MENÜ

BASİT VE İTİYADİ SUÇLAR

97 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
BASİT VE İTİYADİ SUÇLAR

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd kendisinden başka ilah olmayan, mutlak manada tek güç ve kudret sahibi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam tüm peygamberlerin ve onları takip eden tabilerinin üzerine olsun.

İslam hukukunda işleniş biçimine göre suçlar, basit suçlar ve itikadı suçlar olmak üzere iki kısma ayrılır.

 

  1. a) Basit Suç:

 

Suç ister bir defa, isterse devamlı olsun, bir tek fiil ile meydana gelen, istenilen suçlardır. Hırsızlık ve içki içmek gibi. Hadd , kısas veya diyet suçlarının hepsi de basit suçlardır.

 

  1. b) İtiyadi suç:

 

Filin birden çok işlenişinden, tekerrüründen meydana gelen suçtur. Yani filin kendisi suç sayılmaz , fakat yapılmasını alışkanlık (ve adet) haline getirmek suçtur İtiyadi suçlar , ta’zir suçları arasında yer alır; böyle bir filin yasaklığı hususunda hüküm bulunmalıdır. Buna göre, eğer ceza vermek için fiilin alışkanlık haline getirilmesi şart koşuluyorsa, suç, itiyâdî suçtur. Eğer yalnızca filin vukuu ile yetiniliyorsa, fiil basit suçtur.

 

Ta’zîr cezasının, yasaklananlar, haramları yapma ve emirleri, görevleri (farzlar) terk eyleme fillerine uygulanmakta oluşu, ittifak noktasıdır. Ancak mekruhun yapilması ve mendubun terkinde ta’zîr cezasının asıl olup olmadığında ihtilaf edilmiştir(22). Islâm hukukçularından bazısı mekruhun işlenmesinde veya mendubun terkinde hiçbir şekilde bir ceza terettüp etmeyeceği görüşündedir(23). Bazları ise, âmme menfaatının bulunduğu yerlerde, mekruhun yapılması ve mendubun terkine ta’zîr cezası verilmesi(24) gerektiği görüşündedirler(25).

Mendubun terki veya mekruhun yapılmasına ceza verilmesi gerektiği fikrinde olanlar, terkin veya yapmanın tekerrürünü şart koşarlar; eğer tekerrür yoksa ceza verilmemekte, suçlunun fiil veya terki âdet veya alışkanlık haline getirilişine delâlet eden tekrara ceza verilmektedir. Bir fiil veya terkin ikinci defa işlenişiyle âdet ve alışkanlık (tiyad) meydana gelmektedir diyorlar. Yani itiyad, onlara göre ikinci kere islenirse meydana gelmektedir(26),

 

Buna göre, hakkinda ta’zîr cezası verilen her mekruh fiilin işlenişi veya mendubun terki itiyâdî suçlardandr.

 

BU AYRIMIN ÖNEMI

Suçların, basit ve itiyâdî suçlar diye ikiye ayrilışıinın önemi aşağidaki hususl1arda kendisini gösterir:

 

1) Zaman aşımının başlangıcı yönünden:

Basit suçlarda suç anî ise, davayı düşüren zaman aşımi suçun işlenme gününden itibaren başlar. Mütemadî bir fiil ve suç ise, yasak filin sona eriş gününden başlar. Itiyâdî suçlarda dava zaman aşımı, âdet ve alışkanlıği meydana getirmiş olan son fiilin vukuu tarihinden başlar.

 

2) Görev ve yetki yönünden:

Basit suçta, suç anî ise, suçu oluşturan asıl fiilin işlenildigi yer mahkemesi davaya bakmakla yetkilidir. Eğer fiil devamlı, müstemir veya yeni baştan meydana gelen cinstense, yetki, fiilin kendi yargılama sınırı içerisinde devam ettiği veya yenilendiği her mahkemenindir. Bir başka ifadeyle, suç oluşturan her hareketin meydana geldiği yer mahkemesi yetkilidir. Itiyâdî suçta ise, itiyadı meydana getiren son filin vuku bulduğu yer mahkemesi davaya bakmaya gorevli ve yetkilidir(27),

 

3) Tedâhül kurallarının uygulanması yönünden:

Yargılama sırasında söz konusu edilmese bile, itiyâdî suçta verilen hüküm,suçlunun eski fiilleri için yargılanmasına engeldir. Çünkü Islâm hukuku kuralları, henüz daha haklarında yargılanmamış, aynı çeşitten suçlara birden fazla ceza verilmesine müsaade etmemekte ve tedâhül kurallarına (erime sistemine) göre hepsine birden bir tek ceza vermekle yetinmektedir. Bugünkü kanunlarda da hakkında hüküm verilmiş şeyin kuvveti kuralına (erime sistemine) göre aynı neticeye ulaşılmaktadır.

 

Eğer suçlu kişi bir kez yargılandıysa, kendisinden itiyadı meydana getiren fiillerden birden fazla fiil ortaya çıkmadıkça, işlenmedikçe ikinci defa muhakeme edilmemesi mantık gereğidir. Çünkü söz konusu ceza yasak fiile, alışkanlığa verilmektedir, yoksa filin bizzat kendisine verilmemektedir. Misır Temyiz Mahkemesi ‘nin benimsedigi görüş de budur.

 

  1. ISLAM HUKUKU ILE MODERN HUKUK ARASINDA MUKAYESE

Suçların, basit ve itiyâdî suçlar olarak iki kısma ayrılmasında modern hukuk ve Islâm hukuku ittifak halindedir. Itiyâdî suçun tanımı ve bu konuda terettüp eden cezanın fiile değil de itiyada verilişinde de her iki hukuk sistemi birleşmektedir. Mısır’da, filin veya terkin iki defa meydana gelmesiyle itiyadın oluştuğu hususunda Islâm hukuku görüşu ile mahkeme kararlarında bir uyuşum vardır . (28)

 

MÜTELÂHIK FIiLLERDEN MEYDANA GELEN SUÇLAR

 

Bazen suçlu kişi, kasıtlı olarak aynı çeşitten birçok fiiller ile bir tek suç işler. Meselâ bir evden birçok defalar eşya çalar, yahut bir kimseye birden fazla müessir fil işler, döver. İşte bu durumlarda Islâm hukukuna göre, mütelâhik filler bir tek suç meydana getirir ve bunlardan veya daha fazla mal çalsa, o kişi bir tek hırsızlıkta bulunmuş sayılır. Herhangi bir kimseyi birden çok dövmede de durum böyledir ve bir tek müessir fiil işlenilmiştir.

 

MÜTELÂHIK SUÇ ÍLE ÎTÍYÂADÍ SUÇ ARASINDAKI FARK

 

Mütelâhik suç ile itiyâdî suçun farkı: Itiyâdî cürmü oluşturan birden fazla fiilden bir tekine ceza verilmez. Çünkü bu bir tek fiil itiyat suçunu oluşturmaz.

Fakat mütelâhik fiillerden her biri ayrı ayrı birer suç oluşturur, her biri için ceza vermek mümkündür. Çünkü birbirine giren fiillerden her biri diğerinin meydana gelmesine ihtiyaç duyurmadan müstakil olarak bir suç oluşturur. Meselâ bir kimse bir evden birçok defalar hırsızlıkta bulunmaya niyyetlense ve eve girip mal alsa, bir diğer defa yine gelerek diğer bir kısım eşyayı çalıp götürse fakat bir daha o evden hirsızlık yapmasa, o kişi her bir fili ile hirsızlık suçunu işlemiş sayılır, yalnızca bir kez çalsa da bir daha çalmamış olsaydı o yine hırsızdır.

Birbiri ardı sıra yapılan mütelâhik (birbirine giren) fiillerle itiyâdî suçun farkına gelince, mütelâhik fiillerden meydana gelen suçta fiiller birden fazladır. Fakat her fiil diğerinden ayrıdır. Itiyâdî suçun meydana gelmesi, uzun vakit devam eden veya tekrar tekrar meydana gelen bir tek fiilden yahut terkten meydana gelen suçta fiiller birden fazladır. Fakat her fiil diğerinden ayrıdır. Itiyâdî suçun meydana gelmesi, uzun vakit devam eden veya tekrar tekrar meydana gelen bir tek fiilden yahut terkten meydana gelmektedir. Fiiller müstakilen, ayrı ayrı

olarak tek başlarına bir suç oluşturmamaktadır.

 

MÜTELÂHÍK FÍiLLERÍ SUÇ SAYMADAKÍ ÍLLET

 

Birbirinden ayrı ve birden fazla olmalarına rağmen, ardı ardına işlenen fiiller bir tek suçu oluştururlar. Çünkü İslâm hukuku kuralları aynı çeşitten suçlara birden fazla ceza tertibini kabul etmemekte ve tedâhül kuralına göre, onlara bir tek ceza vermekle yetinmektedir. Bu, aynı suç kasdıyla yapılan, alışkanlıkhaline gelen fiillerin, bir tek suç sayılmasını evveliyetle gerektirir ki, herhangi bir düşünce ve bir suç kasdıyla işlenen fiillerin bir tek suç olarak kabûlü de böyledir (29),

KÛLÛ LA İLAHE İLLALLAH, TUFLİHÛ! (La ilahe illallah deyiniz, kurtulunuz!)

 

ELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN

 

22) Mekruh; mükelleften zorlama olmaksızın yapılmaması istenen seydir. Mendub ise; mükellefte zorlama olmaksızın yapılması istenilen fiildir

23) İbn Hazm, el-lhkim fnUsali’l-Ahkim, e.3/21-22, Misır 1346. el-Ikná, c.4/270-271. Mevahibe’l Cell, c.6/320. Bedaiu’s-Sanãi, c.7/63.

24) Gazali, el-Mustasfa, 75-76, Bulak 1335. Tuhfetu’l-Muhtac, c.8/18. Mevahibu’l-Celil, c.6/320. Ibnu Ferhuni”1-Maliki, Tebsiretul-Hukkâm, c.2/259-260, Misır 1302. el-Ahkâmu’s-Sultaniyye, s.212.

 

25) Bu ikinci kisım Islâm hukukçularınin bazılarnın sözleri sanki mutlak olarak mekruhun islenilmesi ve mendubun terkine ceza verilmesi mânasının çikarilmasına müsaid görünse bile gerçekte bu manayı kasdetmemektedirler. Çünkü ta’zirdeki genel kural, onun kamu menfaatıyla sınırlu bulunulmuştur. Bunun içindir ki, ta’zir suçlarında deviet başkanına cezayı affetme yetkisi verilmiştir. Buna göre, bazı İslam hukukçularının yukarıda işaret ettigimiz mutlak gibi görünen ifadeleri, bu genel kuralla sınırlıdır.

 

26) Mevahiba”1-Cel, c.6/320. el-Ahkimu’- Sultaniyye, s.213.

 

27) Bazı Fransız hukukçularına göre, yargılama yetkisi; itiyadı meydana getiren filin tek başına, diger fil veya fillerin meydana geldigi yargılama çevresinden başka bir yargılama dairesinde meydana gelmişse, islenmişse o zaman suçlunun ikametgahı mahkemesi davaya bakmaya yetkilidir. Çünkü itiyadi meydana getirmeye yeterli fiillerin işlendigi yerden başka bir suç yeri göstermeye imkân yoktur. Buna göre, itiyadin belirli bir yerde bulunmamasına rağmen suçlunun şahsında bu yer mevcuttur ki, bu da suçlunun ikametgahi mahkemesidir. CMUK md. 8/2 de ve 12 de buna benzer hükümler yer alır (m).

28) Türk ceza ve medenî yargılamasında da itiyadi filler ve yaptırımlarıyla ilgili olarak da yukarıdaki yoruma benzer yorumlar ve ictihadlar sözkonusudur. Orada da yine itiyadın bizzat kendisi cezalandırilmaktadır. ltiyad için ise iki kez i?leme yeterli sayılmaktadır. Bak, Dönmezer-Erman, a.g.e. c. 1/350-352, c.2/850-855 ve diger eserler (m).

29) Teorinin modern hukuka göre izahı için bakınız; Dönmezer-Erman, a.g.e. c.1/349, 350 Istanbul 1959 (m).

 

Zafer GÜVENTüm Yazıları
Yorum Yaz