MENÜ

DİNİN PARSELLENMESİ!

135 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
DİNİN PARSELLENMESİ!

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Âlemleri emsalsiz yarata hâkimiyetin yegane sahibi eşi benzeri olmayan Aziz, Mütekebbir, Celal ve Kerem olan Allah’a (cc) sonsuz hamd olsun.

O Allah (cc) ki her varlık ona muhtaçtır. O(cc) ise hiçbirşeye muhtaç olmayan Gabi ve Samed’dir.

Salat cihad ve Rahmet Peygamberi son Nebi kendisine itibar ve ittiba edilmedikçe kurtuluşun mümkün olmadığı Hz. Muhammed (sav)’e, Selam O’nun Ehlibeytine, Ashabı Kiramına ve izinden giden tüm Mü’min Muttaki kulların üzerine olsun.

Bu yazımıza dinin parsellenmesi başlığını koydum çünkü bugün Müslümanlar olarak maalesef ki Müslüman şahsiyetler oluşturmakta ve dinin bütünlüğünü muhafaza konusunda çok vahim bir durumdayız.

Parsel; bir toprak parçasının veya bir arazinin birden fazla kişiye verilmek üzere bölünmesine ve parçalara ayırmaya verilen isimdir.

Din; İnanç, amel, sosyal(ictimai) hayattan oluşan bir yaşam şeklidir.

Bu açıdan dinin parsellenmesi ise dini Allah’a has kılmamak yani hayatın inanç bölümünü tağutlara sahte İlahlara, amel bölümünü Allah’a, ictimai (sosyal hayat) bölümünü nefse hevaya ayırmaktır.

İnanç, ibadet ve ictimai alanda İlahi bütünlüğü sağlayamadığımız sürece gerçek bir Müslüman olabilmemiz mümkün olmayacaktır.

İslam İlahi bir inkılaptır. İnsana bildirilen İlahi ölçülerin bütünü onda mevcuttur. Müslüman ise İslam’ı hayat ölçüsü olarak kabul eden ve hayatını ona göre biçimlendireceği akdini yapan insan demektir.

İslam kişiliğimize hayatımıza ne kadar kendi bütünlüğü içinde yansıyorsa o kadar Müslümanız. Bu bütünlük ne kadar parçalanıyorsa o kadar kişiliği parçalanmış Müslüman haline gelmiş oluyoruz.

Her daim Müslümanlığımızı muhafaza ve dini Allah’a has kılmak her Müslümanın görevidir.

İmanın korunması ve İslam’ın yaşanması hususunda tavizsiz davranmak her Müslüman erkek ve kadın için gerekli olandır.

Müslümanın günlük olarak hayatın her anında kendi kendine “Ben ne kadar Müslümanım?, Rabbimle ilişkim ne kadar sağlıklı?, Kur’an’la hukukum nasıl?, Peygambere imanım ona benzeme gayretine dönüşüyor mu?, Ahiret inancı dünya hayatımıza ne kadar yansıyor?, namazım ne kadar namaz, orucum ne kadar oruç?, Siyasetim ne kadar Peygamberimin siyasetine benziyor?, beni idare edenler Allah’ın hükümleriyle hükmediyorlar mı?, ben kime itaat ediyorum?, itaatim maruf olana mı, münker olana mı? ” sorularını sorması ve kendi nefsinin savunuculuğunu değil savcılığını yapması gerekmektedir.

Müslümanlığım ne kadar sorusunun kalbinde hiçbir kıpırtı oluşturmadığı bir insanı İslam’la ilişkisi kopmuş bir insanı, günlük hayatında kendisine hayat ve her türlü nimetler bahşeden Kudret’i hiç hatırlamayan bir insan, hiç ölmeyecek hesap vermeyecekmiş gibi sorumsuzca yaşamayan bir insan hala göğsünü gererek Müslümanlık iddiasında bulunuyorsa bu insan evvela iman ve istikametini gözden geçirmesi gerekir.

Bugün bu muhasebenin yapılmaması İman ve İstikametin gözden geçirilmemesi Müslümanların Şer’i hudutlardan uzaklaşmasına, İslam dışı batıl değerlere saplanmasına sebep olmuştur. Bunun tabii sonucu olarakta dinin parsellenmesi yani bölünüp parçalara ayrılması gündeme gelmiştir.

Ehli kitap (Yahudi ve hristiyanlar) nasıl ki dinlerini Allah’ın ayetlerini değiştirmek suretiyle tahrif etmiş kitaplarını bozmuşlarsa bugünde Müslümanlar İslam dışı batıl düzenlere meylederek reddedilmesi gereken tağutlara rıza göstererek itikadlarını bozmuşlar istikametten sapmışlardır.

(Haşa) Eğitimde Allah’ın (cc) dediği olmaz, iş yerinde Allah’ın (cc) hükmü geçmez, ekonomiyi Allah (cc) bilmez (haşa), din siyasete asla karışmaz (haşa), düşman ilan edilen batıyı taklid etme hastalığına tutulan Müslümanlar İslam’ın emirlerini hiç dikkate almaz böylece ortada ne din kaldı nede iman.

Hayatın bölünmesi parsellenmesi bir bölümünün Allah’a geri kalan diğer bölümlerinin de sahte ilahlara tahsis edilmesi dinin bütünlüğüne olan inancın muhafaza edilmemesindendir.

İbrahim b. Edhem’e (Rh.a.) ; “Ne haldesin” diye sormuşlar,

O’da; “Dinimizi parçalamak suretiyle dünyamızı yamamaya çalışıyoruz. Böylece ortada ne dinimiz kalıyor, ne de yama yaptığımız.” diye cevap vermiş.

Allah azze ve celle katından gelmiş Hz. Muhammed (sav) tarafından tatbik edilmiş olan dinin hükümleri ve hududlarını kabul ettiğini ikrar ve ilan eden Müslümanların dünya ve ahiret saadetine erebilmeleri için dinin bütünlüğünü bozacak her söz amel ve girişimden şiddetle kaçınmaları ve dinin her emrine ciddi bir hassasiyetle sarılmaları şarttır.

Yeryüzünde Allah Teala’nın rızasını kazanmak her Müslümanın temel hedefidir. İslam’ın çağrısı iman ve istikamet çağrısıdır. İman istikameti beraberinde getirir. İstikamet imanın vazgeçilmezidir. İstikamet kavramı; itikadi ameli ve ahlaki birçok meseleyi ifade eden bir kavramdır.

Hz. Süfyan b. Abdullah b. Sakafi (R.a.) bir gün Rasulullah (sav)’e;

“Ya Rasulullah bana İslam hakkında öyle bir söz söyle ki onu Sen’den sonra kimseye sormayayım” diye nasihat istedi.

Bunun üzerine Rasulullah(sav);

“Allah’a (cc) iman ettim de ve istikamet üzere (dosdoğru) ol.” Buyurdu.

Hayatlarında dini bütün olarak yaşamaktan uzaklaşan Müslümanlar bugün maalesef Allah’ın (cc) hududunu muhafaza etmesi gerekirken tağuti düzenlerin muhafızlığına geçmiş durumdadır.. Bu nedenle ititkad ve amelde istikametten sapan Müslümanların acilen durumlarını gözden geçirmesi elzem olandır. İstikamet üzere olmak emredileni emredildiği gibi yerine getirmek dinin sınırlarını aşmamakla mümkündür.

Kur’an’ı Kerimde müjdelenmiş Mü’minler bir bütün olarak hududullahı muhafaza eden kimselerdir.

“(Bunlar), Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler oruç tutanlar, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın hududunu koruyanlardır. O Mü’minleri müjdele.”(Tevbe 112)

Allah Teala’nın indirdiği hükümlerin tamamı şer’i hududlardır. Kim nu hududları tahrip ederse emanete de ihanet etmiş olur.

“Bunlar Allah’ın hudududur. Kim Allah’ın hududunu geçerse muhakkak kendine zulmetmiş olur.”(Talak 1)

Rabbim ayaklarımızı dinin üzere sabit kıl ve bize Müslüman olarak can vermeyi nasip eyle. (Amin)

Elhamdulillahi Rabbil Alemin

Maşite GALİBTüm Yazıları
Yorum Yaz