sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
8,8689
EURO
10,4740
ALTIN
499,21
BIST
1.385
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Az Bulutlu
24°C
Ankara
24°C
Az Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
26°C
Salı Parçalı Bulutlu
24°C
Çarşamba Çok Bulutlu
23°C
Perşembe Çok Bulutlu
22°C

GENÇLERİN DİKKATİNE !

GENÇLERİN DİKKATİNE !
09.11.2019
0
A+
A-

EY GENÇ! SÖYLE BANA KİM FEDAKÂRLIK EDECEK VE YARALARI KİM SARACAK
VE YENİDEN SANCAĞIMIZI KİM DALGALANDIRACAK

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd; bizi kendisini gereği şekilde hamd etmekten aciz bırakan ve karşılığı verilemeyen hamd ve şükür ile kulundan razı olan cömert, lütufkâr; bunca ikrama ve lütfa rağmen nankörlük eden asileri cezalandıran, Kahhar olan Allah (cc)’a mahsustur. O (cc) ki yegâne İlah ve yegâne Rabbtır. O’na kulluk eder, O’ndan yardım dileriz. Sığınanlar yalnız O’na sığınsınlar. O ne güzel sığınaktır. Tevekkül edenler yalnız O’na tevekkül etsinler. O ne güzel Vekil ve Mevla’dır.

Salat ve Selam; son rasul, son nebi, kafirlere karşı şiddetli, müminlere karşı şefkatli, nefsi için bir kez olsun kızmayan, Allah için kızan ve Allah için seven yeryüzünün en büyük inkılapçısı, dost olmak isteyene fedakar bir dost olan, düşman olmak isteyene de çetin bir düşman olan Muhammed b. Abdullah (sav)’in üzerine olsun. O ne güzel kul, ne güzel önder, ne güzel liderdir. Ve yine selam tertemiz, pak, müminlere emanet edilen ehl-i beytine, adanmışlığın timsali sahabesine ve Allah’ı tevhid eden müminlerin üzerine olsun.

Arşın gölgesinde(himayesinde) gölgelenecek (korunacak) 7 sınıf insanı izaha gayret etmeye devam ediyoruz. Geçen yazımızda adil imamı değerlendirmiştik. Bu ay ikinci maddeyi izah etmeye gayret edeceğiz inşaAllah.

2-Allah’a ibâ­det ederek temiz bir hayât içinde serpilip büyüyen genç.

Şunu hatırlatmakta fayda var; Bu yedi sınıf insan zoru başarmış olduğundan bu lütfa mazhar olmuştur. Kendilerini alıkoyacak engelleyecek birçok etken olmasına rağmen onlar Allah’ın razı olduğunu tercih ederek büyük mükâfata nail olmuşlardır. İdarecilik, yeryüzündeki en ağır iştir, adaletli olmak ise ondan daha zordur. Birinci sırada bu kimsenin gelmiş olması da bu zorluğu anlamak için yeterlidir.

Gelelim ikinci sırada olmanın zorluğuna ve gerekliliklerine… Bu zorluğu anlamak için hadisin içinde geçen ibareleri karşılaştırarak anlamaya çalışalım. Allah’a ibadet etmek ve genç olmak…

İbadet; nefse muhalefet etmek üzere ortaya çıkan davranıştır, kulluk vazifeleridir. İki tercihle başbaşa kaldığında Allah’ın razı olduğunu tercih etmektir. Gençlik ise, insanın yaşayacağı çağın zirvesinde olduğu dönemdir. Güç, kuvvet bu dönemde hiç olmadığı belki olmayacağı kadar zirvededir. Dolayısıyla istediklerine en güzel ve en kolay şekilde ulaşabileceği bir çağdır. Gücünün ve kuvvetinin bedenle sınırlı kaldığını düşünmeyin. Nefsi de o an kuvvetli ve istekli durumdadır. Akıl bir şeyleri depolama açısından en verimli olarak bu çağda çalışır. Kalpte keza aynı şekilde hem madden hem manen en kuvvetli çağdadır. İbadet ve genç kavramı bir araya gelince büyük bir savaşın olacağı net bir şekilde anlaşılır.

E ortada bir savaş varsa muhakkak o savaşın bir galibi olacaktır. İşte bu savaştaki galibiyeti belirleyen etken ise o gencin yetişmesi, büyümesi ve meşgul olduğu şeyler, ilgi alanlarıdır. Aslında genç bu savaşın galibi olarak ya kendini seçecektir ya da nefsini. Yani bu savaşın galibini belirleyen gencin kendisidir.

Beşeri sistemlerin hüküm sürdüğü günümüzde gençler üzerinde korkunç bir çalışma yapılmaktadır. Daha 5-6 yaşlarındayken başlayan bu çalışma hayatının sonuna kadar etkisini göstermektedir. Tahakkümlerinin uzun ömürlü olabilmesi için gençleri ele geçirmesi gerektiğini fark eden beşeri sistemler bu konuda ciddi adımlar atmaktadır. Onların gücünün kuvvetinin ve isteklerinin farkında olan bu kimseler onları azdırmaları halinde neleri elde edeceklerini düşündüklerinde ağızlarının suyu akar ve avını yakalamak isteyen bir hayvan gibi gençlerin üzerine doğru atılırlar.

Gençlerin temasta bulunduğu her yeri onların ilgilerini çekecek etkenlerle doldurarak onları asıl gayeden uzaklaştırmaktadırlar. Onlar; gençlerin karşı cinslerine olan ilgisinin, eğlenceye düşkünlüklerinin, özgürce bir hayat yaşama isteklerinin farkındadırlar. Ki zaten onlar da bu istekleri meydana getirebilmek için çok çalışmışlar hiçbir detayı atlamamışlardır. Sokakta yürüyen bir genci dahi hesaba katarak bilboardlara koydukları reklamlar ile onları büyülemeyi başarmışlardır. Her şehirde bir kampüsün olması gençlere cazip gelen çok etkili bir mesajdır. Ailenden ayrıl kafana göre yaşa… Gençlere özgürlük çağrısı aslında bir kölelik teklifidir…

“Kimseye hesap verme, senin hayatın senin kararların. Sen aklı başında bir kişisin. Kendi ayaklarının üzerinde durabilirsin.” Gibi sessiz telkinlerle onlar için hazırlanmış olan tuzaklara yavaş yavaş düşürme planında ilk adımlar atılmaktadır. ‘Kendisine nasihat eden herkesi düşman görme, akıl verenleri “eski kafa” gibi terimlerle değerlendirme, kendisine yol göstermek isteyene hür olduğu yönünde hareketlerle veya cevaplarla karşılık verme’ gibi özellikler edinmeye başlar ve artık bu genç onların istediği gibi bir köle olmuştur ve artık neyi dayatırsa onu kabullenecektir. Nitekim günümüz eğitim sisteminin eğitime dayalı değil dayatmaya dayalı olduğu aşikârdır. Genç her alanda tuzaklarla karşı karşıyadır. Kendisini azdıracak, batıla sevk edecek birçok etkenle baş başadır.

Elinde tuttuğu telefondan kafasını dinlemek için uğradığı mekâna kadar her yer onun nefsine cazip gelecek şeylerle donatılmıştır. Kendisini leyleklerin getirdiği ve adam yerine konulması için dünya adına çok çalışması gerektiği şuuruyla büyüyen genç bu etkenler karşısında güçsüz ve zayıf kalacaktır. “Bir daha mı geleceksin dünyaya?” düşüncesi beynine çakılmış olan bu genç bu sözle iyice çığırından çıkacak ve bir daha kendisine verilmeyecek olan fırsatı nefsinin isteklerine göre yaşayarak harcayacaktır.

Bugün gençler üzerinde gerçekleştirilen en etkili hamle ise onlara Allah’ı unutturmaktır. Ahiret kaygısını zihinlerinden söküp yerine dünya kaygısını yerleştirmek. Sınav, meslek kaygısıyla yılları geçen genç, Allah(cc) ve rızasını bu süreçte çok çok arkalara atmış hatta listeye bile sokmamıştır. Karşılaştığı her olayda zorluk olsun kolaylık olsun fark etmez; Kimden yardım istemesi ve kimin rızasına göre hareket etmesi gerektiği gençlere unutturulmuştur. Dolayısıyla genç; sorunlarıyla başbaşa kalmış kendince çıkış noktası aramaya koyulmuştur. Allah (cc)’ın varlığını diliyle söyleseler de karşılaştıkları olayda Allah yokmuş gibi davranmaları öğretilmiştir. Karşı cinsle karşılaştığında takındıkları tavra bakın, zorluk anlarında neler yaptığına bakın, nefsine cazip gelen tekliflerle karşı karşıya kaldığında nasıl bir tercih yaptığına bakın; o genç hal ve hareketleriyle size Allah yok diyecektir. Yaptığı yanlışlardan korkmayan akıbet endişesi taşımayan bir tablo göreceksiniz onların hayatında… Yaratıcının razı olduğu hayatın onlara sıkıcı, gericilik olduğu hatta öyle bir şey yaparlarsa kınanacakları her fırsatta onlara dayatılmaktadır. Batıl yollar için geniş mi geniş yollar açılırken genç için sırat-ı müstakime gideceği yollar alabildiğine tıkanmış, kapatılmıştır.

Gençlerden bahsederken anne-babadan bahsetmemek olmaz. Zira onun bu duruma gelmesinde onların da payı vardır. Eğer evlatlarını İslam ahlakı üzere yetiştirmiş olsalardı evlatlarının başına bu gibi olaylar gelmeyecekti. Onları küçüklüğünden itibaren dünya için hazırlayan ebeveynler bu tavırlarıyla aslında onları avlamak isteyen vahşi hayvanların kucağına bırakmaktadırlar. İyi bir meslek sahibi olması için önem gösterdikleri kadar ahiretini düşünmemeleri gözlerini kör etmiş bunun faturasını da çocuklarının ahlakının bozulmasıyla ödemişlerdir, ödemektedirler. Dünya sevgisi, ondan alabildiğince istifade etme hırsı anne-babayı saptırdığı gibi bunun sonucu olarak evlatlarını da saptırmıştır.

Ve en sonunda genç bu savaşta yenik düşmüş nefsi galip gelmiştir. İsteklerinin kölesi olmuş onun emrinden çıkamadığı bir hayat yaşamaya başlamıştır. Bu hayatın getirisi ise daha da çok bataklığa batmaktır. Dışarıdan baktığınızda çok rahat bir hayat gözükebilir ama bu rahat dünya ile sınırlıysa akıllı olan bir kişi için bu rahatlık değil büyük tehlikedir. Bu gidişe dur demediği müddetçe bu savaştan mağlup bir şekilde dünyadan ayrılacak ve hüsrana uğrayacaktır…

Allah’a ibadet ile büyüyen genç; Bu gencimiz diğer gençlerden çok farklıdır. Daha dirayetli daha kuvvetli daha zeki ve daha kararlıdır. Çünkü o Allah’ın izniyle bu gibi tekliflere kulak asmamış, kendisi için kurgulanmış oyunları bozmuş ve Allah’ın rızasını tercih etmiştir. Allah (cc)’ın rızası ile mutlu olan bu gencimizin başka bir şeye ihtiyacı yoktur. Bu gibi etkenlere rağmen Allah’ın rızasını tercih eden bu genç ilahi yardıma mazhar olup gelecek endişesi taşımayıp ahiret endişesiyle yaşamaktadır.

Aklını doğru kullanmış ve kullara kul olmanın rezilliğini ve alçaklığını fark etmiştir. Geçici lezzetlere kanmayıp, bu lezzetleri Cennet’e saklamıştır. Nefisine muhalefet etmiş ve Allah’a ibadet ederek bu savaşta çok güzel sonuçlar almaya başlamıştır. En ufak engeller karşısında yılmayan bu çağdaki kuvvetini sırf Allah için harcayan, enerjisini kabiliyetlerini Allah yolunda mücadeleye kanalize eden bu genç Cennet’in beklenen komşusudur biiznillah. Çünkü o Kur’an’da gencin tarifini ve nasıl olması gerektiğini görmüştür. Bu ayetlerdeki mesajı alan bu genci artık yerinde hiçbir şey durduramamaktadır. Haydi o ayetleri bizde okuyalım;

“Biz sana onların haberlerini gerçek olarak anlatıyoruz: Şüphesiz onlar Rablerine inanmış birkaç GENÇ yiğitti. Biz de onların hidayetlerini artırmıştık. Ve onların kalplerini kuvvetlendirdik, o vakit ki KIYAM ettiler de dediler ki: «Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir, O’ndan başkasına ilâh demeyiz (kulluk yapmayız). Diyecek olsak elbette ki haktan pek uzak bir söz söylemiş oluruz.” (Kehf/13-14)

“Sonunda Musa’ya kendi kavminin bir zürriyetinden (GENÇLERİNDEN) başka -Firavun ve önde gelen çevresinin kendilerini belalara çarptırmaları korkusuyla- iman eden olmadı. Çünkü Firavun, gerçekten yeryüzünde büyüklenen bir zorba ve gerçekten ölçüyü taşıranlardandı.”(Yunus/83)

“Bunu bizim ilâhlarımıza kim yapmış? Her halde o zalimlerden biri dediler. (İçlerinden bazıları), “İbrahim denilen bir GENCİN onları diline doladığını duyduk” dediler.”(Enbiya/59-60)

Kur’an’da anlatılan genç; Allah için Hakkı ayakta tutan sahte ilahlara hayır diyen Allah’ın hakkını savunan ve bu uğurda hiçbir şeyden korkmayan tek derdi Rabbinin rızası olan, içi davasının aşkıyla yanıp tutuşan, onun için üzülen onun için sevinen ve ömrünü bu dine adayan kişilerdir. Peygamber (as)’ı yalnız bırakmayan, Firavunlara yem etmeyen, onu gücüyle, aklıyla kalbiyle her azasıyla destekleyen ve tehditlere kulak asmayan haddi aşmış toplulukların korkulu rüyasıdır; Allah’a ibadetle yetişen genç…

O gençliğinin baharında imanla tanışmış, hidayeti Rabbi tarafından artırılmış, batılın her türlü oyunu ve tehditleri karşısında kalbi pekiştirilmiş bir daha oturmamak üzere ayağa kalkmış kimsedir. İlk engelde arkasını dönüp gitmeyen, çalışan, azmeden, olması için mücadele eden, vaktini bu uğurda feda eden yiğittir. Zoru başarmıştır; Cennet’e girmeye hak kazanmış arşın gölgesi altında bütün tehlikelerden korunmuştur. Dünyada iken Rabbinin himayesinde olan bu genç, Allah’ın yardımıyla rızıklandırılmış, engelleri aşmış, ilahi ikram ile ayakları yere sağlam basmıştır.

Firavunların maskesini düşüren Allah’tan başka ilahın olmadığını yaşantısıyla gösteren bütün sahte ilahları kırıp geçiren ve insanlara asıl kulluk edilmesi gereken merciinin neresi olduğunu hayatıyla, kararlılığıyla, söylemleriyle, iletişimiyle ispatlayan kişidir. Bunu kendisine Rabbinin bahşettiğinin farkında olan bu genç, ömrünü minnet içerisinde ve mahcubiyetle boynunu büküp Allah’a secde ederek geçirecektir. Allah’a ibadet etmek yani kulluk vazifelerini yerine getirmek yapmaktan en çok lezzet aldığı şeydir onun. Allah’ı seven Rasulu’ nu seven ve Allah yolunda cihad etmeyi seven için dünya süsü lezzetli değil sıkıcıdır.

Rabbinin yardımıyla gençliği Allah’a ibadet ile geçen bu kişi mahşer gününde de Rabbinin yardımıyla korunacaktır. Rabbi onu arşının gölgesine alacak ve tehlikelerden muaf kılacaktır.

Ya Rabb! Bu ne güzel ömür, bu ne güzel ikram… En kıymetli ömür Allah (cc)’a adanan ömürdür. En lezzetli, en verimli ömür de öyle… Allah(cc) bizleri gençliğinden, ömründen razı olduğu kullarından eylesin… Ona (cc) ibadet aşkını kalbimizde filizlendirsin… Amin

VE SON OLARAK; Ey Genç… Sen bu ümmetin umudu, ümit kaynağısın. Sen insanlara fiili bir tebliğsin. Bu yaşta bu çağda Allah’a kendini adayarak onlara örnek olacaksın. Zalimlerin tuzakları, oyunları varsa Alemlerin Rabbi’nin de planı vardır. Bil ki Allah’a galip gelebilecek yoktur. Sen O’na dayan. Geçici lezzetlere, fısıltılara uyma Kur’an’ın mesajıyla Rasulullah (sav)’in rehberliğiyle kalbini canlı tut. Sen azmet, göreceksin her şey yoluna girecek. Sen kan emicilerin odak noktası, ele geçirmeye çalıştığı kişi olsan da mazlumların umudu, bu dinin ikamesi uğrunda lazım olan bir direk olduğunu unutmamalısın. Allah (cc) seni dinine yardıma davet ediyor. O (cc) âlemlerden müstağni olduğu halde bunu senden niye istiyor olabilir düşün. Şerefini ve izzetini üç kuruşluk lezzetler uğrunda harcama. Hedefinden şaşma, istikrarlı bir şekilde yoluna devam et. Sağa sola aldırış etme şu çağrıya şu davete kulak ver; Bak Allah (cc) nereye çağırıyor nereye davet ediyor;

“Allah, esenlik yurduna (Cennet’e) çağırır ve dilediğini doğru yola iletir. Güzel iş yapanlara (karşılık olarak) daha güzeli ve bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de bir zillet. İşte onlar cennetliklerdir ve orada ebedî kalacaklardır.” (Yunus/25-26)

Böyle iken sen hangi çağrıya uyacaksın?

Seyyid Kutub (rha)’un şu meşhur şiirini meramımızı anlatacak kanaatiyle paylaşarak yazımı bitiriyorum;

Kardeşim sen parmaklıklar ardında da olsan özgürsün
Kardeşim sen prangalara vurulsan da özgürsün
Sen Allah’a bağlandığın zaman
Sana Kölelerin tuzağı ne zarar verebilir ki…

Kardeşim karanlığın ordularını kökten sileceksin
Ve bununla yeryüzünde yeni bir güneş doğacak
Sen ruhunu bu güneşin doğuşuna teslim et
O zaman güneşin bizi uzaktan karşıladığını göreceksin


Kardeşim Muhakkak ki ellerinden kanlar akmıştır
ve zillete mahkum olmaktan yüz çevirmiştir
Muhakkak ki bir gün o şehadet aşıkları
Ebediyet kanı ile Cennete yükselecektir
Kardeşim sana ne oluyor ki savaştan bıkmışsın
Omuzundan silahını atmışsın
Söyle bana kim fedakârlık edecek ve yaraları kim saracak
Ve yeniden sancağımızı kim dalgalandıracak

Kardeşim Muhakkak ki ben bugün sarsılmaz dayanağa sahibim – Ve yerlerine dayanmış dağları, kayaları parça parça ederim
ve yarın bu silahımla bozgunculara karşı savaşacağım
Ta ki yeryüzünden yok edinceye kadar


Ben Rabb ve din için intikam alacağım
Yılmadan Resul ve sünnet üzerine devam edeceğim
Ya dünyayı kuşatacak zafer
Ya da Allah’a sunulacak şehadet
Kesinlikle Kardeşim ben savaştan yılacak değilim
Silahı da atacak da değilim
Şayet kardeşim ben ölürsem şehidim
Sende övülmüş bir zaferle devam edersin
Muhakkak ki ben emin bir şekilde
Yıldızların Rabbi olan Allah a giden yol üzerindeyim
İster beni affedin ister beni cezalandırın
Muhakkak ki ben verilen ahde eminim

Kardeşim yürü tereddüt etmeden arkana bakma
Senin yolun kanla boyanmıştır
Oraya buraya aldırış etme
Allah’tan başkasına boyun eğme
Kanadı kırık bir kuş değiliz ki
Bundan dolayı zelil görünüp öldürülelim
Adım adım çarpışmaya çağıran
Kanların sesini işitiyorum
Kardeşim benim üzerime ağlarsan
Benim kabrimi o içten damlalarla ıslatırsan
Ufalanmış kemiklerden kendine meşale oluştur,
Ve ışığıyla yaklaşan zafere doğru ilerle
Kardeşim biz ölürsek sevdiklerimize kavuşacağız
Rabbimizin bahçeleri bizim için hazırlanmıştır
Muhakkak ki o Cennetin kuşları etrafımızda kanat çırpacaktır
Ebedi diyar bizim için ne kadar hoştur

VELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN

SELAM VE DUA İLE

TEVFİK ALLAH’TANDIR…

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.