sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
8,8689
EURO
10,4740
ALTIN
499,21
BIST
1.385
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Az Bulutlu
24°C
Ankara
24°C
Az Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
26°C
Salı Parçalı Bulutlu
24°C
Çarşamba Çok Bulutlu
23°C
Perşembe Çok Bulutlu
22°C

DİNİ UĞRUNA KOCASININ EZİYETİNE KATLANAN HAVVA BİNTİ ZEYD (R.ANHA)

DİNİ UĞRUNA KOCASININ EZİYETİNE KATLANAN HAVVA BİNTİ ZEYD (R.ANHA)
29.03.2019
0
A+
A-

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

DİNİ UĞRUNA KOCASININ EZİYETİNE KATLANAN
HAVVA BİNTİ ZEYD (R.ANHA)


Hamd Âlemleri yaratan, yöneten, idare eden bizleri doğru yola iletmek için peygamberler ve kitap gönderen Allah azze ve celle’ye aittir.

Salat ve Selam Âlemlere rahmet olarak gönderilen müminlerin önderi ve örneği yaşayan Kur’an kendisine uyulmadığı takdirde kurtuluşun hayal dahi edilemeyeceği son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v)’e O’nun ehli beytine yetiştirmiş olduğu sahabesine ve tüm müminlerin üzerine olsun. İnşaAllah.

Havva binti Zeyd, Medine’de ikamet eden Eşheloğulları kabilesine mensuptur. Babası Zeyd b. Seken annesi Akrabe binti Muaz’dır. Kendisi Kays b. Hatim ile evlendi. Kocası cahiliye döneminin tanınmış şairlerinden ve Evs’in ileri gelenlerindendi. Havva binti Zeyd’in bu evliliğinden Yezid ve Sabit adında iki oğlu oldu. Havva binti Zeyd’in eşi Kays b. Hatim Medine’de yaşayan Evs ve Hazrec kabilelerinin anlaşıp dost olmaları için çaba sarf ediyorlardı. Evs ve Hazrec kardeşlerin soyundan gelenler zamanla düşman olmuşlardı. Daha hicretten yedi yıl önce iki kabile birbirine girmiş. Buas adı verilen bir savaşa tutuşmuşlardı.

Kanlı kardeş kavgalarından bıkan Kays b. Hatim çözüm arayan biriydi. O, bu konuya odaklanıp kalmışken İslam nuruna karşı tamamen duyarsızdı. Oysa böyle bir zamanda Medinelilerden bazıları Mekke’de Allah Resulü (s.a.v) ile görüşüp iman nuru ile şereflenmişlerdi. Medine’li bu Müslümanların özverili çalışmasıyla İslam, Medine’de ev ev yayılıyordu.

Evs ve Hazrec’den birçok kişi davete icabet ederek Müslüman oldu. Onlar aralarında ki kini ve husumeti tamamen ortadan kaldıracak çözümün İslam’da olduğunu görmüşlerdi. Havva binti Zeyd’de tereddüt etmeden iman etti. Oğulları Yezid ve Sabit’i de bu kervana kattı. Ancak Müslüman olduklarını kocasından gizledi Cahili adetlere, geleneklere sıkıca bağlı olan eşinin hoşnut olmayacağını biliyordu. Eşinin evde olmadığı zamanlarda ibadetlerini yapıyor, çocuklarına da İslam’ı öğretiyordu.

Günlerden bir gün yalnız başına ibadet ederken eşi eve geldi. Onu gördü ve onun ortaya çıkan yeni dine girdiğini anladı ve çok öfkelendi. Hemen eşinin yanına gidip elbiselerini başına doladı ve onu iterek düşmesine neden oldu. Ardından kızgın kızgın bağırmaya başladı. “Sen ne olacağı belli olmayan bir dine mi girdin?” diyerek hanımına eziyet etmeye başladı. Havva Hatun onu sakinleştirmeye çalıştıysa da başaramadı. Havva Hatun için yeni bir süreç başlamış oldu. Belki de Cenab-ı Allah onu eşiyle imtihan ediyordu.  Eşi ona rahat yüzü göstermedi. Ve her fırsatta söz ve fiille ona eziyet edip kötü muamele de bulundu.

Havva Hatun, sabırla onun eziyetlerine katlandı. Müslüman olan iki oğluyla teselli bulup iman nurundan faydalanmaya devam etti. Ne olursa olsun dininde sebat etmeye kararlıydı. Zira o, cahiliyenin karanlığından çıkıp İslam’ın aydınlığına kavuşmuştu. Aydınlıktan sonra karanlığa girmek akıllı kişinin yapacağı iş değildi.

“Allah inananların dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkartır.” (Bakara Suresi 257)

“Allah rızasını arayanları bu kitapla kurtuluş yollarına iletir ve onları kendi izniyle karanlıklardan aydınlığa çıkarıp dosdoğru bir yola iletir.” (Maide Suresi 16)

Allah (c.c) Kur’an-ı Kerim’i göndermekle olması gereken ilahi eğitimin amacını belirlemiştir.

Kur’an ile insanları karanlıklardan aydınlığa yani Allah’ın izniyle onun dosdoğru yoluna (sırat-i müştekim) götürmek din eğitiminin hem amacı hem de ahlakı olmalıdır.

Kur’an-ı Kerim’i bir kenara bırakıp beşeri fikirleri din kisvesine büründürüp insanoğluna eğitim yapmak Kur’an ve peygamberin ahlakının dışında kalmak demektir.

Dikkat edelim ki cahiliye diye adlandırılan o dönemde Kur’an ve peygamberin ahlakının dışında kalanlara Müşrik deniyordu.

Peki, onlara tam olarak neden müşrik deniyordu diye düşündüğümüzde acaba Allah azze ve celle’yi inkâr mı ediyorlardı? Gerçi inkâr edene kâfir deniyordu değil mi?

Müşrik kavramı ancak sağlıklı anlaşılamadığı için onları tam anlamıyla tanımadığımızdan kendi durumumuza bakıp benzerliğimiz var mı yok mu diye mukayese yapamıyoruz. Ya bizde tıpkı omlar gibi olmuş isek!

Bide şu yönden bakalım. O günün insanları okuma bilmiyorlardı. Yani ümmi bir toplumdu. Gerçi kitapta yoktu. Buradan bakınca onların mazur görülmesi gerekebilir belki. Peki, bu günün insanlarının imkânları teknoloji ve diğer imkânlara rağmen insanımız nasıl mazur görülebilir. Bunca imkân kitap varken nasıl oluyor da kitaplarını okumaz anlamaya çalışmazlar.

O toplum ve şimdi ki toplumu kıyas yaptığımızda bu kadar çok benzerlik varken neden onlara Müşrik deniyordu da şimdi iyice haddini aşmış bu toplumuna Müslüman deniyor?

Bunu iyice araştırıp tefekkür etmek gerekir.

Evet, İslam’ın aydınlığına kavuşan Havva Hatun karanlığa dönmektense Allah için onun dini için kocasının baskı ve eziyetlerine taviz vermeden katlanıyordu. Öyle ki kocasının yaptığı zulüm Medine’li Müslümanların arasında yayıldı. Hatta bu haber Mekke’de bulunan Rasulullah (s.a.v)’in kulağına gitti. Zira Rasulullah (s.a.v) Medine’den gelen müminlere en detayına kadar soru soruyor, oradaki Müslümanların durumundan haberdar olmaya çalışıyordu. Bu şekilde sorun yaşayanların derdine de derman bulma arayışına giriyordu. Rasulullah (s.a.v) kadın olsun erkek olsun Müslüman olan her kişiyi tanımaya ve onun sorunlarıyla ilgilenmeyi ilke haline getirmişti. Bir Müslümanın başına gelen musibeti kendi başına gelmiş gibi hissediyordu.

Havva Hatunun eşi, hala Evs ve Hazrec arasında uzlaşma sağlama peşindeydi. Oysa İslam Evs ve Hazreclileri birer birer kardeş kılmaya başlamıştı. Kays bunu göremeyecek kadar kördü. Yanı başındaki çözümü göremediğinden sonuçta Mekke’ye gidip oradaki liderlerle görüşmeye ve onlardan yardım istemeye karar verdi. Yol hazırlıkları yaptı, hacılarla beraber yola çıktı. Mekke’ye varır varmaz hemen tanıdığı Mekkeli reislerin mekânına uğradı. Onlarla görüşüp yardım diledi. Ancak onlardan gerekli ilgi ve yardımı göremedi. Mekke’nin ileri gelenleri kardeşler arasına girmek istemediler. Umutları suya düşen Kays Haccını yapıp, öyle geri dönmek istedi.

Rasulullah (s.a.v) bir yandan Mekke’ye gelen hacılara İslam’ı anlatmak için çarşılarda dolaşıyor, bir yandan da Kays b. Hatim’i soruyordu. Medine’li Müslümanlardan, Kays’ın Mekke’ye geldiğini öğrenmişti. Kays’a İslam’ı anlatmayı istiyordu. Belki oda Müslüman olurdu ve eşine yaptığı eziyetlerden vazgeçerdi. Rasulullah (s.a.v) sora sora onu buldu:

-Sen Kays mısın? Buyurdu.

-Evet.

-Havva’nın eşi olan Kays değil mi?

-Evet.

Rasulullah (s.a.v) ona İslam’ı anlattı. Müslüman olmaya davet etti. Ancak Kays davete ilgi göstermedi. Efendimiz (s.a.v)’e

-Davet ettiğin şey çok güzel; ancak savaş gibi büyük bir sorunumuz var. Ben buna çare aramakla meşgulüm diyerek sözde daha önemli işlerinin olduğunu bahane etti. İslam’a girmek istemedi. Rasulullah (s.a.v) ona yumuşaklıkla ve cana yakınlık göstererek konuştu. O’nun (s.a.v) bu tavrı Kays’ın üzerinde tesir uyandırdı. Allah Resulü (s.a.v) aynı üslup ile bu kez ona künyesiyle hitap ederek:

-Ya Ebu Yezid! Ben seni her şeyi yaratan ve her şeye kadir olan Allah’a çağırıyorum.

Kaçamak cevaplar veren Kays önceki dediklerini tekrarlayarak oradan ayrılmak istedi. Rasulullah (s.a.v) bu kez ona:

-Ya Ebu Yezid! Bana gelen bilgilere göre eşin Havva dinini terkedip Müslüman olduktan sonra ona kötü davranmaya başlamışsın. Allah’tan kork! Ona iyi davranmanı ve incitmemeni tavsiye ederim.

Kays bu kadar yumuşak üsluple konuşan künyesiyle hitap eden Efendimizin yanında mahcup oldu. “Senin hatırın için ona iyi davranırım” dedi.

Haccını yapıp Medine’ye gelen Kays evine gidip eşine:

-Ya Havva! Mekke’de senin peygamberin Muhammed’e rastladım. Benden sana iyi davranmak konusunda ricada bulundu. Vallahi O’na verdiğim sözü tutacağım. Serbestsin. Bundan sonra dinini rahatça yaşayabilirsin. Havva Hatun müjdeli haber ile mutlu mesut oldu. Rasulullah bizzat kendisinin sorunları ile ilgilenmiştir ve çözüme kavuşturmuştur bu onun için büyük bir onurdu. Kocası Kays sözünde durup bir daha Havva hatuna inancından dolayı ilişmedi. Havva Hatun inancını kuytu köşelerde yerine getirme zahmetinden kurtuldu. Açıkça ibadetlerini yapma imkânına ulaştı. Kays’ın Arkadaşları bu duruma şaşırıp ona:

-Ya Ebu Yezid! Eşin Muhammed’e tabii olmuş dediler.

-Ben Muhammed’e ona kötü davranmayacağıma hatta bu konuda onu koruyacağıma söz verdim diye cevap verdi.

 Kaysın ailesine iyi davrandığı haberi Peygamberimize ulaştığında Rasulullah(s.a.v):

-Büyük gözlü vefalıymış dedi.

Havva Hanım kocasının iyi davranışları karşısında ümitlenerek onun Müslüman olacağını umdu. Ancak ilgi göstermedi ve hidayete eremedi Efendimiz Medine’ye hicret etmeden vefat etti. Havva Hanım eşinin Müslüman olmadan bu dünyadan ayrılışına hüzünlendi. Çünkü eşini seviyordu hidayete ulaşmasını arzu ediyordu. Allah’a tevekkül ederek çocukları ile teselli buldu. Rasulullah Medine’ye hicret ettiğinde her Medineli Müslüman gibi o da çokça sevindi.

Eşinin ölümünden sonra Havva Hatun evini geçindirmeye çalıştı. Çocukları henüz olgun yaşa gelmemişti.

O çokça infak etmeyi sevdiği halde kendisi muhtaç hale düşmüştü. Kendisi kapısına gelen bir kimseyi boş göndermeye gönlü razı olmazdı. Yoksul duruma düştüğünden dolayı çoğu zaman kendisine bir muhtaç uğradığında zor durumda kalıyor ona yardımcı olamamasının sıkıntısını yaşıyordu. Bu durum onu üzüyor kalbine sıkıntı veriyordu Allah Resul’ünün (s.a.v) sohbetlerine katılıyor infaka dair tavsiyelerini dinleyince mahzun oluyor infakta bulunamamanın kederini yaşıyordu.

Rasulullah (s.a.v) ashabının gönlünü hoş tutmak muhabbetlerini arttırmak onları sevindirmek için zaman zaman zengin fakir demeden evlerine yemeğe giderdi. Buna binaen Rasulullah (s.a.v) Havva’nın evine uğradı onu ve çocuklarını sordu.

Havva Hatun Rasulullah (s.a.v) çorba hazırladı. Çorbayı Rasulullah’ın önüne koydu Rasulullah çorba içerken Havva Hatun gönlüne sıkıntı veren soruyu sorma imkânı buldu.

-Ya Rasulullah fakirler bir şey istemek için kapıma geldiğinde onlara verecek bir şey bulamıyorum, yanımda olanları küçümsediğimden bir şey veremiyorum.

Onun sıkıntısını gören Rasulullah (s.a.v):

-Kurumuş hayvan ayağından başka verecek bir şey bulamazsan bile onu isteyenin eline ver.

Allah, imanında samimi, Resul’ün sünnetini yerine getirme de çok titiz, fakirlere karşı merhametli olan Havva hatundan razı olsun.

Cennetteki makamını yüceltsin. (ÂMİN)

ELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.