sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
8,8689
EURO
10,4740
ALTIN
499,21
BIST
1.385
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Az Bulutlu
24°C
Ankara
24°C
Az Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
26°C
Salı Parçalı Bulutlu
24°C
Çarşamba Çok Bulutlu
23°C
Perşembe Çok Bulutlu
22°C

AKIL VE İMAN İLİŞKİSİ

AKIL VE İMAN İLİŞKİSİ
27.02.2021
0
A+
A-

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd yerleri, gökleri ve ikisinin arasındakileri emsalsiz bir şekilde yaratan, bizlere hidayet olarak kitabı vahiy eden, kâinatın efendisi, tek ve yegane İlah, Rab, ibadet ve itaat edilmeye layık olan Allah Azze ve Celle’ ye mahsustur. Salât ve selam Peygamberlerin sonuncusu, yaşayan Kur’an, kendisine tabi olunmadıkça cennetin imkânsız olduğu, müminlere karşı şefkatli, kâfirlere karşı ise şiddetli olan Hz. Muhammed Mustafa (sav)’ ya, Aline, Ashabına, bugüne kadar yaşamış, bugün yaşayan ve bugünden kıyamete kadar yaşayacak olan tüm Müslümanların üzerine olsun.

Aklın önemi, aklın fazileti ve aklın değeri İslam’da pek çoktur. Bir çoğumuzunda bildiği gibi Allah Rasül’ü (sav) bir hadiste; “ Aklı olmayanın dini yoktur” buyurmaktadır. Akıl bu kadar öneme sahip iken hiçbir zaman İslam, aklı son karar yeri, faydanın ya da zararın son hakemi yapmamıştır. Akıl aktif hale gelmeli ama Kur’an ve Sünnet ile. Eğer akla Kur’an ve Sünnet yön verirse, başka bir deyişle akıl Vahy’e tabi olursa isabetli kararlar verebilir. Öncelikle ve özellikle makbul bir imana sahip olabilmek için mutlaka akıl vahye tabi olmalıdır.

Allah (cc), ancak aklını doğru bir şekilde kullanıp Kur’an’a tabi olanların sırat-ı müstakim üzere gideceğini bizlere bildirmiştir.

“ Sözü dinleyip de onun en güzeline uyanlar varya, işte onlar Allah’ın hidayete erdirdiği kimselerdir. İşte onlar akıl sahiplerinin ta kendileridir.” ( Zümer 18 )

İşte bu kimseler, akıllarını kendilerine fayda verecek şekilde kul­lanan, hak ile batılın ve güzel ile çirkinin arasını ayırt eden, Allah’ın emir­lerini gereği gibi anlayan ve Allah’ın Kitabı ile Rasulünün Sünneti’ne uyan kimselerdir. (Tefsirul Münir )

Seyyid Kutub ise; “Aklı selim olmak demek, sahibini arınmaya ve kurtuluşa ileten akıldır. Arınma ve kurtuluş yolunu izlemeyen sanki aklı elinden alınmıştır. Sanki o Allah’ın  verdiği bu nimetten mahrumdur.”  demiştir.

Evet akıl ile iman arasında müthiş bir bağ mevcuttur. Kur’an-ı Kerim’de aklını doğru kullananların yani vahye tabi kılıp sözün en güzeline uyanların hidayet üzere olacağı bildirilmekle beraber, aklını güzelce kullanmayanların, vahye tabi kılmayanlar, sözün en güzeline uymayanların da pislik içinde kalacakları dolayısıyla delaletten kurtulamayacakları bizlere bildirilmiştir.

“ Allah’ın izni olmadıkça, hiçbir kimse iman edemez. Allah akıllarını güzelce kullanmayanları pislik içinde bırakır.”  (Yunus 100)

Mevdudi (rha) tefsirinde bu ayet hakkında şunları söylemektedir; Bu ayet bütün lutüfların ancak Allah’ın kudretinde olduğunu vurgulamak içindir. Bu yüzden hiç kimse Allah’ın izni olmaksızın herhangi birine herhangi bir lütufta bulunamaz veya böyle bir lütfa eremez. İman ve hidayet de birer lütuf olduğuna göre onlara da yalnızca Allah’ın izniyle ulaşılabilir. Hiç kimse Allah’ın izni olmaksızın bu lütfa eremez. Ayrıca bizzat yapmak istese de, başkasını bu lütfa erdiremez. Bu yüzden Hz. Peygamber (s.a) gizliden gizliye halkı imana zorlasaydı bile bunu başaramazdı, çünkü iman Allah’ın izni ve yardımıyla edinilecek bir şeydir.

Bu ayet, açık bir surette yukarıdaki kuralın (Allah akıllarını güzelce kullanmayanları pislik içinde bırakır ) (haşa) körü körüne ve akıldışı biçimde uygulanmadığına işaret etmektedir. Şöyle ki, imanın lütfedilmesi ya da bu lutfun herhangi biri üzerinden kaldırılması sebepsiz yere tahakkuk etmez; aksine, hikmet üzere temellenmiş bir sisteme göre meydana gelir. Allah bu lütfu, hakkı araştırma yolunda akl-ı selimini doğru biçimde kullananlara bahşeder. Zira Allah, böyle bir kimseye ihlası ve gayreti oranında hakikata ulaştırıcı vesileler tayin eder ve ona imana götürecek sahih bilgiyi bahşeder. Ancak, cehalet, dalalet, batıl düşünce ve davranışın pisliğini hakikatı aramayan, onda sebat etmeyen önyargıları yüzünden akl-ı selimini gereğince kullanamayan yahut aklını hakikatı arama cihetine yönlendirmeyen kimse üzerine bulaştırır. Böylelerin müstehakkı budur.

Pisliklerden arınmak, saf tevhide kavuşmak ancak aklımızı doğru kullandığımızda elde edebileceğimiz değerlerdir.  Selam ve dua ile…

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.