sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
13,6677
EURO
15,5460
ALTIN
783,53
BIST
2.005
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Yağışlı
11°C
Ankara
11°C
Yağışlı
Perşembe Çok Bulutlu
10°C
Cuma Sisli
13°C
Cumartesi Çok Bulutlu
14°C
Pazar Parçalı Bulutlu
15°C

Ebu Basir (R.a) Hayatı

06.11.2021
0
A+
A-

Hamd alemleri isteğine göre emsalsiz yaratan hiç bir varlığa ihtiyaç duymayan Allah’a (cc) selat ve selam son resul ve insanlığın kurtuluş reçetesi olan Hz. Muhammed (sav)’e ve selam O’nun aline ,ashabına ve bu İslami hayatı dert edinen tüm Müslümanlara olsun.

Zincirlerle bağlı olarak yaşamak zor dur, fakat bu zincirler uzuvlara değil de kalbe bağlanmışsa işte bu çok daha zordur, tarih boyunca Müslümanlar birçok eziyetlere uğramış, birçok istilalara uğramış esarete muhatap olmuşlardır, zülüm ve zorluklar ne kadar büyük olursa olsun sineleresin de taşıdıkları imanın büyüklüğünden, kuvvetli oluşundan ALLAH (cc)’ un vahyine olan sarsılmaz imanlarından peygamber (sav)’ın mübarek hayatını kendi hayatların da her zaman diri tutuklarından esaret zincirleri ne kadar mukavemetli olursa olsun parçalayıp atmışlardır. Günümüz istilaları coğrafi olmakla beraber kafirlerin asıl saltanat kurmak istedikleri ve büyük ölçüde başardıkları kalplerdeki istiladır, büyük yatırımlar, büyük çapta ar ge çalışmaları, sınırsız saate mesai sonucu Müslümanların kalplerindeki imanlarını bozmak bunu başaramasa da ekonomik nedenlerle, zindana hapsetmekle ,ailevi  tehditlerle, geleceğe dair endişeler uyandırmakla vb. yöntemlerle kalplerine zincir vurmak istiyorlar. Bu istilalar dan ve tehditlerden nasıl sıyrılacağımızı efendimiz (sav)’ın mübarek ashabın dan en güzel bir biçim de görmekteyiz, buyurun dikkatlerimizi cezbeden mübarek neslin yaşamış olduğu bir sahneye misafir olalım.

Ebû Basîr Müslüman olduğu için Kureyşliler tarafından Mekke’de hapsedilmişti. Hudeybiye Antlaşması’ndan sonra Mekke’den kaçıp Medine’ye Hz. Peygamber’in yanına gitti. Bunun üzerine müşrikler, Hudeybiye Antlaşması gereğince Ebû Basîr’in kendilerine iade edilmesi için Medine’ye iki muhafız gönderdiler. Hz. Peygamber Ebû Basîr’i çağırarak kendisini Kureyşliler’e teslim etmek zorunda olduğunu, fakat Allah’ın ona ve onun durumundaki çaresiz müslümanlara yakında bir çıkış yolu göstereceğini söyledi. Ebû Basîr düşmana teslim edilmemesini istediyse de Hz. Peygamber antlaşma esaslarına uymak zorunda kaldı.

Ebû Basîr ile iki muhafız Mekke’ye giderken Zülhuleyfe’de yemek molası verdikleri bir sırada Ebû Basîr onlardan birinin kılıcını ele geçirerek kılıç sahibini öldürdü, öteki Medine’ye kaçıp canını kurtardı. Onun ardından Hz. Peygamber’in yanına giden Ebû Basîr durumu anlattı ve kendisini düşmana teslim etmek suretiyle onun verdiği sözü yerine getirdiğini, ancak kendisinin hem canını hem de dinini düşman elinden kurtardığını söyledi. Hz. Peygamber etrafındakilere, “Ne yaman adam! Eğer aklına uyan birileri çıksa tam bir savaş tahrikçisi!” dedi. Ṣaḥîḥ-i Buḫârî’de Ebû Basîr’in öldürdüğü kişinin üzerinden çıkanların beşte birini almayı Hz. Peygamber’e teklif ettiğini, fakat Peygamber’in Kureyşliler’le yapılan antlaşmaya aykırı gördüğü bu teklifi kabul etmediğini, Ebû Basîr’e istediği yere gidebileceğini söylediğini, onun da Mekke-Şam yolu üzerinde bulunan Îs’e gidip yerleştiğini kaydetmektedir.

Başta Hudeybiye Antlaşması sırasında antlaşma şartları gereğince Kureyşliler’e teslim edilen Ebû Cendel olmak üzere Ebû Basîr’in başından geçenleri haber alan müşriklerin elindeki diğer müslümanlar Ebû Basîr’in yanına kaçtılar. Sayıları yetmişi, bazı rivayetlere göre 300’ü bulunca yaptıkları savaşlarla Kureyşliler’e ait ticaret kervanlarını soymaya ve kervancıları öldürmeye başladılar. Bunun üzerine Mekkeliler, kendilerinden İslâmiyet’i kabul edenlerin Hudeybiye Antlaşması gereğince iade edilmesi şartından vazgeçtiklerini, Ebû Basîr ve arkadaşlarının Medine’ye kabul edilebileceklerini bildirdiler. Buna karşılık ticaret kervanlarının soyulmasına meydan verilmemesini istediler. Hz. Peygamber Ebû Basîr ve arkadaşlarına Medine’ye gelmelerini emreden bir mektup gönderdi. Ancak mektup oraya ulaştığında Ebû Basîr ölüm döşeğindeydi, az sonra da vefat etti. Ebû Cendel ve arkadaşları Ebû Basîr’i bulundukları yerde defnettiler ve daha sonra da Medine’ye döndüler.

Bu harika olayı izlerken sanki “evet olması gereken tavır, ortaya koyulması gereken mücadele, Müslümanın enerjisi, Müslümanın dinamikliği, Müslümanın zincirleri parçalaması, küfrün onları sokmaya çalıştığı kalıplara sığmayıp paran parça etmeleri işte böyle olmalı” dediğinizi duyar gibiyim nasıl da kükremişler küfrün o korkak ve zalim yüzüne ne büyük bir kahramanlıktı bu eskimeyen deforme olmayan bir nasihat günümüz Müslümanlarına çok açık bir mesajdır , şartlar ne kadar zor olursa olsun kalpte iman varsa küfrün zincirleri o kalbi sarmamışsa elbet bir çözüm, elbet alemlerin RABB’ i olan ALLAH (cc) kulluk edecek bir zemin bulacaktır. Biz Müslümanlar bu ve benzeri hadiseleri gördüğümüz halde hala bazı ekonomik nedenlerle, eski azmimi bulamıyorum demekle, ailesinin sorunlarını bahane ederek vb. sebeplerle mücadeleden geri duramayız ALLAH (cc) şöyle buyurmakta De ki: “Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kâr getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah’tan, O’nun Resûlü’nden ve O’nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez. (tevbe 24)

ALLAH(cc) hakkı hak bilip hakka sarılan, batılı batıl bilip batıldan içtinap eden kulların dan eylesin.

Müsned, IV, 331.

Buhârî, “Şürûṭ”, 15.

İbn Hişâm, es-Sîre, III, 323-324.

Taberî, Târîḫ (Ebü’l-Fazl), II, 638-639.

İbn Abdülber, el-İstîʿâb, IV, 20-22.

İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-ġābe, VI, 35-36.

İbn Kesîr, el-Bidâye, IV, 176.

İbn Hacer, Fetḥu’l-bârî (Hatîb), V, 411-414.

Köksal, İslâm Tarihi (Medine), VI, 248-256.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.