MENÜ

EBU’L A’LÂ MEVDUDİ’NİN BAKIŞ AÇISIYLA MÜ’MİNUN SURESİ 27. VE 31. AYETLER ARASI

51 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
EBU’L A’LÂ MEVDUDİ’NİN BAKIŞ AÇISIYLA MÜ’MİNUN SURESİ 27. VE 31. AYETLER ARASI

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd kendisinden başka ilah olmayan, mutlak manada tek güç ve kudret sahibi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam tüm peygamberlerin ve onları takip eden tabilerinin üzerine olsun.

27- Böylelikle biz ona: “Gözetimimiz altında ve vahyimizle gemi yap. Nitekim bizim emrimiz gelip de tandır(29) kızışınca, onun içine her (tür hayvandan) ikişer çift ile, içlerinden aleyhlerine söz geçmiş (azab gerekmiş) onlar dışında olan aileni de alıp koy; zulmedenler konusunda bana muhatap olma, çünkü onlar boğulacaklardır” diye vahyettik.
28- “Böylece sen, beraberinde olanlarla gemiye bindiğinde o zaman de ki: “Bizi o zulmeden kavimden kurtaran Allah’a hamdolsun.”(30)
29- Ve de ki: “Rabbim, beni kutlu bir konakta indir, sen konuklayanların en hayırlısısın.”(31)
30- Hiç şüphesiz bunda ayetler vardır(32) ve biz gerçekten denemeden geçiririz.(33)
31- Sonra onların ardından bir başka insan-kuşağı yaratıp-inşa ettik.(34)

AÇIKLAMA

29.Bazı yorumculara göre “tennur” yeryüzü demektir, bazılarına göre yeryüzünün en yüksek bölümüdür; daha başkaları Fâre’t-Tennur’la, şafağın attığının kastedildiği görüşündedirler. Bu ifadenin aslında mecaz olarak, tufanın başlaması anlamında kullanıldığını söyleyenler de olmuştur. Fakat, metnin bütünlüğünü göz önüne aldığımızda, Kur’an’ın açık bir kelimesine, neden bu kadar ilgisiz mecazî anlamlar verildiğini anlamak güçtür. Öyle görünmektedir ki, tufanın başlangıç yeri olarak özel bir fırın (tennur) seçilmiş ve umulmadık bir biçimde sapık insanların felaketi başlamıştır.
30. Bu insanların yok edilmeleri nedeniyle Allah’a şükr edilmesi gerektiği gerçeği, bunların dünyanın en kötü ve en şerli insanları olduğunun açık bir kanıtıdır.
31. “Konma” burada, yalnızca karaya ayak basma anlamında değildir; sözcüğün içinde “konuklama” anlamı da gizlidir; şöyle denmektedir sanki: “Ey Rabbimiz, artık senin konuklarınız ve yalnızca sensin bizim ev sahibimiz.”
32. Nuh Peygamber’in kıssasının sonunda, kendinden pek çok dersler çıkarılabilecek bu kıssadaki ‘ayetler’e özel dikkat çekilmektedir. Sözgelimi, halkı tevhide çağıran peygamber doğrudayken, şirk ve küfr’de ısrar edenler yanlıştaydılar ve helâk edildiler. Hz. Nuh Peygamberle halkı arasında geçen çatışmanın aynısı Mekke’de cereyan ediyordu. Bu bakımdan düşmanları karşısında nihaî zafer Nuh Peygamber gibi Hz. Peygamber’e (s.a) ait olacaktır.
33. Bu cümle, “İnsanları imtihana çekmeniz gerekiyordu veya gerekmektedir” şeklinde de çevrilebilir. Her iki durumda da amaç, yeryüzünde yerleştirilip kendilerine hayatın nimetleri sunulduktan sonra insanların kendi hallerine bırakılmayacakları ve Allah’ın sahip oldukları güç, iktidar ve nimetleri nasıl kullanılacakları konusunda kendilerini imtihana çekeceği uyarısında bulunmaktır. Nuh kavminin başına gelen, bu kuralın dışında değildi ve aynı durum ilerde kendisine yeryüzünde güç ve iktidar verilen her toplumda kaçınılmaz olarak cerayan edecektir.
34. Bazı müfessirler, Nuh kavminden sonra yeryüzüne yerleştirilen ve kendilerine iktidar tanınan kavmin, Semud kavmi olduğunu söylemişlerdir. İddialarına delil olarak da, ileride gelen ayetlerde, bu kavmin, Semud kavmi gibi korkunç bir sesle (sayha) helak olduğunun zikredilmesini gösterirler. (Semud kavminin bir sayha ile helak oluşuyla ilgili bkz. Hud: 67, Hicr: 83; Kamer: 31) Bazı müfessirler de sözkonusu kavmin Ad kavmi olduğunu öne sürmüşlerdir. Çünkü Kur’an’da (A’raf: 69) Nuh kavminden sonra Ad kavminin geldiği zikredilmektedir. Bizce isabetli görüşün ikincisi olduğu anlaşılmaktadır. Zira, ilk görüş mensuplarınca Semud kavminin de “sayha” ile helak olması şeklindeki felaket esnasında korkunç bir sesin duyulması ihtimal dahilinde olacağından, Ad kavminin helak oluşu esnasında böyle bir “sayha”nın duyulmuş olması mümkündür.

Yorum Yaz