sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
13,6677
EURO
15,5460
ALTIN
783,53
BIST
2.005
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Yağışlı
11°C
Ankara
11°C
Yağışlı
Perşembe Çok Bulutlu
10°C
Cuma Sisli
13°C
Cumartesi Çok Bulutlu
14°C
Pazar Parçalı Bulutlu
15°C

EBU’L A’LÂ MEVDUDİ’NİN (RH.A.) BAKIŞ AÇISIYLA LOKMAN SURESİ 30. ve 32. AYETLER

EBU’L A’LÂ MEVDUDİ’NİN (RH.A.) BAKIŞ AÇISIYLA LOKMAN SURESİ 30. ve 32. AYETLER
22.11.2021
0
A+
A-

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd kendisinden başka ilah olmayan, mutlak manada tek güç ve kudret sahibi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam tüm peygamberlerin ve onları takip eden tabilerinin üzerine olsun.

30- İşte-böyle; hiç şüphesiz Allah, O, Hak olandır(52) ve hiç şüphesiz O’nun dışında tapmakta oldukları (tanrılar) ise batıldır.(53) Hiç şüphe yok Allah, yücedir, büyüktür.(54)
31- Görmüyor musun ki, size ayetlerinden (bazılarını) göstermesi için,(55) gemiler Allah’ın nimetiyle denizde akıp gitmektedir! Hiç şüphe yok bunda, çok sabreden, çok şükreden için gerçekten ayetler vardır.(56)
32- Onları kara gölgeler gibi dalgalar sarıverdiği zaman, dini yalnızca O’na ‘halis kılan gönülden bağlılar’ olarak Allah’a yalvarıp-yakarırlar (dua ederler) . Böylece onları karaya çıkarıp-kurtarınca, artık onlardan bir kısmı orta yolu tutuyor.(57) Bizim ayetlerimizi gaddar, nankör(58) olandan başkası inkâr etmez.

AÇIKLAMA

52. Yani, gerçek Hakim Allah’tır. Mahlukat ve onun düzeni üzerindeki güç ve kudretin gerçek sahibi yalnızca O’dur.

53. Yani, “Onlar hayalinizin kuruntularıdır. Falanın uluhiyete ortak olduğunu, filana zorlukları savacak, ihtiyaçları giderecek gücün verildiğini siz kendiniz uyduruyorsunuz. Oysa aslında bunlardan hiçbiri herhangi bir şeyi kılma veya kılmama gücüne sahip değildir.”

54. Yani, “O, huzurunuzda herşeyin kendisinden aşağıda durduğu en yüce varlık’tır. Ve huzurunuzda herşeyin kendisinden küçük olduğu en büyük varlıktır.”

55. Yani, “Bu ayetler de göstermektedir ki tüm güçler yalnızca Allah ile vardır. İnsan, deniz yolculukları için dilediği gibi güçlü ve dayanıklı gemiler yapabilir; denizcilik biliminde bu alanda ilgili bilgi ve tecrübe de belli bir ilerleme kaydedebilir. Fakat yalnızca bunlar, Allah’ın inayetiyle korunmaksızın güvenli bir yolculuğun garantisi olamaz; özellikle denizdeki korkunç güçlerle burun buruna gelindiğinde… Allah’ın yardım ve inayeti çekilir çekilmez insan bilimlerine ait vasıta, kaynak ve bilgilerinin ne kadar zayıf ve yetersiz olduğunu hemen anlar. Aynı şekilde bir kimse sükûn ve emniyet içindeyken bir ateist veya müşrik olarak yaşayabilir; fakat kayığı fırtınalı bir denizde sallanmaya başladığında bir ateist bile anlar ki Allah vardır ve bir müşrik bile anlar ki yalnızca bir Allah vardır.”

56. Yani, ” insanlar sözü edilen iki niteliğe sahip olduklarında bu ayetler aracılığıyla hakikati tanır,tevhid’i açık seçik biçimde kavrar ve önce sebat eder, sabır gösterir. İlk nitelik onların sabırlı olmaları gerektiğidir. Onlar sebatsız, gel-geç tavırlı değil sabit ve ısrarlı olmalıdırlar; iyi ya da kötü, zor ya da kolay, lehte ya da aleyhte hangi şartlar altında olursa olsun dirençle hak inançta sabit kalmalıdırlar. Zor günler geldiğinde boyun büküp Allah’ı tamamen unutmak gibi bir zaafa düşmemelidirler. Yahut bunun tam tersine, Allah’a ibadet edip de, işler yolunda gitmediğinde O’nun hakkında küstahça sözler sarfedenlerin durumuna da düşmemelidirler. Diğer nitelik ise onların şükredenlerden olmalarıdır. Onlar nankörlük ve şükran yoksunluğunu tasvib ve tasdik etmemeli, verene karşı besledikleri şükran hissini her fırsatta açığa vurmalıdırlar. ”

57. “İktisad”ın sözlük anlamı, sadık(doğru) olmak anlamına da, mutedil olmak anlamına da gelebilir. Birinci anlamında ayet şu demek olur: “Onlardan yalnızca birkaçı fırtınaya tutulduklarında izlemeye söz verdikleri tevhid üzere kalır ve kıyıya çıktıktan sonra da sadıklardan olurlar.” Eğer mutedil anlamına alınırsa ayet şu demek olur.

“Onlardan bir kısmı dinsizlik ve şirklerinde daha mutedil, daha esnek bir tavır alır yahut felaket ihtimalinin etkisiyle eski inançlarına olan coşku ve bağlılıklarının bir kısmını yitirir. “Pek muhtemeldir ki Allah bu anlam yüklü ibareyi iki durumu da aynı anda ima etmek için kullanmış olsun. Gaye muhtelemen bir deniz kasırgası esnasında herkesin zihninin kendiliğinden rayına oturduğuna ve herkesin dinsizlik ve şirkten vazgeçip bir olan Allan’tan yardım istediğine işaret etmektir. Fakat emniyet içinde kıyıya varır varmaz içlerinde pek azı bu tecrübeden ders ve ibret almış görünür. Dahası bu küçük topluluk üç gruba ayrılır: Kıyıya çıktıktan sonra da bu inanca sadık kalanlar; inançsızlıklarında inattan vazgeçip mutedil hale gelenler ve bu tehlikeyle geçici olarak bağlılık duygularından bir kısmını yitirenler.

58. Bu iki nitelik daha önceki ayette anılan iki niteliğin tam zıttıdır. Hain, tam anlamıyla sadakatsiz, söz ve vaadine uymayan kimsedir. Nankör ise kendisine sağlanan iyilik, kâr ve yararı teslim etmeyen ve hatta bu nimetleri kendisine verene karşı âsice davranandır. Bu niteliklere sahip olanlar tehlikede tereddüt etmezler. Afaklarında olduğu gibi, enfüslerinde de bir takım ayetleri idrak ettiklerini unutmuş görünürler; aslında fırtınaya tutulduklarında Allah’ın varlığı ve birliği hakkında müşahede ettikleri âfaki ayetler ile Allah’a yalvarırken müşahede ettikleri enfüsi ayetler aynı hakikati idrak etmelerinin bir sonucuydu. Aralarındaki dinsizler bu davranışlarını şöyle açıklamaya kalkışır: ” O, bizim karışık ve şaşırtıcı bir durumda açığa vurduğumuz bir zaaftı. Oysa bizi fırtınadan kurtarmış olabilecek bir Allah yoktur. Biz aslında şu,şu alet,vasıta ve kaynaklar sayesinde paçayı kurtardık.” Müşriklere gelince onlarda genellikle şöyle bir telâfi mekanızmasına başvururlar: ” Biz zaten şu velinin, şu tanrı ve tanrıçanın koruması altındaydık; onlar sayesinde kurtulduk.” Böylece, kıyıya çıkar çıkmaz bu bâtıl ilâhlara şükranlarını sunmaya başlarlar ve tapınaklarında onlara hediye sunarlar. Bütün umutlarını yitirdikleri ve Allah’tan başka kendisinden yardım isteyecekleri kimse kalmadığı zamanı hatırlamak onları hiç rahatsız etmez.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.