sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
8,8689
EURO
10,4740
ALTIN
499,21
BIST
1.385
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Az Bulutlu
24°C
Ankara
24°C
Az Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
26°C
Salı Parçalı Bulutlu
24°C
Çarşamba Çok Bulutlu
23°C
Perşembe Çok Bulutlu
22°C

AKILLI KİM?

AKILLI KİM?
18.12.2020
0
A+
A-

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd; mükafat olarak yaratmış olduğu Cennet yurdu için kullarına çıkış yolları gösteren ve bu yollara girmek için gerekli enerjiyi bedenlerinde yaratan, onların kalplerinde sabit tuttuğu inanç, yakin ile ayaklarını sabit kılan ve yanlışlar karşısında dik duruş veren, kalblere; itaate lezzeti, günahlara nefreti yerleştiren,  sonsuz güç ve kudret sahibi, Rahman ve Rahim olan Allah’a mahsustur.

Salat ve selam; hak din ile gönderilen, insanları irşad eden, müminlere karşı pek şefkatli, kafirlere karşı da pek şiddetli olan, yeryüzünün en büyük muallimi, başkumandanı, üzerinde güzel örnekleri barındıran, yaratılmışların en kıymetlisi son rasul son nebi Hz. Muhammed (sav)’in üzerine olsun. Ve yine selam tertemiz ehli beytine sahabesine, tabiine, etbau tabiine ve tüm müminlerin üzerine olsun.

Bütün peygamberler ve onların varisleri olan alimler insanlara varlık sebebini hatırlatmış, uyanmaları için kendilerine gelmeleri için mücadele etmiştir. Onlara akıllarını kullanmalarını emretmiş bir basiret üzere Allah’a davet etmişlerdir.

Peki insanlara göre akıllı olmak ne demektir:

1- Dünyadan alabildiğine istifade etmektir. Bir daha mı geleceğiz dünyaya diyerek amansızca dünyadan faydalanmaya girişmişlerdir.
2- İnsanları kandırmak, onlarla alay etmek, kusurlarını bulmak, hileli alış veriş yapmak gibi. Aklı münker yolunda kullanmayı akıllılık olarak görmektedirler.
3- Dünyalık bir meta için geceyi gündüzü satmak, ciğerini satmak da akıllılık olarak nitelenmektedir.
4- Bu düşünceleri öyle ileriye gitmiştir ki İslam’ı yaşayanları dahi akılsız olarak nitelemişlerdir.

Oysaki Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

Şeddâd b. Evs (r.a.)’den rivâyete göre; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Gerçekten zeki ve akıllı kişi, nefsinin kötü arzularına hâkim olup ölümden sonrası için çalışandır. Aciz kişi ise, nefsinin her türlü arzu ve isteklerine uyarak hayatını devam ettirip, Allah’tan her şeyi ve Cenneti isteyen kişidir.”[1]

“Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler.  İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler.”(Bakara/13)

Yani, “Eğer İslâm’ı kabul ettiğinizi söylüyorsanız, onu tam bir samimiyetle kabul edip, İslâm dairesi içine giren diğer insanlar gibi kabul etmelisiniz.”
Onlar, İslâm’ı samimiyetle kabul edip, kendilerini her türlü zorluk, tehlike ve problemlere atan kimseleri aptal ve sefih olarak niteliyorlardı. Onlara göre, doğruluk ve Hak için bütün ülkeyi kendilerine düşman edinmeleri aptallıktan başka bir şey olmazdı. Haklıya ve haksıza aldırmaksızın sadece kendi çıkarlarını korumak, onlara göre büyük bir faziletti.[2]

Halbuki asıl akıllı, önündeki hayır ve nur yolunu görüp de o yolu izleyen kimsedir. Yüce Allah bizzat kendilerinin kıt akıllı olduğunu belirterek cevap vermekte, iddialarını reddetmektedir. Onlar imanı sağlıklı bir şekilde idrak edememekte ve onun gerçek mahiyetini ve etkisini bilememektedirler.[3]

Özetle “sefeh” ve “sefâhet”, görüş ve fikirde zevk ve şehvetlere tabi olmak, akıl ile d eğil zevk ile hareket etmektir.[4]

Aciz kimseler akıllı kimseleri anlamazlar. Onların davranışlarını hayretle izlerler, kimileri de hakaret eder dalga geçerler. Onların ahiretleri için verdikleri mücadeleyi gereksiz görürler. Aşırı görürler. Saçmaladıklarını ve abarttıklarını düşünürler. Akıllı kimselerin ölümden sonraki hayatı için yaptığı mücadelelere şahit olan aciz kimseler aslında batıl bir yolda ilerlediklerini anlarlar. Bu akıllı kimselerin davranışlarıyla ortaya çıkar. Onlar bir çok şey yapıyorken bunların gafil bir şekilde hayat sürmeleri aslında onlara sorumluluklarını hatırlatıyordu. Onlarda aynı mücadeleyi vermeliler. Bunu görüyorlardı. Bu onlarda bir kızgınlığa sebep oluyor ve hakaret etmeye akılsızlıkla suçlamaya başlıyor. Yüz çevirmek için bir fırsat yakalıyorlar aslında. Nefisleri onları aldatıyor. Fakat bu yüz çevirmelerinin kendilerine pahalıya patlayacağından haberleri yok…

“Kendini bilmeyenden başka İbrahim’in dininden kim yüz çevirir? Andolsun, biz İbrahim’i bu dünyada seçkin kıldık. Şüphesiz o ahirette de iyilerdendir.”(Bakara/130)

Demek ki İslam’ı kabul etmemek beyinsizlikmiş. İnsan onu kabul etmediğinde otomatik olarak beyinsizler sınıfına giriyor. Birine çok iyi bir iş teklifi götürdüğünüzü düşünün eğer o bu iş teklifini düşünmezse köle gibi çalıştırılmayı ya da yorulmayı istiyor diye düşünürsünüz. Çünkü her şey zıttı ile kaimdir.

Bunu ancak bir beyinsiz yapabilir çünkü. 50-60 yıllık (ort.) bir dünya için ebedi saadeti terk etmek hangi akıllının yapacağı bir şey? Bu düpedüz akılsızlık. Kazanacağı 3-5 kuruş için, dikeceği iki kiriş için, alacağı geçici lezzet için Rabbine isyan eden kimse için akıldan bahsetmek mümkün müdür? Hem dünya hem ahiret hayatında saadete davet eden bu dini başkalarının hükmü altında yaşamak isteyen ve onları için heba etmek isteyen kişiler reddederler.

“Düşünesiniz diye Allah size âyetlerini böyle açıklamaktadır.”(Bakara/242)

“İnsanlarda görünen beş duyunun haricinde bir altıncı duyu daha vardır. Her biri kendi sahasında vazife görür. Biz buna rahatça dini duygular diyebiliriz. Nitekim beş duyu organının kendilerine has duyum sahaları vardır. Her biri kendi sahasında vazife görür. Mesela göz için görülecek şeyler vardır. Kulak için işitilecek sesler vardır. Tıpkı bunun gibi dini duygularında tesir ve faydaları vardır.

Nasıl ki, görünen beş duyudan birini kaybeden bir kimse o organın duyum sahasından mahrum kalır. Fevkalede durumlar dışında, başka bir duyu organıyla onun hissettiklerini hissedemezse, bir duyu organı ne kadar sağlam olursa olsun başka bir organın vazifesini yapamazsa aynı şekilde beklenmedik bir olayın etkisiyle veya fıtraten noksan olması sebebiyle dini duyguyu kaybeden kimse, onun duyum sahasını hissedemez. Ondan mahrum kalır, onun ne tasdik ne de tasavvur edebilir. Tıpkı görünen yıldızları kesinlikle diretip inkar eden bir kör ve kaynaşan dünyayı ne çağıran ne de cevap veren hiç kimsenin bulunmadığı ölüler şehri zanneden bir sağır gibidir. İşte dini duygudan mahrum olan kimse de böyledir. Görünmeyeni inkar eder. Metafizik konular ve dini sahneler karşısında köpürür ve asla inanmaz. Kalpleri dehşete düşüren gönülleri incelten ve gözler yaşartan büyük harikaları da varın siz kıyas edin.”[5]

Bu hassasiyetini kaybetmiş kimseler dünyayı gördüklerinden ibaret sanıp ölümden sonraki hayatı için bir şey yapmamışlardır. Dünyaya hayvanın baktığı gibi bakmalarından sebep hakka karşı inatçı durumuna düşmektedirler. Bir de doğru yolda olduklarını düşünürler. Akıl büyük bir nimettir. Eğer doğru kullanılmazsa kimsenin tahmin dahi edemeyeceği zararlara yol açacaktır. İnsan başına gelebilecek tehlikeleri aklıyla keşfeder ve önlem alır. Bu duyusunu kaybetmiş kimselerin tehlikelerden korunabilmelerinden bahsedebilir miyiz?

Devam Edecek inşaAllah

VELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN

SELAM VE DUA İLE

TEVFİK ALLAH’TANDIR…

 

 

[1] İbn Mâce, Zühd: 31 – Tirmizi, Kıyamet: 25

[2] Tefhimu’l-Kur’an – Mevdudi

[3] Tefsiru’l Munir – Vehbe Zuhayli

[4] Hak Dini Kur’an Dili – Elmalılı M.H. Yazır

[5] Müslümanların Gerilemesiyle Dünya Neler Kaybetti – Nedvi

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.