sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
13,6732
EURO
15,5807
ALTIN
784,51
BIST
2.005
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Çok Bulutlu
10°C
Ankara
10°C
Çok Bulutlu
Cuma Sisli
13°C
Cumartesi Çok Bulutlu
14°C
Pazar Parçalı Bulutlu
15°C
Pazartesi Çok Bulutlu
15°C

CENNET EHLİ OLMAK MI İSTİYORSUN

10.11.2021
0
A+
A-

Hamd alemlerin Rabbi olan Allah (c.c.)’a, Salat ve selam Hz. Muhammed (sav.)’e, aline, ashabına, ehli beytine ve tüm müminlerin üzerine olsun. Amin.

Allah Azze ve Celle, cenneti takva sahibi kullarına yaklaştırdığını ve o cennete girmeyi hak eden bu kimselerin şu dört tane vasıfla vasıflandıklarını haber vermektedir:

1 – Bu kimseler daima Allah’a yönelen kimselerdir.

Yani Allah’a karşı isyandan kaçıp O’na itaat etmeye dönenler, gafletten kaçıp, O’nu zikretmeye yönelenler.

Ubeyd b. Umeyr der ki:

“Evvab (Allah’a yönelen) kimse, günahlarını hatırlayıp onlardan dolayı Allahu Teâlâ’ya tevbe istiğfarda bulunan kimsedir.”

Mücahid de şöyle der:

“Tenha yerlerde günahlarını hatırlayıp, onlardan istiğfar eden kimsedir.”

Said b. Müseyyeb ise:

“Bu kimse, günah işleyen sonra da tevbe eden, sonra günah işlediği zaman yine tevbe eden kimsedir.” der.

2 – Allah’ın emirlerine riayet edenlerdir.

İbn Abbas şöyle demiştir:

“Allah’ın farzlarına ve emanetlerine riayet eden kimselerdir.”

Katade ise şöyle demiştir:

“Allah’ın kendisine gerek haklarından ve gerekse nimetlerinden emanet ettiği şeyleri koruyan kimselerdir.”

İnsan nefsine ait;

  1. İstek kuvveti ve
  2. Vazgeçme kuvveti olmak üzere iki kuvvet bulunduğuna göre;

Yönelenler Allah’a (c.c.) dönüşte, itaatte ve rızasını kazanmakta istek kuvvetini kullanıyorlar demektir.

Riayet edip koruyanlar ise; gerek Allah’a isyan etmekten, gerekse yasaklarını işlememekle ve kendilerini korumakla, günahlardan vazgeçme kuvvetini kullanıyorlar demektir.

Buna göre, koruyup, riayet eden kimse, Allah’ın kendisine haram kıldıklarından kendi nefsini koruyup, kendisini bunlardan sakındıran kimse demektir.

“Evvab” (Allah’a yönelen) ise, Allah’a (c.c.) itaat etmeye yönelen kişidir.

3 – Allahu Teâlâ’nın şu âyetindeki buyruğu üzere: “görmediği hâlde Rahman olan Allah’tan korkan” (Kaf, 33) kişiler oldukları.

Bu âyet-i kerime; Allah’ın (c.c.) varlığına, rab oluşuna, kudretine, ilmine ve ayrıntılı olarak kulun her şeyine Allahu Teâlâ’nın muttali oluşuna dair durumları içermektedir.

Aynı zamanda O’nun kitaplarına, peygamberlerine, emir ve yasaklarına, vaadine ve karşılaşma gününe de imanlarını içermektedir. Nitekim bunlar olmadan, görmediği hâlde Rahman olan Allah’tan korkmak doğru olmaz.

4 – Allahu Teâlâ’nın şu âyetindeki buyruğu üzere: “O’na yönelen bir kalple gelenler…” oldukları.

İbn Abbas der ki:

“Allah’a isyan etmekten yüz çevirmiş ve O’na itaat etmeye yönelip dönmüş kimseler.”

Şu bir gerçek ki; hakiki olan yönelme, kişinin kalbinin Allah Teâlâ’ya itaat etmeye, O’nu sevmeye ve O’na dönmeye dair durumudur.

Sonra Allahu Teâlâ, bu vasıflara sahip kişilere şu ayet-i kerimede buyurulduğu üzere karşılığını vermiştir:

“Şimdi selâm ve selâmetle oraya girin. İşte sonsuzluk günü budur. Orada onlara ne isterlerse vardır. Katımızda daha fazlası da vardır.” (Kaf, 34-35)

Yüce yaratan bu âyetten sonra onlardan önce kendilerinden daha kuvvetli olan nice nesilleri helak ettiğine dair açıklamasıyla onları korkutmaktadır. Geçmiş nesillerin helak sırasında beldelerde kaçışan ve bir yerlere sığınmaya çalışan kavimler hâline girdiklerini ve kuvvetlerinin, helak olmalarına bir yarar sağlamadığını ve kendilerini Allah’ın azabından kurtaramadıklarını haber vermiştir.

Katade der ki:

“Allah’ın düşmanları öyle şiddet ve sıkıntılarda bulunmuşlardı ki nihayet Allah’ın emrine (helâkına) kendilerinin duçar olduğunu gördüler.”

Zeccac ise şöyle der:

“Onlar her yere kaçışıp gitmeye ve sığınacak bir yer aramaya koyulmuşlardı; ancak ölümden kendilerini kurtaramadılar.”

Gerçek şu ki, onlar ölümden kaçıp kurtulmayı arzulamışlardı; ancak buna imkân bulamadılar.

Allahu Teâlâ ardından bunun:

“Şüphesiz ki kalbi olan ve hazır bulunup kulak veren kimse için elbette bir öğüt olduğunu” (Kaf, 37) bildirmiştir.

Rabbim bizleri kulak verip öğüt alan kullarından eylesin amin.

Gayret bizden, Tevfik Allah (c.c.)’tan.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.