sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
13,6732
EURO
15,5807
ALTIN
784,51
BIST
2.005
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Çok Bulutlu
10°C
Ankara
10°C
Çok Bulutlu
Cuma Sisli
13°C
Cumartesi Çok Bulutlu
14°C
Pazar Parçalı Bulutlu
15°C
Pazartesi Çok Bulutlu
15°C

ALLAH’TAN UZAKLAŞTIRAN İLİM – 2

21.03.2021
0
A+
A-

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd; yaratan, yoktan var eden, yarattıklarını emsalsiz bir şekilde var edip onlara şekil veren yegane hakimiyetin sahibi Aziz Cebbar olan Allah (cc)’a mahsustur.

Salat ve selam; Allah Rasulu (sas)’e O (sav)’nun tertemiz ehli beytine sahabesine ve tüm müminlerin üzerine olsun.

Geçen yazımızda Rasulullah (sav)’in bir hadis-i şerifinde dikkat çektiği noktayı ele almaya çalışmıştık. Hadisi tekrar hatırlayalım;

“Kimin ilmi arttığı halde, hidayeti artmaz ise (bununla) ancak Allah’tan uzaklaşması artmış olur”[1]

Bu hadisi değerlendirirken Araf-175. Ayet-i kerimenin gölgesinde Belam b. Baura’dan bahsetmiştik. Bu ay ki yazımızda 176. Ayet-i kerimeyi esas alarak Allah’tan uzaklaştıran ilimi değerlendirmeye devam edeceğiz inşaAllah.

ARAF/176: “EĞER BİZ DİLESEYDİK, ONU BUNUNLA YÜKSELTİRDİK. AMA O YERE MEYLETTİ (VEYA YERE SAPLANDI), HEVASINA UYDU. ONUN DURUMU, ÜSTÜNE VARSAN DİLİNİ SARKITIP SOLUYAN, KENDİ BAŞINA BIRAKSAN DİLİNİ SARKITIP SOLUYAN KÖPEĞİN DURUMU GİBİDİR. İŞTE AYETLERİMİZİ YALANLAYAN TOPLULUĞUN DURUMU BÖYLEDİR. ARTIK GERÇEK HABERİ ONLARA AKTAR. Kİ DÜŞÜNSÜNLER.”

Bu ayet-i kerime açıkça gösteriyor ki; o kendisinde var olan ilme rağmen kalbindekileri değiştirmemiş, sahip olduğu ilim onu yasaklananlardan uzak tutması gerekirken o buna aldırış etmemiş ve böylelikle kendisi için sapıklık tahakkuk etmiştir. Ayet-i kerimenin ilk ele aldığı konu onun yücelmeyi hak etmediğini öne sürmektedir. Bunu hak etmemesinin sebebi çok önemlidir. Emredilen ve yasaklananlara dair ilim sahibi iken dünyaya meyletmesi yücelmeyi hak etmemesine neden oluyor. Evet o dünyanın geçiciliğini, sıradanlığını ve asıl yurdun ahret yurdu olduğunu bilmesine rağmen hala dünyalık istekler ve amaçlar peşinde olması, kalbindeki niyetini değiştirmemesi onu helak etmiştir. Çünkü bu konularla alakalı hiçbir bilgisi olmayan kişi gibi davranmıştır. Halbuki onda ilim vardı. Taşıdığı ilim onu kurtarmadı. Hatta onu Allah’tan uzaklaştırdı ve helak oldu. Çünkü o hak etmedi. Allah ona ayetlerini gösterdiği halde, ona tevhidin delillerini gösterdiği halde ve ona ilim verdiği halde o başka amaçlar başka gayeler peşinde koştu. Böyle bir tutumun içerisine girmek ile sahip oldukları onun için zarar olmaya başladı. Halbuki bu ilimler insanı saadete götüren ve ebedi mükafatı kazandıran şeylerdir. Evet, Belam b. Baura’da kendisini Cennet’e götürecek ilim vardı. Ama takındığı tavır ile o ilim Cehennem’e gitmesine sebep oldu. O öğrendikleri bir zarar oldu artık onun için.

İlim amel etmek için öğrenilir. Ve bu ilimle davranışlarını şekillendirir ve rıza-i ilahi kazanılır. Ama o ilimden istifade edilmezse, zühd artmaz, hidayet artmaz, sakınma duygusu artmaz ise o ilim artık zarar haline dönüşmeye başlar. Yücelmesi gerekirken alçaklığı tercih etti. Eğer onda sakınma isteği, yaşama isteği olsaydı yücelirdi ama o bu ilmi dünya için kullandı.

Ayetin devamında Allah (cc) onun bu haline bir misal getiriyor; üzerine varsan da varmasan da o dilini sarkıtıp da soluyan köpek gibidir. Bu misalin hikmeti için Fahreddin er-Razi (rha) şunları kaydetmiştir;

1) Soluyan herşey, ya yorgunluğundan ya susuzluğundan ötürü solur. Halbuki soluyan köpek böyle değildir. O, yorgun olsa da, rahat olsa da, susuz olsa da, olmasa da yine solur. Bu onun âdeti ve huyudur. O, asıl âdeti üzere buna devam eder; bir ihtiyaçtan dolayı değil,o âdi huyundan dolayı bunu sürdürür. İşte kime Allah ilmi ve dini nasib ederse, onu insanların mallarının kirlerine bulaşmaktan müstağni kılmış olur. Sonra da o kalkıp, dünya peşine düşüp, kendisini onun içine atarsa, bu kişinin durumu, aynen ihtiyaç ve zaruretten ötürü değil de, sırf kötü nefsinden ve âdi huyundan ötürü, âdi işlere ve çirkin işlere devam eden o soluyucu köpeğin durumu gibi olur.

2) Bir âlim, ilmi vasıtasıyla dünya malı elde etmeye yönelirse, bu, insanlara çeşitli ilimlerini bildirmek ve kendisinin faziletleriyle şanını şöhretini ortaya koymak için olmuş olur. Hiç şüphesiz bu kimse, o sözleri anlatıp ifade ederken, dilini sarkıtır ve dünyalık elde etmeye karşı olan kalbindeki aşırı susuzluğu ile hırsının hararetinden ötürü, dilini çıkarır (sarkıtır). Böylece de bu kimsenin durumu, bir ihtiyaç ve zaruret olmadığı halde, sırf âdi huyundan ötürü, dilini hep sarkıtan bir köpeğin haline benzer.

3) Soluyan köpeğin, soluması hiç sona ermez. Hırslı olan insanın, hırsı da böyle hiç tükenmez.[2]

AYET-İ KERİMEDE KISSASI ANLATILAN KİŞİ DEVAMLI OLARAK DİLİNİ SARKITIP SOLUYAN KÖPEĞE BENZETİLMİŞTİR. MÜCAHİD, İBN CUREYC, ABDULLAH B. ABBAS, KATADE VE HASAN-I BASRİ’YE GÖRE ALLAH TEALA BU AYET-İ KERİME DE, KENDİSİNE ALLAH’IN AYETLERİ VERİLDİĞİ HALDE ONLARLA AMEL ETMEYEN VE ONLARDAN ÖĞÜT VE İBRET ALMAYAN KİMSE, DİLİNİ DIŞARI ÇIKARARAK HER DURUMDA SOLUYAN KÖPEĞE BENZETİLMİŞTİR. SOLUMAKTA OLAN KÖPEK NASIL Kİ ÜZERİNE GİDİLSE DE SERBEST BIRAKILSA DA SOLUR. KISSASI ZİKREDİLEN BU KİMSE DE ALLAH’IN AYETLERİYLE UYARILSA DA UYARILMASA DA HEVA VE HEVESİNE UYMAYA DEVAM EDER VE HİÇBİR ZAMAN ONDAN VAZGEÇMEZ. BU İTİBARLA HER DURUMDA SOLUYAN BİR KÖPEĞE BENZETİLMİŞTİR.[3]

Allah böyle bir kimseyi, hırs ve şehvette tıpkı bir köpeğe benzetmiştir. Zira köpek bu tip karakteriyle meşhurdur. Dışarıya sarkan dili ve akan salyası, onun doymak bilmeyen oburluğunu gösterir, kendisine bir taş parçası atıldığında bile yer koklayarak o yöne doğru süratle koşar ve belki bir kemik olabilir umuduyla, onu dişler. Kendisi gibi daha birçok köpeğin doymasına yetecek bir leşe rastladığı zaman da onun bencilliği, bu son derece güçlü sahip olma hırsı açıkça ortaya çıkar ve başka hiçbir köpeği buna ortak yapmak istemez. Köpeğin diğer bir belirgin özelliği de şehvete aşırı düşkün olmasıdır. Bu yüzden iman ve bilginin kendisine telkinde bulunduğu yasakları çiğneyen dünyaperest insan işte böyle bir köpeğe benzetilmiştir. Tıpkı bir köpek gibi o da sadece midesini dolduracak ve şehvetini tatmin edecek yolların peşine düşecektir.[4]

Bir kimse ilim elde ettiği halde dünyaya olan hırsı artıyorsa, dünyalığı daha çok arzu ediyor ve daha da çok gevşiyorsa kendisini bu hitaptan kurtaramayacaktır. Derhal bu durumunu terk etmesi gerekir. Yine bir kimse Allah’ın ayetlerini işitiyor ve işittikleri kendisine açıklanıyor ve misallendiriliyorsa o bunlara rağmen öğüt almıyor, durumunu düzeltmiyorsa Belam b. Baura’dan ne farkı kalır. Bir kişi bu hale dünyaya olan hırsından dolayı düşer. Dünya hırsı; canın, malın ve paranın tatlı gelmesi. Konfora, rahata ve lükse düşkünlük. Daha çok mal elde etme hırsı. Dünyalıklara karşı meyil, hırs ile bağlanmak, kendinden geçercesine dünyadan istifade etmek. Dünyalıklar içinde kendini kaybetmek. Aklı dünyalıkların meşgul etmesi. Elinden çıkanların insanı haddinden fazla üzmesi ve cebine girenlerin haddinden fazla sevindirmesi. Şimdi sana soruyorum; bu soruya samimi bir cevap vermeni istiyorum. Şuan neyin hayalini kuruyorsun? Neyin olsun isterdin deseler ne cevap verirdin? Ya da seni en çok ne üzer ne sevindirir? Kısacası senin derdin ne? Şu saate kadar gerçekleştirdiğin fiillerin ve söylemlerin ne içindi? Bunu ağzından çıkan sözlere, kendi elinle işlediklerine ve kalbinde taşıdığın kaygı ve ümide soruyorum bu soruyu? Şu saate kadar dilini ne için döktün? Ne için çalıştın? Seni tüm bunlara yönlendiren kalbinde taşıdığın dertti aslında. Eğer bu soruların cevabı dünyaya dayalı şeylerse seni geleceğinden şüphe bulunmayan gün(Ahiret) için uyarıyorum. Yok eğer cevapları ahirete yönelik vermiş isen seni müjdeliyor ve bu halini arttırarak muhafaza etmeni tavsiye ediyorum.

Ve son olarak: İŞTE AYETLERİMİZİ YALANLAYAN TOPLULUĞUN DURUMU BÖYLEDİR. ARTIK GERÇEK HABERİ ONLARA AKTAR. Kİ DÜŞÜNSÜNLER.

Evet bu kıssadaki dersi iyi anlamak gerekir ve üzerinde iyice düşünmek gerekir. Ne öğrendim, neleri biliyorum diye hesap yapma. Öğrendiklerim ve bildiklerim beni sakındırıyor mu bu öğrendiklerim her geçen gün beni şuurlandırıyor mu? Bunu sorgula. Her ayet dinlediğimde her kitap okuduğumda ve nasihat dinlediğimde hidayetim artıyor mu? Bunun muhasebesini yap. Ayet, hadis dinlemek, kitap okumak, nasihat almak bunlar ilmin artmasına neden olan şeylerdir. Ve ilim hidayeti artırır. İlmin hammallığını yapanlar ahirette bu yükün altında ezilecek olanlardır. Bu durumdan Allah’a sığınırız. Yazımı Muaz b. Cebel (ra)’in şu sözüyle bitirmek istiyorum: “Dilediğinizi öğrenin. Amel etmediğiniz takdirde Allah (cc) ilminize kıymet(mükafat) vermeyecektir.”

Selam ve Dua ile…

Tevfik Allah’tandır…

Velhamdulillahirabbilalemin…

[1] Tefsir-i Kebir – İmam Razi (Araf/175) Hz. Peygamber (s.a.s) bu veya bu manada bir lafız kullanmıştır.

[2] Tefsir-i Kebir – İlgili ayetin tefsiri

[3] Taberi Tefsiri – İlgili ayetin tefsiri

[4] Tefhimu’l Kur’an – İlgili ayetin tefsiri

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.