MENÜ
Maltepe Escortpendik escort
alanya escort

ŞEHİD SEYYİD KUTUB’UN BAKIŞ AÇISIYLA TEKVİR SURESİ 15-29

38 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
ŞEHİD SEYYİD KUTUB’UN BAKIŞ AÇISIYLA TEKVİR SURESİ 15-29

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

15- Yemin ederim geri kalıp gizlenenlere.

16- Akıp giderken ışık verenlere.

17- Kararan geceye.

18- Soluk almaya başlayan sabaha.

19-Şüphesiz o şerefli bir elçinin sözüdür.

20- Kuvvet sahibidir. Arşın sahibi Allah katında yücedir.

21- Orada kendisine itaat edilir, güvenilir.

22- Arkadaşımız deli değildir.

23- Şüphesiz (Muhammed) onu apaçık ufukta görmüştür.

24- O, gayb hakkında töhmet altında tutulamaz.

25- O, kovulmuş şeytanın sözü değildir.

26- O halde nereye gidiyorsunuz?

27- O alemlere öğütten başka birşey değildir.

28- Sizden düzelmeyi dileyenler için.

29- Ancak alemlerin Rabbi Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.

Geri dönen akıp giden ve gizlenen kavramlarıyla yıldızlara işaretedilmektedir. Bunlar yörüngelerinde gidip gelen, akıp giden ve gizlenengezegenlerdir. ifade güzelliği, burada onlara ceylanın hayatına ve hareketinebenzeyen güzel ve zarif bir hayat süsü vermektedir. Bunlar akıp giden veyuvalarında gizlenen, başka bir yoldan geri dönen ceylanların hareketlerini andırmaktadır.Cana yakın, sıcak ifade ile bu gezegenlerin hayat fışkırdığını dilegetirmektedir. Onların hareketlerindeki güzelliğe de duygusal açıdan işaretedilmiştir. Gizlenmelerinde ve ortaya çıkmalarında, yollarında veuzaklaşmalarında, akıp gitmelerinde ve geri dönmelerinde duygusal bir güzellikgöze çarpmaktadır. Bunun yanında onu destekleyen musiki güzelliğine ait mesajyer almaktadır.

“Kararan geceye.” Yani karanlık çöktüğü zaman. Fakatburadaki “kararan” sözcüğünde birtakım mesajlar bulunmaktadır.“As’asa” kelimesi iki bölümden oluşmaktadır: As. As. Bu da ses tonuile bu gecedeki hayata işaret etmektedir. Kişi karanlıklar içinde el yordamıveya ayak hareketleri ile hareket etmeye çalışmaktadır. Fakat bir şeyigörememektedir. Bu gerçekten Hayrete düşüren bir mesaj ve derin anlamlar ifadeeden bir işaretin harekete dönüşmesidir.

“Soluk almaya başlayan sabaha.” ifadesi de bunun gibidir.Hatta ondan daha canlı ve daha yüklü mesaj taşımaktadır. Sanki sabah nefes Alıpveren bir canlıdır. Nefesleri aydınlık, hayat ve canlı olan herşeye sızanharekettir. Aşağı yukarı kesin söyleyebilirim ki, Arap dili ve edebiyatı bütünifade ve anlatım gücüne rağmen sabahın bu türden bir ifadesini içermemektedir.Şafağın görünmesi, açık olan kalplere onun bilfiil nefes aldığı duygusunuvermektedir. Sonra bu ifade geliyor, açık olan kalbin hissettiği bu gerçeğitasvir ediyor.

İfade ve tasvirin güzelliğinden zevk alan, herkes “Geri kalıpgizlenenlere, akıp giderken ışık verenlere, kararan geceye, soluk almayabaşlayan sabaha:’ ilahi sözlerinde duygusal ve ifade açısından büyük birzenginlik olduğunu farkeder. Değinmekte oldukları evrensel gerçekler bir tarafabunlar gerçekten güzel, üstün ve zarif bir ifade zenginliğini dilegetirmektedir. insanlığın duygularına kat kat duygular katmaktadır. Onların buevrensel olaylar; bilinçli, duyarlı bir duygu ile karşılamalarınısağlamaktadır.

GÜVENİLİR ELÇİ VE PEYGAMBER

Hayat giydirilen bu evrensel sahnelere dikkat çekilmektedir. Dolayısıylagüzel ve canlı ifadelerle insanın ruhu, onların özüne bağlanmaktadır ki insanınruhuna sırlarını versin. Onların ardındaki kudrete doğru yönelsin. Kendisineçağrıldığı iman gerçeğinin doğruluğunu dile getirsin. Sonra Hz. Peygamber ileCebrail gerçeği hatırlanacak ve kabul edilecek en uygun hallerde söz konusuedilmektedir.

“Şüphesiz o şerefli bir elçinin sözüdür. Kuvvet sahibidir. Arşsahibi Allah katında yücedir. Orada kendisine itaat edilir, güvenilir:

Şüphesiz bu Kur’an ve ahiret günü bu şekilde tanıtılması değerli bir elçininsözüdür. Bu elçi Cebrail’dir. Kur’an’ı taşıyor ve O’nu tebliğ ediyor. BuKur’an’ı O getirip tebliğ ettiği için onun sözü olmuştur.

Bu elçinin, yani Kur’an’ı taşıması ve O’nu tebliğ etmesi için seçilen buelçinin sıfatlarından söz ediliyor. O Rabbi katında “değerlidir”,nitekim “Kuvvet sahibidir.” diyen rabbinin kendisidir.Bu ifade de sözü taşımak için belli bir güce sahip olunması gerektiği imajınıvermektedir. “Arşın sahibi katındaki yeri yücedir.” Derecesive makamı yücedir. Kimin katında? Yücelerin yücesi, arşın sahibi katında. Orada,yüceler aleminde sözü geçerlidir. Taşıdığı ve tebliğ ettiği konulardagüvenilen, itimat edilendir.

Bu sıfatlar bir bütün olarak bu sözün yüceliğini, büyüklüğünü, üstünlüğünüifade ettikleri gibi yüce Allah’ın insana ihsanını ve yardımını da dile getirmektedir.İşte bu nedenle yüce Allah, söz konusu mesajı Alıp getirecek ve insanlardanseçilen peygambere vahiy tebliğ edecek bu sıfatların sahibi meleklerden birelçiyi seçmektedir. Bu gerçekten insanı mahcup edecek bir ilgidir. Halbuki eğeryüce Allah insana ikramda bulunmamış ve onu onurlandırmamış olsaydı o Allah’ınmülkünde hiçbir değer ifade etmezdi.

İşte, sözü taşıyıp getiren ve onu belirlenen kişiye teslim eden elçininsıfatları. Onu Alıp size bildiren peygambere gelince o “sizinarkadaşınızdır.” Uzun bir süre aranızda yaşayan ve gerçektentanıdığınız bir kişidir. Size gerçeği getirdiğinde size ne oluyor ki, onunhakkında söylenmedik söz bırakmıyorsunuz? Onun dini hakkında çeşitli görüşlereayrıldınız. Halbuki o “sizin arkadaşınızdır” bilmediğiniz birideğil. Ve O size gayb konusunda söz ettiğinde itimat edilen birisidir.

“Arkadaşınız deli değildir. Şüphesiz onu apaçık ufukta görmüştür. O,gayb hakkında töhmet altında tutùlamaz. O, kovulmuş şeytanın sözü değildir. Ohalde nereye gidiyorsunuz? O alemlere öğütten başka birşey değildir.”

Onlar gerçek anlamda onu tanıyorlardı. Aklı olgunluğunu, doğruluğunu,güvenilir kişiliğini ve kararlılığını bildikleri halde Resul-ü Ekrem hakkındaşöyle diyorlardı: “O delinin biridir. Söylediklerini bir şeytan O’nagetirmektedir.” Bazıları bu sözleri O’na ve mesajına karşı bir tuzakolarak ileri sürüyor. Nitekim bu noktaya parmak basan haberlerde vardır.Bazıları ise şimdiye kadar duymadıkları, Alışmadıkları, insanların sözleri ilekıyaslanmayan, Hayrete ve dehşete kapıldıkları için böyle diyorlardı. Bu konuda“Her şairin bir şeytanı vardır. Ona eşsiz güzellikte sözler getirir. Herkahinin bir şeytanı vardır. Uzakta olan gayb tan ona haber getirir. Şeytan bazıinsanlara dokunur, çarpar. Onlar vasıtası ile ilginç sözler söyletir”şeklindeki anlayışlarına ve düşüncelerine dayanıyorlardı. Böylece biricikdoğrudan gerçek sebepten uzak düşüyorlardı. Bu gerçek sebep vahiy idi.Alemlerin Rabbi tarafından gönderilen vahiy.

Surenin bu bölümünde Kur’an-ı Kerim onlara eşsiz kainatın güzelliğinden vegüzel sahnelerin canlılığından söz etmektedir. Böylece Kur’an’ın bu güzelliği,eşsiz biçimde yaratan O yaratıcının kudretinden kaynaklandığını kalblereyerleştirsin. Onu taşıyan elçinin ve O’nu tebliğ eden peygamberin sıfatlarındansöz etsin. Çünkü Peygamber onların tanıdık arkadaşlarıydı. Deli değildi.Şerefli elçi olan Cebrail’i gerçekten gözleri ile görmüştü. Görmenin tümşartlarının kesin gerçekleştiği apaçık ufukta O’nu seyretmişti. Hz. Peygambergayb konusunda güvenilir bir kimse idi. Verdiği haber konusunda ulu ortakonuşulamazdı. Çünkü onlar şu ana kadar O’nu doğruluk ve kesin haberin dışındabirşeyle tanımamışlardı. “O, kovulmuş şeytanın sözü değildir.” Çünküşeytanlar böyle tutarlı bir sistemi bildiremezlerdi. Yaptıklarını reddedereksoruyor: “O halde nereye gidiyorsunuz?” Hükmünüz ve sözünüzkonusunda nereye gidiyorsunuz veya hangi tarafa yönelirseniz yönelin karşınızaçıkacak olan gerçeği bırakıp nereye gidiyorsunuz!

“O alemlere öğütten başka bir şey değildir.” Varoluşlarının gerçek mahiyetini, yetişmelerinin gerçek yönünü ve çevrelerindekievrenin gerçekliğini hatırlatan bir öğüt. “Tüm alemler için.”O ta ilk aşamadan itibaren evrensel bir çağrıdır. Mekke’de çağrı, kuşatma altındave itilmiş durumda olduğu halde. Buna benzer Mekke’de inen ayetler bu gerçeğeişaret etmektedirler.

Bu derin anlamlı köklü açıklama yanında hidayet yolunu dileyenler içinkolaylaştırıldığı hatırlatılmaktadır. Bu durumda onların sırf kendilerinin sorumluoldukları belirtilmektedir. Nitekim Allah onlara bu kolaylığı sağlamıştır.

“Sizden düzelmeyi dileyenler için.”

Her şüpheyi kaldıran, her tereddüdü çürüten, her mazereti düşüren ve arınmışkalbe doğru yolu gösteren bu açıklamadan sonra kim Allah’a giden yolda hidayetüzere kendini düzeltmek isterse düzeltir. Kim de düzelmezse artık sapıklığındankendisi sorumludur. Çünkü önünde doğrulmasını sağlayacak imkanlar hazırbulunmaktadır.

Gerçek odur ki insanın iç dünyasında ve dış dünyasında hidayete götürücü delillerve imana yönelten mesajlar gerçekten güçlü, köklü ve ağır etki sahibidir.Kasıtlı bir çaba olmadan kalbin onların baskısından kurtulması çok zordur.Özellikle insan Kur’an’ın mesaj dolu uyarıcı üslubu ve direktifine kulakverdiği zaman.

Bundan sonra Allah’ın yolundan sapanlar, sadece kasıtlı olarak sapmakisteyenlerdir. Hiçbir mazerete ve gerekçeye dayanmadan tabi!

Onlara hidayetin imkanı ve düzelmenin kolaylığı gösterildikten sonra onlarındilemelerinin ötesinde bulunan büyük gerçeği dile getirmeye yöneliyor. Bugerçek herşeyin ardında ve ötesinde işleyen iradenin yüce Allah’ın iradesiolduğu gerçeğidir.

“Alemlerin Rabbi Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.”Bu gerçeği dile getiriyor ki onlar kendi dilemelerinin her şeyin gelipkendisine dayandığı büyük dilemeden ayrı olduğunu anlamasınlar. Zira onlaraseçme özgürlüğünün ve hidayet olgunluğunun verilmesi, olmuş ve olacak herşeyikuşatan bu büyük irade merkezine dayanmaktadır. Ondan kaynaklanmaktadır.

Yaratıkların ve insanların iradelerinden söz edilmesinden sonra Kur’an’ın buayetlere yer vermesinden amaç imana dayalı düşünceyi ve onun büyük gerçeğikuşatıcı şeklini oturtmaktır. Bu büyük gerçek, bu varlık alemindeki her şeyinAllah’ın iradesine bağlı olduğu gerçeğidir. Allah’ın insana bir seçme gücü vermesionun bir bütün halindeki iradesinin bir parçasıdır. Bu da ayrı bir takdir, ayrıbir düzenlemedir. Tıpkı emredildikleri her İşte kesin itaat etmeleri içinmeleklere izin vermesi ve emredildikleri her görev için yeterli bir güç vermesigibi. Bu da Allah’ın iradesinin bir yönüdür. Öğretme ve açıklamadan sonra ikiyoldan birini seçme gücünü insanlara vermesi gibi.

Bu gerçeğin müminlerin düşüncelerinde iyice yerleşmesi gerekir ki neyin dolaysız olarak hak olduğunu kavrayabilsinler ve en büyük iradeye yönelsinler, sığınsınlar. Yardımı ve başarıyı O’ndan dilesinler. Yol boyunca aldıklarını ve bıraktıklarını ona bağlı olarak belirlesinler!

ELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN

Yorum Yaz