MENÜ
Maltepe Escortpendik escort
alanya escort

UZAK OLAN DÜN MÜ ? YARIN MI ?

212 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
UZAK OLAN DÜN MÜ ? YARIN MI ?

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

UZAK OLAN DÜN MÜ ? YARIN MI ?

Hamd, gökleri,yeri ve ikisi arasındakileri yaratan,belirli bir nizam veintizam koyan, yarattıklarına hiçbir şekilde  haksızlık etmeyen, göklerin yerinve ikisi arasındakilerin tek ilahı, kayıtsız ve şartsızhâkimiyet sahibi,korkulması gereken tek varlık,Rahman, Rahim, Aziz, Cebbar,Kahhar olan Allah(c.c)’ya mahsustur.

Salat ve Selam âlemlere rahmet olarak gönderilmiş,yaşayan Kur’an,Hatemu-l enbiya, ümit ve korkunun ölçüsünü yaşayarak anlatan,ulu önderimiz,başkomutanımız Hz.Muhammed (s.a.v)’e, onun âline,ashabına, ehli beytine, bugünekadar yaşamış,bugün yaşamakta olan ve kıyamete kadar yaşayacak olan derdi Allah(c.c) ‘ın rızası,rehberi Kur’an, önderiHz.Muhammed (s.a.v) olan bütün mümin, muvahhid, mucahid ve mucahide olan kulların üzerine olsun.

Yarını uzak görmek ,insanlarda genel bir hastalık durumuna gelmiştir. herhangi bir şeyin vadesiuzadıkça üzerine binen külfet neolursa olsun bedeli ufalmaktadır birçok insanın gözünde. İlahi tehditlere rağmen haramlara yönelmeleriyine aynı marazdan kaynaklanmaktadır. Hesap veya ceza gününü uzak gördükleri için; yarınlardaki tehdit , onların bugününü peketkilememektedir.

       Halbuki gerçek böylemidir ?

       Yarınlar uzak, gerçekten uzakmıdır?

Oysa uzak olan, yarın değil dündür. Yirmi yıl sonramız değil, yirmi saniyeöncemiz uzaktır, uzaklaşmıştır bizden. Yirmi yıl yol gitsek, yirmisaniye öncemize varabilmemiz mümkün değildir.

        Fakat yarınlar,

Yarınlar durmak bilmeyen adımlarla üzerimize doğru gelmektedir. Yarınlardan kaçmak, yarınlardanuzaklaşabilmek, durmayan zamandan korkanlar için dermansızbir derttir.

Aslında insanın kendisi de yarınlarıngeleceğini, mutlaka ve mutlaka geleceğini bilmektedir.

Mesela çok ihtiyacıolan birine ”bugün sana bin lira vereyim, bir hafta sonra üç parmağını keseyim!” deseniz, ihtiyacı olmasına rağmen teklifinizeyanaşmaz. Çünkü zamanındurmadığını, bir haftanın geçeceğini ve o günün geleceğini bilir.

         Peki bir hafta geçecek de,

         bir yıl veya bir ömür geçmeyecek mi ?

Sizigeceleyin öldüren ve gündüzleyin neler yaptığını bilen O’dur. Sonra O sizigündüzleyin diriltir, belirli hayat süreniz dolsun diye, sonra O’nun huzurunadöneceksiniz de O yapmış olduklarınızı size haber verecektir.(En’am 60.)

[El-Halim]

“Cezalandırmaya gücü yettiği halde,hemen ceza vermeyen.”

“Kullarının isyanlarına karşı, hemenöfkeye kapılmayan.”

O, kullarınınisyanını, onların kendi emrine muhalif olan dav­ranışları görür, bilir deöfkeye kapılıp hemen onları cezalandır­maya kalkışmaz. Onları yerden yereçarpmaya iktidarı olduğu halde onlara karşı Halim olur. Yoksa, insanlarıma’siyetlerinden dolayı cezalandıracak olsaydı, yeryüzünde hareket eden bir tekcanlı varlık bırakmazdı.

Eğer Allah,insanların davranışlarının cezasını hemen verseydi yeryüzünde hiçbir canlıyaratık bırakmazdı. Fakat O, onları belirli bir sürenin sonuna kadar erteliyor.Söz konusu süreleri dolunca, kuşku yok ki, Allah kullarının durumunugörmektedir.(Fatır-45.)

Yüce Allah,insan denen şu varlığı yaratmış ve onu nimetleri ile donatmıştır.İnsanlar, yüceAllah’ın nimetlerine karşı nankörlük ediyorlar.Yüce Allah bütün bunlara rağmenonlara yumuşak ve merhametli davranır. Onlara acıyarak biraz zaman tanır. Bu,kuvvetle birlikte olan hikmetin, adaletle birlikte olan rahmetin gereğidir. Nevar ki, insanlar kendilerine tanınan bu süreye aldanıyorlar. Kalpleri Allah’ınrahmetini ve hikmetini kavrayıp hissetmiyor. Sonuçta ilahi adalet ve kuvvetyüce Allah’ın bir hikmete göre belirlediği ve rahmetinden dolayı onlara tanımışolduğu süre dolunca, belirlenen ecel gelince onları kıskıvrak yakalıyor.

Enes binMâlik -radıyallâhu anh- der ki:

“Yer, her gün şu on öğüt ile insana seslenir:

Ey Âdemoğlu!

Üzerimde gezinip durursun; hâlbuki dönüşünbanadır.

Üzerimde türlü günah işlersin; hâlbuki içimdeazap göreceksin.

Üzerimde gülüp eğlenirsin; hâlbuki içimde ağlayacaksın.

Üzerimde sevinirsin; hâlbuki içimdeüzüleceksin.

Üzerimde mal toplayıp durursun; hâlbuki içimdepişman olacaksın.

Üzerimde haram yersin; hâlbuki içimde kurtlarseni yiyecek.

Üzerimde böbürlenirsin; hâlbuki içimde hor vehakir olacaksın.

Üzerimde neşe ile yürüyorsun; hâlbuki içimdehüzne boğulacaksın.

Üzerimde aydınlıkta gezinirsin; hâlbuki içimdekaranlıkta kalacaksın.

Üzerimde topluluklar içinde dolaşırsın;hâlbuki içime tek başına gireceksin.” (İbn-i Hacer el-Askalânî, Münebbihât, 37)

Peki bu gerçekler karşısında müslümanın tutumu ne olması gerekmektedirsorusu karşımıza çıkmaktadır ?

Onlar ki,Rabb’lerinin korkusu ile titriyorlar.

Ve onlarki, Rabb’lerinin ayetlerine inanıyorlar.

Ve onlarki, Rabb’lerine ortak koşmuyorlar.

Ve onlarki, Rabb’lerine dönecekler diye kalpleri ürpererek verdikleri şeyi verirler.

İşte onlariyiliklerde yarışanlar ve bu yarışı önde bitirenlerdir.(Mu’minun 57.-61.)

İşte bumü’minler ürpererek, sakınarak, Rabb’lerinden korkarlar.Ayrıca onlar görev vesorumluluklarını da yerine getiriyorlar. Güçleri yettiği, ellerinden geldiğioranda Rabb’lerine itaat ediyorlar. Bütün bunlara rağmen onlar, Rabb’lerinedönecekler diye kalpleri ürpererek verdikleri şeyi verirler. Bütün güçleriniharcamış olmalarına rağmen Allah’ın verdiği nimetler karşısında bunun yetersizolduğunu az bir şey olduğunu bilirler.

İşte iyilikyapmak için yarışanlar bunlardır. İyiliğe koşan, bu çabuklukla, bu uyanıklıkla,bu bilgi ile, çalışma ve bu itaatle onu elde edenler bunlardır. Yoksa sapık birhayat yaşadıkları halde, kendilerine nimet bahşedildiğini sanan, iyilik yapılmakistendiğini düşünen kimseler öyle değil… Bunlar azgın bir iştahla yavaş yavaştuzağa yaklaşan ve hiçbir şeyden haberi olmayan ava benzerler. Toplum için debu kuşun benzerleri çoktur, rahatlık saptırır onları, içinde yüzdükleri nimetleoyalanırlar, zenginlik azgınlaştırır onları, gurur aldatır, sonunda kaçınılmazakıbetle yüzyüze kalırlar.

İslâmın, müslüman kalbine kazandırdığı bu uyanıklık, imanın kalplere yerleşir yerleşmez uyandırdığı bu duygu, insanın gücünü aşan bir olay, insanın kapasitesinin üstünde bir yükümlülük değildir. Bu, Allah’ı bilmekten, O’na bağlılığın bilincine varmaktan, O’nun gizli açık gözetimini düşünmekten kaynaklanan bir duyarlılıktır. İçinde bu aydınlatıcı ışık parlayınca, insanın gücünün kaldırabileceği bir sorumluluktur bu.

ELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN

Gayret bizden, tevfik Allah(c.c.)’tan.

Hamza KORKMAZTüm Yazıları
Yorum Yaz