MENÜ

Ebu Süleyman Ed-Darani (Rah)

133 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
Ebu Süleyman Ed-Darani (Rah)

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

Hamd âlemlerin Rabbi Rahman ve Rahim, ölüden diriyi- diriden ölüyü çıkartan, geleceğinde hiç şüphe bulunmayan günün sahibi, mümin kullarına merhametli, inkârcılara şiddetli, indirmiş olduğu Kur’an ile bizlere izzet bahşeden ALLAH(CC) aittir

Salât ve selam âlemlere rahmet olarak gönderilen kendi döneminde ve kendisinden sonra var kılınan mükelleflerin ona(sas) itaatten başka kurtuluşunun mümkün olmadığı önderimiz komutanımız Hz. Muhammed sas’e âline ashabına, bugünden önce yaşamış bugün yaşamakta olan ve kıyamete kadar yaşayacak, hakkın gönüllerini aydınlattığı mücahid müminlere selam olsun.

Şam’da yetişen âlimlerin büyüklerindendir. Şam’ın güneyinde kalan dara köyünden olduğu rivayet edilir. Bu sebeple kendisine Ebu Süleyman Ed-Darani denmiştir. Süfyan’ı servi ve diğer âlimlerden hadis öğrendi. Nefsin zararlarına ve sinsi düşmanlara vakıf olup kalbi ve diğer uzuvları İslam’ın ölçülerine göre yönlendirmede hassas davranırdı. İnşallah hayatı hakkında nakledeceğimiz bilgiler kendisi hakkında söylenen sözleri ispat ettiğinin göstergesidir.

Allahu Teâlâ’nın razı olacağı hayatı yaşamak adına başlangıcın nasıl olduğunu gelin kendisinden dinleyelim; Mescid’de bir vaizin sohbetlerine devam ederdim. Bir gün sözleri bana çok tesir etti. Fakat dışarı çıktığımda bu tesir hiç kalmadı. Geri geldim, ikinci defa dinledim, yine sözleri kalbime oldukça çok tesir etti. Dışarı çıktım, bu tesir bir miktar devam etti ve kayboldu. Üçüncü defa geldim. Bu sefer öyle duygulandım ki bu tesir eve kadar aynı halde kaldı. Eve gelince musiki aletlerimi kırdım. Tövbe ettim. Allah Azze ve Celle’nin razı olacağı doğru yolu tuttum. Hayaller ve gerçekler ikisi birbirinden bambaşkadır. Allah’ın kitabında oyun ve eğlenceden razı olduğuna dair bir bilgi bize ulaşmamıştır. Ne var ki bir nasihat eden, bir nasihat edilen nihayetinde ise kırılan bir takım musiki aletleri. Biraz üzerinde durup düşünmek zorundayız. Acaba benim kalbim ne halde, hayatımda değiştirmem gereken faydasız fiil ve eylemler dolu iken benim hayatımda kıracağım bunca şey var ve ben bunları neden kırmıyorum. İşte bunu düşünmek zorundayız. Nasihat mi fayda vermiyor, yoksa faydalanamayan kalp mi? Kitabımız Furkan’da mealen şöyle buyrulmaktadır; “İman edenlerin Allah’ı anma ve ondan inen Kuran sebebiyle kalplerinin ürperme zamanı hala gelmedi mi?”(Hadid 16)

Eğer bir kalbe Allah’ın kitabı te’sir etmiyorsa başka hangi sözden etkilenecek, hangi kelam o’na hatalarını öğretecek, hangi söz cenneti sevdirecek, hangi söz cehennemden korkutacak ve kurtuluşun yolunu öğretecek.

Ebu Süleyman(Rah)’in şöyle dediği rivayet edilir; Ahiret bir kalpte olursa, dünya onun yanına sokulur. Eğer bir kalpte dünya olursa ahiret onun yanına sokulmaz. Çünkü ahiret onurludur, dünya ise adidir. Ahireti imar eden bir düşünce ve amel içerisindeyken dünyevi maksatların bizi rahat bırakmadığını, sürekli bir şeylerin bizi meşgul etmeye çalıştığını fark ederiz. Lakin dünya ile meşgulken, dünya ve nefis kendisiyle meşgul etmeye devam ettirir, çünkü ahiret değerlidir, dünyadan vazgeçmeden olmaz.

Yine kendisinden şöyle bir olay nakledilir; Ben soğuk bir gecede mihrapta idim. Soğuk ellerimi çatlattı, bende bir elimi soğuktan sakladım, ötekisi ile dua ettim. Gözüm daldı, bana bir ses: Ey Ebu Süleyman o eline hissesini koyduk, eğer öteki olsa idi ona da koyardık, dedi. Diyor ki: ben bir daha iki elimle dua edeceğime yemin ettim.

Talebesi olan Ahmed Bin Ebi’l-Havari derki; Ebu Süleyman bir gece yattı, gece yarı olunca kalktı. Elini kaba sokunca sabah ağarıncaya kadar öyle kaldı. Namaz vakti geldi, bende onun namazı kaçırmasından korktum ve: Essala, Allah sana merhamet etsin dedim. O da: La Havle Vela Kuvvete İlla Billahil Aliyyil Azim, dedi sonra da: Ey Ahmet, elimi kaba sokunca içimden bir ses geldi “Kabul et ki su ile dışını yıkadın, ya kalbini ne ile yıkayacaksın?” dedi. Ben de tefekküre daldım ve: Allah ile kaçırdığım ünsiyete acımak ve üzülmek ile dedim. Allahu Teâlâ ile dini ile meşgul olmadığımız zamanlarımıza acımalıyız.

Lafızları da uzun manası da uzun ama anlaşıldığında birçok menfaati elde edebileceğimiz şu öğüdünü dikkatli okumayı tavsiye ediyorum;

Nefsini tanıyarak kendini beğenme yani ucub’un yolunu tıka. Gelip gidenleri azaltarak kalbini rahatlatmaya çalış. Allah’tan korkanlarla oturarak kalbini inceltmeye bak. Devamlı hüzünlenerek kalbini nurlandır. Devamlı tefekkür ederek hüzün kapısını bekle. Tefekkür kapısını halvetlerde ara. Arzuna uymayarak iblisten sakın. Amelde ihlas ve sadakat ile Allah’a süslen. O’ndan utanarak ve O’na yönelerek affına başvur. Nimetin artmasını şükürde ara. Elinden kaçma korkusu ile nimetini devam ettir. Selameti arama gibi amel yoktur. Kalp temizliği gibi de selamet yoktur. Arzuya karşı gelme gibi akıl yoktur. Kalp fakirliği gibi fakirlik yoktur. Nefis tokluğu gibi zenginlik yoktur. Öfkeyi bastırma gibi kuvvet yoktur. Yakin nuru gibi nur yoktur. Dünyayı küçük gömse gibi de yakin yoktur. Nefsi tanıma gibi marifet yoktur. Günah işlememe gibi nimet yoktur. Tul-i amele dalmama gibi zühd yoktur. Derecelerde rekabet gibi hırs yoktur. Farzları eda etme gibi taat yoktur. Haramlardan sakınma gibi takva yoktur. Akıl yokluğu gibi yokluk yoktur. Cihad gibi fazilet yoktur. Nefisle cihad gibi de cihad yoktur. Tamah gibi zillet yoktur. Nefsini gütmeyi bilmeyeni nefis çabuk helake götürür. Takva’nın bugünde acılılığı o günde tatlılıktır. Ziyan eden halka amelinin sağlam olduğunu gösteren ve kendisine şah damarından daha yakın olana çirkin amelini belli edendir.

En zor, ama en makbul olan şey sabırdır. Sabır, iki kısımdır. Birincisi Allahu Teala’nın yapmamızı emrettiği fakat nefsimizin istemediği ibadetleri yapmaya devam etmekle sabretmek, ikincisi ise Allahu Teala’nın yapmamızı yasak ettiği, fakat nefsimizin hoşuna giden şeyleri yapmamaya devam etmekteki sabır.

Allah azze ve celle ibretle bakıp, aklıyla anlayıp ders alabilen ve gereklerini ifa eden kullarından eylesin. Amin.

 

Selam ve dua ile   اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ

Eymen GÜÇLÜTüm Yazıları
Yorum Yaz