sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
8,6693
EURO
10,3507
ALTIN
495,78
BIST
1.410
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Gök Gürültülü
27°C
Ankara
27°C
Gök Gürültülü
Perşembe Mevzi Sağanak
28°C
Cuma Parçalı Bulutlu
29°C
Cumartesi Çok Bulutlu
29°C
Pazar Az Bulutlu
30°C

FATIMA BİNT EL-HATTAB (R. ANHA)

FATIMA BİNT EL-HATTAB (R. ANHA)
08.05.2021
0
A+
A-

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيم

Hamd ezeli ve ebedi hayat sahibi olan,  gizli aşikâr her şeyi bilen, yer altında inleyen bir yılanın sesini, yaprakta kımıldayan bir bahar tırtılını, göklerdeki yıldızların, canlıların cansızların sesini duyan Allah azze ve celle’ye mahsustur. Salat ve selam bizleri hayat verecek şeylere çağıran, son rasul, son nebi Hz Muhammed(s.a.v)’e, sahabesine ve derdi yalnızca Allah’ın rızası olan bütün mümin kulların üzerine olsun inşAllah.

Allah’a yemin ederim ki senin sayende Allah’ın bir tek kişiye hidayet vermesi senin için kırmızı develerin olmasından daha hayırlıdır.( Buhari)

Bu yazımızda Hz Ömer(r.a) dediğimizde ismi aklımıza gelen, Onun imanına vesilen olan, bu hadisin hayat bulmuş hali olan kadından bahsedeceğiz inşAllah. Fatıma Bint El Hattab(r.anha)

Mekke de doğdu. Kureyşin Mahzumi koluna mensuptu. Soy sop bakımından seçkin bir kabilesi vardı. Babası Hattab İbni Nüfeyl, annesi Hanteme Binti Haşimdir. Hattab’ın evinde büyüyen Fatıma oldun yaşa gelince akrabalarından amcası Amr Bin Nüfeylin oğlu Said İbni Zeyd ile evlendi. Fatıma Binti Hattab kocası ile birlikte İslamla şereflenen ilk Müslümanlardandır. Cahiliye devrinde iken küfürden beri kalmış bu pak hanımefendi hiçbir zaman putlara tapmamıştır.

Abdullah İbni Ömer Zeyd ile Rasulullah’ın karşılaşmasını şöyle nakleder:“Rasulullah(s.a.v) Beldah da Zeyd ile karşılaşmıştı. O zaman Rasulullah(s.a.v)’a henüz vahiy inmemişti. Burada Rasulullah(s.a.v)’a yemek takdim olunmuştu. O müşriklerin getirdiğinden yememişti. Zeyd de bu yemekten yememiş şöyle demişti: “ Ben sizin putlarınız anılarak kestiğiniz hayvanları yemem. Ben ancak Allah’ın adı anılarak kesilen hayvanlardan yerim.” Zeyd Kureyşin putlar adına hayvan kesmelerinden müteessir olur bu hareketi her daim ayıplar şöyle derdi:“ Koyunu Allah yarattı. Gökten yağmur yağdırdı, yerden ot bitirdi. Fakat siz onu Allahtan başkasının ismiyle kesiyorsunuz.” Kişilerin fıtratında tevhidi kabullenmek vardır. Şirk insan aklının ve kalbinin almayacağı bir haldir. Kişi ne zaman kainata ibret almak gözüyle bakar, kainatın seslerine kulak verir, kainat kitabını okur, o zaman ancak bu sözleri söyleyebilir.

İşte Fatıma Binti Hattab İslamiyetten önce de putperestliğe karşı olan ve İbrahim’in dini üzere yaşayan ve bunu haykırmaktan çekinmeyen bir aileye gelin gitmişti. Zeyd diri diri gömülen kızların hayatlarını kurtarıyordu. Kızını öldürmek isteyen kişiye “onu öldürme geçimi için ben sana yardımcı olurum” diyordu. Amir bin rebia: “Ben Müslüman olduktan sonra Hz peygambere onun selamını ilettim Hz peygamber onun selamını alıp rahmetle andı ve “onu cennette eteklerini toplarken gördüm” dedi.” Rasulullah(s.a.v) hanif dinini en güzel ve en mükemmel şekliyle tebliğe başladığında Zeyd bu dünyadan göçmüştü. Fakat onun telkin ve telakkileri çevresi ve hanedanı içinde yaşıyordu. Onun şu sözü çok meşhurdu:“ Bir Allah’a mı itaat edeyim yoksa bin Rabbe mi itikat edeyim? Ben bütün Lat ve Uzzaları terk ettim. Zaten basiretli bir adamın yapacağı da budur. “ İşte Fatıma’nın kocası Said böyle bir babadan böyle bir kökten çıkmış taze ve temiz cevherdi.

Karı koca sevgi ve hürmete dayalı karşılıklı anlayış içerisinde bir hayat sürmekteydiler. Yeni din ve son peygamberin geldiği haberleri onlara da ulaşmıştı. Kocası Said İbni Zeyd Mekke de meşhur kılıç ustası Habbab Bin Eret ile samimi arkadaştı. Onun yanına sık sık gider gelirdi. Son peygambere dair ondan bilgiler almıştı. Putlara tapmanın akıllı bir iş olmadığını öğrenmişti. Bir gün Hattab arkadaşı Saidi bu konuda ikna etmiş ve Allah Rasulu(s.a.v) ile buluşturarak onun İslam ile şereflenmesine vesile olmuştur. Fatıma Binti Hattab da kocası Said İbn Zeyd’in nasihatlarıyla yeni dini ve son peygamberi öğrenmiş hiç tereddüt etmeden İslam’a teslim olmuştu. Evleri İslam nuruyla dolmuş ve huzur ve mutlulukları kat kat artmıştı. Karı koca birlikte hareket ederek Allah’a ibadet ediyorlardı. Habbab her gün evlerine geliyor onlara kuran öğretiyordu. Kalplerinde ki iman ağacının gelişmesi için onlara yeni gelen ayetleri okuyor ve İslam’ı anlatıyordu. Sevgili peygamberimizin ahlaki güzelliklerini ve vasıflarını naklediyordu.

Her gün evlerine gelip Kuran öğreten Habbab bin Erete evinin kapılarını sonuna kadar açan fedakar hanım. Çünkü bu geliş gidiş ancak Alemlerin Rabbi olan Allah’ın dinini, kitabını öğrenmek için. Başka bir gaye ile değil, başka bir amaç ile değil. Peki kendi nefislerimize soralım evlerimizde Allah’ın dinini öğrenmek için bir mücadele var mı? Evlerimizin kapıları, kalplerimizin kapıları İslam dinini öğrenmek için sonuna kadar açık mı?

Hz Fatıma ile kocası Said Allah ve Rasulu(s.a.v)nun yoluna baş koymuş birer fedai olmuşlardı. Ancak Müslüman olduklarını gizli tutuyorlardı. Zira Ömer’in şerrinden çekiniyorlardı. Hz Fatıma’nın kardeşi olan Ömer Kureyş’in en cesur sert ve korkusuz adamıydı. Güçlü ve kuvvetli biriydi. Mekke de herkes ondan korkardı. Kılıcı keskin biriydi. Kureyşli müşrikler onu peygamberimizin amansız düşmanı olarak saflarında tutmaya çalışıyorlardı. Kız kardeşinin ve eniştesinin Müslüman olduğundan haberi yoktu. Fatıma ve Zeyd’e şeref olarak Hz Ömer’in İslam’a girmesinde ki payları yeter. Yüce Allah Hz Ömer’e onların eliyle hidayet vermiştir. Allah dilediğini hidayete erdirir.

Hz Ömer’in Müslüman olması her şeyi sarsan bir deprem gibi idi.  Kalbi durmuş hastaya sık sık yüksek voltajda elektrik şoku verilir. Bununla kalbin harekete geçip damarlarından kanın akışının sağlanması amaçlanır bu tedavi yöntemi bazen olumlu sonuç verir bazense vermez hasta ölür. İşte zihnimizde Hz Ömer’in Müslümanlığını da buna benzetebiliriz. Kureyş’in kalbi iman cihetiyle durmuştu Hz Ömer’in şok edici sarsıntısı ile Kureyş kendine gelemedi. Çünkü şeytan onların öz benliklerinde küfür delalet ve şirk yuvasını kurmuştu bu yüzden bu şok onları diriltmedi tam tersi küfürlerini arttırdı.

İslam gün geçtikçe yayılıyordu. Birer ikişer Müslüman olanların haberleriyle Mekke sokakları çınlıyordu. Azgın müşrikler kimsesiz gariplere ve kölelere akıl almaz işkenceler yapıyordu. Bu zalimane hareketleriyle İslam’ın yayılmasını önlemek istiyorlardı. Fakat kimseyi de geri döndüremiyorlardı. Her biri birer iman kalesi olan ashabı kiram kızgın kumlar üstünde kor parçası kayaların vücutlarını dağlamasına bile aldırış etmiyor Allah ve Rasulu(s.a.v)ndan asla vazgeçmiyorlardı.

Gün geçtikçe iman nuru yeni gönüllere giriyor. İslam yeni gönüller fethediyordu. Müslümanların sayısının artması ise müşrikleri çileden çıkartıyordu. Buna bir çare bulmak ve İslam’ın önünü almak gayesiyle Kureyşin ileri gelenleri Darunnedvede toplandılar. Ömer de oradaydı. Konuşmalar neticesinde azgın müşrikler sevgili peygamberimizin vücudunu ortadan kaldırmaya karar vermişlerdi. Böylece hem ondan hem de Kureyşin gücünü ve birliğini parçalayan bu dinden kurtularak bu tehlikeyi önlemiş olacaklardı. Aksi takdirde her evde iki cephe oluşacaktı. Aynı çatı altında olsa bile baba evlat iki düşman cephe olacaklardı.  Bu işi gerçekleştiren kimseye de büyük vaadlerde bulunmuşlardı. Gözleri öfkeden kıpkızıl kesilen Ömer ayağa kalktı ve bu vazifeyi üzerine aldı. Derhal oradan ayrılıp evine geldi kılıcını kuşandı ve vakit kaybetmeden dışarı çıktı.

Karşılaştığı bir kişi onun bu sinirli halini görünce “hayırdır Ömer bu sinirle nereye gidiyorsun? “dedi. Ömer “Muhammed’e gidiyorum onu öldürüp Arapları onun fitnesinden kurtaracağım” dedi. Adam “Muhammed’in akrabalarının böyle bir şey yapmana iznin vereceklerini mi sanıyorsun sen önce kendi akrabalarını düzelt” dedi. Ömer’in gözleri büyümüş yüzünde dehşet emareleri belirmiş ve gözlerinin kırmızılığı artmıştı “sen ne demek istiyorsun” dedi. Adam “kız kardeşin ve enişten Fatıma ve Said onlar da Muhammed’e inanıyorlar” dedi. Ömer “eğer onlar böyle bir şeye cesaret etmişlerse benden çekecekleri var” dedi ve doğruca kız kardeşi Fatma’nın evine yöneldi.

Fatıma Bint El Hattab’ın hayatından kesitler vermeye devam edeceğiz inşAllah.

VELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.