MENÜ
Maltepe Escortpendik escort
alanya escort

ŞEYTANIN GALEBELERİNDEN – DEDİKODU

595 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
ŞEYTANIN GALEBELERİNDEN – DEDİKODU

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

ŞEYTANIN GALEBELERİNDEN – DEDİKODU

Ham Allah’a ki O ilktir, O’ndan önce bir ilk yoktur; sondur O’ndan sonra bir son yoktur. Gözler onu görmekten, tahayyüller O’nu vasfetmekten acizdir. O ki kudretiyle beşeriyeti yarattı. Sonra onlara irade buyurdu, Sırat-ı Mustakim’i gösterdi, önder olarak Resul Muhammed Mustafa’yı(sav) gönderdi. O’na, ehline, ev halkına, kutlu ashabına ve onun öğretilerine insanları davet eden, İslam’ı dert edinmiş Müslüman, Muvahhidlerin üzerine olsun. Rabbim onların yar ve yarımcısı olsun. İnşaAllah.

Ben Rab olarak Allah Subhane ve Teâla’dan, Rasul olarak Muhammed’den(sav), Din olarak İslam’dan razı oldum!

Allah(cc) bi’set sıfatının tecellisi olarak kimi zaman kavimlere kimi zaman ırklara ve genelde tüm insanlara tevhidi tebliğ edici Mübeşşir ve Münzirler göndermiştir. Kim bu tebliğ edicilere gereği gibi cevap verir. Allah’(cc) hayatında tek İlah ve tek Rabb kabul eder, onun direktifleri doğrultusunda hayatını inşa eder, ilk kendi hayatında O’nun(cc) helal ve haramlarına itibar eder, emirlerini yerine getirir, yasaklarından uzak durur ve bu minval üzerine gayret sarf ederek tüm arz üzerinde yaşanması, Uluhiyetine ittiba edilmesi için kanının son damlasına kadar mücadele ederse, canını bu yolda feda ederse, tebliğciler(peygamberler) onun için “Mübeşşir” (müjdeleyici) olur. Yani onlara;

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

 “ فَلاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ”

 

“Onlar için korku yoktur onlar mahzun olacak da değiller.” (Bakara 38)

Müjdesini vericidirler ve onlar için ahiretin dünyada daha hayırlı olacağının haberini nidâ ederler.

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

“وَلَلْآخِرَةُ خَيْرٌ لَّكَ مِنَ الْأُولَى“

 

 “Ahiret senin için dünyadan daha hayırlı olacaktır.” (Duha 4)

Kimde bu tebliğe sırt çevirir tıpkı aç olduğu halde sofraya davet edilen ama yemeği reddeden veya susadığı halde su teklif edildiğinde istemeyip sırt çevirerek kendini açığa ve susuzluğa terk eden biri misali dünya hayatında bunların akıbeti ya açlık ya da susuzluk sebebiyle ölüm olacaktır. İşte peygamberlerin davetini reddeden, tıpkı Şeytan’ın(Allah’ın Laneti üzerine olsun) secde etmekten yüz çevirişi gibi kibirlenen, kendini müstağni gören, istikbar eden kimseler için ahiret hayatının hüsranla sonuçlanacağını, onların kendi yaptığı seçimleri sebebiyle insanların atılmasıyla alevi yükselen, dahasını isteyen çılgın bir ateşin kendisini beklediğini haber verici olarak peygamberler bu kimseler için “Münzir” (tehdid edici, korkutucu) olurlar.

 

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

“ وَقُلِ الْحَقُّ مِن رَّبِّكُمْ فَمَن شَاء فَلْيُؤْمِن وَمَن شَاء فَلْيَكْفُرْ إِنَّا أَعْتَدْنَا لِلظَّالِمِينَ نَارًا أَحَاطَ بِهِمْ سُرَادِقُهَا وَإِن يَسْتَغِيثُوا يُغَاثُوا بِمَاء كَالْمُهْلِ يَشْوِي الْوُجُوهَ بِئْسَ الشَّرَابُ وَسَاءتْ مُرْتَفَقًا“

 

” Biz onlara öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) feryat edip yardım dilediklerinde, maden eriyiği gibi, yüzleri yakıp kavuran bir su ile kendilerine yardım edilir. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne korkunç bir yaslanacak yerdir.” (Kehf29)

 

Rasulullah(sav)’in kişileri tehdit ettiği, cehenneme götürür dediği şeylerden ilki Şirktir. Biliyoruz ki bu kişinin ebediyen cehennemde kalmasına sebep olmaktadır. Devamın ise şirkten kendini çepeçevre korumuş kişi için şeytanın hala galebeleri bitmemekte ebediyen sokamasa bile günahkâr etmek için çabalamaya devam ediyor ki bu günahlar arasından bir tanesi bu yazımızın temelini oluşturan “Dedikodudur”. Bu kelime bizlere çok yakın gelmekte ki çoğumuz bulduğumuz kılıflarla farklı isimler vermeye çalışsak da çoğumuzun içerisine düştüğü bu fiil ‘Dilin Afetleri’ndendir. Genelde küçük görülmekle beraber Müslüman toplumda dâhil içerisine düşülen günahlardandır. Allah’ın (cc) rızası istikametinde mücadele eden fertler arasında ise bunun olması çok daha büyük zararlara sebebiyet vermektedir. Zira bu sadece yapan kişiyi değil tüm İslam Toplumunu etkilemektedir. Bunun arkasında gelecek asıl büyük zarar ise İslami Çalışmaya olacaktır. Çünkü bireylerde ki günahlar sebebiyle Allah(cc) o çalışmaya da zaferi geciktirme ya da çalışmayı onların elinden alıp gerçekten kendisinden korkan ve bu sebeple günahlara dalmaktan korkan fertlere emanet edecektir. Fertler neden İslam’ın toplumlar üzerinde hakim olmadığını, zaferin geciktiğini düşünmek yerine kendi hallerini düzeltmek için çabalamaları mutlaka ki daha isabetli olacaktır.

Belki bizlerde olan bu fiilin farkında bile değiliz ki düzeltmek için çabalayalım. Ben yapmıyorum diyerek kenara çekilen yapan düşünsün iddasında bulunanlar birde dedikodunun ne olduğunu, nasıl yapıldığını Kuran ve Sünnet inşasında şekillendirelim bakalım sen, ben ya da biz ya bunu yapmış oluyor muyuz yoksa gerçekten iddia edilen gibi yapmıyor muyuz?

Nedir peki “Dedikodu” ?

“Dilimizde dedikodu olarak bilinen kötü huyun karşılığı İslam’da Gıybettir.” (İmam-ı Gazali- Kimyayı Saadet)

Gıybet: Boş, gereksiz söz, arkadan söyleme, çekiştirme, kişinin arkasından işittiği zaman hoşlanmayacağı şeyleri söylemektir. Bu başkalarında kusur aramanın ortaya çıkardığı sonuçtur. Kimileri kendi kusurlarını görüp düzeltecekleri yerde başkalarının eksiklilerini bulup konuşmak için üstün bir gayret sarf eder. Bu davranışın yanlış olduğunu söyleyince ise yalan söylemediklerini iddia ederler ve kendilerini bu şekilde savunmaya çalışırlar. Aslına bakarsak zaten gıybet eden yalancı değildir. Zaten yalan söyleseydi gıybet değil iftira olurdu. Seleften İmam Kurtubi (Rahmetullahi Aleyh) şöyle bir tanım yapmaktadır:

“Gıybet üç çeşittir ve hepsi Allah’ın kitabında zikredilmiştir. Dedikodu, ifk ve bühtan. Dedikodu, kardeşinde olan bir şeyi dile getirmendir. İfk, kardeşinin hakkında sana söylenen bir şeyi dile getirmendir. Bühtan ise, kardeşinde bulunmayan bir şeyi dile getirmendir.” ( El Camiul Ahkamul Kur’an- C:16 Sy:335)

Peygamber(sav) Efendimiz bizim için bir akide olacak şekilde gıybeti tarif etmiştir:

“Dedikodu nedir, bilir misiniz?” Sahabeler: “Allah ve rasulu en iyisini bilendir.” dediler. Peygamber(sav) “Kardeşin hakkında hoşlanmayacağı şeyleri dile getirmendir.” Buyurdu. Bunun üzerine söylenilen şeyler onda mevcutsa ne olur?” diye soruldu. Peygamber(sav): “söylediğin şey onda varsa çekiştirmiş olursun yoksa iftira atmış olursun.” dedi.

Sahih Hadisle ve Sünnetle bu fiil yerilmiştir, kesin olarak yasaklanmıştır.

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اجْتَنِبُوا كَثِيرًا مِّنَ الظَّنِّ إِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ إِثْمٌ وَلَا تَجَسَّسُوا وَلَا يَغْتَب بَّعْضُكُم بَعْضًا أَيُحِبُّ أَحَدُكُمْ أَن يَأْكُلَ لَحْمَ أَخِيهِ مَيْتًا فَكَرِهْتُمُوهُ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ تَوَّابٌ رَّحِيمٌ

“Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.” (Hucurat 12)

Bir Müslümanın kanı, malı, ırzı diğer Müslümana haramdır. Gıybette ırza dâhildir. Aynı uğurda mücadele eden fertler ki Allah(cc) onları akide bağıyla kardeş yapmıştır. Bundan sonra artık tüm sevgiler, dostluklar, kardeşlikler silinmiş arada İslam bağı kurulmuştur. O halde bir Müslüman diğerinin gıybetinin onda bulunan yaydığı o kötü huydan kurtarmak için yol arar. Başkalarıyla konuşmak yerine ateşe gitmesinin engellemek için kendisine yarım etmeye çalışır onda ki kötü huydan Allah(cc)’nun onu bu halden kurtarması için dua eder. İşte Rabbimiz Zül-Celal’in razı olduğu İslam Şuuru budur.

İsa(as) bir gün havarilerine şöyle söyler:

“ “Bana söyler misiniz? Birini uyurken görseniz ve esen rüzgârın onun avret yerlerini açtığını görseniz üzerini örter miydiniz?” Onlar: “Evet ya İsa örteriz.” İsa(as): “Ama siz geri kalanını açıyorsunuz.” dediğinde onlar “Subhanallah biz nasıl geri kalanını açarız?” dediler. İsa(as) ise: “Yanınızda birinin gıybeti yapıldığında, siz onun daha kötü huylarını söyleyerek buna katkıda bulunuyorsunuz. Buda onun üzerine kalan elbisenin geri kalanını çıkartmaktır.” der. (Beyhaki, Şuabu’l İman,  C:5, Sh:1299)

İşte bu tür davranış hastalık türünden olup zahiri hastalık kişiyi öldürebilecekken batını hastalık kşiyi cehenneme yakıt yapar. Bu sebeple üzerimizde bu haslet varsa tedavisine gitmemiz gerekmektedir. Gıybetin ilacı ise Allah’tan mağfiret dilemek, pişman olmak, gıybet edilen şahıstan helallik almak ve bir daha yapmamaya azmetmekle olur. Yapanda en münasip şekilde susturulmalıdır çünkü gördük ki yapmayıp yapanı dinlemek günaha aynı ortak olmaktır.

Bizler birbirimize bu tarz şeyleri söylemek yerine Hakkı ve Sabrı tavsiye edelim Mü’min ve Mü’min’lere en yakışan şey budur.
Ziyan içerisinde geçip giden bu vakitte birbirimizle değil KÜFFARLA çatışalım İnşAllah-u Rahman.

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

“وَالْعَصْرِ ﴿١﴾إِنَّ الْإِنسَانَ لَفِي خُسْرٍ ﴿٢﴾إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ ﴿٣﴾“

“Gelip geçen şu zamana yemin olsun ki insanların tamamı hüsrandadır. Ancak şunlar müstesnadır ki onlar İman eder, Salih amel işler ve birbirine hakkı, sabrı tavsiye eder.” (Asr Suresi)

 

“Ey Allah’ım sen bütün eksiklerden münezzehsin duaların başı da sonu da Sana Hamd etmektir.”

ELHAMDULİLLAHİ RABBİL ÂLEMİN 

Sümeyye SANCAKTüm Yazıları
Yorum Yaz