MENÜ
Maltepe Escortpendik escort
alanya escort

ALLAH YOLUNDAKİ KARDEŞLİĞİN DÜNYALIK KARDEŞLİKTEN FARKI

175 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
ALLAH YOLUNDAKİ KARDEŞLİĞİN DÜNYALIK KARDEŞLİKTEN FARKI

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd kulların seçkinlerini fazilet ve insanıyla özel iltifatlarına mazhar kılan Allah’a (cc) mahsustur. O Allah (cc) ki O kullarının kalpleri arasında ülfet meydana getirmiş. Onlar da o sayede onun nimetiyle kardeş olmuşlardır. Onların kalplerinde kin nefreti söküp atmış böylece onlar dünya da dost ve sırdaş olmuşlardır. Ahirette de dost olacaklardır. Hz. Muhammed Mustafa (sav)’ya aline ve ashabına salat ve selam olsun! O ashab ki Hz. Muhammed(sav)’e tabi olmuş fiil adalet ve ihsanda onun yolunu takip etmişlerdir.

Kardeş denildiğinde akla genellikle aynı anne ve babadan dünyaya gelen kişiler gelmektedir. Bu soy sop kardeşliğinin dışında birde aynı dine mensup olan ve akideleri bir olan kardeşlik söz konusudur. Allah(cc) için sevmek ve Allah’ın dininde kardeş olmak ibadetlerin en faziletlilerindendir. İslam dininde kardeşlik bütünüyle akide temeline dayanmaktadır. Buna göre yeryüzünün neresinde yaşıyor olurlarsa olsunlar hangi dili konuşuyor olurlarsa olsunlar hangi kavme mensup olurlarsa olsunlar veya hangi renge sahip olurlarsa olsunlar bütün Mü’minler kelimenin tam anlamıyla birbirlerinin kardeşleridir. Ancak tevhid akidesine bağlı kişiler gerçek anlamda birbirlerinin kardeşidirler.

“Mü’minler ancak kardeştirler.”(Hucurat 10)

İslam kardeşliği öyle bir şeydir ki akide bağı olmadan önce o kişiyi sevmeyebilirsin kalben haz etmeyebilirsin ama ne zaman akide bağıyla bağlanırsın aynı şeye iman edersin işte o zaman Allah azze ve celle kalbine o sevgiyi yerleştirir. Bir bakarsın o kişiyi kan bağıyla bağlı olduğun kardeşinden daha çok sevmişsindir. Bu sebeple ki bir kişiyi ne çok seveceksin ne de çok nefret edeceksin sevginin her daim sınırını korumalıyız. Bu kardeşler kendi aralarında apayrı bir topluluk oluştururlar. Kendi akidelerine saldıran veya imana karşı küfrü tercih eden kimselere kendilerine ne kadar yakın olurlarsa olsunlar asla sevgi beslemezler. Bu anlamda sadece akide kardeşliğini esas tutarlar ve asla Rablerinin uyarılarını unutmazlar.

“Allah’a ve Ahiret gününe iman eden hiçbir topluluk bulamazsın ki onlar Allah’a ve Rasulüne karşı baş kaldıran kimselerle sevgi ve dostluk bağı kurmazlar bu kimseler ister babaları ister çocukları ister kardeşleri isterse aşiretleri olsun onlar öyle kimseler ki Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendinden bir ruh ile desteklemiştir.” (Mücadele 22)

Görüyoruz ki Allah(cc) yolundaki kardeşlik dünya hayatındaki kardeşlikten farklıdır. Allah(cc) iman eden iki kardeş her daim birbirlerine karşı merhametli şefkatli olmalı kendi nefsini ona tercih etmeli onu kırmaktan üzmekten çekinmeli bir söz söylediğinde dahi düşünmeli unutmayalım ki bir gün Allah azze ve celle bununda hesabını soracaktır. Şeytanın Mü’minlerin arasında çokça dolaştığı küfrün hakim olduğu şu zamanda bizler birbirlerinin açığını araştırmak yerine sımsıkı sarılıp bir binanın tuğlaları gibi kenetlenmeliyiz. Kardeşlik her daim bizlerin şiarı olmalı.

Allah Rasulu bir hadisinde buyurur;

“Allah için birbirini seven iki kardeş biri diğerini yıkayan iki ele benzer.”

Rasulullah iki kardeşi el ile ayağa değil de iki ele benzetmiştir. Çünkü iki el aynı maksat için yardımlaştıkları gibi kardeşlerde öylece yardımlaşırlar. Kardeşlikleri ancak aynı hedef için birleştiği zaman mükemmelleşir. Onlar her daim bir tek kişi gibi hareket ederler böyle olmaları onların sıkıntı da genişlikte ortak olmalarını hatta kardeşini nefsine tercih etmelerinin gerektirir.

Meymun b. Mihran şöyle demiştir;

“Kardeşlerinin kendi nefsine tercih etmeyenler gitsin de kabirdekilerle arkadaşlık yapsın demiştir.” Bu sözler gerçekten üzerinde düşünülmesi gerektiren ağır sözlerdir. Bunların üzerinde biraz durup düşünmek gerekir.

Bizler gerçekten iki elin birbirini yıkayıp arındırması gibi olabiliyor muyuz? O iki el nasıl birbirini temizliyorsa bizde aynı şekilde üzerimizde bulunan hasletleri kötü huyları veya hataları düzeltiyor muyuz? Yoksa kardeşimizin hatasını yüz üstüne mi çıkarıyoruz. Gayemiz gerçekten kardeşimizin hatasını mı düzeltmek yoksa ondan üstün olmak mı?

Bu üstünlük tehlikeli bir düşüncedir şeytandan gelen bir şeydir. Hz. Ömer bir gün ağacın altında gölgelenirken uyuyan birini görür ve yanındakilere şunu der bir kardeşinizin rüzgarından avret mahali açılsa ne yapardınız. Onlar tabi ki onu hemen kapatırız derler. Hz. Ömer hayır siz onu daha fazla açarsınız der ve devam eder.

Bizler bugün kardeşimizin bir hatasını kusurunu gördüğümüzde dilden dile dolaştırıyor muyuz kovulmuş şeytan nasıl ki kendi safındakilerle kenetlenmiş birlikte hareket etmekteler. Müslümanların arasını açmak tefrikaya düşürmek için mücadele ediyorsa bizlerinde buna karşı uyanık olması gerekmez mi Allah azze ve celle kendi yolunda saf bağlanarak çarpışanları sever ayrılığa düşenleri değil kusurunu açığa vurup açığını araştıranları değil.

inşaAllah bizlerde Allah yolundaki kardeşliğin akrabalık bağlarına dayalı kardeşlikten farklı olduğuna bilir, kopmadan ayrılığa düşmeden tek vücut misali ölüm bize gelinceye kadar Allah’ın dininin yeryüzünde hakim olması için çalışırız.  

 

Rümeysa YILDIZTüm Yazıları
Yorum Yaz