sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
8,8689
EURO
10,4740
ALTIN
499,21
BIST
1.385
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Az Bulutlu
24°C
Ankara
24°C
Az Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
26°C
Salı Parçalı Bulutlu
24°C
Çarşamba Çok Bulutlu
23°C
Perşembe Çok Bulutlu
22°C

BERA İBNİ MALİK

BERA İBNİ MALİK
12.05.2020
0
A+
A-

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

 

Bizleri yoktan var eden , varlığından haberdar eden, bize iman nimetini tattıran ve imanı kalbimize sevdiren Alemlerin Rabbi olan Allah’a (cc)  sonsuz Hamd-u senalar olsun.O’nun (cc)   Alemlere Rahmet olarak gönderdiği  Rasulune (SAV) salat ve selam olsun.  Onun (sallallahu aleyhi vesellem ) pak ehline ve güzide ashabına ve  onların yolundan giden bütün müminlere selam olsun…

Selamun Aleykum…

Her geçen zaman diliminde dünya kışkırtıcı yüzünü insanlara gösterip onları asıl meselelerinden alı koymak için gövde gösterilerine devam ediyor. Tevhid-i Hakikkatten uzak kalan insanoğlu cehaleti ve boş şeyler peşinde koşması sebebiyle dünyanın kışkırtıcılığına aldanıp , adeta onun işleyişinde bir parça olurcasına yaşamını sürdürüyor. Ne zaman ki yaradılış gayesinin dışına çıkıp  kurandan ve sünnetten uzaklaşırsa  arzuladığı geçici şeyler uğruna bütün her şeyi bir kenarı bırakıp birgün bitecek olana bel bağlıyor. Mal hırsı, dünya sevgisi , makam – mevki aşkı , ego , kibir , sosyal ve modern olma tutkusu gibi  unsurlar  insanoğlunu bütün benliğinden uzaklaştırıp , hayatındaki işleyişi , insanlara olan tavırlarını bu unsurlara göre uyguluyor. Bir müdür normal bir işçiyle ne aynı yerde oturuyor , ne aynı yerde yemek yiyor.Bir devlet görevlisinin yanına herkez istediği gibi girip çıkamıyor. Zengin bir fabrikatör gerek bakışlarıyla , gerek konuşmalarıyla insanlara daima tepeden bakıyor. Çalışığ okumuş doktor veyahutta farklı bir branşta uzman olmuş bir kişi kendisine bir şey talep ederek gelen insanları daima küçük görüyor. İşte bu ve bunlar gibi sebebler ölçünün kuran ve sünnetten sapıp , nefis ,dünya ve iman eksikliğinden kaynaklanmaktadır.

Bir Müslüman şunu çok iyi bilir ki  Allah (cc) katında ne boyu posu , ne güzelliği , ne kuvvetli bir vücudu  nede insanlar tarafından saygı , sevgi ve hürmet görmesi nede pahalı elbiseler giymesi onu kurtarabilir. O yine şunu çok  iyi bilir ki  Allah azze ve celle için nelerden vazgeçtiyse , Allah azze ve celleyi razı etmek için nasıl amel ettiyse , nefsini nasıl terbiye edip dünyanın geçici lezzetlerinden hangi oranda kaçtıysa Allah azze ve celle katındada o derece bir makama yükselecektir. Bunun  çizgisini yine Allah azze ve celle belirlemiştir.

Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır. (Hucurat 13)

 

Herkez Allah (cc) için hangi oranda mücadele ettiyse , ettiği kadar karşılık  ve derece bulacaktır. Bu ölçüsü kuran ve sünnet olanlar için geçerlidir. Bugün Müslümanlar dünya ehli tarafından gerici ve yobaz olarak görülüyor.  Sünnete uygun giyinen sakal bırakan , şalvar giyen, takke takan Müslüman çoğu zaman değişik gözlerle karşılanıyor , çoğu zaman incitici sözler işitiyor , çoğu zaman dinini yaşaması sebebiyle bazı işyerlerine , bazı devlet dairelerine alınmıyor. Dininin emrettiği örtünmeyi yerine getiren bacılarımız toplum tarafından  kötü lakaplarla anılıp birçok hakarete ve fiili tepkiye maruz kalıyor. Bu saldırıya maruz kalan Müslüman Alemlerin Rabbine ellerini açıp şöyle sesleniyor : Ey Rabbim !  Onlar bilmiyorlar, Sen onlara hidayet ver !

 

Bunlar Peygamberlerin ve onların takipçilerinin başına gelen imtihan olduğu için Müslümanlar hiçbir zaman gocunmaz ve isyan etmezler. Sahabede eziyet gördü , işkence gördü , incitici laflar işitti. Onlardan bir çoğu zengin değildi.Süslü elbiseler giyemiyorlar , güzel yemekler yiyemiyorlardı. Ancak  Allah azze ve celle ile aralarında öyle bir bağ vardıki , imanları öyle bir dereceye gelmiştiki  Allah azze ve celle onların dudaklarından çıkan söze icabet ediyordu. İşte Bera ibni Malik (ra) ‘de onlardandı.

 

Bir gün Efendimiz (SAV)  sahabesiyle beraber bir mecliste otururken şöyle bir ifade kullanıyor: ‘’ İçimizde saçı başı dağınık , üstü başı tozlu , kapılardan kovulacak öyle tip insanlar var ki , bir konuda Allah’a yemin etseler  Allah onları yeminlerinde doğru çıkartır. Bera ibni Malik’te (ra) onlardandır’’.SubhanAllah.

 

Bera’yı (ra) savaşırken  gören bir kimse , ilk anda gördüklerine inanamaz. Zira o zafer kazanmak  veya başarı için savaşan biri değil, şehadet için savaşan birini görmektedir.

Bu  yıldızın hayatından bahsetmeden önce ona yetiştiren anneye değinmeden olmaz. Allah Rasulu (sav)  Medıneye hicret edince müslümanlar  heyecan ve aşk ile Nebi (sav)’e hediyeler getiriyorlardı. Ümmü Süleym’in (r.anha) birşeyi yoktu 9- 10 yaşlarında olan oğlu Enes bin malik (ra)’nı  Rasulullah (sav) min yanına götürdü  ve Ey Allah’ın Rasulu bu benim oğlumdur, yazı yazmasını bilen bir delikanlıdır. İşte sana küçük bir hizmetçi onun için Allah’a dua et …Bera İbni Malik (ra) ‘de Allah’ın ayetleriyle terbiye ediyor , Peygamberin (sav) sünnetini ona öğretiyor ve sürekli ayetlerle ve hadislerle şehadetin faziletleri noktasında oğluna nasihatler ediyordu. Onun bu seviyeye gelmesinde annesinin rolü büyüktü.

Salih bir evlat yetiştirmenin ilk adımı evde anne ve babanın kucağında başlar.Bizler evlerimizi kuran ayetleriyle , Rasulullah (sav) ‘min hadisleriyle süslemeliyiz. Aynı zamanda kalplerimizde iman nuruyla dolmak zorunda. Muttaki bir nesil yetiştirmek için evveliyatında kendimizi yetiştirmemiz gerekiyor. Ümmü Süleym’in (r.anha) oğlunu nasıl yetiştirdiğinden bahsederken şehadetin faziletlerini ayetlerle ve hadislerle oğluna söylüyordu demiştik. Bugün evlat yetiştiren Müslüman anne ve babalar acaba şehadet ile ilgili kaç ayet ve hadis biliyor ?  Peygamber (sav) min anne ve babalara ettiği nasihatlerin kaçından haberdar ? Örnek almış olduğu veyahutta öyle söylediği sahabelerin nasıl evlat yetiştirdiklerinden haberdar mı ? Kabirde amel defterinin kapanmayacağı durumlardan bir tanesine geride salih bir evlat bırakmaktır. Ama bu böyle basit bir mesele değildir. Kişi Kuran terbiyesiyle yoğrulursa , ehlide öyle olur. Güzel bir söz söylenir : Sen evladını yetiştirmeye çalışma ! Kendini yetiştir . O zaten seni örnek alacaktır.

Bera ibni Malik Hayatında 2 kelimeyi şiar edinmiş ve hep bu eksende mücadele etmişti: ALLAH VE CENNET !. Şehadet tutkusu onu öyle bir hale getirmiştiki savaşlarda en  tehlikeli yerlere dalar , korkusuzca vuruşur ve dilinden zikri eksik olmazdı. Hatta Ömer bin Hattab (ra) onun için kesinlikle savaşta komutan yapılmamasını emretmişti. Çünkü o cihad meydanlarında ölümü arayan birisiydi.

Birgün şiddetli bir hastalığa yakalandı Bera ibn Malik (ra). Kurana iman eden ve onu yaşayan , araştıran bir Müslüman bunu çok iyi kavrayacaktır ki Allah (cc) dünyada mümin için rahat bir hayat dilemiyor. Hastalıklar gelecek , yoksulluk gelecek, işkenceler gelecek ama yolun sonunda CENNET ! var. Kardeşleri ziyarete gittiler Bera’yı (ra) . Şiddetli bir hastalığa yakalanmıştı. Herhalde üzüldüler ve buda simalarına yansıdıki Bera İbn malik (ra) onlara dönüp şu sözleri söyledi : YATAĞIMDA ÖLECEĞİMDEN ENDİŞE EDİYOR GİBİSİNİZ.. HAYIR ! ALLAHA YEMİN  EDERİMKİ RABBİM BENİ ŞEHADETTEN MAHRUM ETMEZ….

Yemame savaşında İslam ordusu Halid bin velid komutasında saldırıya hazırlanırken  Bera savaş meydanında kendisine  en tehlikeli , en çok düşmanın olduğu yeri arıyordu.Halid bin velid Allahu ekber diye nida etti ve birbirlerine kenetlenerek, بُنْيَانٌ مَرْصُوصٌ olarak kaderlerine doğru atıldılar. Ölümün sevdalısı Bera da ordaydı. Kılıcıyla museylemetul kezzabın taraftarlarını biçmeye başladı. Zor bir savaştı . Müslümanların  hucumlarına öyle karşı koyuyorlardı ki neredeyse kontrolü ele geçireceklerdi…Sahabe birbirlerine direnmeyle ilgili nasihatler ediyor, birbirlerine Allah’ın vaadini hatırlatıyorlardı. Burda  yazıyı durduyorum.

Sahabeye dikkat ettiysek en zor zamanlarda dahi , ölümle burun burunayken dahi birbirlerine  dik durmayla , direnmeyle , mücadele etmeyle ilgili nasihatler ediyorlar, birbirlerine Allah’ın (cc) vaadini hatırlatıyorlar.Bu sahabenın muazzam hasletlerinden bir tanesiydi sadece. Onlardan içlerinden kimse geri kalsın istemiyorlardı. Kardeşlerini şeytanın kucağına bırakmak , nefisleriyle baş başa bırakmak istemiyorlardı. Birbirlerine her konuda destek oluyorlar ve ‘’ Yakıtı insanlar ve taşlar olan ‘’ cehennemden birbirlerini sakındırmaya çalışıyorlardı

 

Devamla : Bera bın malık guzel ve gür sesliydi. Bi ara Allah’ın (cc)  kılıcı Halid ibnul Velid (ra)  seslendi : Takalem ya Malik , takalem ya Malik .konuş ey malik konuş ey malik !!!!!

Bera olağan üstü kelimelerle Müslümanlara haykırdı : EY MEDİNE AHALİSİ ! BUGÜN SİZİN İÇİN MEDİNE YOK. YANİ EVLERİNİZE DÖNMEYİ DÜŞÜNMEYİN , ÇOCUKLARINIZA EŞLERİNİZE DÖNMEYİ DÜŞÜMEYİN . SİZİN İÇİN OLAN SADECE ALLAH VE CENNETTİR. ALLAHU EKBER. Müslümanlar şevke geldiler. Kafirlerin üzerine hep birlikte ettiler ve savaş ilk haline döndü. Bera’nın (ra) Cihad meydanındaki cesareti ve tavrı karşısında akıl ve kalp aciz düşüyordu. Bu adamlar inandıkları şey uğruna her şeyi göze alıyorlar geri bıraktıkları hiçbirşey akıllarına gelmiyordu. Savaşın ilerleyen saatlerinde  kafir askerleri geri doğru püskürtülük bir kaleye sığındılar. Bera bir yere çıkıp bağırdı   Ey Müslümanlar !  Beni kaldırın onların içine atın .Subhanallah. Onu kaldırdılar ve kalenin içine attılar. Birçok müşriği içerde öldürdü. Kendisi 80 küsür kılıç, mızrak , ok darbesi aldı ama kalenin kapısını Müslümanlara açtı.Bu savaşta aldığı darbelerin tedavisi 1 ay sürdü kardeşler.

İman eden ve imanlarının gereğini yerine getiren Müslümanların durumu buydu. Onlar bu savaşları kendi topraklarında İslam hakimken verdiler. Gevşeme göstermediler, mücadeleden geri durmadılar. Onlarında evleri vardı, eşleri çocukları vardı. Onlarında nefisleri vardı ! Güzel yemek canları çekiyor , farklı elbiseler giymek istiyorlar, bineklerini yenilemek istiyorlardı. Ama onlar bunları ertelediler. İslam için mücadele onlara en tatlı yemekten dahi güzel geldi. Cihad meydanları onlara sıcak yataklarından daha sevimli geldi. Geceleri kılıçlarına sarılıp uyudular , evlatları ok ve mızraktı. Sahabe yılmadı kardeşler ne gerekiyorsa yerine getirdi.

Başta zikretmiş olduğum hadisin tecelli ettiği yere gidip yazımızı noktalayalım.7

Ömer bin hattab döneminde Tuster  savaşı geldi çattı. 18 ay süren bir kuşatma kardeşler dile kolay.İranlılar öyle bir yere yerleşmişler ki her tarafında denizler, nehirler çevrili.Sahabeler orayı fethetmek için ellerinden geleni yapmışlar ama çok sayıda sahabe şehit olmuş, bazıları nehirde boğulmuş. Küfür ehli kalenin üzerinden üstlerinde ateş topuzları bulunan kızgın kancaları sahabenin üzerine atıyorlar. Bu kanca Müslümanların bedenlerine takılıyor ve yukarı çekiyorlar. Bir ara kızgın kancalardan bir tanesi Enes bin Malik (ra) ‘e takılmış. Tam onu yukarı çekerken Bera (ra) bunu fark ediyor ve hızlı bir şekilde koşup kızgın zinciri elleriyle kavrıyor ve Enes bin malik kurtuluyor. Sahabe Bera’nın ellerine baktığında yerinde göremedi. Ellerinin bütün eti erimiş sadece iskeleti kalmıştı.

Artık müslümanların gücü kırıldı , morelleri çöktü. Böylesi bir dönemde sahabeden bir tanesi Allah Rasulu (sav) mın yıllar önce söylediği o sözü hatırlamış.  Bera bın malık (ra) Allah’a yemin etse Allah onu yemininde yalancı çıkarmaz.                                                                                                                         Ordunun içerisinde Bera ıbni  malık’te (ra) var.Komutanları toplamış ve kardeşlerim ben Allah Rasulu (sav) mın  bir meclisindeydim. Allah Rasulu (sav) bize dediki : ‘’ İçimizde saçı başı dağınık , üstü başı tozlu , kapılardan kovulacak öyle tip insanlar var ki , bir konuda Allah’a yemin etseler  Allah onları yeminlerinde doğru çıkartır. Bera ibni Malik’te (ra) onlardandır’’ .Komutanlar gelin dediler toplayalım müslümanları Bera ‘yıda (ra) cağıralım diyelim ki ey Bera sen yemin et Allah’a bu ordu yenilmez diye, sen yemin et bu ordu muzaffer olur diye  Allah’ ta (cc) senin yemininle  bizi  inşaAllah galip getirsin.

Çağırıyolar  müslümanları bera’da (ra) geliyor bera (ra) önce Rabbine iltica ediyor sonrada diyor ki  Allah’ım onları yenmeyi bize nasip et , Allah’ım onları yenilgiye uğrat , bizi onlara karşı muzaffer eyle, benide bugün Peygamberine kavuştur…Sonra veda edercesine kardeşi Enese uzun uzun baktı. Müslümanlar dünyanın bir başkasında göremediği bir cesaretle atıldılar ve Allah azze ve celle kısa  süre sonra  müslümanlara zafer verdi elhamdulillah.

Bera’ya noldu biliyormusunuz ? Savaş şehitlerinin arasında yüzünde şafak aydınlığı gibi yumuşak bir gülümseme  ve sağ eli pak kanıyla bulanmış  bir avuç toprak tutan  Bera vardı..Kılıcı kırılmamış , eğilmemiş olarak yanında duruyordu. Şehit kardeşleriyle birlikte  yüce ve muhteşem bir ömrün yolculuğunu tamamladı. Allah (cc) hem kendinden , hemde ehlinden razı olsun.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.