sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
8,8689
EURO
10,4740
ALTIN
499,21
BIST
1.385
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Az Bulutlu
24°C
Ankara
24°C
Az Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
26°C
Salı Parçalı Bulutlu
24°C
Çarşamba Çok Bulutlu
23°C
Perşembe Çok Bulutlu
22°C

HZ. HÂLİD BİN SA’İD (R.A.)

HZ. HÂLİD BİN SA’İD (R.A.)
28.11.2018
0
A+
A-

 

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

 

HZ. HÂLİD BİN SA’İD (R.A.)

 

Hamd alemleri yoktan var edip ona bir nizam ve ölçü koyan Hennan ve Mennan sıfatlarıyla çokça ihsanda bulunan, el-Cebbar sıfatıyla bizleri düzeltmeye muktedir olan, bizlere nefes almayı ve vermeyi nasip eden,hidayetti bulmak ve hidayette kalmamız için bize müsaade eden alemlerin Rabbi ve Maliki olan ALLAH’a (CC),salat ve selam ruhların yaratılışlarına dönmesi ve bedenlerle Rahman’a kulluğa yönelmesi için hayatını bu yolda davasına adayan  Hz. Muhammed (SAV) Efendimize ve O’nu aline ve ashabına ve selam dünyayı elin tersiyle iten ve yaradılışının gereğini yapan kutlu dava adamlarına.

Ey örtüye bürünen;Kalk ve uyar.Rabbini da tekbir et.Elbiselerini temiz tut.Kötü şeylerden ise sakın.Çok görerek başa kakma.Rabbin için sabret.Müddesir(1-7)

Bu ilahi ferman gereği Resulullah efendimiz hakikate insanları çağırmaya başlamak için gerekli hazırlıklarını yaparak gizliden gizliye anlatıyordu. (İslamiyeti gizli olarak açıklamaya yeni bağlamıştı). Daha birkaç kişi Müslüman olmuştu. Bu sırada Hâlid bin Said bir rüya gördü. Rüyasında, Cehennemin kenarında dururken, babası gelip, kendisini oraya itip düşürmek istedi. Tam o sırada, Peygamberimiz belinden yakalayıp, Cehennemin içine düşmekten koruduğunu gördü.

Feryât ederek uyandı. Kendi kendine dedi ki:  Vallahi bu rüya gerçektir.

Dışarı çıkınca Hz. Ebû Bekir(RA) ile karşılaştı. O’na rüyasını anlattı. Hz. Ebû Bekir(RA) ona dedi ki:

Hakkında hayırlı olsun! Bu kimse, Allahu Teâlâ’nın Peygamberidir. Hemen git, O’na tâbi ol! Sen, O’na tâbi olacak, İslâm dinine girecek ve Onunla birlikte bulunacaksın. O da seni, rüyada gördüğün üzere Cehenneme girmekten koruyacaktır. Baban ise Cehennemde kalacaktır!

Hâlid bin Sa’îd, rüyasının etkisinden kurtulamamıştı. Vakit kaybetmeden hemen, Ecyâd denilen yerde bulunan Peygamber efendimizin yanına gitti. Onun huzuruna varıp dedi ki:

Yâ Muhammed(SAV)! Sen, insanları neye davet ediyorsun?

Peygamberimiz(SAV) cevaben şöyle buyurdu:

Ben, insanı, eşi ve benzeri olmayan tek Allah’a (CC) ve benim de O’nun kulu ve Peygamberi olduğuma inanmaya ve işitmeyen, görmeyen, hiçbir zarar ve fayda vermeyen, kendisine tapınanları da, tapınmayanları da bilinmeyen birtakım taş parçalarına tapınmaktan vazgeçmeye davet ediyorum.

Bunun üzerine, Hâlid bin Sa’îd hemen, “Ben de şehadet ederim ki, Allah’tan başka tapılacak ilâh yoktur ve yine şehadet ederim ki, Sen Allahu Teâlâ’nın Peygamberisin!” diyerek Müslüman oldu.

Onun Müslüman olması Peygamberimizi çok sevindirdi. Hanımı Ümeyye’ye de gelip İslâmiyeti anlattı. O da hemen severek Müslüman oldu.

Hz. Hâlid bin Sa’îd, kardeşlerinin de Müslüman olmaları için davette bulundu. Kardeşi Amr bin Sa’îd de, Müslüman olmuştu.

Ey Müslüman kardeşim peki ya bizler öğrendiklerimizi üslubuna uygun bir şekliyle ilk anda olduğu gibi devam ettiriyor muyuz ?Yada başımıza bir şeyler gelir korkusuyla kenara mı çekiliyoruz?  

Bakalım onlar nasıl davranıyormuş? İslâm düşmanı olan babası Ebû Uhayha, Hâlid bin Sa’îd’in Müslüman olduğunu öğrenip, Mekke’nin tenhâ bir yerinde namaz kıldığını haber alınca, çocuklarından Müslüman olmayanları gönderip onu huzuruna getirtti. Ona yeni girdiği dinden ayrılmasını söyledi. Azarlayıp dövmeye başladı. Sonra dedi ki;

Sen Muhammed’e mi tâbi oldun? Halbuki sen, Onun kavmine aykırı hareket ettiğini ve getirdiği şeyle onların putlarını ve geçmiş atalarını ayıpladığını görüyorsun!

Hâlid bin Sa’îd de dedi ki;

Allah’a yemin ederim ki, Muhammed Aleyhisselâm doğru söylüyor. Ona tâbi oldum. Ölürüm de onun dininden dönmem!

Bunun üzerine babası Ebû Uhayha’nın kızgınlığı daha çok arttı. Sopa, başında kırılıncaya kadar vurdu ve sonra bağırdı:

Ey zelil yaramaz oğlum! İstediğin yere git! Yemin olsun ki, sana ekmek vermeyeceğim!

Hz. Hâlid cevap verdi:

Sen benim nafakamı kesersen, Allahü Teâlâ da, elbette bana geçineceğim rızkımı ihsan eder.

Bunun üzerine, babası, Hz. Hâlid’i evinden çıkarttı ve diğer çocuklarına da dedi ki:

Eğer sizden biriniz, onunla konuşacak olursa, ona yapmadığım şeyi yaparım.

Sonra, Hz. Hâlid’i tutup evinin mahzenine hapsettirdi. Üç gün onu Mekke’nin sıcağında aç ve susuz bıraktırdı. Hz. Hâlid bin Sa’îd bir kolayını bulup, babasının elinden kurtuldu. Mekke’nin kenarında bir yerde gizlendi. Peygamberimizin yanından ayrılmadı.

Gördüğümüz ve bütün dünyanın da bildiği onlar sızlanmadan,korkmadan,kaçıp gitmeden olması gereken hal neyse onu sergilediler. Yaaa bizler acaba!

Mekkeli müşriklerin, Müslümanlara zulüm ve işkenceleri her gün artıyordu. Bitmek, tükenmek bilmeyen bu eziyetleri, dayanılmaz hâle gelince, Resûlullah efendimiz, Müslümanların Habeşistan’a hicret etmelerine izin verdi. Orada rahat edebileceklerdi.

Hâlid bin Sa’îd hanımı ile birlikte hicrete çıkacakları sırada, babası çok hastalandı. Yatağa düştü. Bu hâlinde bile, “Bu hastalığımdan kurtulup ayağa kalkarsam, Mekke’de bir tek kimse putlardan başkasına ibadet edemeyecektir” diyordu.

Hz. Hâlid, babasının, hak dine olan bu düşmanlığının sona ermesi için, “Ey Allahım! Onu yataktan kaldırma!” diye dua etti. Nitekim bu hastalıktan ayağa kalkamadan öldü.

Onlar için imandan sonra sevdikleri ve sevmediklerinin ölçüsü artık Allah (CC) içindir.Allah’ı sevenleri severler sevmeyenleri ise sevmezler.

Allah’a ve ahiret gününe iman eden bir kavmin; kendi babaları, oğulları, kardeşleri veya akrabaları da olsa Allah ve Peygamberine muhalefet eden kimselere sevgi beslediğini göremezsin. İşte onların kalbine Allah, iman yazmış ve katından bir ruh ile onları desteklemiştir. Onları altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır. Bunlar orada ebediyyen kalacaklardır. Allah; onlardan razı olmuştur, onlar da Allah’tan hoşnud olmuşlardır. İşte onlar; Allah’ın hizbidir. Dikkat edin; Allah’ın hizbi, felaha erenlerin kendileridir.(Mücadele 22) İlahi fermanda olduğu gibidir.

Habeşistan’a hicret için, ilk olarak Mekke’den çıkan Hâlid bin Sa’îd ve hanımı oldu. Kendisi ile beraber Kureyşli Müslümanlardan bir grup da Habeşistan’a hareket etti. On seneden fazla orada kaldı. Oğlu Sa’îd ve kızı Ümmü Hâlid orada doğup büyüdü.

Hz. Hâlid bin Sa’îd, kardeşi Hz. Amr bin Sa’îd ve Hz. Ca’fer bin Ebî Tâlib ile beraber, Habeşistan’dan Resûlullah’ın(SAV) yanına Medîne’ye geldi. Hicretin altıncı yılına rastlayan bu dönüşte, Hayber’in fethi gerçekleşmişti. Ganimetlerinden bir hisse de Hz. Hâlid’e ayrıldı.

Bundan sonra Hâlid bin Sa’îd önce Umretül-kazâya, sonra sırası ile Mekke’nin fethine, Huneyn harbine, Tâif ve Tebük seferlerine ve bunların yanında, bazı küçük seriyyelere iştirak etti. Fakat Bedir ve Uhud harblerine katılmadığı için çok üzgündü. Bu üzüntüsünü, bir ara Resulullah efendimize açıkladığında, Peygamberimiz(SAV) ona:

– Üzülecek bir durum yok! Başkaları bir hicret etti. Fakat siz, iki hicrete katılmış oldunuz, buyurarak, gönlünü aldı.

Hz. Hâlid bin Sa’îd, ilk Müslümanlardan olmak şerefinin yanında, Resûlullahın kâtiplik hizmetini de yapmıştır. Kızı Ümmü Hâlid de, Hz. Hadice, Hz. Ebû Bekir, Hz. Ali ve Hz. Zeyd bin Hârise ve Sa’d bin Ebî Vakkâs’tan sonra altıncı Müslüman olduğunu bildirmektedir.

Hz. Hâlid bin Sa’îd, Medîne-i Münevvereye döndükten sonra, Resûl-i Ekrem efendimiz yazışma ve mektuplaşma işlerini ona verdi. Eshâb-ı kirâmın içinde okuma-yazma bilenlerden biriydi. Mekke’de iken de bu işleri, o yürütürdü. O, yazılacak çeşitli mektupları yazar, gönderir ve yabancılarla yapılan görüşmeleri kaydeder ve buna benzer her türlü işleri yerine getirirdi. Resûlullah’ın(SAV) yazı işlerini o hallediyordu.

Hicretin dokuzuncu senesinde Tâif’te oturan Benî Sakif’ten gelen heyetle, Resulullah efendimiz arasındaki yazışma işlerini ve sulh antlaşmasını Hz. Hâlid bin Sa’îd kaleme almıştı.

Hz. Hâlid’in Müslümanlığı kabulünden ve Habeşistan’dan Medine’ye gelerek orada ikametinden sonra, onu zekât memuru, sonra da vali olarak tayin etti.

Hz. Hâlid(RA) Yemen’deki görevine, Resûlullah’ın vefatına kadar devam etti. Hz. Ebû Bekir’in halifeliğinin ilk yıllarında, İslâmiyetten ayrılan ve “Namaz kılarız, fakat zekât vermeyiz” diyenlerle yapılan muharebelere katılarak mürtedlerin, bozguncuların bastırılmasında vazîfe aldı.

Bu temizlik harekâtı tamamlandıktan sonra, İslâm ordusu Şam taraflarına sevk edildi. Bizans ile Yermük’te çetin savaşlar yapıldı. 46.000 kişilik İslâm ordusunun karşısında 240.000 kişilik Rum ordusu vardı. 100.000 düşman askeri öldürüldü. 3.000 Müslüman şehîd oldu.

Bu arada halife, Hz. Hâlid bin Sa’îd’e, ordunun bir kısmının kumandanlığını verdi. Askerlerin harbe hazırlanması ve ihtiyaçlarının giderilmesi ona aitti. Hz. Hâlid, yardımcı kuvvetlerin kumandanı olarak Filistin’de Remle şehrine yakın Ecnadeyn taraflarına gönderildi.

Yolda, askerleri arasında bazı ihtilaflar baş gösterdi. Tam bu sırada, Bizans kumandanı Mahân da, ordusu ile Hz. Hâlid’e karşı taarruza geçti.

Allah’a ve O’nun Rasûlüne itaat edin. Birbirinizle çekişmeyin. Sonra zaafa düşersiniz, rüzgârınız gider. Bir de sabredin. Şüphesiz Allah sabreden­lerle beraberdir.Enfal-46 Bu ilahi emir gereği ordusunu hemen toparladı ve Hz. Hâlid bu taarruzu geri püskürttü ve yardım istedi. İslâm ordusunun tamamı seferberlik hâlinde olduğundan, Hz. İkrime ve Hz.Hâlid bin Velîd derhal Hz. Hâlid’e yardıma geldiler.

Bizans ordusu üzerine tekrar hücum edildi ve Şam’a kadar sürüldü.Şam ile Vakusa arasında ordusunu düzenleyen Bizans kumandanı Mahân, Hz. Hâlid bin Sa’îd kumandasındaki İslâm ordusu üzerine tekrar saldırdı. Yapılan savaşta, Hz. Hâlid’in oğlu Sa’îd bin Hâlid şehîd oldu.

Tam bu sırada İkrime bin Ebû Cehil’in kuvvetleri yardıma geldi. Bizans komutanı Mahân kaçtı. Hâlid bin Sa’îd, ordusunu Zü’l-Merre’ye getirerek orada konakladılar. Ayrıca durumu, Medine’de bulunan halifeye bildirdi.

İslâm ordusu ile Bizans Rum ordusu arasında şiddetli çarpışmalar oldu. Bu muhârebelerde Müslüman kadınlar da harp etti. Başkumandan Hz. Hâlid bin Velîd ile bir kolun komutanı Hz. İkrime’nin şaşılacak kahramanlıkları görüldü. Hz. Hâlid bin Sa’îd de, büyük bir cesaret örneği göstererek kahramanca dövüştü. Ordunun diğer askerleri, onun bu hâlini görünce, kendilerine bir canlılık ve cesaret geldi.

Şam şehrinin alınmasında ve Fihl muharebesinde canını ortaya koyarak kahramanca çarpışan Hz. Hâlid bin Sa’îd, 635 yılında İslâm orduları ile birlikte Merc-i Safer denilen yere geldi. Ertesi gün, düşman üzerine saldırıya geçildi. Hâlid bin Sa’îd hemen ön saflara geçerek dövüşmeye başladı. Düşman askerinden birisi, kendisi ile yeke yek dövüşecek bir er istedi.

Hâlid hemen oraya çıkıp vuruşmaya başladı. Burada kendisi şehîd oldu. Müminlerdendir o erler ki Allah’a verdikleri ahde sadakat gösterdiler. Kimi adağını ödedi (canını verdi), kimi de beklemektedir. Onlar, ahidlerini hiç değiştirmediler.Ahzab-23

Abdurrezzak, Abdullah b. Amr’m şöyle dediğini rivayet eder: Resulullah (s.a.): “Düşmanla karşılaşmayı temenni etmeyin. Allah’tan savaş felâketinden korumasını isteyin. Eğer karşılaşırsanız o zaman da sebat edin. Allah’ı anın. Onlar bağırıp çağırırlarsa, siz susun” buyurdu.

Hafız, Ebu’l-Kasım el-Taberanî, Zeyd b. Erkam’ın Resulullah (s.a.)’den merfu olarak şu hadisi naklettiğini rivayet eder: “Allah üç şeyde susmayı sever: Kur’an okunurken, savaş esnasında ve cenazede…”

Bu sözlerin hayat alanında bir metanet örneği sergileyen  kocasının şehîd edildiğini gören bir günlük evli hanımı Ümmü Hakîm, hiç feryât ve figân etmiyerek, eline aldığı bir kılıçla düşman üzerine yürüdü. Kahramanca vuruşmaya başladı. Onun bu hâlini gören İslâm askerleri büyük bir şevk ve arzu ile saldırıya geçtiler. Bizanslıları kılıçtan geçirmeye başladılar. Bu arada Ümmü Hakîm de bir bizanslı askerini öldürmüştü.

Rahman olan ALLAH (CC) bizlere anlamayı ve anladıklarımızla hayat bulmayı nasip etsin.

 

ELHAMDULİLLAHİRABBİLÂLEMİN

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.