sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
15,8769
EURO
16,8435
ALTIN
942,56
BIST
2.372,35
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Açık
23°C
Ankara
23°C
Açık
Cumartesi Açık
25°C
Pazar Yağmurlu
19°C
Pazartesi Az Bulutlu
20°C
Salı Az Bulutlu
23°C

ALLAH(c.c.)’IN ZAMANSIZ MEYVELERİ RIZIK OLARAK VERDİĞİ “HZ MERYEM” 1

06.08.2020
0
A+
A-

 بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

Kainatı yoktan var eden, “kullarım beni tanısın, yanlış yola sapmasın” diye bir kitap, peygamber gönderen, geçmiş ümmetlerin kıssalarından haber vererek hisse almamızı, ders almamızı murad eden, günahlarımıza rağmen nimetlerini bizlerden esirgemeyen, ölüm ile zorbaların boynunu büken, kisraların belini kıran, kayserlerin umutlarını tüketen Allah’a hamd olsun. Salat ve selam rehberimiz, önderimiz, müjdeci ve korkutucu, Hz Muhammed(s.a.v)’e, Ehli Beytine ve sahabesinin üzerine olsun inşAllah.

Kainatı ve içerisindeki her şeyi zerreden kürreye yaratan Allah azze ve celle’nin, bu kainat içerisinden sorumlu tuttuğu kısım insan ve cinlerdir. İşte insandan aklını kullanmasını bekleyen Allah azze ve celle kitabında kıssalar anlatır ki insanlar düşünsünler öğüt alsınlar. Peygamber kıssaları, kainattan verilen misaller, sivrisineğin misali, yuva yapan örümceğin misali, karanlığın ve nurun misali, gece ve gündüzün misali vb. İşte bu misallerin amacı insanların hidayete ermesidir. Kafirleri ise bu misaller saptırır. İşte o misallerden Allahın kıyamete kadar gelecek bütün insanlara örnek gösterdiği kadın Meryem Validemiz. Kuran-ı Kerimde adı zikredilen tek kadın Meryem..

Allah iman etmekte olanlara Firavunun karısını örnek verdi. (Tahrim 11)

İmran kızı Meryem’ide (örnek gösterdi.). Ki o kendi ırzını korumuştu. Böylece bizde ona kendi ruhumuzdan üfledik. O da Rabbinin kelimeleri ve kitaplarını tasdik etti. O Rabbine gönülden bağlı olanlardandı. (Tahrim 12)

(Rasulum) Kitap’ta Meryem’i de an. (Meryem 16)

Biz Meryem’in oğlunu ve annesini bir ayet kıldık. (Müminun 50)

Dünya ve ahirette değerli dört kadın vardır.(Dünyadaki kadınlardan dördü sana yeter) İmran’ın kızı Meryem, Firavun’un karısı Asiye, Hüveylid kızı Hatice ve Muhammed kızı Fatıma. ( Hadis- İbn İshak )

Meryem validemiz Davud (a.s) sülalesindendir. Annesi Hanne binti Fakud b. Kabil’dir. Abid kadınlardandı. Babası İmran’dır. İmran kendi zamanında İsrail oğullarının ehli salah kimselerindendi. O zamanın peygamberi olan Zekeriyya (a.s) Meryem’in bacısı Eşya’nın kocasıydı.

Rivayetlere göre Meryem’in anası hamile kalmazmış. Günün birinde bir kuşun yavrusuna ağzından yiyecek verdiğini görmüş, bunu görünce bir çocuk sahibi olma arzusuna kapılmıştı. Eğer hamile kalırsa çocuğunu Mescid-i Aksaya ibadet için yetiştireceğini ve oraya vakfedeceğini adamıştı.

Hani İmran’ın karısı “Rabbim karnımda olanı her türlü endişeden arınmış olarak sırf sana adadım. Benden kabul et. Şüphesiz işiten ve bilen sensin” demişti (Ali İmran 35)

Buradaki “Rabbim karnımdakini sana adadım” tarzında gelen Meryemin annesinin ifadesi, onu bize tanıtmaya kâfi geliyor. Bu ifade sahip olduğu şeyleri, sahip olduğu her şeyi, daha doğmamış evladını dahi Allah yolunca harcayan iman fedaisi bir kadının ifadesidir. Peki şimdi bizlere sormak lazım, bizler O’nun yolunda, O’nun bizlere göndermiş olduğu tevhid dini yeryüzünde hakim olsun diye Allah’ın bizlere imtihan sebebiyle verdiklerini harcıyor muyuz? Herşeyimizi Allah’a adadık mı? Yoksa Allah’ın verdiğini ki O vermese asla ulaşamayacağımız bütün nimetleri Allah’tan mı sakınıyoruz?

Allah’ın dilemesiyle hamile kaldı. Allah’ın dilediği olur, dilemediği olmaz.

Allah’ın dilediği olur, dilemediği olmaz. (Sünnen-i Ebu Davud)

Onu doğurunca kız olduğunu gördü ve kız erkek gibi değildir dedi.

Onu doğurunca “ Rabbim kız çocuğu doğurdum. Erkek ise kız gibi değildir “ dedi.    (Ali İmran 36)

Onun bunu söylemesindeki gaye erkek çocuğu kız çocuğundan Allah’ın dinine daha fazla hizmet edebilir diye düşünmesiydi. Çünkü erkek kadın gibi değildir. Kadının evi, mahremiyeti, çocuğunun bakımı vb. gibi sorumluluklarından dolayı erkekten daha az hizmet edebilir. Onun erkek istemesindeki gaye buydu. Bugün bizler erkek çocuk isterken hani gayelerle istiyoruz? Şanım, soyadım yürüsün, erkek annesine düşkün olur bana düşkün olsun gibi dünyevi çıkarlarla mı yoksa Allah’ın dinine daha fazla hizmet etsin diye mi? Ama Allah onun adağını kabul etti. Aslında bu bizlere gösteriyor ki kadın veya erkek fark etmez herkes bu din için, bu dine hizmet için bir şeyler yapabilir. Ben kadınım ne yapabilirim ki sorularımızın cevabı aslında Meryem validemizde. Allah bu sorumluluğu sadece erkeklere yüklemedi hem kadınlara hem erkeklere yükledi.

Gerçekten ben adını Meryem koydum, ben onu da soyunu da taşlanmış şeytandan sana sığındırırım. ( Ali İmran 36)

Meryem’in annesi- Hannenin- bu çocuğa Meryem adını vermiş olduğunu Rabbine zikretmesinin sebebi, onların dilinde bu kelimenin “ ibadet eden” anlamına gelmesidir. Böylelikle yüce Allah’a daha bir yakınlaşmak ve işleri ismine uygun düşmesi için onu korumasını dilemek istemiş ve kızı hakkındaki bu zannını boşa çıkartmamasını istemiş oluyor.

Ve anası onu doğurduğunda beze sarmış bir şekilde mescide götürüp bıraktı. Bugün çocukları, kocaları Allah’ın dinini öğrenirken, Allah’ın dini için mücadele ederken, gece biraz geç geliyor diye mırın kırın yapan biz kadınlar bakalım şu kadının misaline. Çocuğu, daha yeni doğmuş bebeği alıyor ve mescide bırakıyor. Gerisini düşünmüyor. Tereddüt etmiyor. Rabbine tevekkül ediyor.

Onun bakımını kimin üstleneceği hususunda anlaşmazlığa düşen abidler kendi aralarında kura çektiler. 3 kere kura çektiler ve 3 ünde de kazanan Zekeriyya(a.s) oldu. Böylece Meryem validemizin bakımını o üstlendi.

Zekeriyya(a.s) Mescidde yüksek bir yer yaptı. Meryem den başkası oraya girmiyordu. O kendisine mahsus yerinde Allah’a ibadet eder ve üzerine düşen mescid hizmetlerini ifa ederdi. Üzerindeki sorumluluk neyse onu yapardı. Boş kaldığı zaman da geceli güzdüzlü Allah’a ibadet ederdi. Meryem, Allah’a çokça ibadet etmeye gönülden ona kulluk etmeye, secdeye ve rükua ara vermemeye, bu üstünlüğün ehli olmaya ve bu nimetlere şükretmeye memur edilmişti. Rivayetlere göre o kadar çok namaz kılarmış ki ayaklarının tabanları ayrılırmış.

Bir kadının Allah’ a ibadet etmekten tabanlarının ayrılması ve maalesef ki namaza hak ettiği değeri veremeyen bizler. Düşünüyorum da vücudumuzun azaları ne kadar çok dünyalık şeyler için yoruluyor. Biz kadınların ayak tabanları evin temizliği, yemeği, çocuğun derdi derken her şey için yoruluyor da peki Allah’ın rızasını kazanmak için, Allah’ın dinini öğrenmek için ne kadar yoruluyor? İnsan bunu kendine sormadan geçemiyor.

Hatta onun, Meryem validemizin bu ibadet hali İsrail oğulları arasında darbı mesel haline geldi. Kendisinde üstün haller görülmeye başladı. Zekeriyya (a.s) ne zaman onun odasına girse yanında bolca rızık buluyordu. Hatta kışın içinde yaz meyvesi, yazın içinde kış meyvesi bulurdu.

“Meryem bu sana nereden geldi?” Der

O da: “Bu Allah katındandır” derdi (Ali İmran 37)

Bunlara şahit olan Zekeriyya(a.s) duası:

“Ey Meryem’e zamansız meyveleri rızık olarak veren Allah’ım Her ne kadar yaşım ilerlediği için zamanı değilse de bana bir evlat bahşet”

Gerçekten bu hakikati hayatlarımıza kazıyalım, Meryem’e zamansız meyveleri rızık olarak veren Allah’ın her şeye gücü, kudreti yeter. Ancak böyle bir İlah’a el açılır, ancak böyle bir İlah’tan yardım dilenir, ancak böyle bir İlah bize istediklerimizi vermeye kadirdir.  O halde Allah’tan başka zamansız meyveleri rızık olarak verebilecek hiçbir masivai varlık olmadığına göre, Allah’tan başka yardım dilenilecek bir masivai varlıkta yoktur.

Ey iman edenler! Eğer siz Allah’ın dinine yardım ederseniz Allah’ta size yardım eder. Ve ayaklarınızı sabit kılar. (Muhammed 7 )

Var mı Allah’ın yardımını isteyen? Evet diyorsak hem Meryem validemizin kıssası hem de bu ayeti kerime gösteriyor ki Allah’ın yardımı O’nun dinine yardım edenlerin üzerine. Ayakların kaymamasının şartı bu dine yardım etmek. Hem Meryem validemiz gibi yaşarken, hem ölüm anında hem öldükten sonra kabirde, mizanda, sıratta Allah’ın yardımı bu din uğrunda mücadele edenlerin üzerine olacak. Bu Allah’ın vaadidir. Allah sözünden asla caymaz. Bu ondan münezzehtir.

Bir daha ki yazımızda Hz Meryem’in hayatına devam edeceğiz inşAllah..

VELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.