MENÜ

EBU’L A’LÂ MEVDUDİ’NİN BAKIŞ AÇISIYLA ARAF SURESİ 136. VE 138. AYETLER ARASI

74 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
EBU’L A’LÂ MEVDUDİ’NİN BAKIŞ AÇISIYLA ARAF SURESİ 136. VE 138. AYETLER ARASI

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd kendisinden başka ilah olmayan, mutlak manada tek güç ve kudret sahibi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam tüm peygamberlerin ve onları takip eden tabilerinin üzerine olsun.

136- Biz de onlardan intikam aldık ve ayetlerimizi yalan saymaları ve onlardan habersizmişler (gibi) olmaları nedeniyle onları suda boğduk.
137- Kendisine bereketler kıldığımız yerin doğusuna da, batısına da o hor kılınıp-zayıf bırakılanları (müstaz’afları) mirasçılar kıldık.(97) Rabbinin İsrailoğullarına olan o güzel sözü (vaadi) , sabretmeleri dolayısıyla tamamlandı (yerine geldi) . Firavun ve kavminin yapmakta oldukları ve yükselttiklerini (köşklerini, saraylarını) da yerle bir ettik.
138- İsrailoğullarını denizden geçirdik. Putları önünde bel büküp eğilmekte olan bir topluluğa rastladılar. Musa’ya dediler ki: “Ey Musa, onların ilahları (var; onların ki) gibi sen de bize bir ilah yap.”(98) O: “Siz gerçekten cahillik etmekte olan bir kavimsiniz”dedi.

AÇIKLAMA

97. Yani, “İsrailliler, Filistin’e varis kılındı”. demektir. Bazı yorumcular bundan, İsraillilerin Mısır’ın efendileri kılındıkları anlamını çıkarırlar. Fakat biz, ne Kur’an-ı Kerim’in bu bölümde buna doğrudan bir işaret olmadığından ve ne de bunu destekleyecek tarihî herhangi bir delil bulunmadığından bu tercemeyi kabul etmekte müteredditiz. (Bkz. Kehf an: 57 ile Şura an: 45)
98. “Bu insanlar”, “Sina yarımadasında askeri bir garnizon olan Mafka’da yaşayan Mısır’lılardı. İsrailliler Kızıldeniz’i, muhtemelen şimdiki Süveyş ili ile İsmailiye arasında bir yerden geçerek yolculuklarını o zamanlar Mısır’ın hakimiyeti altında olan yarımadanın güneyine doğru, kıyı boyunca sürdürdüler. Daha aşağılarda bakır ve zümrüt maden ocakları bulunuyordu. Bunların korunması için Mısırlılar buralara yakın yerlere bazı askerî garnizonlar kurmuşlardı. Bunlardan birisi, Mısırlıların, yarımadanın güneybatısında kalıntıları bugün bile durmakta olan büyük bir tapınak inşa etmiş oldukları Mafka’da bulunuyordu. Buna yakın başka bir yerde, Sami kavimlerinin ay tanrısına tahsis edilen başka bir tapınak da bulunmakta idi. Muhtemelen İsrailliler bu tapınağın yanından geçerken yapay bir put edinme hevesine kapılmış ve Hz. Musa’dan böyle bir istekte bulunmuşlardır.
Bu olay, Mısırlıların kültürünün, esaretleri sırasında İsrailoğulları’nın üzerinde derin izler bıraktığını gösterir.
Hz. Musa’nın (a.s) ilk halefi Nuh’un oğlu Yeşu’nun (Yuşa) Mısır’dan çıkışlarından yetmiş yıl sonra İsrailliler’e irad ettiği son hitabesindeki sözlerden, buna kolayca hükmedilebilir:
“Ve şimdi RABB’den korkun, samimî olarak gerçekten ona kulluk edin, ırmağın öteki tarafından ve Mısır’da atalarınızın taptığı ilâhları bırakın ve Rabb’e kulluk edin. Ve eğer, Rabb’e kulluk etmek gözünüze kötü geliyorsa, atalarınızın kulluk yaptıkları ırmağın ötesindeki ilahlara mı, yoksa Amovîlerin ilahlarına mı, kime kulluk edeceğinizi bugün tayin edin, fakat ben ve ev halkım, Rabbe kulluk edeceğiz”. (Yeşû, 24: 14-15) .
Bu, Hz. Musa’nın kırk ve peygamber Yeşû’nun yirmi sekiz yıllık talim ve rehberliğinden sonra bile İsraillilerin, Mısır Firavunlarının hakimiyeti altında geçirdikleri uzun kölelik sırasında, hayatlarına bulaşmış olan kötü tesirlerinden kendilerini temizleyemediklerini gösterir. İşte bu, o ifsat olmuş müslümanların, Mısır’dan çıkışlarından sonra bir put tapınağı görür görmez, Mısırlı efendilerinin kulluk ettiği o tanrıların önünde secdeye kapanmaya son derece hevesli olduklarının nedenidir.
HARİTA -II-

AÇIKLAMA
:
1- Göşen, İsrailoğulları’na Mısır’da yaşamaları için Hz. Yusuf (a.s) tarafından verilen yerdir.
2- Memfiş; Hz. Musa (a.s) zamanında Mısır’ın başkenti idi.
3, Acı Göller; halihazırda Suveyş körfezinden oldukça uzakta bulunuyor, fakat eskiden deniz ile bağıntılı idi.
4- Hz. Musa (a.s) , İsrailoğulları ile birlikte Rames’ten çıkarak yola koyulmuştlar ve yol üzerinde her yönden insan gelerek onlara katılmıştı. Öyle anlaşılıyor ki, Hz. Musa (a.s) onları emin bir şekilde Tih çölünden geçirerek Sina’ya getirmek istemişti, fakat bir yandan Mısırlıların askerî kamplarının korkusu, öte yandan Fravun’un peşlerinden takibi korkusu onları bazı noktalarından Acı Gölleri geçtikleri Baal-Zifon’a doğru çekmişti ki burada Firavun ve ordusu suda boğulmuşlardı.
5- Hz. Musa (a.s) ve İsrailoğulları, Mereh, Elim, el-Merha ve Paran Refidim yolunu izleyerek buğün Cebel-i Musa (Eski ahit’te Sina) ve Tur denilen yere geldiler. Bu çevrediki vadi Kur’an’da mukaddes Tuva vadisi olarak zikredilmektedir. (Taha: 12)
6- Hammam-ı Firavun; Sina yarımadasındaki mahalli bir geleneğe göre Firavun’un cesedinin suda şişmiş olarak bulunduğu yerdir.
7- Bu haritadak iTur, Tur Dağını değil bugünkü Tur limanını göstermektedir.
8- El-Merha; manna ve salva’nın indirilmeğe başlandığı, Eski Ahit’in Sin Çölü’nün sınırlarıdadır.
9- Refidim yakınlarında, Hz. Musa’nın (a.s) asasını savurduğunda on ik isu kaynağının fışkırdığı, Horeb Dağındaki meşhur kaya parçası bulunmaktadır.
10- Et-Tıh; İsrailoğullarının kırk yıl evsiz yurtsuz dolaşarak kaldıkları çöldür. Tih kelimesi, yetihun (şaşkınca evsiz barksız dolanma) ‘dan türemedir. (Bkz. Maide:26)
11- Eski zamanlarda Ezon-Geber adıyla anılan Akebe veya Eyle, yaygın geleneğe göre, Sebt gününü çiğneyenlerin malum hadisesinin vuku bulduğu yerdir.

Yorum Yaz