MENÜ

EBU’L A’LÂ MEVDUDİ’NİN BAKIŞ AÇISIYLA YUSUF SURESİ 56. VE 59. AYETLER ARASI

77 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
EBU’L A’LÂ MEVDUDİ’NİN BAKIŞ AÇISIYLA YUSUF SURESİ 56. VE 59. AYETLER ARASI

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd kendisinden başka ilah olmayan, mutlak manada tek güç ve kudret sahibi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam tüm peygamberlerin ve onları takip eden tabilerinin üzerine olsun.

56- İşte böylece biz yeryüzünde Yusuf’a güç ve imkân verdik. Öyleki, onda (Mısır’da) dilediği yerde konakladı.(48) Biz kime dilersek rahmetimizi nasib ederiz ve iyilik yapanların ecrini kayba uğratmayız.
57- Ahiretin karşılığı ise, iman edenler ve takvada bulunanlar için daha hayırlıdır.(49)
58- (Kuraklık başlayınca) Yusuf’un kardeşleri gelip yanına girdiler,(50) onlar onu tanımadıkları halde kendisi onları hemen tanıdı.(51)
59- Onların erzak yüklerini hazırlayınca dedi ki: “Bana babanızdan olan kardeşinizi getirin. Görmüyor musunuz, ben ölçüyü tam tutarım ve ben konukseverlerin de en hayırlısıyım.”

AÇIKLAMA

48. Bu ayette zikredilenler tüm ülkenin tamamiyle onun kontrolüne girdiğini göstermek içindir. Yani ülke ona aitti, herhangi bir bölgesi üzerinde dilediği gibi tasarruf edebilirdi ve avucunun içinde olmayan hiçbir bölge mevcut değildi. İlk müfessirler de bu ayeti şöyle manalandırıyorlar: “Biz Yusuf’u Mısır’daki herşeyin sahibi yaptık. Dünyanın bu bölgesinde dilediğini dilediği yerde yapabilirdi. Zira bu ülkede bütün yetki kendisine verilmişti. Hatta kralı bile devirebilecek bir güce sahipti.” Taberi, en alim müfessirlerden addedilen Mücahid’den de bir nakilde bulunarak Mısır kralının Hz. Yusuf (a.s) aracılığıyla müslüman olduğunu da ekliyor.
49. Bu zikredilenler, önceki ayetten, saltanat ve iktidarın, doğruluk ve faziletin nihai mükafatı olduğu sonucuna varanların yanlış yorumuna karşı bir uyarıdır. Çünkü bir müminin arzulayabilceği ve ulaşmak için çabalayabileceği yegane mükafat, Allah’an Ahiret’te müminler üzerine ihsanı ve nimeti olabilir.
50. Hz. Yusuf’un (a.s) iktidara gelmesinden sonraki birkaç yıl içindeki olaylar sözü uzatmamak için zikredilmemiş ve kıssa peygamberin kardeşlerinin Mısır’a gelip, İsrailoğulları’nın bu ülkede yerleşmelerine zemin hazırlamaya çalışmalarıyla başlatılmıştır. Ancak bu olaylara ışık tutmak zikre şayan olacaktır. Yusuf iktidarının ilk yedi yılında, ülkede büyük bir tahıl bolluğu vardı; herşey tıpkı Hz. Yusuf’un (a.s) rüyayı yorumladığı gibi olmuştu. Dolayısıyla Yusuf, bolluk yılları için öngörülecek tüm tedbirleri aldı ve krala bildirdi. Sonra yedi kıtlık yılı başladı ve yalnızca Mısır’ı değil, bütün komşu ülkeleri de etkisi altına aldı. Suriye, Filistin, Ürdün-ötesi ve Kuzey Arabistan yiyecek sıkıntısı çekmeye başladı. Kıtlığa rağmen yalnızca Mısır’da sıkıntı yoktu zira Hz. Yusuf’un (a.s) attığı akıllıca adımlar Mısır’ı emniyete almıştı. Hz. Yusuf’un kardeşlerinin tıpkı diğer komşu ülkeler ahalisi gibi Mısır’a gitmek zorunda kalıp huzuruna çıkmalarına neden olan şartlar bunlardı. Anlaşıldığına göre, Hz. Yusuf (a.s) herşeyi öyle ayarlamıştı ki hiç bir yabancı kendisinden özel izin almadan tahıl satın alamıyordu. Dolayısıyla kardeşleri Mısır’a ulaştığında bu darlık ekonomisinde sabit miktarı satın almak için belirlenmiş özel izni alabilmek üzere Hz. Yusuf’un (a.s) huzuruna çıkmak zorunda kalmış olmalıydılar.
51. Kardeşlerinin Hz. Yusuf’u tanımamalarına şaşacak birşey yoktur; zira kendisini kuyuya attıkları zaman Hz. Yusuf (a.s) topu topu onyedi yaşında bir delikanlıydı. Ve şimdi karşılarında otuz sekiz yaşında yetişkin bir kimse duruyordu. Tabiatiyle bunca yıldır değişmiş olmalıydı. Dahası kuyuya attıkları kardeşlerinin bir gün gelip Mısır hükümdarı olacağını akıllarının uçundan bile geçiremezdiler.

Yorum Yaz