MENÜ

EBU’L A’LÂ MEVDUDİ’NİN BAKIŞ AÇISIYLA ARAF SURESİ 139. VE 145. AYETLER ARASI

77 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
EBU’L A’LÂ MEVDUDİ’NİN BAKIŞ AÇISIYLA ARAF SURESİ 139. VE 145. AYETLER ARASI

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd kendisinden başka ilah olmayan, mutlak manada tek güç ve kudret sahibi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam tüm peygamberlerin ve onları takip eden tabilerinin üzerine olsun.

139- Onların içinde bulundukları şey (din) mahvolucudur ve yapmakta oldukları şeyler (ibadetler) de geçersizdir.”
140- “O sizi alemlere üstün kılmışken, ben size Allah’tan başka bir ilah mı arayacağım?”
141- “Hani size dayanılmaz işkenceler yapan, kadınlarınızı sağ bırakıp erkek çocuklarınızı öldüren Firavun ailesinden sizi kurtardık. Bunda Rabbinizden sizin için büyük bir imtihan vardı.”
142- Musa ile otuz gece sözleştik ve ona bir on daha ekledik. Böylece Rabbinin belirlediği süre, kırk geceye tamamlandı.(99) Musa, kardeşi Harun’a “Kavmimde benim yerime geç, ıslah et ve bozguncuların yolunu tutma”(100) dedi.
143- Musa tayin edilen sürede gelince ve Rabbi de onunla konuşunca: “Rabbim, bana göster, Seni göreyim” dedi. (Allah:) “Beni asla göremezsin. Ama şu dağa bak; eğer o yerinde karar kılabilirse, sen de beni göreceksin.” Rabbi dağa tecelli edince, onu param parça etti, Musa bayılarak yere düştü. Kendine geldiğinde: “Sen ne yücesin (Rabbim) . Sana tevbe ettim ve ben iman edenlerin ilkiyim” dedi.

AÇIKLAMA

99. Mısır’dan ayrıldıktan sonra İsrailoğulları, esaret bağlarından kurtularak hür hale gelip, bağımsız bir millet olduklarında, kavminin uyacağı şeriat, kendisine talim edilmek üzere Hz. Musa (a.s) ilâhî bir emirle Tur-ı Sina’ya çağrılmıştı. Bu, burada zikredilen davet serilerinden ilkidir. Kendisine verilen bu ağır misyonun gerektirdiği formasyonu kazanmasını sağlayacak oruç, zühd, ibadet, dua, iç murakebe, arınma ve tefekkür için, Hz. Musa (a.s) kırk günlüğüne buraya çağrılmıştı. Hz. Musa (a.s) bu esnada kavmini, Nabi Salih ile Tur-ı Sina arasında Vadi’ş-Şeyh denilen yere bırakmıştı. Meydanı’r-Raha denilen mevkidir. Vadinin bir tarafında mahalli söylentilere göre Hz. Salih’in (a.s) Semûd topraklarından göç edip yerleştiği tepecik yer alır. Hz. Salih’in (a.s) anısına dikilen cami bugün bile orada durmaktadır. Vadinin diğer ucunda “Cebel-i Harun” denilen ve rivayet edildiğine göre, İsrailoğulları’nın buzağıya tapmalarını protesto etmek üzere Hz. Harun’un gittiği yer olan bir tepecik vardır. Vadinin üçüncü tarafında, deniz seviyesinden yaklaşık 7359 fit yükseklikte ve çoğu zaman bulutlarla kaplı Sina dağı vardır. Bu dağın tepesinde, Hz. Musa’nın (a.s) kırk gün ve geceyi geçirdiği dolayısıyla ziyaret için kutsal bir mahiyet kazanmış olan mağara bulunur. Mağaraya yakın müslümanların bir camisi, Hıristiyanların bir kilisesi ve dağın eteğinde de, Bizans İmparatoru Jüstinyen devrinde inşa edilmiş bir manastır vardır. (Daha fazla bilgi için bkz. Kasas an: 9-10) .
100. Hz. Harûn, Hz. Musa’dan iki üç yaş daha büyük olmasına rağmen peygamberlik görevi hususunda O’nun emri altındaydı. Gerçekte Hz. Harun bir peygamber olarak, Hz. Musa’nın tebliğ çalışmalarında ona yardımcı olmak üzere vazifelendirilmiştir. O’nun Allah tarafından Hz. Musa’ya yardımcı olarak görevlendirilmesi konusu Furkan 35’te şöyle belirtilmektedir: “Biz Musa’ya kitap vererek kardeşi Harun’u ona yardımcı yapmıştık.”

 

144- (Allah:) “Ey Musa” dedi. “Sana verdiğim risaletimle ve seninle konuşmamla seni insanlar üzerinde seçkin kıldım. Sana verdiklerimi al ve şükredenlerden ol.”
145- Biz ona Levhalar’da(101) her şeyden bir öğüt ve her şeyin yeterli bir açıklamasını yazdık. (Ve:) “Şimdi bunlara sıkıca sarıl ve kavmine de emret ki en güzeliyle sarılsınlar.(102) Size fasıkların yurdunu pek yakında göstereceğim”(103) (dedik) .

AÇIKLAMA

101. İncil, bu iki levhanın kalın taş kalıpları halinde olduğunu söyler. Kur’an-ı Kerim ve İncil, her ikisi de, levhalardaki yazıyı Allah’a atfederler. Yine de, elimizde bu yazı işinin nasıl yapıldığını anlatan açık bir kaynak mevcut değildir. Binaenaleyh, levhalar üzerindeki yazının doğrudan doğruya Allah tarafından mı, aracı bir melek vasıtasıyla mı, yoksa Hz. Musa (a.s) eliyle mi yazıldığını kesinlikle bilmemekteyiz. (Lütfen bu kısmı Kitabı Mukaddes, Huruç; 31:18, 32: 15-16 ve Tesniye 6: 6-22 bölümleriyle karşılaştırın) .
102. Yani, “İlâhî düstur ve açıklamalar doğru ve açık anlamları içerisinde uygulanmalıdır ki, saf bir kalb ve hüsnüniyet sahibi normal zekâlı herhangi bir insan tarafından kolayca kavranabilsin”. Bu şart, yasal safsataları ile, ilâhî emirleri değiştirebilmek için şeytanca hile ve aldatma yolları arayıp duran kimselerin kılı kırk yarışlarıyla, bir insanın bu emirleri karıştırmaması ve şaşırmaması içindir.
103. Yani, “Yolunuza devam ederken, ilahî kanuna uymayan, Allah’a ibadet etmeyi ve itaat yollarını terkeden ve bâtılın o dar yollarında yürümekte ısrar eden kimselerin ev ve barınaklarının kalıntılarını göreceksiniz. Bu harabelere rastladığınız zaman, böyle sapık yolları benimseyenlerin akıbetini, bizzat kendi kendiniz hemen farkedersiniz.

Yorum Yaz