sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
18,8053
EURO
20,4336
ALTIN
1.164,91
BIST
5.191,83
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Çok Bulutlu
7°C
Ankara
7°C
Çok Bulutlu
Pazar Çok Bulutlu
4°C
Pazartesi Hafif Kar Yağışlı
3°C
Salı Çok Bulutlu
3°C
Çarşamba Açık
4°C

HABÎBE BİNTİ SEHL (RANHA)

HABÎBE BİNTİ SEHL (RANHA)
09.11.2022
0
A+
A-

Habibe binti Sehl radıyallahu anhâ İslam’da muhâlaa yoluyla ilk boşanma hadisesinin      gerçekleşmesinde adı geçen bir hanım sahâbî…

Hamd alemlerin Rabbi Rahman,Rahim,din gününün sahibi olan Allah azze ve celle’ye mahsustur. Salat Rasulullah (s.a.v)’e Selam bütün müminlerin üzerine olsun. İNŞAALLAH

Habibe binti Sehl, Medineli olup Neccar oğullarından Beni Sâlebe kabilesine mensuptur. Kays ibni Şemmas’ın oğlu Sâbit ile evlenmiştir. Bu evlilikleri uzun sürmedi.

Habîbe (r.anha) ince, nârin ve zarif ruhlu bir hanımefendiydi. Kocası ile ünsiyet kuramadı. Sâbit ibni Kays (r.a) ise iri yarı ve kısa boylu bir yapıya sahipti. Biraz da sert ve haşindi. Bir gün öfkeli bir vaziyette hanımına çıkıştı. Şiddete vardıracak kadar da ileri gitti ve Habibe’yi çok incitti. Hatta onu dövdüğüne dâir rivâyetler bile nakledilmekte.

Habîbe (r.anha) eşinin bu kaba hareketlerinden çok üzülmüştü. Bir türlü onu gönülden sevememişti. Artık ondan hiç hoşlanmaz olmuştu. Bu sebepten birkaç kez Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem Efendimize kocasını şikayette bulundu ve şöyle dedi:

“- Yâ Rasûlallah, emin olun ki eğer Allah’tan korkmasaydım yüzüne tükürecektim. Ondan ayrılmayı istiyorum” diyerek eşiyle beraber yaşayamacağını ifade etti.

Habibe (r.anha)’nın müteaddit defalar Rasûlullah (s.a.) Efendimize müracaat ettiği rivayetlerine bakılırsa kocasının kendisini dövdüğüne dair bilgiler olduğu gibi bir başka sebepten şikayet ettiğine dair bilgilerinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Şöyle ki:

Buhari’nin rivayetinde geçen: ”Ey Allah’ın Resülü! Sabit ibni Kays’ın ne dinine ne de huyuna bir diyeceğim var. Fakat müslümanlıkta küfran-ı nimetten veya küfür derecesinde bir hata işlemekten çekinmiyor” cümlesi bunu göstermektedir.

Habibe (r. anha) kendine özgüveni olan, azim ve irâde sâhibi bir hanımdı. Sabit (r.a) ile evliliğin çekilmez olduğuna karar verince bir sabah vakti alaca karanlığında Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimizin kapısına dayandı. İki Cihan Güneşi Efendimizin evinden çıkmasını bekledi. Bundan sonraki safhalar hadîs-i şeriflerde şöyle anlatılmaktadır:

“- Habîbe binti Sehl el-Ensariye’den rivayet olunduğuna göre kendisi Kays ibni Şemmas’ın oğlu Sâbit’in nikahlısı idi. Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem sabah namazını kılmaya çıkınca onu alaca karanlıkta kapısının önünde beklerken buldu ve:

“-Kimsin? ”dedi.

O da cevaben:

“-Ben, Sehl’in kızı Habîbe’yim Yâ Rasûlallah!” dedi.

Efendimiz ona:

“-Neyin var?” dedi.

Habîbe (r.anha) mahzun bir şekilde;

“-Kocam Sâbit ibni Kays ile evli kalmamız imkansız” diye cevap verdi.

Sâbit ibni Kays gelince Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem ona:

“-Bak (zevcen) Habîbe neler söylüyor?” dedi. Habîbe:

“-Yâ Rasûlallah! Mehir olarak verdiklerinin hepsi yanımda (dilerse geri veririm)”dedi.

Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Sâbit ibni Kays’a:

“-Mehir olarak verdiklerini ondan geri al!” buyurdu.

Sâbit onları geri aldı. Habîbe (r.anha) da kocasından ayrılarak ailesinin yanında kaldı.” (Ebû Dâvûd, Talak,17-18/2227)

İSLÂM’DA BOŞANMA HUKUKU

İslâm hukûkunda bu tür evlilikleri sona erdirmeye muhâlaa denir. Muhâlaa ile ilgili olarak Kurân-ı Kerim’de şöyle bir âyet-i celîle vardır:

“Boşama iki defadır. Bundan sonrası ya iyilikle tutmak ya da güzellikle salıvermektir. Kadınlara (daha önce) verdiklerinizden (boşama esnasında) bir şey almanız size helal olmaz. Ancak erkek ve kadın Allah’ın sınırlarında kalıp evlilik haklarını tam tatbik edememekten korkarlarsa bu durum müstesna. Eğer Allah’ın çizdiği sınırları ikisinin de çiğnemesinden korkarsanız , kadının (erkeğe) fidye vermesinde her iki taraf için de bir sakınca yoktur. Bu söylenenler Allah’ın koyduğu sınırlardır. Sakın onları aşmayın. Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa işte onlar zalimlerdir.” (Bakara suresi/229)

Arap dilinde “muhâlaa” kelimesinin kendisinden türedigi Hal’ ve Hul’ kökleri elbiseyi çıkarmak, bir şeyi koparıp ayırmak, görevden azletmek gibi anlamlara gelir. İslam hukûkunda muhâlaa ve hul’ ise kadının kocasına vereceği bir bedelle evlilik bağından kurtulmasını ifâde eden bir terimdir.

Habîbe binti Sehl (r. anha) bu evlilikten kurtulmak istediğini belirtince Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz ona:

“-Sâbit’e (mehir olarak aldığın) bahçesini geri verirmisin?” diye sordu.

O da:

”-Evet” diye cevap verdi. Bunun üzerine İki Cihan Güneşi Efendimiz , Sâbit ibni Kays’a :

”- Bahçeyi geri al ve onu boşa” dedi. (Bûhârî, Talak, 11)

 

Kur’anı Kerim, kıyamete kadar gelecek, bütün insanların ihtiyaçlarını giderecek, bütün asırlara hitap edebilecek ve aralarında ki meseleleri çözecek hükümler barındırır.

Kur’anın dışındaki bütün hükümler kanunlar da mutlaka bir açık bir çatlak vardır ve her defasında değişmeye mahkumdur.

Kur’anı Kerim kıyamete kadar tek harfi değişmeyecek ve içindekiler, kıyamete kadar gelecek son insanın dahi hayatında ki meseleleri çözecek hükümlerdir.

Bu yüzden bazı Âlimlere göre Kur’anı Kerim Müslümanın ruhudur. Demek ki Kur’ansız hareket edenlerin ruhsuz oldukları çıkıyor karşımıza.

Ve akabinde de ne yapacağını bilemeyen, hiçbir şeyden mutlu olamayan,küfrün bataklığın içinde başı boş yaşayıp küffari nimetle sadeet arayan, saldıran,öldüren,yıkan,yakan,talan eden,yok eden,büyük küçük demeden zulmeden tabiri caizse şu film’lerde gösterilen zombi tarzı insanlar türemekte toplumda….

Kuransız, vahiysiz, Müslümanlıktan gitgide uzaklaşıp sonra da diyoruz ki, sonumuz nereye gidiyor?

Daha neler göreceğiz acaba? Diye sızlanıyoruz. sonumuzu da daha neler görüp göremeyeceğimizi de bizler belirliyoruz aslında Kuransız eşittir ruhsuz hayatlarımızla.

Sudan çıkıp su için çırpınan balık misali gibiyiz toplum olarak, balık suya ne kadar muhtaçsa bizlerde Allah’ın kanun ve nizamına o kadar muhtacız.

Allah azze ve celle kitabında cehennemden bir çok sahne göstermekte bizlere onlardan bir tanesi;

SECDE/12Ey Muhammed! Günahkârların Rableri huzu­runda başlarını eğerek: “Ey Rabbi-miz! Gördük, işittik. Bizi tekrar dünyaya gönder de salih ameller işleyelim. Biz artık kesin olarak iman ettik.” dediklerini bir görsen!”

 

Cehennemden bir itiraf sunuyor bizlere ibret alalım kendimize çeki düzen verelim. Bugün Rab kabul etmezsek o gün mutlaka kabul edeceğiz, bugün çağırıldığımız da gitmezsek o gün geldiğinde mutlaka gideceğiz, bugün itaat etmediğin Rabbine o gün itaat edecek, kayıtsız şartsız teslim olacaksın. Alemlerin tek hakimi kalemimizi kırmadan yönümüzü Kuran’ı kerimin gösterdiği yöne dönelim. İNŞALLAH

 

İSLAM’DA İLK BOŞANMA

Evlilik karşılıklı sevgi ve saygı ile yürüyen, maddî olduğu kadar mânevî ve rûhî birlikteliği de gerektiren bir hayat arkadaşlığıdır. Kadının evlilikten kurtulmak istemesi ve aldığı mehri de geri vermesi durumunda, kocanın bu evliliği zorla sürdürmesinin imkânı yoktur. İslâm’da muhâlaa yoluyla ilk boşanma bu şekilde gerçekleşmiş oldu.

Habîbe binti Sehl (r.anha) iddet müddeti bitince Übey İbni Kâ’b (r.a) ile evlendi.

O, hâne-i seâdete sık gider gelirdi. Annelerimize hizmet ederdi. Efendimizden duyduğu sözleri naklederdi. Hadis kitaplarında birkaç tane rivâyetinden bahsedilmektedir.

Bunlardan biri Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem’in hâne-i seâdetinde bulunuyorken duymuş olduğu bir hadîs-i şerîfdir. Şöyle ki:

Peygamber sallallahu aleyhi vesellem buyurmuşlardır ki:

“-Müslüman bir anne babanın üç çocuğu âkil bâliğ olmadan ölürlerse, bu çocuklar kıyamet günü Cennetin kapısına getirilip durdurulurlar ve onlara:

“-Girin cennete!” denir.

Onlar da :

“-Anne ve babamız girmeden biz girmeyiz “ derler.

Bu, iki veya üç kez tekrar eder. Sonra onlara denilir ki; “- Siz ve anne babanız birlikte cennete giriniz.”

Hazreti Âişe (r.anha) Habîbe (r.anha)’ya : ”-Sen bunu Allah Rasûlünden duydun mu? “ diye sordu.

O da :

“- Evet ! “ cevabını verdi. (İbn Hacer, el-İsâbe , VII , 576 ,no: 11026. İbn Sa’d, Tabakât , VIII , 445)

İslâm’da çok önemli bir konunun bizlere kadar ulaşmasına vesile olan Habîbe binti Sehl (r.anha)’nın hayatı ile ilgili olarak maalesef fazla bir bilgiye sahip olamıyoruz. Nerde ve ne zaman vefat ettiğine dair kaynaklarda bir bilgi bulunmamaktadır.

Allah ondan razı olsun. Rabbimiz cümlemizi de razı olduğu kullarının yoluna iletsin. Âmin.

VELHAMDULİLLAHİ RABBİL ALEMİN.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.