sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
8,8689
EURO
10,4740
ALTIN
499,21
BIST
1.385
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Az Bulutlu
24°C
Ankara
24°C
Az Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
26°C
Salı Parçalı Bulutlu
24°C
Çarşamba Çok Bulutlu
23°C
Perşembe Çok Bulutlu
22°C

HALİDE BİNTİ ESVED (R.anhâ)

HALİDE BİNTİ ESVED (R.anhâ)
19.01.2021
0
A+
A-

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Allah’a (cc) yüce zatına, büyük makama yaraşır şekilde çok çok hamdü senalar, Peygamberlerin ve Rasullerin en şereflisi olan, insanlığa hayat, alemlere rahmet olarak gönderilen Efendimiz Hz. Muhammed (sav)’e salat ve selam olsun…

Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem efendimizin teyzelerinden…

Âmine Hatun annemizin kız kardeşi…

İbadete düşkün bir hanım sahâbî…

O Mekke’li olup Abdimenâf oğullarından Esved İbni Abdiyeğus’un kızıdır. Annesi Âmine binti Nevfel’dir.

Hâlide, Abdullah ibni Erkam ibni Abdiyeğus ile evlenmiştir.

O Mekke döneminde henüz müslüman olamamıştı. Hicretten sonra Medine’ye giderek orada İslâm’la şereflendi.

Hâlide (r. anhâ) o güne kadar Rasûlullah (s.a.) efendimizi yeğeni olarak seviyordu. Müslüman olduktan sonra ise Allah’ın Rasûlü olarak derin bir iman bağı ile sevmeye başladı. Ona biatta bulunarak bu bağını pekiştirdi.

Ona verdiği söze sâdık kaldı. Ona gönülden itaat ve hürmet edip, saygı ve sevgi ile hizmet etti.

O, neseb yönünden yakınlığını Allah Rasûlünün sahâbesi olmak sûretiyle ebedî yakınlığa çevirmiş bir bahtiyardır.

O maddî akrabalığını manevi kardeşliklerle kuvvetlendirerek hem bu dünyada hem de ahirette sevgili yeğeni, Allah Rasûlüne yakınlığını sağlamlaştırmış oldu.

Hâlide binti Esved (r. anhâ) imanı kavî bir hanımdı. Çok ibâdet ederdi. Nezâket ve nezâhet sahibiydi. Güleryüzlü ve edep ehliydi. Ziyaretleşmeyi severdi.

Birgün Medine-i Münevvere’de Hz. Âişe (r. anhâ) annemizin evine ziyarete gitmişti. Bir ara fırsat bulup namaza durmuştu. O sırada Rasûlullah (s.a.) efendimiz de Aişe (r. anhâ) annemizin yanına uğramıştı. Orada bir kadını namaz kılarken görünce:

– Âişe! Bu kim? diye sordu.

Âişe (r. anhâ) annemiz:

– Teyzelerinizden birisi, diye cevap verdi.

Resûl-i Ekrem (s.a.) uzun zamandan beri görmediği için teyzelerinden hangisi olduğunu tanıyamadı ve:

“Benim teyzelerim gurbette bulunuyorlar. Acaba bu hangisidir?” diye sordu.

Âişe (r. anhâ) annemiz:

“– Hâlide binti Esved’dir.” dedi.

Bunun üzerine Fahr-i Kâinat (s.a.) efendimiz Allah’a hamdetti ve:

“Ölüden diri çıkaran Allah’ı, noksan sıfatlardan tenzih ve tesbih ederim.” buyurdu.

Onun Medîne’ye gelmesine sevindiği kadar müslüman olmasına daha çok sevindi.

Hâlide (r. anhâ) ibâdete düşkün, dindar bir hanımdı. İslâmdan önceki hayatı ise küfür karanlıklarında geçmişti. Aile olarak putlara taparlardı.

Müşrik bir babanın kızı olarak büyümüştü. Fakat gönlü sevgili yeğenin getirdiği hakikatleri kabullenmekteydi. Kalbi Onu tasdik ediyordu. Zira yeğenin hiç yalan konuşmadığını biliyordu. Ama çevresinden çekindiği için uzun müddet İslâm’a girememişti. Şimdi ise kendisi İslâm’ın nuruna kavuşmuştu. Ama babası müslüman olmadan ölmüştü.

İki Cihan Güneşi efendimiz onun bu derdini paylaşırcasına, babasını hatırlatarak küfür karanlığında kaybolup giden bir kimseden mü’min bir evlât yaratan Allah’ı tenzih ve takdis ederim demiştir.

Sevgili teyzesinin müslüman olup kurtuluşuna, ibâdete düşkün, dindar bir hanım olarak huşû ile namaz kılışına memnun olarak sevincini bu şekilde dile getirmiştir.

Hâlide (r. anhâ) bundan sonraki hayatını İslâm’ın güzellikleriyle geçiren mutlu bir hanım oldu.

İbadetleriyle davranışlarını da güzelleştirerek çevresine “saliha bir hanım” olarak örnek oldu. İslâm’ın yayılmasına hizmet etti.

O, Allah Teâlâ’nın huzurunda durmaktan büyük haz alırdı. Bu duygu içerisinde huşû ile namaz kılardı. Kıyam, rukû ve secdelerde kendini Rabbıne yakın hissetmenin heyecanını yaşardı.

Hâlide binti Esved (r. anhâ) ömrünün sonuna kadar bu heyecan içerisinde Allah Teâlâ’ya kulluk yaptı.

Ahiret’in daim dünya’nın fani olduğuna yakinen iman edenlere Allah için onun dini için canından malından vazgeçenlere kulluk zor gelmez.Kulluk ve itaatin sonunda ebedi saadete ve nimetlerle dolu cennete kavuşacağını bilenlere de canından ve malından vazgeçmek zor gelmez.Onlar canını ve malını ALLAH azze ve celle ye satıp ebedi cenneti kazananlardı.

Nitekim ALLAH azze ve celle’de tevbe suresi 111. Ayette: ‘’Şüphesiz Allah müminlerden karşılığında cennet vermek üzere canlarını ve mallarını satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar ölürler ve öldürülürler.Bu Allah’ın İncil’de Tevrat’ta ve Kur’an da üzerine almış olduğu vaadidir.Kimdir Allah’tan daha çok ahdine sadık olan?O halde yapmış olduğunuz alışverişten ötürü sevinin.İşte büyük kurtuluş budur’’.buyurmaktadır.

Derdi dünya ve içindeki nimetler meşekkatler zevk ve sefalar olanın bu ayeti anlaması mümkün değildir.Bu ve Allah azze ve celle nin ayetlerindeki muradı anlamak ancak dinine karşı samimiyetle mümkündür.Ayetleri anlamak yaşamak Allahın rızasını her şeyin önüne koyan ahirete  yakinen iman edip o alemi kazanmak için mücadele edenlerin yapabileceği bir fiil dir.

RASULULLAH s.a.v : Kimin kasdı ahret endişesiyse Allah onun zenginliğini kalbinde kılsın.Dağınıklığını toplasın.Dünya yı ona gelmeye mecbur kılsın.

Kiminde kasdı dünya endişesiyse Allah onun fakirliğini gözlerinin arasında (alnına yazılı) kılsın.Toplanmışlığını dağıtsın.Kendisine takdir olunan dışında dünya da ona bir şey gelmesin. Buyurmuştur.

Kim yaradılış gayesi olan Allah’a kulluk etmeyi idrak eder ve bu amacı kendisine tek endişe haline getirirse vede dünyada yaptığı her fiil de bu amacı hedeflerse  Allah azze ve celle de çetin dünya hayatını onun için kolaylaştırır.

Ancak yaratılış amacını unutarak dünyayı ilk ve son endişesi haline getiren dünyalığından başka bir şey düşünmeyen kimseden dünyanın kaçtığını ve onunda peşinden soluyarak koştuğunu görürüz.

HASAN_İ BASRİ nin Harislikten gözleri körelen kalpleri pas bağlayan bunun için malın gerçek mahiyetini ve sebep olduğu fitneyi göremeyenlere şöyle der: Ey Ademoğlu malım malım dersin .yiyip tükettiğin giyip eskittiğin ve verip geçtiğin maldan başka senin olan varmı?

Hasan-i Basri nin bu sözünü bu gerçeği ancak kendilerini leşin içine atmayı reddeden yüce gayelerle meşgul olan ve gönülleri cennete bağlı olanlar anlayabilir.Çünkü onların nazarında dünya bir leş gibidir. Ahireti talep eden kişi onu almak için eğilmez .

İMAM İBNİ KAYYİM’ de şöyle demiştir: Dünya bir leştir. Aslanlar da leşe dönüp bakmaz.

Gerek Rasulullah (s.a.v) gerekse onu takip eden sahabe, Taabiin, Etbau Taabiin ve Alimler bu dünya ya çöplük leş gözüyle bakarken bizler neden leş böcekleri gibi içine dalmış boğuluyoruz.

Allah azze ve celle Dünyaya asıl geliş gayesini idrak eden ve bu gayeye uygun bir hayat yaşayanlardan olmayı bizlere nasip etsin. İNŞAALLAH

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.