MENÜ

GÜNÜMÜZDEKİ CAHİLİYYE KAVRAMI -2

147 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
GÜNÜMÜZDEKİ CAHİLİYYE KAVRAMI -2

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd kendisinden başka ilah olmayan, mutlak manada tek güç ve kudret sahibi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam tüm peygamberlerin ve onları takip eden tabilerinin üzerine olsun.

Ebû Cehil’e, câhillerin atası anlamındaki bu ismin verilmesine sebep, bilinmesi gerekenleri hiç bilmemesi değil; yanlış bilmesidir.

“Rabbim ilimce herşeyi kuşatmıştır.”(En’âm, 80) “İlim ancak  Allah katındadır.” (Ahkaf, 28)

 “Dikkat edin! Bütün câhiliyye emirleri (kanunları, yasaları, hükümleri ve bakış açıları) ayaklarımın altındadır ve hepsi de kaldırılmıştır…” -Vedâ Hutbesinden- (Müslim, Hacc 194, h. no: 1218; Tirmizî, Fiten 2, h. no: 2610; Tefsîr 2, h. no: 3087) 

Bilâl-i Habeşî’ye (r.a.) ‘siyah kadının oğlu’ diyerek hakaret eden Hz. Ebû Zerr’e (r.a.) Peygamberimiz  (s.a.s.): “Onu annesinin renginden dolayı mı ayıplıyorsun? Demek ki sende hâlâ câhiliyye ahlâkı bulunmaktadır.” (Buhârî, İman 22, Edeb, 79, Itk 28; Müslim, Eymân, 38-40; Ebû Dâvud, Edeb 133, h. no: 5157)

“Kimin bir kız çocuğu olur, onu (diri diri) gömmez, hor ve hakir görmez ve oğlan çocuğunu ona tercih etmezse, Allah bu kız çocuğu sebebiyle onu Cennete koyar.” (Ebû dâvûd, Edeb 121)

Dârimî’nin rivâyet ettiği bir hadis-i şerife göre; ashâbdan biri Allah Rasûlü (s.a.s.)’nün huzuruna geliyor ve câhiliye dönemindeki geçmişine âit bir vahşeti dile getiriyordu:  “Yâ rasûlallah! Biz câhiliyye döneminde kız çocuklarımızı diri diri gömerdik. Benim de bir kız çocuğum vardı. Annesine, ‘bunu giydir, dayısına götüreceğim’ dedim. (Kadın bunun ne demek olduğunu bilirdi. Ciğer pâresi, evlâdı biraz sonra bir kuyuya gömülecek ve orada çırpına çırpına can verecekti. Fakat kadının böyle bir vahşetin önüne geçmek hak ve selâhiyeti yoktu. Yapabileceği tek şey, için için ağlayıp gözyaşı dökmekti.) Hanımım dediğimi yaptı. Çocuk hakikaten dayısına gideceğini zannediyor ve cıvıl cıvıldı. Elinden tutup daha önce kazdığım bir kuyunun yanına getirdim. Ona kuyuya bakmasını söyledim. O tam eğilip kuyuya bakayım derken, sırtına bir tekme vurdum ve onu kuyuya yuvarladım. Fakat nasılsa, eliyle kuyunun ağzına tutundu. Bir taraftan çırpınıyor, diğer taraftan da ‘babacığım üzerin tozlandı’ deyip elbisemi silmeye çalışıyordu. Buna rağmen bir tekme daha vurdum, onu diri diri toprağa gömdüm.”

Adam bunu anlatırken Allah Rasûlü ve yanındakiler hıçkıra kıçkıra ağlıyorlardı. Orada oturanlardan birisi ‘be adam Rasûlullah’ı hüzün içinde bıraktın!” deyince, Efendimiz adama: “Bir daha anlat” dedi. Adam hâdiseyi bir kere daha anlattı. Rasûlullah’ın gözlerinden akan yaşlar mübârek sakalını ıslattı. (Dârimî, Mukaddime 1) (Rasûlullah (s.a.s.), olayı tekrar anlattırmakla sanki şunu anlatmak istiyordu: “İşte siz İslâm’dan önce câhiliyye döneminde böyleydiniz. Tekrar anlattırdım ki, İslâm’ın kazandırdığı insanlığı bir kere daha hatırlamış olasınız.”

Cuma 2- O’dur ki ümmiler içinde, kendilerinden olan ve onlara Allah’ın âyetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber gönderdi. Oysa onlar, önceden apaçık bir sapıklık içinde idiler.

 

“Allah indinde en şerefliniz takvâca en ileri olanınızdır. Arabın Arap olmayan (acem) üzerine bir üstünlüğü yoktur. Arap olmayanın da Arap üzerine bir üstünlüğü yoktur. Siyah derili olanın beyaz derili üzerine bir üstünlüğü yoktur, beyazın da siyah derili üzerine bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük sadece takvâ iledir.” (Cem’u’l-Fevâid, 1/510, hadis no: 3632)

Hamd Alemlerin Rabbi Olan Allah’a Mahsustur.

 

Ahmed ERZURUMİTüm Yazıları
Yorum Yaz