MENÜ
Maltepe Escortpendik escort
alanya escort

ÜMMÜ FADL(R.A.)

202 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
ÜMMÜ FADL(R.A.)

İslam’ı İlk Kabul eden hanım sahabelerden. Meymune binti haris(ra) annemizin kız kardeşi Rasulullah (sav)’in baldızı.

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

Hamd Alemleri yoktan var eden Allah azze ve celle’ye Salat Alemlere rahmet olarak gönderilen son uyarıcı Hz. Muhammed (sav)’e Selam ise onun yolundan izinden gitmek için mücadele eden tüm mü’minlerin üzerine olsun İNŞAALLAH…

O Mekke’de Kinane kabilesine mensuptur. Annesinin adı Hind(Havle) binti Avf’dır. Babası Haris ibni Hazen’dir. Mekke’de Abbas ibni Abdulmuttalib ile evlendi. İlk çocuğu Fadl’ın doğumundan sonra ümmü Fadl künyesiyle tanındı. Asıl adı Lübabe’dir. O Hatice (ra) annemizden sonra Mekke’de İslam’ı ilk kabul eden, cesur yiğit hanımefendilerdendir. Kocası Hz. Abbas (ra) kendisinden sonra İslam’la şereflenmiştir.

Ümmü Fadl(ra) şecaat, sahibi, cesur, vakur ve imanından taviz vermeyen yiğit bir hanım sahabedir. Hizmetiyle sevgisiyle insanları  güzelliklere çağıran İslam’ın ilk çilekeşlerindendir. Onun İslam’ın ilk günlerinde gösterdiği kahramanlık dillere destandır. Müslüman kardeşini yalnız bırakmama, onun yardımına koşma ve ona arka çıkma konusundaki fedakarlığı hatırından çıkmayacak tarzda zihinlere nakşolmuştur. Şöyle ki: Ümmü Fadl(ra)’nın kocası Abbas’ın Ebu Rafi adında Mısırlı bir kölesi vardı. O’da İslam’la şereflenmişti. Fakat müşriklerin şerrinden çekindiği için İslam’a girdiğini ilan edememişti. Ebu Rafi(ra) Zemzem kuyusunun yanında ağaçtan su tasları oymacılığı yapardı. Ümmü Fadl’ın odasında bu kuyuya yakındı. Bedir harbinin olduğu günlerdi. Müslümanların müşrikleri hezimete uğrattıkları haberini aldılar. Kabe çevresinde sevinçle konuşulurken Ebu leheb yanlarına geldi. Bu azılı müşrik Bedir’e gitmemişti. Yerine As ibni Hişam’ı gödermişti. Fakat devamlı ne olup bittiğini takip ediyordu. Neticeyi sabırsızlıkla bekliyordu. Acı haber, öfkeden ne yapacağını bilemedi. Hezimeti bir türlü içine sindiremedi. Nasıl olur? Diye düşüncelere daldığı sırada Ebu süfyanın karşısından geldiğini gördü. Yanına çağırdı ve: “Ey kardeşimin oğlu! Nasıl oldu anlat bakalım.”dedi

Ebu Süfyan hüzünlü hüzünlü: “Hiç sorma! Sanki onların karşısında elimiz kolumuz bağlandı. İstedikleri gibi bir kısmımızı öldürdüler, bir kısmımızı da esir aldılar.” Diye söze başladı. Sonra devamla: “Vallahi ben bizimkilerden kimseyi kınayıp ayıplıyorum. Çünkü o sırada öyle kimselerle karşılaştık ki, yer ile gök arasında yağız atlara binmiş ve beyazlar giyinmiş adamlar bizlere hücum etti.” Dedi. Ebu Rafi onların konuştuklarına kulak misafiri olup dinliyordu. Sevincinden ve heyecanından kendini kendini tutamayarak araya girdi ve: “Vallahi onlar meleklerdir.” Deyiverdi.

Bedir mağlubiyetinin hıncıyla dolu olan ebu leheb melek sözünü işitince Ebu Rafi’nin üzerine doğru yürüdü. Var gücüyle ona vurmaya başladı. Hıncını ondan çıkarmak istercesine üzerine çullandı. Ümmü Fadl(ra) onları takip ediyordu. Müşriklerin Ebu Rafi üzerine doğru yürüdüklerini görünce süratle eline bir çadır direği alarak koştu geldi ve ebu lehebe: “Kimsesi yok diye onu güçsüz gördün değil mi?” diyerek. Hücum etti sırığı kafasına indirdi. Başından yaralanan azgın müşrik bir kadının saldırısını hazmedemeyerek azgın müşrik bir kadının saldırısını hazmedemeyerek bayılp yere düştü. Avanelerinin yardımıyla hor ve hakir olarak oradan ayrıldı. Daha sonra bu eziklik içerisinde kendini yedi durdu. Bir daha ayağa kalkamadı. Kibir ve kiniyle cehennemi boyladı.

Ne güzel kardeşlik! Ne güzel iman! Allah yolunda kardeş olmanın güzelliği…

İslam kardeşliği şuuru bizler İslam kardeşliğinin ne kadar şuurundayız? Aslında biz İslam nedir? İslam’a tabi olmanın getirisi olan Müslümanlık nedir? Farkında mıyız? Müslüman olarak mı yaşıyoruz yaşadığımız hayatı yoksa Müslüman gibi mi? Müslüman olarak yaşamak başka Müslüman gibi yaşamak başkadır. Müslüman olarak yaşamak Hz. Muhammed(sav)’ın bildirdiklerine tas tamam tabi olmak, İslam’a teslim olmak, Kur’an-ı Kerim-i bütün hayatına yansıtmaktır. Müslüman gibi yaşamak ise sadece bir benzetmedir. Bazı yaptığımız fiiller benziyor sadece peki hayatımızın bazı noktalarında Müslüman gibi yaşamak, bazı noktalarını nefsani, bazı noktalarını gayri Müslümlere göre yaşamak bizleri Müslüman yapar mı?

Gerçekten yaşamadığın hayatına yansıtmadığın bir dinin vasfını neden yapıştırıp üstümüze Elhamdulillah Müslümanım! Diyoruz. Yada Müslümanım diyoruz da neden yaşamıyoruz, öğrenemiyoruz, araştırmıyoruz? Cahilliğimizin, uykuda olduğumuzun, uyutulup cahil bırakılışımızın ne zaman farkına varacağız. Son nefes geldiğinde mi? Ebedi hayat diyarı olan ahiretimizi mahvedip harap ettiğimizi, bu geçici dünya lezzetlerine değiştiğimizin farkında mıyız? Yoksa bir ahiret hayatı olduğunu unuttuk mu? Belki de unutturulduk…

Allah azze ve celle Haşr 19.Ayeti Kerime’de Allah’ı unutup da Allah’ın da kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkan kimselerdir buyurmuş. Allah’ı unutmak, Allah’ın emir ve yasaklarını unutmak demektir. Allah’ın rızasını kazanmaya yönelik çabaları unutmak demektir. Hayatında Allah’a fazla yer vermemek, hoşnutluğunu gözetmemek, kısacası Allah’tan gafil olarak yaşamaktır.

Allah kendisini sevenleri sever düşmanlık edenlere düşmanlık eder. Nefret edenlerden nefret eder. Kendisini unutana da kendisini unutturur. Kul olduğunu kendi iradesiyle unutanı hayatında yer vermeyenlere kendi nefsini hesabını kitabını unutturur. Eğer unutulmak istemiyor isek bu dünya’ya niye geldiğimizi, ne yapmamız gerektiğini her yapmak bizleri hüsrana uğrayanlardan olmaktan, cahil ve zalim olmaktan alıkoyar inşaAllah.

Ümmü Fadl üç kızkardeş idiler. İslam’ın zor günlerinde üçü birden Allah’a ve Resulün’e teslim olmuşlardı. Resuli Ekrem (sav) onlara; “Mü’mine kardeşler” diye hitap ederdi. Bu üç kız kardeş bu lakapla meşhur oldu. Bunlardan Hz. Meymune(ra) iki cihan Güneşi efendimizle evlenerek Mü’minlerin annesi oldu. Hz. Esma binti Umeys(ra)’da Ebu Talib’in oğlu Hz. Cafer ile evlendi. Efendimizin Amcası ile evli olan ümmü Fadl’ın Hz. Abbas’tan altı erkek çocuk dünyaya getirmiştir. Bu Mesut evlilikten Fadl, Abdullah, Ubeydullah, Mabed, Kusem ve Abdurrahman adında oğulları olmuştur.

İslam’ın nurunu ana karnında olan bu iman erleri hem kendilerine hem de çevrelerine ışık saçmıştır. İslam’ı öğrenme ve öğretme hususunda kendileri birer ilim eri olarak çalışmışlardır. Bilhassa Abdullah ibni Abbas ashabı kiram arasında tefsir ve fıkıh konusunda en üst seviyede müracat kaynağı olmuştur. İslam’ı yayma konusunda Kusem(ra)’ın orta Asya topraklarına kadar gidişi ve o bölgede şehit oluşu, oraya defnedilmesi ne büyük hedeflere sahip olduklarını gösterir. Hayatları bizler için ne büyük dersler ve alınacak ibretli örnekler ile doludur.

Hz. Osman (ra)’ın halifeliği döneminde ahirete göç eden Ümmü Fadl(ra) işte böylesine bir şerefe sahipti.

Rabbim bizlere de O’nlar gibi Müslüman olarak yaşayıp Müslümanlar olarak can vermeyi nasip etsin İNŞAALLAH…

Selam ve dua ile..

ElhamdulillahiRabbilAlemin

Mürşide YOLCUTüm Yazıları
Yorum Yaz