MENÜ
Maltepe Escortpendik escort
alanya escort

CEMİLE BİNTİ SÂBİT (R.ANHÂ)

136 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
CEMİLE BİNTİ SÂBİT (R.ANHÂ)

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd Alemleri emsalsiz bir şekilde yoktan var eden idare eden, çekip çeviren, rızıklandıran yaratmış olduğu insanoğluna kurtuluşun yolunu Kur’an ve Sünnet vasıtasıyla gösteren tek hüküm sahibi olan Allah azze ve celle’ye mahsustur.

Salat ve selam Alemlere Rahmet olarak gönderilen Mü’minlerin son önderi ve örneği olan kendisine tabi olup izinden gidilmediği takdirde kurtuluşun hayal dahi edilmeyeceği son Nebi  son Rasul olan Hz. Muhammed (sav)’e onun ehli beytine, sahabesine ve O’na tabi olmuş davasını dava edinmiş tüm Mü’minlerin olsun İNŞAALLAH…

Ümmü Âsım Cemile binti Sâbit el-Ensariyye(r.anha) hicretten hemen sonra Medine’de Rasululah(sav)’e biat eden ilk on hanım sahabiden biri…

Hz. Ömer (R.a.)’in ailesi… İlk oğlu Âsım’a nisbetle meşhur olan hanım sahabi…

Cemile binti Sâbit(r.anha) Medine’lidir. Babası Sâbit ibni Ebil-Aklah’dır. Annesi Şemus binti Ebû Âmir’dir. Rasulullah (sav)’in seriyye kumandanlarından ve arıların koruduğu sahabi diye tanınan Âsım ibni Sâbit (r.a.)’ın ona bir kız kardeşidir.

O’nun Müslüman olmadan önce adı Âsiye idi. Sevgili peygamberimiz Medine’ye hicret edince annesi ile birlikte huzura gelerek efendimiz adını Cemile olarak değiştirdi. Onun adının değişmesi konusunda bir başka rivayet daha vardır. Bu rivayette anlatılanlar onu karakter ve şahsiyetinin daha bariz bir şekilde görülmesine yardımcı olmaktadır şöyle ki:

O hicretin yedinci yılında Hz. Ömer(r.a.) ile evlenmişti. İlk çocukları Âsım dünya’ya gelmişti. Mutlu bir aile yuvaları vardır. Fakat Asiye ismi gönlünü hep tırmalıyordu. Kendisine cahiliye döneminde verilen bu adı hiç beğenmiyordu. Kendisine cahiliye döneminde verilen bu adı hiç beğenmiyordu.

Bir gün kocasına:

  • Ey Ebu Hafs! Adım hoşuma gitmiyor. Bana yeni bir ad bul dedi.

Hz. Ömer (r.a.) ona:

  • Senin adın Cemile olsun dedi.

Asiye Hanım kızgın bir vaziyette biraz da sitemle:

  • Bir cariye isminden başka koyacak ad bulamadın mı? dedi

O dönemde Hz. Ömer’in bir cariyesi vardı. Onun adı Cemile idi. Bu sebepten Asiye hanım bu ismin kendisine verilmesini bir hakaret gibi saydı. Gönlünün rahatlaması için hadiseyi Rasulullah (sav)’e götürdü ve;

  • Sen Cemilesin dedi O’da:
  • Ya Rasulullah! Bana cariye ismi mi koyuyorsun? Ömer’de aynı adı koydu dedi.

Efendimiz tebessüm ederek:

  • Biliyor musun Allah, Ömer’in dilinin söylediğini ve kalbinden geçirdiğini kabul eder? Buyurdu.

Fahri kainat Efendimiz ’in Cemile ismini güzel bulup tasdik ettiğini görünce bu isme razı oldu. Bundan böyle bu ad ile çağrılmayı istedi.

Cemile binti Sabit(r.anha)’nın Hz. Ömer (r.a.)’dan Asım adında bir oğlu dünya ’ya geldi. Bu sebeple o bundan sonra “Ümmü Asım” künyesiyle anılmaya başladı. Sonraları Hz. Ömer kendisini boşayınca Yezid ibni cariye ile evlendi. Bu evlilikten de Abdurrahman adında bir oğlu oldu.

Asım ilk çocukluk günlerini annesinin yanında geçirdi. Henüz dört-beş yaşlarında iken bir gün babası Hz. Ömer (r.a.) kuba’ya gitmişti. Oğlu Asım’ı çocuklarla oynadığını görünce devesine bindirip onu götürmek istedi. Kucağına aldığını gören Asım’ın anneannesi Şemus binti Amir buna engel olmaya çalıştı. Torunu babasına vermedi. Hz. Ömer(r.a.) karşı koymadı fakat hakkını aramak üzere Halife’ye gelip durumu arz etti. Durumu iki taraftan da dinleyen Hz. Ebu Bekir (r.a.) Asım’ın annesine verilmesini uygun gördü. Hz. Ömer’de nu karara uymak zorunda kaldı.

Âsım gençlik ve delikanlılık çağı gelince babası Hz. Ömer (r.a.)’ın yanına geldi. Onun terbiyesinde ve himayesinde yetişti. Evlilik çağına gelince babası tarafından evlendirildi. Âsım’a eş seçimi konusunda Hz. Ömer’in titizliğini gösteren menkıbe dilden dile bugünlere ulaştı.

Âsım ibni Ömer uzun boylu, iri yapılı, son derece asil, cömert hiç kimseyi incitmeyen ve kimsenin aleyhinde bulunmayan bir kişilik ve karaktere sahipti.

Cemile binti Sabit bir İslam hanımefendisi olarak Asım gibi tarihte adalet ve takvasıyla meşhur Emevi Halifesi Ömer İbni Abdilaziz’inde büyük annesi olma şerefine mazhar bahtiyar bir hanımdır. Bu şerefe oğlu Asım’ın evliliğiyle başlayan ve kız torunu ile devam eden bir nesle sahip olmasıyla ermiştir.

Şöyle ki:

Hz. Ömer’in halifelik döneminde gece sokaklarda dolaşır, halkın emniyet ve huzurunu kontrol ederdi. Bir hastanın feryadını duysa durup ilgilenir, derdine çare olamaya çalışırdı. Bir çocuğun ağladığını işitse, sebebini sorar yardımına koşardı.

Bir gece dolaşırken evin birinden bir ses duyar. Ana ile kız arasında geçen bir münakaşaya şahit olur. Kızın anasına karşı dürüst ve tatlı sözlü hareketi Hz. Ömer’in gönlünü fetheder Kız:

  • Anneciğim! Halifenin süte su katmama emrini duymadın mı? nasıl hile yapabiliriz. Kötü bir iş diye konuşur Annesi fikrinde ısrar eder ve:
  • Kızım! Bizim burada süte su kattığımızı Halife nerden duyacak, görecek, bilecek? Der.

Kendince kızı ikna etmeye çalışır. Fakat imanı bütün kız cevaptan hoşnut olmaz. Annesinin gönlünü kırmadan doğru bildiğinden de vazgeçmeden, dürüstlüğünü ve imanı coşkusunu gösteren cevabı verir.

  • Anneciğim! Bu yapılanı bu saatte Hz. Ömer görmüyorsa da Allah Teala görüyor der.

Hz. Ömer kızın bu cevabından çok hoşnut olur. Dürüstlüğüne hayran kalır.

Ruhunda taşıdığı bu imanın bir mükafatı olarak onu oğlu Asım’a nikahlar. Bu evlilikten bir kız çocukları dünya ’ya gelir. İlerinin adalet ve takvasıyla meşhur olacak olan Emevi Halifesi Ömer ibni Abdulaziz (Rh.A.). işte süte su katmayan bu anne ve Âsım gibi yiğit bir babanın neslinden gelen kız çocuğundan dünya’ ya gelmiştir.

O zaman ki nesil Abdulaziz’ler ve şimdiki nesil orada dağlar kadar fark var değil mi? zaman çok şey değiştirdi deriz. Zaman çok şey aldı götürdü deriz. Maalesef suçlu olan zaman değil marifet zaman da değil değişen değiştirilen Müslüman da eğer suçlu arıyorsak önce aynaya bakalım.

Zamane gençliği, şimdiki ne sil, bozuk nesil diye suçlayıp kınadığımız şu zamanın gençliği, nesli maalesef zamanın adı Müslümanlarının eseridir. Onları suçlamayalım bizler kendimizi suçlamalıyız. Zamane gençliği kendiliğinden bozulmadı. Onları bizler dozduk çünkü ilk önce biz bozulduk. İnancımız, imanımız, yaşantımız, düşüncelerimiz bozuldu. Önem verdiklerimiz, değer verdiklerimiz bozuldu. Hani Terbiye anne karnında başlar diyoruz. İşte bizde olmayanı veremedik yeni nesle ve nesil bozuldu.

Allah azze ve celle;

“Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilmiş olanlardan ve kafirlerden dininizi alay ve eğlence konusu yapanları dost(veli) edinmeyin. Eğer iman ediyorsanız Allah’tan gereğince korkun.” (Maide 57) buyurmaktadır.

Allah azze ve celle’nin veli (dost) edinmeyin dediklerini dost edinip onlar gibi inanıp onlara benzemek için birbirimizle yarıştık, onların değer verdiklerine değer verip Müslüman olmanın Müslümanca yaşamanın değerini unuttuk. Yani nesli biz bozduk.

İlim meclislerine gelmekten acizken, televizyonu, telefonu bırakıp kitapları elimize alamazken bir araya geldiğimizde hakkı konuşmak yerine dedikodu yaparken, ameller şirke bulaşmışken, hakkı işitmişken batıla meğillenmiş hallerimizle sırf Allah için onun rızası için okuduğumuzu iddia ettiğimiz kitabımızdan bir şey anlamayarak, anlamak yerine güzel okuma yarışına girerek, merasim kitabı haline getirdiğimiz Kur’an-ı Kerim-i gönderiliş gayesinden uzaklaştırıp bu nesli zamane neslini biz bozduk.

Bozduğumuz, bozulmasına sebep olduğumuz gençliği, nesli tekrar düzelmesine sebep olacak olanlar bizleriz bayanlar.

Nasıl peki? Tabi ki ilk önce kendimizi düzelterek.

Allah azze ve celle şöyle buyurmaktadır;

“Allah bir kavme verdiğini, o kavim kendisini bozup değiştirmedikçe değiştirmez. Allah bir kavme kötülük murad etti mi, artık onun geri çevrilmesine imkan yoktur. Onlar için Allah’dan başka bir veli de bulunmaz” (Rad Suresi 11)

Ve yine;

“Bir toplum kendilerinde bulunan (İyi davranışlar)ı değiştirmedikçe Allah onlara verdiği nimeti değiştirmez ve şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. Diye buyurmaktadır.” (Enfal suresi 53)

O zaman bu zilleti bizler istedik toplum olarak tekrar izzeti kazanmak izzet sahibi olmak istiyorsak veli, dost edindiklerimizi değiştirip, istikametimizi Kur’an ve Sünnet’e doğru çevirmemiz gerekmektedir. Değişim ve düzelme bozulan yerden başlar. O da ancak Allah azze ve celle’yi veli(dost) edinmekle mümkündür.

Cemile binti Sabit’in ne zaman vefat ettiği bilinmemektedir. Allah azze ve celle ondan razı olsun. İNŞAALLAH.

Rabbim bizlere de Onlar gibi İslam’ı yaşama şuuru üzerine olsun İNŞAALLAH.

VELHAMDULİLLAHİ RABBİL ALEMİN.

Mürşide YOLCUTüm Yazıları
Yorum Yaz