MENÜ
Maltepe Escortpendik escort
alanya escort

TEVEKKÜL VE SABIR ÖRNEĞİ BİR MUHACİR HZ. HACER 1.BÖLÜM

378 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
TEVEKKÜL VE SABIR ÖRNEĞİ BİR MUHACİR HZ. HACER 1.BÖLÜM

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

TEVEKKÜL VE SABIR ÖRNEĞİ BİR MUHACİR HZ. HACER 1.BÖLÜM

Hamd, işiten, gören, her şeyi bilen, kudreti tüm mahlûkatı kapsayan, mahlûkatın kaderlerini ve ecellerini takdir eden, ölümü ve hayatı yaratan, Allah (c.c)’ya mahsustur.

Salat ve Selam ise âlemlere rahmet olarak gönderilen son Nebi Hz. Muhammed (s.a.v)’e ve onun yolundan giden tüm müminlerin üzerine olsun inşallah.

Firavunun sarayında ki kölelikten kurtulan bu kadın, birbebekle bırakıldığı meskûn mahalde, bir peygamber yetiştiren, bir medeniyetintemellerini kuran Hz. Hacer’dir. O Firavun için değerli bir köle, Hz. İbrahimiçin itaatkâr bir sahabe ve sadık bir eş, Hz. İsmail için bulunmaz bir anne,Allah için muti bir kul, inananlar için kıyamete dek muhteşem bir örnektir.

Hz. İbrahim’in nübüvvet makamına ulaştığı zamanlardı. O güçlübir irade ve eşsiz bir imanla zalim Nemrud’a karşı koymuştu ve onunla mücadele etmişti.Nemrud hem ilahlık iddiasın da bulunuyor hem de putperestlik inancını korumayaçalışıyordu. Bu amansız mücadeleyi Hz. İbrahim kazandı.

Nemrud ise sadece yenilmekle kalmayıp bu mücadelecanını da yitirdi ve yokluk uçurumuna yuvarlandı. Nemrud’un ölümü ile birlikte halkonun zulmünden kurtulmuştu. Bunun üzerine Hz. İbrahim (a.s) Sara ve kardeşininoğlu Hz. Lut ile birlikte Suriye’ye doğru yola çıktı amacı dünyanın başka yerlerindede gafil halkın uykuya dalmış vicdanlarını uyandırmak zihinleri hurafe ve batılinançlardan temizleyerek insanları bir ve tek olan Allah’a çağırmaktı.

 Suriye’densonra Filistin’e ve ardından da Mısır’ın yolunu tuttu uzun bir süre Mısır’dayaşadıktan sonra Sara ve onun namuslu İffetli dürüst ve sağlam karakterliMısırlı hizmetçisi Hacer’le birlikte tekrar Filistin’e döndü. Hz. İbrahim’leSara uzun yıllar birlikte yaşadıktan sonra ihtiyarlamış ancak yadigârbırakacakları bir tek çocuk olmamıştı.

Aynı zamanda Hz. İbrahim’in teyzesinin kızı da olandeğerli eşi Sara, Allah Resul’ünün hala evlat sahibi olmayışına içten içeüzülüyordu. Bu nedenle Hz. İbrahim’e kendi cariyesi Hacer ile evlenmesinitavsiye etti.

“Belki Allah Teâlâ ondan sana bir evlat verirdeböylece senin temiz soyun yeryüzünde baki kalır” dedi. Sara’nın tavsiye ettiğibu evlilik gerçekleşti. Allah Teâlâ İbrahim’le Hacer’e bir erkek evlat verdiadını İsmail koydular. İsmail pek sevimli ve güzel bir çocuktu. İsmailkonuşmaya ve cıvıl cıvıl çocuksu hareketleri ile herkese kendini sevdirmeyebaşlayınca nihayetin de bir kadın olan ve anne olamamanın acısı ile yaşayanSara kadınlık duygularını yenemeyip bu durumdan rahatsızlık duymaya başladı.

Kocasına Hacer ile evlenmesi yolunda tavsiyedebulunmuş olmasına rağmen bu durumdan rahatsızlık duyuyordu. Kumasının çocuğunugörmeye tahammül edemeyecek bir ruhi durumda olduğunu kendisi de görmekteydi.Uzunca bir süre bu duruma tahammül gösterip sabrettiyse de nihayet bir gün Hz.İbrahim’den Hacer ile Oğlunu alıp uzaklara götürmesini ve kuş uçmaz, kervangeçmez bir yerde onları bırakıp gelmesini istedi. “Öyle bir yere bırak ki ne dirikaldıklarının haberi ulaşsın bana, ne de öldüklerinin” dedi. İşte şimdi Hz.Hacer’in İmtihanı başlıyordu. Bunun üzerine Hz İbrahim’e “O çocuğu aslındaSara’nın kendi hakkından vazgeçerek fedakârlık göstermesi sayesinde sahipolduğundan ve Sara kısır bir kadın olduğu için kumasının çocuğunu görmeye elbetteki tahammül edemeyeceğinden onun ricasını yerine getir.” şeklinde vahiy olundu.

İbrahim (a.s) burada aslında karısının istediğini yerine getirmiyor. Rabb’inin de emriyle bunuyerine getiriyor.

Allah Teâlâ bu Vahyin ardından süratle hareket eden “Burak”adlı bir binek gönderdi. Hz İbrahim, Hacer ve İsmail bu binekle Filistin’denhavalanarak bugünkü Mekke şehrinin olduğu yere indiler. Hz. İbrahim Allah Teâlâ’nınemri ile Hacer ve minik yavrusunu ıssız mı ıssız, gözlerden ırak, dört bir yanısıra dağlarla çevrili ürkütücü bir vadide bıraktı. O zaman Mekke’de hiçbirkimse hatta içecek su bile yoktu. Yanlarına biraz hurma ve su bıraktı.

Duyduklarımız hikâye gibi gelmesin bu hem İbrahim Hemde Hacer için büyük bir imtihan ve bizim akıl erdiremediğimiz bir Takdir-iilahi ve kaderdir. Hz. Hacer nasıl bir kul ve nasıl bir eşti ki bu başınagelenlere İsyan etmiyordu. Dikkat edin onu istemeyen Sara hakkında dahi tekkötü bir söz söylemiyor. Peki, biz onun yerinde olsak acaba diğer eşininyaptıklarından dolayı neler söylemezdik ki şimdi bakalım. Hz. Hacer nasıl birtavır sergiliyor Hz. İbrahim Şam’a doğru gitmek üzere arkasını dönmüştü. Hacerarkasından seslendi.

“İbrahim bizi bu ıssız vadide da bırakıp da nereye gidiyorsun? Öyle bir vadi ki ne görüşülecek bir kimse var ne de bir şey.” dedi.

Sözlere dikkat edin durumunu bildirmekle beraber eşinekarşı asla bir saygısız tavır, Rabbine karşı isyana gidecek bir söz söylemiyor.Peki, bunu okuyan arkadaşım sen olsan ne derdin?

Sayalım mı?…  Yazıklar olsun sana sen nasıladamsın, sen nasıl babasın, ne kadar vicdansızsın Ben burada ne yaparım,Çocuğumuz ne olacak, Aç kalırım, dayanamam, Beni Bırakma vs.  Herkeskendine göre cevaplar versin böyle bir durumda belki de eşimize etmediğimizhakaret ve kötü söz kalmazdı.

Peki ya Hacer ne mi yaptı?

Hz. Hacer sözünü tekrarladı ise de Hz. İbrahim (a.s) dönüpbakmadı. Bunun üzerine Hz. Hacer den tarihe geçecek o sözler söylendi.

“İbrahim yoksa bizi buraya bırakıp da gitmeni sana Allahmı emretti? Diye sordu.

“İbrahim (a.s) – Evet Allah emretti. Diye cevap verdi.

Hz. Hacer – “Öyleyse Allah bize yeter. O bizi zayietmez himayesiz bırakmaz. Dedikten sonra döndü.

İşte Allah’a olan teslimiyetin iki timsali İbrahim veHacer ailesi. Allah (c.c) emrettiyse artık söylenecek söz kalmamıştı. Allah (c.c)emrettiyse artık ortaya mazeretler atılmaz. Ama bence şöyle olsun gibi sözlersöylenmez. Kendi menfaati için pazarlık yapılmaz. İman eden birinin söylediğien güzel söz Allah (c.c) bize yeter demesidir. Evet, inanan kullara Rahman ve Rahimolan, her şeyi görüp gözeten, herkesin işlerini idare eden, mülkün tek sahibiAllah (c.c) yeter.

Hz. Ömer diyor ki: “Sevdiğim ve sevmediğim hal üzereolsam da üzülmem. Çünkü hayrın sevdiğim ya da sevmediğimden hangisinde olduğunubilmiyorum.”

İşte Hz. Hacer de bu duruma üzülmedi ve sabretti. O anşer gibi gözüken aslında hayır dı da çünkü onun eliyle bir peygamberyetişecekti o belde de…

Bu itaatkâr ve sabrın timsali olan hanımın hayatında daha almamız gereken ibretlik çok olaylar vardır. İnşallah bir dahaki Yazımızda hayatına kaldığımız yerden devam edeceğiz buraya kadar anlatılanlardan ibret alıp yaşamak için çalışalım. İnşallah. (Âmin)

ELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN

Erva ŞAHİDTüm Yazıları
Yorum Yaz