sohbetlerözlü sözleryazarlarmakalelervideolar
DOLAR
8,8689
EURO
10,4740
ALTIN
499,21
BIST
1.385
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara
Az Bulutlu
24°C
Ankara
24°C
Az Bulutlu
Pazartesi Az Bulutlu
26°C
Salı Parçalı Bulutlu
24°C
Çarşamba Çok Bulutlu
23°C
Perşembe Çok Bulutlu
22°C

AĞLAMAK İSTİYOR MUSUN ? (YANGIN VAR !)

AĞLAMAK İSTİYOR MUSUN ? (YANGIN VAR !)
22.07.2020
0
A+
A-

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd; görülen görülmeyen bütün alemi yoktan var eden, Lütuf ve ikram sahibi olan, yegane Mabud, İlah ve Rabb olan Allah (cc)’a mahsustur.

Salat ve selam, son rasul son nebi, alemlere rahmet olarak gönderilen Allah Rasulu (sav)’e tertemiz ehli beytine sahabesine ve tüm müminlerin üzerine olsun.

Bu ayki yazımızda Rahman’ın Arş’ında gölgelenecek olan 7. Sınıf’tan yani son konuğumuzdan bahsedeceğiz inşaAllah. O da;

7-“İnsanlardan tenha bir yerde Allah ‘ı anıp gözleri yaş döken takvalı kişi.”

Bu sınıf insandan anlıyoruz ki Allah ile aralarında çok güzel bir diyalog var. Bunların kim olduğu bilinmez yalnız başına kaldığında bu ameli gerçekleştirdiği için bilinmeyen kahramandır onlar. Belki sürekli görüşüyoruz onlarla. Belki hep yanımızdalar. Ama bilmiyoruz kim olduklarını. Belli de etmiyorlar hiç. İşte ihlasın zirvesi. Allah için göz yaşı dökmek hayran kalınacak bir iştir. Zira gözyaşının önündeki en büyük engel katılaşan kalplerdir. Bu kimseler kalplerinin katılığından kurtulmuşlardır ve bu hallerinin muhafazası için mücadele ederler. Katılaşan kalp kurak topraklara benzer. Arazi kupkurudur. Nehirler kurumuştur. Göz pınarları da o nehirler gibidir. Kupkurudur ne gelen vardır ne giden. Ama bu hadisteki kimse öyle değil. Arazi verimli, yemyeşil ve nehirler şırıl şırıl akıyor. Kalp Allah korkusuyla, itaat aşkıyla, masiyet nefretiyle atıyor ve göz pınarları hiç kuru kalmıyor.

“Yalnız başına kaldığında Allah’ı zikretmekten maksat; Gözlerin yaşarmasına vesile olacak şekilde Allah’ı bildiğini ve O’nun murakabesini hissetmek veya dille O’nu övmek veya her ikisi birden.”[1]

“Yalnız kalmak, kalbin katılaşması ve günah hususunda cüretli olmanın sebebidir. İnsan nefsiyle mücadele edip tek başına iken Allah’ın yasaklarına riayet ederse bu onun Rabbinden korktuğuna delalet eder. İnsanlardan böylesine verilecek en az mükafat gölgesinden başka gölgenin bulunmadığı Rahman’ın arşının gölgesinde bulunmaktır.”[2]

Gözyaşı dökmenin fazileti hakkında başka nasslarda varid olmuştur.

“Kim Allah korkusundan gözyaşları yere varıncaya kadar ağlarsa yüce Allah kıyamet günü ona azap etmez.”[3]

“İki çeşit göz var ki ateş onlara dokunmaz. Allah korkusunda ağlayan göz ve Allah uğruna bekçilik yaparak geceleyen göz.”[4]

“Üç insan var ki gözleri ateş görmez. Allah uğrunda bekçilik yapan göz, Allah korkusundan ağlayan göz ve Allah’ın yasaklarından korunan göz.”[5]

“Yüce Allah katında şu iki damla ve iki izden daha sevimli bir şey yoktur. Allah korkusundan akan göz yaşı damlası ve Allah yolunda dökülen kan damlası. İki iz(belirti) ise, Allah yolunda savaşan insandaki yara izi ve yüce Allah’ın farzlarından birini yerine getiren insandaki ibadet belirtisidir.”[6]

Gözlerden yaşların akması ancak Allah’ı İşiten, Gören ve En gizlinin gizlisini Bilen olarak tam manasıyla(beşer takatiyle) bilmekle mümkündür.  O’nun pekçok nimetlerini düşünmek ve bunlar karşısında mahcubiyet elde etmekle olur. Her söylediğinin, yaptığın kaydedildiğini akıldan bir an olsun çıkarmamakla mümkündür.

Allah için ağlamak çok değerli bir şeydir. Dolayısıyla herkes nasiplenemez. Çünkü Allah katında çok büyük değeri vardır. Allah katında değerli olan şeylere erişmek basit ve ucuz şeylerle olmaz. Ciddi bir emeği ve çalışmayı ister. Gözyaşı da böyledir. Ateş olmayan yerden duman çıkmayacağı gibi ateş olmayan yeri de söndürmeye kimse gitmez. Ne demek istiyorum açıklayayım;

Bir yerde bir yangın çıkar ve “YANGIN VAR” nidalarıyla alarma geçilir. Ellerde kovalarla ateşin olduğu yere gidilir ve sular ateşin üstüne doğru dökülür. Alevler sebebince kasıp kavrulan yangın yeri dakikalar sonra sırılsıklam olur. Bu örnek gözyaşı döken kişiye ne kadar da benziyor. Kalp Allah korkusundan, aşkından, her zerrenin İslam diye çarpmasından, dava ile yatıp dava ile kalkmaktan, davası için üzülüp davası için sevinmekten kalp yangın yerine döner. Ruh “YANGIN VAR” nidalarıyla alarma geçer ve GÖZPINARLARI kanalları aracılığıyla kalpteki ateşi söndürmeye çalışır. Yangın ne kadar şiddetli ise o kadar su harcanır. Bir de bu sonu gelmeyen bir yangınsa söndürme işlemi ölene kadar sona ermez.

Eğer yüreğin yangın yeri haline dönmemişse ruh yangın alarmına geçmeyeceği için orayı söndürmek için göz pınarları harekete geçmeyecektir. Yangın yerine dönmüş de olabilir eğer bu yangın küçük bir yangınsa birkaç damla ile söndürme işlemi gerçekleşecektir. Ara ara bu tarz yangınlar çıkar ve ara ara gözyaşları dökülür. Ama bir de yüreğindeki ateş dinmeyen kimseler vardır ki sürekli söndürme çalışmaları olur ve göz yaşları dinmez. Ne kadar yanarsan o kadar ağlarsın kısacası…

Nasıl ağlanır? Diye sormak yerine Kalp nasıl yangın yeri haline gelir diye sorarsak bu cevabı daha çabuk bulmaya sebep olur. Soruyu doğru sormak gerekiyor. Gözyaşı akar bir şekilde. Zorlaya zorlaya, sıka sıka. Asıl mesele yüreği yangın yerine çevirmektir. İşte o zaman gözyaşı dökmek için zorlanmaya ve kendini sıkmaya gerek kalmayacaktır.

Bunun olması için de; Allah ile sıkı bir diyaloğun olması şarttır. Tamamen Alemlerin Rabbi olan Allah’a odaklanmakla mümkün olur. Davası ile iç içe olmak. Davasını benimsemek kendini O’na adamak. Yüreğinde dava aşkını taşımak. Tam manasıyla dava adamı olmak. Her zerrenin her organın İslam diye çarpması…

Sürekli nefis muhasebesi ile meşgul olmak, dünyaya yabancılaşmak, ölüme, ahirete yakınlaşmak, alışmak. Bunlar kulluk anlamında ciddi bir programın olmasıyla mümkündür. Mesleği haline getirmek ve bunun için yapması emredilen gerekse tavsiye edilenleri görev bilmek. Yasaklanan ve hoş görülmeyenlerin tamamından da şiddetle kaçınmak. Kur’an ile Allah’ı zikretmek ile ve O’na yapacağı ibadetler ile mutlu olmak. Allah için yapılanlardan lezzet almak. Allah yolunda cihad etmekten dolayı havalara uçmak. Yasakladıklarına karşı haşin olmak. Yapmaktan korkmak tir tir titremek. Hatalardan ders çıkarmış olmak. Vs vs.

Bu kimse yalnız başına kaldığında bir çok haramı işleyebilecekken ve yalnız kaldığında nefsi ve şeytan tarafından çok ciddi bir baskı içindeyken Allah’ı anarak hüngür hüngür ağlıyor. Allah korkusunu ve sevgisini anlamak için bu mesele yeterlidir. Rahat bir pozisyonda iken kendisine yardımcı olacak bir çok etken etrafındayken Allah’ın razı olduğu ameli işlemek kolaydır, bunu herkes yapar. Asıl mesele bunların tam tersi olan bir durumda Allah’ın razı olduğunu yapmaktır. Zaten Rahman’ın Arşında gölgelenecek olan 7 sınıfın ortak noktası olarak bunu görüyoruz. Ellerinde daha başka şeyleri(haram vs) yapmaya imkan varken onlar zor olanı tercih etmiş onu başarmışlardır.

Adil yönetici: İdareye geçip zulmetme ve birçok mal varlığına sahip olma dilediğini elde etme imkanı varken o çok zor olan adaletli davranmayı seçmiş ve mükafatı elde etmiştir.

Allah’a ibadetle büyüyen genç: Kuvveti, vakti, imkanları ile bir çok dünyalık lezzetleri elde etme imkanı varken o zar olanı seçmiş ve gençliğini nefsine muhalefet ederek kulluk etmekle geçirmiş ve mükafatı elde etmiştir.

Gönlü mescitlere bağlı kişi: Gönlünü bağlayabileceği ve bir çok dünyalık fayda elde edebileceği mekanlar varken O dünyalık hiçbir fayda elde etmediği bir yere gönlünü bağlamış ve mükafatı elde etmiştir.

Allah için birbirini seven ve böyle ayrılan iki kişi: Menfaate dayalı bir sevgi ile ilişki kurup kendisini koruma altına alması mümkün iken nefsinin geri planda kalması pahasına Allah için sevmiş, böyle ayrılmış ve mükafatı elde etmiştir.

Güzel ve mevki sahibi bir kadın tarafından zinaya davet edilen kişi: Bu kimse o kadından faydalanmak için bir çok imkana sahip iken ve reddetmenin çok zor olduğu bir durumda iken Allah korkusundan dolayı daha zor olanı tercih etmiş ve mükafatı elde etmiştir.

Sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyen kişi: Bu kimse de verdiği sadakayı açığa çıkarma imkanına sahip iken ve yaptığı iyiliği başa kakma imkanına sahip iken bilinmezliği tercih etmiş ve mükafatı elde etmiştir.

Tenha yerde Allah’ı anarak ağlayan kişi: Bu da yalnız kaldığında bir çok şeyi rahat bir şekilde yapabilme imkanına sahip iken ve yalnız kalmış olmanın verdiği ağırlığa rağmen  çok zor olan bir şeyi başarmış ve mükafatı elde etmiştir.

Daha bir çok şey söylenebilir, eklenebilir, genişletilebilir. Rahman’ın Arş’ında gölgelenecek   olan 7 sınıf insanı değerlendirmeye çalıştık. Anlamaya çalıştık, tanımaya çalıştık. Bu hadisi değerlendirirken şerhi kabilinde değil şerhler ile birlikte izah etme gayreti içindeydik.

Allah bu çalışmamız sebebince bana, okumaları sebebiyle de okuyucularıma bu 7 sınıf insandan biri olmayı nasip etsin. (Amin)  

GAYRET BİZDEN TEVFİK ALLAH’TANDIR…

SELAM VE DUA İLE…

VELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN

 

[1] Fethu’l Bari / 2/147

[2] Nebevi Nurlar/ C.2 Sh.193 Seyyid M. Nuh Ravza Yay.

[3] Hakim – Müstedrek 4/260

[4] Tirmizi/4-175

[5] Tergib ve’t Terhib – 4//230

[6] Tirmizi – 4/190 Hd. No: 1699

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.