MENÜ

EBU’L A’LÂ MEVDUDİ’NİN BAKIŞ AÇISIYLA HACC SURESİ 55. VE 61. AYETLER ARASI

23 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
EBU’L A’LÂ MEVDUDİ’NİN BAKIŞ AÇISIYLA HACC SURESİ 55. VE 61. AYETLER ARASI

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd kendisinden başka ilah olmayan, mutlak manada tek güç ve kudret sahibi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam tüm peygamberlerin ve onları takip eden tabilerinin üzerine olsun.

55- Küfre sapanlar ise, kıyamet-saati onlara apansız gelinceye ya da kesintiye uğramış (akîm, verimsiz) bir günün azabı(102) onlara yetişinceye kadar ondan (Kur’an’dan) yana şüphe içinde sür-git kalacaklardır.
56- Mülk, o gün yalnızca Allah’ındır. O, aralarında hükmedecektir. Artık iman edip salih amellerde bulunanlar; nimetlerle donatılmış cennetler içindedirler.
57- Küfre sapıp ayetlerimizi yalanlayanlar; artık onlar için de aşağılatıcı bir azab vardır.
58- Allah yolunda hicret edip öldürülen veya ölenlere gelince muhakkak Allah, onları güzel bir rızıkla rızıklandıracaktır. Hiç şüphe yok Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
59- Onları, kendisinden gerçekten hoşnut kalacakları bir yere sokacaktır. Şüphesiz Allah, bilendir, halîmdir.(103)
60- İşte böyle; her kim kendisine yapılan haksızlığın benzeriyle karşılık verir, sonra aleyhine ‘azgınlık ve saldırıda’ bulunulursa, Allah, mutlaka ona yardım eder.(104) Hiç şüphe yok Allah, affedicidir, bağışlayıcıdır.(105)
61- İşte böyle;(106) çünkü Allah, geceyi gündüze bağlayıp katar ve gündüzü de geceye bağlayıp-katar.(107) Şüphesiz Allah, işitendir, görendir.(108)

AÇIKLAMA

102. “Kısır” sıfatı mecazi anlamda güne atfedilmiştir. Bir “gün”, eğer o günde tüm planlar, ümitler ve araçlar etkisiz kalıyor veya gecesini getiremiyorsa “kısır bir gün”dür. Mesela, Hz. Nuh’un (a.s) kavmi, Ad ve Semud kavimleri, Lut ve Medyen kavimlerinin Allah’ın azabı ile karşılaştıklarında yaşadıkları günler de bu anlamda kısır günlerdir. Çünkü bu günler onlar için hiç bir “yarın” getirmemiş ve hiç bir şey onların akıbetini engelleyememiştir.
103. Allah her şeyi bilen olduğu için, kendi uğrunda yurtlarını terkedenleri ve onların ne mükafat hakettiklerini de bilir. O Halîm’dir; insanların küçük zaafları O’nun mümin kullarını, ibadet ve fedakarlıkları karşılığında mükafatlandırmasını engellemez.
104. Buraya kadar olan ayetlerde intikam alamayan işkence gören kimseler kastediliyordu. Bu ayetlerde ise karşı koyabilecek kimseler kastedilmektedir.
Bu ayetten İmam Şafiî “ceza”nın, suçun işleniş şeklinden etkileneceği sonucunu çıkarmıştır. Eğer kişi suda boğularak öldürülmüşse, katil de yakılarak cezalandırılmalıdır. Hanefiler buna karşı çıkarlar. Onlara göre, katil maktulü nasıl öldürmüş olursa olsun katil, sadece belirlenmiş bir tek şekilde cezalandırılmalıdır.
105. Bu ayet (60) iki noktayı ifade eder:
1) İnsan öldürmek aslında iyi bir davranış olmamasına rağmen, Allah nefsi müdafaa için “öldürme”yi affeder.
2) Allah esirgeyen ve bağışlayan olduğu için O’nun kulları olan müminler de esirgeyip bağışlamalıdırlar. Ceza ile mukabele etmeye hakları olduğu halde aşırı gidip fazla kan dökmemelidirler.
106.”Bu (bir önceki paragrafta belirtildiği gibi) böyledir.” Çünkü Allah bütün kainatın yöneticisidir ve hak edenlere ceza ve mükafat vermek hakkı O’na aittir.
107. “Allah geceyi (gündüzün içine) … sokar.” Bu gerçek, O’nun tüm kainatın Yöneticisi, Hakimi ve Sahibi olduğunun delilidir. Fakat ayetin daha derin anlamı, gecenin karanlığından gündüzün aydınlığını çıkarmaya kâdir olan Allah’ın cahiliye ve küfür karanlığından adalet aydınlığını çıkarmaya da kâdir olduğudur.
108. O her şeyi duyar, her şeyi görür ve hiç bir şeyden habersiz değildir.

Yorum Yaz