sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
13,6732
EURO
15,5807
ALTIN
784,51
BIST
2.005
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Çok Bulutlu
10°C
Ankara
10°C
Çok Bulutlu
Cuma Sisli
13°C
Cumartesi Çok Bulutlu
14°C
Pazar Parçalı Bulutlu
15°C
Pazartesi Çok Bulutlu
15°C

BELA VE MÜSİBETLERE KARŞI MÜSLÜMAN

30.10.2021
0
A+
A-

Hayır da şer de Allah’tandır. Hayır da şer de sebeplere bağlıdır. Ancak bu sebepler yok olanı var edemezler. Sebepler de yaratılır. Allah CC bu sebeplerden zararlanmamızı değil bilhakis maddi ve manevi tüm zararlardan sakınmamızı emretmiştir. Allah CC kullarına zararlı ve faydalı olanı ayırt edebilecek bir güç vermiştir. Bu gücün adıda  ‘’akıl’’ dır. Aklı bu bağlamda kullanabilmenin tek yolu onu Kuran ve Sünnete tabii kılmasıdır. Aksi taktirde fayda ve zarar birbirine karışır bu kişiyi hüsrana götürür.Bela ve afiyet hali kesinlikle bir imtihandır.

Zarar iki çeşittir.Dünyada gerçekleşen zarar, ahiret için bir yarara dönüşebilir. Bu durumda bu dünyadaki zarar, mecazi anlamdadır. Eğer dünyadaki zarar, ahiret için de bir zarar ise bu durumda zarar, gerçek anlamdadır.

 Bela ve müsibetlerin bizler için hayra dönüşmesinin en önemli şartı Allah CC teslimiyet kaza ve kadere gönül rahatlığı ile rıza göstermektir.

Bu da ancak Allah CC tanınmasıyla mümkün olur.

Allah sana bir zarar dokunduracak olsa, O’ndan başka bunu senden kaldıracak yoktur. Ve eğer sana bir hayır isterse, O’nun bol fazlını geri çevirecek de yoktur. Kullarından dilediğine bundan isabet ettirir. O, bağışlayandır, merhamet sahibidir.( Yunus Suresi 107)

Bu hususta Abdullah b. Abbas şu hadis-i Şerifi Rivâyet etmektedir: Abdullah b. Abbas diyor ki:

               ” Birgün Resûlüllah‘ın terkisine binmiştim. Resûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) bana şöyle dedi: “Ey genç sana bazı şeyler öğreteceğim. Sen, Allah’ın emrini gözet ki Allah da seni korusun. Allah’ın emrini gözet ki, onu yanında bulasın. Birşey istediğinde Allah’tan iste. Bir yardım dilediğinde Allah’tan dile. Ve şunu iyi bil ki bütün ümmet bir araya gelip sana herhangi bir fayda sağlamaya çalışsa Allah’ın, senin için takdir ettiğinin dışında sana hiçbir fayda sağlayamazlar. Yine bütün ümmet sana herhangi bir zarar vermek için bir araya gelecek olsalar, Allah’ın, senin için takdir ettiği dışında sana herhangi bir zarar veremezler. Artık kalem kaldırılmış, sahifeler dürülmüştür Ahmed b. Hanbel, Müsned, C: 1 S: 293

Allah (c.c.) hikmeti gereği kullarını korumak için belâlara mani olur. Bazılarına bir imtihan vesilesi olarak lütufta bulunmaz.Buna mani olur.

Allah (c.c), beden ve din bakımından her türlü eksiklik, tehlike ve helaktan koruyandır. Kim el-Hafîz’ın,(koruyan) manasını anlarsa el-Mani’nin(zarar veren şeyleri yaratan ,zarar veren) manasını da anlar.

Şüphesiz Men’ korumayı murad etmeyi ifade eder. Bazen el-Hafz (koruma), el-Men’ (mani olma)’dır.

Her koruyan aynı zamanda mani olandır. Bununla beraber her mani, hafız (koruyan) değildir.

Doktor şeker hastasına çok sevdiği baklavayı engelliyorsa bir hikmeti vardır Fakat yemeden ve içmeden men etmesi koruma sağlamaz.

Ömrümüz boyunca iyi veya kötü isteklerimiz hedeflerimiz arzularımız vardır. Bunlar ne biter ne tükenir. Bu arzuları istekleri yerine getirmek için koşar uğraşır dururuz. Her arzumuz bazı sebeplere , sebepler ise Allah CC kudretine ilmine iznine bağlıdır.

Allahu teâlâ, isteyenlerin isteklerini dilerse verir, o zaman isteyenin tuttuğu sebepler çabucak birbirine eklenir, kenetlenir, maksat da meydana geliverir. Allahu teâlâ bâzı isteklere de müsaade etmez. O zaman isteyenin tuttuğu sebepler kısır kalır, mahsul vermez.

Allahu teâlâ isteklerimizden bâzılarını veriyor, bâzılarını vermiyor. Vermediği zaman muhakkak ki, bir hikmeti vardır. Çünkü verilmemesinin başka türlü izahına imkân yoktur. Aklın, naklin ittifâkıyle şu yüce hakikatler tesbit edilmiştir:

1- Kulunun istediğinden haberdardır.

2- Kulunun istediği o şeyin cinsinden hazinesinde sonsuz olarak mevcuttur.

3- Bunu istediği zaman kuluna ulaştırmağa kadirdir.

4- Allahu teâlâ kendisinden bir şey istenenlerin en zengini, en merhametlisi, en kerîmi, en cömerdi, en kuvvetlisi olduğu gibi, en hakimidir de.

 

Her işinde birçok hikmetleri vardır. Bu hikmetlerin bâzısı anlaşılsa bile, birçokları karşısında insan anlayışı acz ve hayret içindedir. Şu halde kulunun bâzı arzularını vermemesi acaba nedendir? Bundan haberi olmadığından mı? Hâşâ…

Kulunun istediği şeyi bulamadığından mı? Hâşâ…

Yetiştiremediğinden mi? Hâşâ…

cimrilikden mi? Hâşâ…

Bunların hepsinden, O münezzeh ve müteâlîdir…

Hikmetinden mi? Evet Hikmetinden ötürü vermedi. Bizim salâhımızın, onun verilmemesinden olduğuna inanmalıyız. Buna aklımız erse de, ermese de hakikat budur. Söz temsili:

Evlâdına çok düşkün bir baba, öyle ki çocuklarını esen rüzgârdan bile sakınıyor, onların ufak bir rahatsızlığı uğrunda bütün servetini dökmek istiyor. Aynı zamanda çok sehâvetli, cömert bir baba. Yerli, yabancı, tanıdığı, tanımadığı kimselere yedirip içirmekle onların ihtiyaçlarını görüp gönüllerini almakla zevk duyuyor. Böyle bir baba, çocuğunun mide ve barsağını bozmamak için, itidalinden fazla yiyip içmesine müsâade etmese, yahut ham meyvalara, abur cubur şeylere atılmasına mâni’ olsa, buna cimril veya merhametsiz bir baba diyebilecek miyiz? Tabiîdir ki, diyemiyeceğiz. Çünkü o, çocuğunun hayrını ve salâhını düşünerek menetmiştir. Allah’ın kullarına merhameti ise, bu babanın evlâdına olan merhametinden çok fazladır[

Ebu’ş-Şeyh, Hasan(-ı Basrî)’den bildirir: Yüce Allah’ın Kitâb’ında üç âyet vardır ki bu âyetlerle mahlukattan hiç kimseye ihtiyacımın olmadığını anladım. Bu âyetlerden biri de:

Allah sana bir sıkıntı verirse, onu O’ndan başkası gideremez. Sana bir hayır dilerse O’nun nimetini engelleyecek yoktur. O’nu kullarından dilediğine verir. O, bağışlayandır, merhametlidir” âyetidir.

Beyhakî, Şuabu’l-îman’da Âmir b. Abdi Kays’tan bildirir: Yüce Allah’ın Kitâb’ında üç âyet var ki bu âyetlerle mahlukattan hiç kimseye ihtiyacımın olmadığını anladım. Bu âyetlerden biri:

Allah sana bir sıkıntı verirse, onu O’ndan başkası gideremez. Sana bir hayır dilerse O’nun nimetini engelleyecek yoktur. O’nu kullarından dilediğine verir. O, bağışlayandır, merhametlidir”  âyetidir. İkincisi:

“Allah’ın insanlara açacağı herhangi bir rahmeti tutup hapseden olamaz. O’nun tuttuğunu O’ndan sonra salıverecek de yoktur…” âyetidir. Üçüncüsü de:

“Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah’a ait olmasın…” âyetidir.

Özetle hayır ve şerri yaratan Allah’tır CC mümin de Allah’a CC teslim olmuş ilah kabul etmiş O’nu cok seven bir kimsedir. Başına ne gelirse gelsın sabreder Rabbine sığınır O öyle bir Rab’dır ki onu çaresiz kimsesiz bırakmaz.

Hadis Mü’minin haline şaşılır. Onun her işi hayırdır. Bu, mü’minden başkasına nasip olmaz. Çünkü ona bir nimet verildiğinde şükreder. Bu onun için bir hayır olur. Başına bir musibet geldiğinde de sabreder. Bu da kendisi için bir hayır olur.

(Camiüssağir-5382)

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.