MENÜ

HAYAT VEREN ÇAĞRI

113 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
HAYAT VEREN ÇAĞRI

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Yarattıklarının sayısınca, zatını rızasınca, arşının ağırlığınca, kelimelerinin mürekkebi miktarınca, Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun. Ey Allah’ım ben seni hakkıyla övemem Sen Kendini övdüğün gibisin. Salat ve Selam Alemlere bir Rahmet ve Uyarıcı olarak gönderilen kendisine tabi olunmadıkça kurtuluşun mümkün olmadığı son Nebi Hz. Muhammed (sav)’e Ehline, Ashabına ve Onların izinden giden tüm Mü’min erkek ve kadınların üzerine olsun inşaAllah.

Kim Allah Teala’nın rızasını kazanıp ebedi saadet ve nimet yurdu olan cennete girmek istemez ki? Eminim bunu istemeyen yoktur. Herkes cennette bir köşk hayali kurar ama kimse cehennemde bir yere konduramaz kendini. Böyle olmasını da ne kendimiz ne de çevremizdekiler için istemeyiz zaten. Rabbim bizleri şuan hali hazırda beklemekte olan cehennem azabından korusun. (Amin) Ama cennette hayalini kurup sadece istemekle temenniyle kazanılacak bir şey değildir. Bunun için imtihandayız. Bu imtihanı kazananlar ancak oraya girebilecekler. Bu noktada bizim yapmamız gereken dünya hayatında Allah ve Rasulu’nun çağrısına kulak verip ona icabet etmemizdir. Bu çağrı insanlık alemine hayat bahşeden bir çağrıdır.

“Ey iman edenler! Peygamber sizi, size hayat verecek şeylere davet ettiği zaman Allah’a ve Rasul’e icabet edin. Ve bilin ki Allah kişi ile kalbi arasına girer. Ve siz kesinlikle O’nun huzurunda toplanacaksınız.” (Enfal 24)

Çok dikkat çekici bir ifade tarzıdır ki davet fiili hem Allah’a hem Rasule isnad edildiği halde       دَ عَوَ ا كُمْ diye tesniye sigası (ikil kipi) ile değil دَ عَا كُمْ şeklinde tekil olarak zikredilmiştir ve üstelik Allah’a değil Rasul’e isnad edilmiştir. Zira davet birdir. Allah’ın daveti Peygamberinden dile gelecek ve Rasulün daveti de Allah’ın davetinden başka bir şey olmayacaktır.

“ “Sizi ihya edecek” yeniden hayat verecek, bitki ve hayvan halinden çıkarıp insanlığın aday olduğu hür mutlu bir hayata kavuşturacak. Ebedi hayata sizi hürriyetinizle yükseltecek bir ilim ve amel demektir ki Hz. Peygamber zaten buna davet için gönderilmiştir. İnsanlara kulak dil akıl da bunun için verilmiştir. Peygamber Allah2ın vereceği böyle bir hayat yoluna davet ettiği ve kulağınıza böyle bir davet geldiği vakit hemen istekle icabet ediniz.” (Elmalılı)

“Peygamber sizi size hayat verecek şeylere çağırdığı zaman…”(Enfal 24)

“Peygamber (sav) onları kalplere ve akıllara can veren Allah’tan başkasına kul olmaktan, kulların ya da ihtirasların esiri olmaktan kurtaran bir inanç sistemine çağırmaktadır.

Onları Allah tarafından gönderilmiş şeriata çağırmaktadır. Bu şeriat sadece Allah(cc) tarafından konulmuş olmasından ötürü insanın özgürlüğünü ve saygınlığını ilan etmektedir. Şeriat karşısında tüm insanlık eşit bir şekilde tek bir saf oluşturmaktadır. Bu şeriatın egemen olduğu yerde bir fert halka hükmedemez, ümmet içinde bir sınıfın egemenliği söz konusu değildir. Bir ırkın başka bir ırka bir ulusun başka bir ulusa hükmetmesi mümkün değildir. Bütün insanlar kulların Rabbi olan Yüce Allah tarafından belirlenmiş şeriatın gölgesinde özgür ve eşit bir şekilde hayatlarını sürdürürler.

Peygamber (sav) onları bir hayat sistemine, düşünce ve fikir metoduna çağırmaktadır. Bu sistem insanların yaratıcısı yarattıklarını en iyi en ince ayrıntısına kadar bile yüce Allah’ın koyduğu fıtri bağların dışında her türlü kayıttan kurtarır insanları.

Peygamber (sav) insanları bu inanç ve hayat sistemleri sayesinde güç kazanmaya onurlu ve üstün bir hayat sürdürmeye çağırmaktadır. İnsanları kullara kul olmaktan kurtarıp tek başına yalnızca Allah’a kul olmaktan ve Allah’ın bahşettiği ancak tağutların ayaklar altına aldığı üstün insanlığı yaşatmaya çağırmaktadır.

İşte Peygamberin onları çağırdığı inanç sistemi ve hayat biçimi özet olarak bundan ibarettir. Bu ise her anlamda hayat çağrısıdır.

Bu din eksiksiz bir hayat sistemidir. Sırf vicdanlarda tutulan bir inanç değildir. Pratik bir hayat sistemidir. O’nun gölgesinde hayat gelişir ve ilerler. Bu yüzden her şekliyle ve her çeşidiyle bir hayat çağrısıdır.”(Fi Zilal-il Kur’an)

“Gerçek, hoş hayat zahiren ve batınen Allah’ın ve Rasul’unun çağrısını kabul edenlerin hayatıdır. Asıl diriler ölseler dahi bunlardır. Başkaları ise benleriyle hayatta bulunsalar bile ölüdürler.

İnsanın iki tür hayata ihtiyacı vardır. Birisi kendisi ile faydalı olanı tercih ettiği kendisine faydalı olanı zararlı olana tercih ettiği bedeni hayattır. Diğer bir hayat ise kişinin kendisi ile Hakk’ı batıldan, sapıklığı eğrilikten, hevayı dalaletten ayırt edebildiği kalbinin ve ruhunun hayatıdır. İnsanın, Allah’ın gönderdiği melek kendisine ruh üfleyinceye kadar hayat sahibi olamayacağı gibi işte insanın ruhunun ve kalbinin hayat bulması da Rasulullah (sav)’in ona Allah’ın kendisine bildirmiş olduğu ruhu üfleyinceye kadar söz konusu değildir. “Sana da böylece emrimizden bir ruh vahyettik kitabın da imanında ne olduğunu sen bilmezdin. Fakat biz onu (kitabı) kendisiyle kullarımızdan dilediğimizi hidayete ilettiğimiz bir nur kıldık” (Şura 52)

Böylelikle yüce Allah vahyinin bir ruh ve bir nur olduğunu haber vermektedir. O halde hayat bulmak ve nurlanmak (aydınlanmak) Rasulun ruhu üflemesine bağlıdır.” (İbn Kayyım el-cevziyye)

Bütün bu açıklamalardan anlaşılan özetle şu ki; Rasulullah (sav)’in tevhid çağrısı, Allah azze ve celle’nin insanlık Alemi için seçip razı olduğu İslam dini (şeriatı) insanlık için gerçek hayat kaynağıdır. Allah Teala Kur’an’ın bir ruh ve nur olduğunu beyan etmiştir. Ruh hayat veren nur ise aydınlıktır. Dolayısıyla Kur’an’sız bir toplum ölü ve karanlıklar içinde kalmış demektir.

Rabbim Kur’an ile hayat bulmayı ve aydınlanmayı nasip etsin.  

 

Maşite GALİBTüm Yazıları
Yorum Yaz