sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
15,8769
EURO
16,8435
ALTIN
942,56
BIST
2.372,35
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Açık
23°C
Ankara
23°C
Açık
Cumartesi Açık
26°C
Pazar Hafif Yağmurlu
19°C
Pazartesi Az Bulutlu
20°C
Salı Az Bulutlu
23°C

HİRA MAĞARASINDA DUYULAN İÇ SESLERİ!..

08.05.2022
0
A+
A-

Bismillahirrahmanirrahim

Hamd, kainatı eşsiz bir şekilde yaratan, bizlere sayısız nimetler bahşeden Rahman, Rahim, Din gününün sahibi olan Allah c.c.’ye mahsustur. Salat, Selam, Alemlere Rahmet olarak gönderilen, yaşayan Kur’an kendisine itaat edilmediği müddetçe kurtuluşun mümkün olmayacağı Hz. Muhammed s.a.v’e tertemiz ehli beytine sahabesine ve izinden giden tüm mü’min ve mü’minelerin üzerine olsun İnşallah.

Peygamber s.a.v’in kendi kavminin bütün pisliklerinden uzaklaşıp mağaraya çekildiğindeki yalnızlığın sesini, Rabbiyle başbaşa kalışını tefekkür et! Yalnızlığı hiç sevmeyen bizler o yalnızlığı dinlemeye çalışalım.

Hira’da Peygamber s.a.v’in geçirdiği o günler dışarıdan bir inziva gibi görünsede, bir keşif, seyahat ve en önemlisi büyük bir göreve hazırlıktı aslında.

Peygamber s.a.v’in bu inzivası, sorgulamalarıyla insanlara iç dünyasındaki zenginliğe nasıl kavuşacaklarını öğretmiş ve her insanın hayatında bir Hira mağarasının olduğunu olması gerektiğini ispat etmiştir.

Haydi, kendi Hira mağaramıza çekilelim. Kendimizi yalnızlığa çekelim. O Yalnızlıkli, insanı kendi kendisiyle başbaşa bırakan korkunç tatlılık, O anda bir kalp atışlaro, birde hızlıa geçmekte olan zamanın sesi Yalnızlığımızı aramaya kalp atışlarımızı terbiye etmeye, onları anlamaya çalışalım. Anlayacağızki onca kalabalığın içinde ruh bedene esir olmuş. Kalabalık içinde kısırlaşmış düşünceler. Yalnızlığı dinledikçe geçen zamanın bir saniye dahi geri alınamayacağını düşün. Bu küçük kainatı içimizde taşıdığımız muhteşem vücudumuzda her daim çalışmakta olan organlarını düşün. Kendi vücudundaki organlara dahi hükmedemediğini düşün. Koca kainatta zerreden kürreye tüm varlıkların idare eden gücü düşün ve de ki Allah büyüktür. Ama gerçekten büyüktür, çok çok büyüktür.

Yalnızlıkta duyulan o sesler, taşa, demire, beşere tapmamayı öğretir insana Taşa demire tapanda duymaz zaten o sesleri: Duymasını bilenler için hürriyeti anlatır o sesler, o inleyişler. Zaten ‘’Göklerde ve yerde olanlar hep Allah’ı tespih eder.’’ (Saf 1)

Bütün azalarımız, tüm kainat yaratılış gayesine boyun eğmişken, görevlerini yerine getirirken deki ey insanoğlu nedir bu nankörlüğün.

Düşün günah, isyan, şirk bataklığında olunan anları. Vicdan asimile kalp kör olmuş. Akıl, davaya sahip çıkmayan kafalara girdiği için utanmış, inançlar menfaate kurban edilmiş.

Hicret… Evet hicret etmemiz lazım. Etrafımızdaki bütün kötülüklerden, hayatımızdaki bizleri Rabbimizin zikrinden uzaklaştıracak herşeyden. Çünkü hicret etmeden cihad mertebesine ulaşamaz hiçbir kalp.

Bu hicret bir çekilme değil, fetih içindir. Yüreğimizin fethi. Kaçmak değil, mücadele içindir. Çekildikçe anlayacak insan gerçek amacını ve diyecek ki ben ne yapıyorum? Ve yaptığım şeyler beni nereye sürüklüyor? Düşündükçe tefekkür ettikçe korku artıyor, ama Rabbimizi tanıdıkça sevgide artıyor.

Ömür sermayemiz! Bu yaşımıza kadar batıl işlerle tükettiğimiz sermayemiz. Telafi etmeliyiz. O batıl uğruna tükettiğimiz sermayemizin yerini doldurmamız lazım. Ölümün ne zaman geleceğini bilmiyoruz. Nereye hangi halde ölüm bizi yakalayacak ve Rabbimizin huzuruna hangi halde çıkacağımızı bilmiyoruz.

İşte ne tuhaftırki insan ne zaman öleceğini bilmez, ama kendisine secde etmeyen şeytanın önünde secde eder. O Şeytan ki insana şeytan etmediği için kovuldu cennetten. Peki Şeytana secde edenler onun emrine girenler girermi cennete?

Haydi çekelim kendimizi yalnızlığa. Ve diyelim ki ne kadar aciziz. Ne kadar muhtacız. Bu haldeyken nasıl kendi isteklerimizi Rabbimizin buyruğunda öne alırız. Bilmez miyizki ‘’Anılmaya bile değer olmayan birşeyken Rabbim bizleri bir damlacık sudan yarattı..’’ Yaratan Rabbimiz herşeyin tasarrufunu elinde bulundurmazmı? Bu tasarrufu aciz insan nasıl kendi eline alır? ‘’Hiç yaratan yaratmayan gibi olurmu? (Nahl 17) Tabiki olmaz. Buna cevap bu ise o zaman teslim olmak için neyi bekliyoruz?

İlk önce bi hicret edelim bütün hayatımızdaki engellerden sonrasında Hira’mıza çekilip iç sesimizi kaninatın sesini bitkilerin hayvanlardan seslerini dinleyelim. Vahiy ile aldığımız cevaplarla varlık sancımız gitsin yerine sorumluluk bilinci, kulluk vazifelerini gelsin.

Haydi kendi acziyetimizi anlayıp, göklerin ve yerlerin teslim olduğunu Alemlerin Rabbine teslim olalım. İşte o zaman çekilen inzivada yapılan sorgulama sonuç bulacaktır. Ve beden yaratılış gayesine uygun davranacaktır İnşallah.

Velhamdulillahirrabbilalemin.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.