in teyzelerinin oğlu Ebul as ile evlenmesinin ardından amcaları Ebu lehep ve hanımı Ümmü Cemile kapılarına dayandılar onu ve ablası Rukiye oğulları Uteybe’ye istemeye gelmişlerdi Beklenmeyen bir ziyaretti Hz. Hatice hoşlanmamıştı. Efendimiz (s.a.v) istekli değildi. Ailedeki istişareden sonra akrabalık haklarını gözetmek adına Evet dediler. Uteybe’nin nişanlısı olan Ümmü Gülsüm yaşı küçük olduğu için Evliliği daha Sonraları bırakıldı. ilk vahiy nazil oldu İlk nur onların evinde Parladı ilk Müminler onların evinden çıktı Ümmü Gülsüm annesi ve kız kardeşiyle beraber şahadet getirip Rasulullah (s.a.v)’e iman ve biat etti. Vahiy Melek, Cebrail, risalet kavramlarıyla tanıştı. Tarifi imkânsız bir anı yaşıyordu.

Efendimiz (s.a.v) “Ey Hatice artık rahatlık yoktur” demesi ile onlar da başlayacak olan davet hareketinin temel taşı olmaya hazırlandılar üzerlerine düşen görevi yapma arzusu taşıyorlardı aile olarak bu yolun çileli ve zor Olduğunu biliyorlardı bu yüzden her türlü musibete hazırlıklıydılar. Allah Resulü ve Hz Hatice davet için Yollara düşünce ev işleri Rukiye ve Ümmü Gülsüm’e kalıyordu bu şekilde erken pişip çabuk olgunlaştılar. Resul’ün davetini ilk karşı çıkan daveti her yerde engellemeye çalışan İslam’ı kötüleyen efendimizin amcası Ebu Leheb oldu Peygamberimiz iki kızını onu çocuklarını nişanlanmışken Ebu lehep ne Akrabalık ne de hatır dinliyordu Ebu Leheb ve hanımı Müşriklerin kalplerini alevledikçe cehennemdeki alevlerinide arttırıyorlardı onlar ne bahtsız şerli akrabalardı. Zulümleri düşmanlıkları Asla bitecek gibi değildi. Ümmü Cemile Diken taşır efendimizin sakalına sürer bu şekilde eziyet eder ve onların düşmanlığı sonucu Tebbet Suresi nazil oldu. Surenin inişini duyan Ebu lehep ve hanımı efendimize can evinden vurulmak istediler organını çağırdılar

-onların kızının nişanı bozun dediler.

 Oğulları kabul etti. Rukiye’nin nişanlısı olan Utbe nişanı bozuk başkasıyla evlendi. Ümmü Gülsüm’ün nişanlısı Uteybe ise daha küstahça davrandı. Uteybe efendimizin Evine vardı Ümmü Gülsüm ve kardeşlerinin de şahit olduğu konuşmasında arsızca Efendimiz’e (s.a.v) şöyle dedi.

-Dinini de inkâr ediyorum, kızım de boşuyorum.

Bununla da kalmadı annesinin kışkırtmasıyla hareket eden Uteybe daha önceden amca dediği efendimizin yakalarını tutunmaya kalkıştı. Hatta gömleğini yırttıç. Yırtıcı bir hayvan gibi duygusuz ve sorumsuzca davranıyordu. Öfkelenen Efendimiz onu itti ve dilerim Allah’ın köpeklerinden bir köpek sana musallat olur deyip ona beddua etti Uteybe çekip giderken Ümmü Gülsüm’ün nefret dolu bakışlarla onun üstündeydi hayvanca biriyle nişanının bozulduğu için Allah’a şükretti.

Yaptığı yanlış ve çirkinlik onun yanına kalacak gibi değildi yapılan beddua onu tutacaktı. Nitekim Uteybe babasıyla beraber Ticaret kervanında Şam’a gidiyordu. Kervan zarka denilen yerde konakladı etrafta  Aslanlar dolaşıyordu. Uteybe ürktü. Zira edepsizliğin karşılığını alacağını biliyordu. Uteybe:

– Beni koruyun Vallahi Muhammed’in bedduası yerine gelecek o Aslan beni parçalayacak diyordu.

 Kervandakiler onu istifledikleri malların en üstüne yatırdılar. Ortalarına alıp uydular. Bu da onun için çağre olmayacaktı gece bastırıp kervandakilerin derin uykusu ağırlaşınca Aslan adamları koklaya koklaya ilerledi bir an fırlayıp yüksekte yatan Uteybe’yi bir çırpıda Paramparça etti. Kervandakilerin şaşkın bakışları arasında görevini yerine getirmiş bir kahraman gibi çekilip gitti. Cenab-ı Allah habibinin duasını kabul etmiş aslanı görevli olarak göndermiştir. Ümmü Gülsüm ve Rukiye saadetli evin hizmetini görüyorlardı. Ablası Rukiye Hz. Osman ile evlenince Evdeki işler ve zorluklar onun omuzlarına kaldı aldığı güzel ahlak ve Terbiye ile davet ve Risalet görevini yerine getiren Baba senin yorgunluğunu alıyor evde rahat olmasını sağlıyor sıkıntılarını gidermeye çalışıyordu. yaşlanan annesine Fatıma ile iş bırakmıyor. Davette ve tebliğ de annesine yardımcı oluyordu müşriklerin her türlü eziyetine karşı çelik gibi bir irade kazanmış ümidini kaybetmekten yorulmadan bıkmadan direniyordu zayıflık ve geri adım atma gibi özellikleri yoktu ondan ayrı olarak hiçbir zaman çok yoruldum çile çektik bu iş de mi bize mi kaldı Vazgeçelim biraz geri duralım şeklinde bir anlayışları olmadı Hep en ön safta yer aldılar İslam dini için, böylece bir sonraki nesillere örnek oldular.

Bizler de ön saflardayız! Giyim de kuşamda gezmede harcamada eşyada hep en önde ilk saflarda olmak için mücadelemiz. Maalesef ki zamanın Rukiye’leri, Gülsüm’leri, Ayşe’leri, Fatıma’ları dünyalık her yarışta her daim hep önde olmak için mücadele ediyoruz. Hakkınızı helal edin asrı Saadet’in yıldızları ama bizler sizleri takip edip örnek almıyoruz. Sizden müşriklerin eziyetlerine çelik gibi bir irade ile direnirken bizler bizi Hakka davet edenlere tek Yüce olan Allah azze ve celleye kulluğa  çağıranlara direniyoruz.

Sizler Allah’ın dini için canınızı feda edecek kadar samimiyken bizler bir günümüzü değil bir saatimizi ayıramayacak kadar samimiyiz.

Sizler tek rabbiniz olan Allah (c.c) Razı etmek için mücadele ediyorken Bizler kullarını Razı etmek hoşnutluğunu beğenisini kazanmak için mücadele ediyoruz.

Sizler çocuklarınızı İslami neferi olarak yetiştirmek için mücadele ediyorken. Bizler İzzet ve şereften yoksun izmlere neferler yetiştiriyoruz.

Bugün Müslümanlar Kimsesiz kalmış.

Din düşmanları her taraftan saldırıyor Muş.

Müslümanlık yok edilmeye çalışılıyormuş.

Kimin umurunda?

Müslüman olmak Müslümanca yaşamak da sonlar da olsak da bizler dünyalık nefsani her şeyde en önlerde ilk saftayız.

Boynumuza dolanan zincirleri bir fark edebilsek kırmak için mücadele ederdik belki ama gözleri kör, kulakları sağır olmuş, kalpler Kararmış Hakkı duymuyor göremiyor harekete geçemiyoruz şunu da unutmayalım ki “ harekete geçmeyenler boynundaki zincirleri fark edemezler.”

Ümmü Gülsüm ve ablası ambargo zamanında yaşadı. Müşrikler onları Şib’i talip denilen ıssız ve taşlık yere mahkûm etmişlerdi. Ablukaya alınmışlardı. Onlarla alışveriş yapan yoktu. Bütün ilişkiler kesilmişti. Büyükçe bir konakta kalan peygamber ailesi şimdi derme çatma bir barakada yaşamını sürdürüyordu. Hazin ve acıklı bir hal olarak gözükse de Allah (c.c) yolunda verilen mücadelede bu tabloda müthiş manevi Hazlar veriyordu. Hak için verilen mücadele Yolunda her şeyini Feda etmek buydu. Anneleri bütün sermayesini hiç Gözünü kırpmadan tereddüt etmeden İslam yolunda harcadı.

Canını vermeye de hazırdı. mücadele ruhu ile büyüyen Ümmü Gülsüm 16 yaşına bastı açlığı hastalığı susuzluğu sıkıntı adına her şeyi yaşadı kendini düşünecek zamanı olmadı. Annesi iyice yaşlanmış acılar çileler zorluklar onu bitkin düşürmüştü, hastaydı ve yataktaydı. Bedeni yorgun, annesinin göz kapakları da yorgun ve Argındı.

O halde dahi gülümsüyor çocuklarına babalarının yanında durmalarını söylüyordu.

Ümmü Gülsüm annesinin yanı başındaydı her taraftan soğuğun girdiği evde annesinin kollarını ovuyordu gözyaşı döküp ellerini öpüyordu takdir doldu, sinesine dayandıkları anneleri onlara veda edip gitti. Kızlar ağladı kolları yanlarına düştü gözyaşları damla damla düşerken babalarına sarılıyorlar.

Medine İslam devletinde meşakkat bitmiyordu. Buradaki mücadelede farklı şekilde cereyan ediyordu Müminler İslam ve Kuran ilmini tahsil ederken çevreden gelecek tehlikelere karşı canlarını vermeme uğrunda direniyorlardı. Onlardaki birlik ve beraberlik azim ve Sebat olmasaydı Arap kabileleri onları bir çırpıda boğabilirdi.

Medine’ye gelişleri daha 2. yılını doldurmamışken Bedir Savaşı gerçekleştiği sırada Ümmü Gülsüm ablası Rukiye’yi kaybetti. Kader birliği ettiği ablası için gözyaşı döktü ablasının yegâne yavrusu Abdullah’a bakmayı üstlendi yeğenine canı gibi bakıyor ona anne şefkatini gösteriyordu. Hz. Osman eşi Rukiye’nin vefatı sonrası çok üzgündü üzüntülü halleri aylarca devam etti. Hz. Ömer Yalnız kalan Hz. Osman’a kızı hafsayı teklif etti lakin Hz. Osman Kabule yanaşmadı. Hz. Ömer onun bu tavrını içerledi ve Rasule şikayet etti. Rasulullah (s.a.v):

– Ey Ömer hafsa Osman’dan hayırlısı ile Osman da hafsadan hayırlısı ile evlenecek, buyurdu.

 Peygamberimiz Hz. Ömer’den kızı hafsayı istedi ve kendine eş olarak aldı akrabalık bağlarının kesildiğini düşünen Hz. Osman da kızı Ümmü Gülsüm’ü nikâhlıdı. Gerekli hazırlıklar tamamlandı Hicret’in 3. yılında düğünleri yapıldı. Hz. Osman Ümmü Gülsüm ile evlenmekle Peygamber Efendimize ikici defa damat olma şerefine erdi. Ondan sonra ona “Zinnureyn/iki nur sahibi” unvanıyla anılır oldu.

Ümmü Gülsüm ile Hz. Osman arasında muhabbet sevgi ve şefkat vardı. Onlar birbirleriyle iyi anlaşır fazilette yarışırlardı. Evlerine uğrayan Rasulullah (s.a.v) kızına:

– Eşini nasıl buldun, diye sordu.

– O çok iyi bir eş, dedi.

 Allah Resûlü (s.a.v) kızına çok iyi davranmasını tavsiyede bulundu. Ve

-O, atan İbrahim’e ve babana en fazla benzeyen kişidir, Dedi.

Bu nedenle Ümmü Gülsüm Hz Osman’ı İnsanların en faziletlisi olarak bilip, ona öyle davranırdı. Ümmü Gülsüm’ün çocuğu yoktu ama ablasının biricik yadigârı Abdullah’ı bağrına basıyor onu öz çocuğu gibi seviyordu Abdullah Onun için güzel bir teselli kaynağıydı.

Hicri 4. yılda 6 yaşını henüz dolduran Abdullah’ı bir horoz gagaladı. Önemli bir yara olarak görünmezken zamanla yara mikrop kaptı ve yüzü yara bere içinde kaldı. Tedavi yapıldı ancak çok geçti iyice kötüleşen Abdullah teyzesini bırakıp annesine kavuştu. Küçük Abdullah için Allah Rasulu Ümmü Gülsüm ve Müminler gözyaşı döktü. Hz. Osman kendi elleriyle yavrusuna kabre indirmişti. O çokça gözyaşı döktü. Abdullah’ın ölümü Ümmü Gülsüm’ü çok çok üzdü. 27 yaşındayken bedenine bitkinlik çöktü yüzü soldu. Zayıflamış ve hastalanmıştı küçüklüğünden beri dert ve ızdırab içinde yetişti hasta yatağındayken İslam ordusu Tebük seferinde idi ne kocası ne de babası yanındaydı. Ordu’nun Medine’ye Geldiğini duyunca biraz kendine gelir gibi oldu. Morali yerine geldi ancak takati kalmamıştı mescide müminlere Hz Ümmü Gülsüm’ün vefat etmekte olduğu haberi verildi. Hz. Osman koştu eşinin yanına vardığında Ümmü Gülsüm Rabbine kavuşmuştu. Allah Rasulu ve sahabeler sonradan geldiler Efendimiz (s.a.v) kızının soğuk bedeni ile karşılaştığında şefkat dolu yüreği mahzun oldu gözyaşları aktı.

Kadınlar Ümmü Gülsüm’ü yıkarken efendimiz (s.a.v) kefeni tek tek kendi elleriyle uzatıyor nasıl kefenliyeceklerini tarif ediyordu.

Resulullah (s.a.v) kızının namazını kıldırdı ve onu da kızları Rukiye ile Zeynep’in yanına defnetti.

Rabbim kendisinden razı olur. İnşallah

Onlar da ki mücadele ruhunu muhabbeti ve sevgiyi bizlere de bahşetsin. İnşallah. (ÂMİN)

ELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.