sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
8,8689
EURO
10,4740
ALTIN
499,21
BIST
1.385
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Az Bulutlu
24°C
Ankara
24°C
Az Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
26°C
Salı Parçalı Bulutlu
24°C
Çarşamba Çok Bulutlu
23°C
Perşembe Çok Bulutlu
22°C

EFENDİMİZ’İN (S.A.V) AMCA KIZI HZ. ALİ’NİN (R.A) KIZ KARDEŞİ ÜMMÜ HANİ (RADİYALLAHU ANHA)

EFENDİMİZ’İN (S.A.V) AMCA KIZI HZ. ALİ’NİN (R.A) KIZ KARDEŞİ ÜMMÜ HANİ (RADİYALLAHU ANHA)
24.09.2018
0
A+
A-

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

EFENDİMİZ’İN (S.A.V) AMCA KIZI HZ. ALİ’NİN (R.A) KIZ KARDEŞİ ÜMMÜ HANİ (RADİYALLAHU ANHA)

 

Hamd Alemleri yoktan var eden, idare eden, boyun eğdiren yarattıkları üzerinde tek hüküm koyma yetkisine sahip olan Allah azze ve celle’ye salat ve selam Hz. Muhammed (s.a.v)’e ashabına ve tüm  Müslümanların üzerine olsun. İnşallah.

Allah Rasulü (s.a.v) ile küçükken uzun yıllar aynı evde aynı havayı teneffüs edip ekmeğini suyunu onunla bölüştüğü ve birlikte büyüdükleri Mekke’nin soylu ailelerinden Ebu Talib’in kızı Hint Binti Ebu Talip.

Allah Rasulü’nün fırsat buldukça evine gidip halini sorduğu, bu ziyaretlerden birinde kimsenin ulaşamayacağı bir şerefe ulaşarak Allah Rasulünün miraca çıktığı sırada onun en yakınında olma şerefine nail olup hanesi miraç nuruyla aydınlanma bahtiyarlığına eren bir HANIMEFENDİ….

Mekke’nin Fetih günü, peygamberimizin (s.a.v)evini şereflendirdiği ve kendisine iltifatlarda bulunduğu mert, cesur, dürüst ve ahlaklı bir MÜ’MİNE…

Hind ya da meşhur olan adıyla Ümmü Hani Mekke’de doğup büyüdü. Babası, Allah Rasulünün (s.a.v)amcası Ebu Talip’tir. Annesi ise Fatıma binti Esed’dir. Hz. Ali, Akil ve Cafer ile anne-baba bir kardeştir. İlk ismi Hind iken oğlu Hani doğduktan sonra Ümmü Hani künyesiyle meşhur olmuştur. Efendimiz (s.a.v) dedesi Abdulmuttalip’in vefatının ardından sekiz yaşından itibaren amcası Ebu Talib’in yanında kalmaya başladı. Efendimiz’in oraya yerleşmesinden iki yıl sonra doğan Ümmü Hani’nin çocukluğu Efendimizle (s.a.v) beraber geçti. Aynı çatı altında yaşayıp, aynı sofradan yiyip aynı atmosferi soluyup büyüdüler. Birbirlerine hürmet edip birbirlerinin şahsiyetlerini takdir etmeye dikkat ettiler. O yaşlarda Ümmü Hani Efendimiz’in güzel davranışlarına, ahlakına, vakarına, dürüstlüğüne ve çocuk yaşlardaki olgunluğuna hep şahitti.

Mert, cesur, dürüst ve ahlaklı bir kız olan Ümmü Hani, evlenme çağı geldiğinde Mekke’nin önemli ailelerinden olan Mahzumoğullarından Hübeyra b. Ebu Vehb ona talip oldu. Babası Ebu Talip bu isteği olumlu karşıladı. Kızını evlendirmeyi kabul edip söz verdi. Ümmü Hani Hübeyrayla evlenip mutlu bir yuva kurdu. Evliliklerinde ilk çocukları Hani Dünya’ya geldi. Bu çocuk onların sevgilerini daha da pekiştirdi. Böylece Hind’in künyesi Ümmü Hani oldu ve bu isimle tanındı. Hübeyra’dan Ömer, Caide, Yusuf ismindeki çocukları da oldu. Eşine ve çocuklarına bağlı bir kadın olan Ümmü Hani, zamanının birçoğunu çocuklarına ayırır oldu.

Peygamberimiz (s.a.v) risaletle görevlendirildikten sonra ilk olarak işe yakın akrabasından başladı. Açık davet döneminde Kureyş’in önde gelenleri düşmanlıklarını alevlendirdi ve Efendimiz (s.a.v)’e savaş ilan ettiler. Ona tabi olanlara saldırdılar, dinlerinden döndürmek için onları korkuttular. Efendimiz (s.a.v) ve inananlara karşı cephe aldılar. Onlardan biride Ümmü Hani’nin eşi Hübeyra b. Ebu Vehb idi. Hübeyra dilini İslam daveti aleyhine biledi. Ancak Allah’u Teâla Efendimizi amcası Ebu Talip ile destekliyordu. Ebu Talip canı pahasına yeğenini koruyup destekliyordu. Yalnız bir türlü Müslüman olmadı. Onun bu tavrı birçok kişinin de Müslüman olmasına perde oldu. Bunlardan biride Ümmü Hani’dir. Allah Rasulünü yakından tanıyor, Onun bu tavrı birçok kişinin de Müslüman olmasına perde oldu. Bunlardan biride Ümmü Hani’dir. Allah Rasulünü yakından tanıyor, Onun hakikatleri söylediğinden bir an bile şüphe etmiyordu. Kalbi ona inanıyor ve onun peygamberliğini kabulleniyordu. Babası Ebu Talip gibi düşünüyordu. Ancak kocası onun aşmaya cesaret edemediği en büyük engeldi. Bu sebeple uzun yıllar iman etmedi.

BİZLERİN ENGELLERİ NE ACABA?

Şimdi gelin birlikte sorgulayalım kendimizi;

Bu dine ne denli teslim olmuşuz?

Öyle ya İslam teslim alan Müslüman Teslim olandı.

Ne kadar anladık?

Anlamak yaşamak için mücadelemiz ne kadar?

Sahabe hayatlarına baktığımızda çokça farklar görmüyor muyuz aramızda?

Hâlbuki onlarda Müslüman bizlerde Müslüman olduğumuzu ve onları takip ettiğimizi iddia ediyoruz.

Uğruna dinimizi öğrenmeyi, yaşamayı terk ettiğimiz işimiz, Ailemiz, çocuklarımız, arkadaşlarımız, eşimiz, hanımımız, ideallerimiz vs. hangisinin son nefesten sonra bize bir faydası olacak?

Hesabı yalnız verecek o dar kabire tek başımıza yalnız gireceğiz.

Hangisi hesap anında yanımızda…

Kim bizimle Cehennem ateşimize ortak olacak?

Hiç kimse yalnız tek başımıza olacağız…

Dünya’da iken duyup kulak ardı ettiğimiz ayetler gelecek bir bir aklımıza…

Ah keşke keşke kulak ardı etmeseydim de hayatıma geçirseydim diyeceğiz…

Yalnız o zaman çok geç olmayacak mı?

Tesettürünü bile ihmal ettiğin o güzelliğin haşerelerin yemeği olduğunda ah keşke demeyecek miyiz?

Keşke bedenimi değil de imanımı güzelleştirseydim diyeceğimiz o gün gelmeden kendimize gelelim..

Bugün insanoğlu kabirde sorulacak soruları ezberleyip bunlar kolaymış ben cevaplarım diye avunuyor olmuş.

Oraya ezberlenmiş cevaplarla gidilmeyecek. Sorular kolay elbet ancak cevaplar ezber ile değil, iman ile verilecek.Allah azze ve celle’nin kabul edeceği makbul iman’la. Ve bu imana nefsine, arzusuna, hevasına-asra-çağa-göre yaşayanlar değil  Rabbinin emrine göre yaşayanlar, İslam için mücadele edenler ve İslam’a teslim olanlar kavuşur…

Ümmü Hani’nin kocası her fırsatta Müslümanlara kötülük yapan biriydi. Ancak onun gönlü Rasulullah (s.a.v) ve Müslümanların yanındaydı. En sevdiği kardeşleri Ali ve Cafer de İslam safındaydılar. Akrabalık hakları adına gizli ve açık şekilde Müslümanları destekleyip kolladı. Lakin iman etmek için evet diyemedi.

Ümmü Hani’nin evi Kâbe’ye çok yakındı. Allah Rasulü Kâbe’ye varıp namaz kılıp Kur’an okuyunca O’nu evinin penceresinden huşu ile dinlerdi. Henüz iman etmeyen Ümmü Hani akrabalık hakları gereği kocasına rağmen Efendimizi evine misafir ediyor, ona ikramda bulunuyordu. Taif dönüşü gönlü incinen ve çokça mahzun olan Efendimiz bir gece aynu ruh haliyle Kâbe’ye vardı, sonra Ümmü Hani’nin kapısını çaldı.

–Kimdir o, diye sordu Ümmü Hani.

–Amcanın oğlu Muhammed! Kabul edersen misafir geldim diye buyurdu. Efendimiz. Ümmü Hani kapıyı açtı.

–Senin gibi doğru sözlü, emin, şerefli misafire can feda, yalnız önceden bildirseydiniz bir şeyler hazırlardım, deyip Efendimiz(s.a.v)’i içeri aldı.

Allah Rasulü (s.a.v) – Yiyecek, içecek bir şey istemem. Yalnız bir yer göster bana yeter, buyurdu.

Araplarda misafire ikram etmek, onu korumak büyük bir şerefti.

Efendimize yer gösteren Ümmü Hani, Allah Rasulüne zarar gelmemesi için babasının kılıcını kuşanıp dışarı çıktı. Evin etrafında dolanıp nöbet tuttu. Birazdan bu ev kâinatı ayağa kaldıracak gelişmelere tanıklık edecek ve Allah Rasulü miraca çıktığı sırada Ümmü Hani onun yakınında kimsenin ulaşamayacağı şerefe nail olacaktı. Efendimiz ogün çok yorulmuştu ve kalbi mahzun olmuştu. Odasına çekilip namaza durdu. Secde’de gözyaşı dökerek Rabbine yalvardı. Taif halkının kendisine yaptığını unutup imana gelmeleri için dua etti.Çok yorgun olduğu için hasır üzerine uzanıp kendinden geçti. İşte o anda göklerin ve yerin Rabbinden ona davet geldi.

Allah Teala (c.c)Cebrail’e:

-Git Habibimi getir Cenneti ve Cehennemi göster ona eziyet edenlerin gideceği yeri,onu incitenlerin çekeceği azabı gözleriyle görsün, buyurdu.

Yüceler yücesi Rabbimiz, Fahr-i Kâinat Efendimizi teselli etmek, üzüntüsünü gidermek ve onu şereflendirmek üzere kendi katına, ulûhiyet dergâhına yükseltti, miraca çıkardı. Allahu Teâla sevgili habibine yeni bir güç vermek enerjisini tazelemek. İslam’ı tebliğe bıkmadan usanmadan devam etmesi ve ruhen kuvvetlenmesi için bütün saltanatını, arşını, ferşini, kürsüsünü, levhini, kalemini ve sonsuzluk âleminde güzel cemalini ona seyrettirerek kalbine sekinet verdi. Böylece fahr-i kâinat Efendimiz yeni bir güç, yeni bir enerji ile azmi bilenmiş bir halde Ümmetine beş vakit namazı miraç hediyesi olarak alıp, fecirle birlikte tekrar amcasının kızı Ümmü Hani’nin evine döndü.

Ümmü Hani, o gece olup biteni şöyle anlatıyor:

-Allah Rasulü (s.a.v) miraca çıktığı gece bizim evimizdeydi. Vakit ilerleyince namaz kılıp yattı. Gece onu bir ara kontrol ettiğimde yerinde olmadığını gördüm. Çok endişelendim. Birileri ona kötülük yapar diye korkup uyumadım.

İlk anlarda kendi imkânlarıyla arama yapan Ümmü hani işin ciddiyetini fark edince meseleyi amcalarına bildirdi. Çünkü müşrikler Rasulü öldürmek için plan yapıyorlardı. Her tarafa dağılan amcaları ve amcaoğulları onu bulamadılar.

Amcası Hz. Abbas onu aramak için zituva’ya kadar gitmişti. Hem arıyor hem bir taraftan:

-Ya Muhammed! Ya Muhammed! diye sesleniyordu. Ancak seslenişi gece boşluğunda kayboluyordu. Yine de sabaha kadar devam eden aramanın son anlarında bile usanmadan,

-Ya Muhammed! Ya Muhammed! Diye seslenen amcasına sabaha yakın cevap geldi:

-Buyur ey amca!

Bu kâinatın Efendisi sevgililer sevgilisinin sesiydi. Rahat bir nefes alan Hz. Abbas gayet müşrik bir ses tonuyla

-Ey kardeşim oğlu bütün kabilen geceden beri seni arıyor, neredeydin? Dedi.

-Beytü’l  Makdis’e (Mescid-i Aksa) gittim

-Bu gece mi?

-Evet, bu gece

Endişesini dile getiren Hz. Abbas:

-İnşallah yalnızca hayırlı şeylerle karşılaştın.

-Sadece hayırlı şeylerle karşılaştım.

Allah Rasulü eve dönünce kendisini endişe içinde bekleyen Ümmü Hani’ye

-Benim bu akşam Mescid-i Haram’da yattığımı mı sandın? Cebrail gelerek beni aldı. Birlikte Mescid-i Haram’ın kapısına gittik. Orada merkepten büyük katırdan küçük beyaz bir binek vardı… buyurarak Burak adlı binekle Kudüs deki Mescid-i Aksa’ya oradan da Allah’ın (c.c) katına miraca çıktığını uzun uzun anlattı. Onlara çokça olağan dışı geldiğinden amcası gibi Ümmü Hani’de endişelendi. Efendimiz’e  (s.a.v)

-Allah aşkına şimdi bu olanları kavmine anlatma, söylediklerine inanmaz alay ederek seni incitirler. Bunun için sana bir kötülük yapmalarından seni incitmelerinden korkuyorum, dedi.

Ama Efendimiz anlatmakta kararlıydı. Dışarı çıktı. Onun peşinden Ümmü Hani Habeşistanlı hizmetçisini gönderdi ve ona;

-Ona halka ne söylediğini ve halkında ona ne dediğini dinle ve bana haber ver dedi.

Sonrasını Ümmü Hani şöyle anlatıyor:

Allah Rasulü (s.a.v) elbiselerini alıp doğruca kabeye gitti. Kureyşliler orada oturuyorlardı. Yaşadıklarını onlara anlatınca ilk önce Cübeyr b. Mutim karşı çıktı. Onu diğerleri izledi. Rasulullah (s.a.v) miracı anlatmasıyla Mekke’de her eve münakaşa girdi.

İslam’a yeni girmiş bazı zayıf imanlı Müslümanlar dinlerinden döndüler, iman edenlerde tam teslimiyet gösterdiler.

Miraç mucizesine konu olmuş Ümmü Hani’nin evi şimdi Kabe’nin içine dahil olmuştur. Abdulaziz kapısından girilip merdivenlerle kabe zeminine inilen yerde Osmanlı revakları arasında kalmıştır.

Müslümanlar Medine’ye hicret edince Ümmü Hani, Mekke’de kocası ve çocuklarıyla kaldı. Peygamberimiz (s.a.v) ve Müslümanları candan sevmesine rağmen Mekke’nin fethine kadar iman etmedi. Mekke’nin fethi onun için bir fırsat oldu. Ümmü Hani, Mekke’nin fethine duyduğu sevinci şöyle dile getiriyor.

-O Allah’ın dinini, Rasulünü, ordusunu, kendilerinden emin olunan, dindarları aziz kıldığı büyük bir fetihdi. O, gökyüzü sakinlerinin, müjdelediği, bağışlama temeli üzerine kurulan izzet direkleriyle semaya doğru yükselen bir fetihdi. Bunun için insanlar koşarak grup grup Müslüman oldular. Böylece yeryüzü sevinçle doldu. İslam’ın nuru ile parıldadı.

Efendimiz (s.a.v) Mekke’nin fetih günü Mekkelilerin yaptıkları bütün kötülüklerine rağmen onlara:

-Şimdi ben size Yusuf Peygamberin kardeşlerine dediği gibi diyorum. “Bugün size kınama yok.” (Yusuf Suresi 92.Ayet) gidebilirsiniz. Hepiniz serbestsiniz, dedi.

Bu sözü üzerine birçok Mekke’li yaptıklarından utanarak gelip Müslüman oldu. Ümmü Hani de artık zamanı geldiğini düşünerek İslam’a girdi. Şehadet getirdi. Ve Müslüman olan hanımlarla birlikte gelip Rasulullah’a (s.a.v) tabi oldu.

Ümmü Hani’nin kocası Hubeyra İbni Ebi vehb ise yaptıklarının cezasız bırakılmayacağını düşünerek kılıcını ve su tulumunu alarak dışarı çıktı. Ümmü Hani:

-Nereye öyle? Diye sordu.

-Necran’a gideceğim… Amcanın oğlu beni öldürür.

-Gel ben onun yanına gideceğim. O’na sana eman verdiğimi söylerim.

– O zat ile uzza’yı ve arapların taptığı bütün ilahları Mekke’ye sokmaz, dedi Hubeyra.

Necrana kaçan Hubeyra bir süre sonra eşi gibi iman etmediğine pişman olduysa da buna rağmen geri dönmedi ve ölene kadar orda kaldı.

Kocası Hubeyra Müslüman olmayı kabullenmemiş ve Necrana kaçmıştı. Ümmü Hani Müslüman olunca aralarındaki evlilik bağı koptu fakat kimseyle evlenmedi.

Ümmü Hani Rasulü nadiren görmesine rağmen onu her gördüğü yerde soru sorarak islam hakkında bilgi alırdı. İyi gözlemciden Ümmü Hani Yalnız sorarak değil yaşadığı olayları gözlemleyerek de ilmini geliştirdi. Rasulullah dan (s.a.v) hadisler rivayet etmiştir.

İBNİ KESİR’İN tesbitlerine göre onun rivayet ettiği 22 hadis 182 yolla günümüze ulaşmıştır. Ondan kızı Cade, torunları Yahya ve Harun azatlı kölesi Ebu Salih ve Urve, Mücahid, Ata gibi tabiin ileri gelenleri hadis rivayet etmiştir.

Uzun bir ömür süren Ümmü Hani Allah Rasulünden (s.a.v) sonra kırk yıl yaşayarak pek çok olaya da şahit oldu. Hicretin 50. Yılında vefat etti.

Allah azze ve celle ondan razı olsun.

Mekânını cennet eylesin… Âmin…

Allah (c.c) bizlere onları takip etmeyi ve Müslümanlar olarak can vermeyi nasip etsin. İNŞAALLAH. Âmin

 

ELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.