MENÜ
Maltepe Escortpendik escort
alanya escort

ŞEHİD SEYYİD KUTUB’UN BAKIŞ AÇISIYLA TEKVİR SURESİ 1-14

38 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
ŞEHİD SEYYİD KUTUB’UN BAKIŞ AÇISIYLA TEKVİR SURESİ 1-14

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

1- Güneş dürüldüğü zaman

2- Yıldızlar kararıp dağıldığı zaman

3- Dağlar sökülüp dağıldığı zaman

4- Gebeliğinin onuncu ayındaki develer kendi haline bırakıldığı zaman

5- Yabani hayvanlar bir araya toplandığı zaman

6- Denizler kaynatıldığı zaman

7- Nefisler çiftleştiği zaman

8- Ve sorulduğu zaman o diri diri toprağa gömülen kıza;

9- “Hangi suçtan ötürü gömüldü?” diye

10- Siciller açılıp yayıldığı zaman

11- Gök kubbe yıkıldığı zaman

12- Cehennem kızıştırıldığı zaman

13- Cennet yaklaştırıldığı zaman

14- Herkes ne getirdiğini öğrenecektir.

İşte bu, alışılagelen herşeyin bütünü ile değişiminin sergilenmesidir.Varlığı kuşatan kapsamlı alt üst oluşun tablosudur. Bu değişim gökteki veyerdeki tüm cansız varlıkları kuşattığı gibi insanlardan uzak yaşayan yırtıcıhayvanları da onlarla yaşayan evcil hayvanları da içine almakta, bütüninsanların gönüllerine ve ruhlarına ulaşmakta ve tüm işlerin düzenine elatmaktadır. Öyle ki bu inkılap esnasında gizli olan herşey açığa çıkmakta,bilinmeyen herşey anlaşılıp bilinmekte, sorgu ve ayrılma yerinde her insan dahaönceden hazırladığı azığının ve mahsulünün önünde durmaktadır. Etrafındakiherşey kasırgaya tutulmuş, herşey baştan sona alt üst olmuş değişmiştir.

Büyük çaplı bu evrensel olaylar bütünü gösteriyor ki alıştığımız bu kainatgüzel uyumu, ölçülü hareketi, değişmez oranlamaları, sağlam yapısı, güç veustalıkla bina edilen bu evrenin, evet bütün bu özellikleri ile bu evrenin,nizamının, düzeninin bağı çözülecek. Parçaları etrafa saçılıp yayılacak.Kendisini ayakta tutan şu anki sıfatları ve özellikleri kaybolacak. Belirlenmişeceline doğru gidip sona erecektir. Bütün yaratıklar orada başka bir şekilalacaktır. Evren, başka evren; hayat başka bir hayat olacaktır. Gerçekten buAlışılan evrenin gerçeklerinden bambaşka olacaktır.

İşte surenin kalblere ve vicdanlara yerleştirmeyi amaçladığı gerçekte budur.Ta ki insan ne kadar değişmez gibi görünseler de bu geçici görüntülere gönlünükaptırmasın ve onlardan kopabilsin. Değişmeyen hakikate bağlanabilsin, herşeyin ve her olayın değişip yıkıma uğradığı sırada değişmeyen ve yıkılmayanAllah gerçeğine bağlanabilsin. Gözler önündeki bu evrende bilinen ve Alışılanölçüler içinde hareket ederken, hiçbir zaman yer, görüş ve duyuşlasınırlanmayan mutlak gerçeğe doğru uzanabilsin. Hiçbir şart ve hiçbir sınırlasınırlı olmayan temel gerçeğe bağlansın, görüntülere ve şekillere değil.

İşte bu, korkunç değişim sahnelerini gözden geçiren gönüllere yerleştirilmekistenen genel duygudur.

Bütün bu varlıklara ilişkin olaylar ve değişimlerin gerçek mahiyetinegelince bunların gerçek bilgisi Allah katındadır. Şu anda onları,duygularımızın ve düşüncelerimizin Alışılagelen sınırlı çerçevesi ile anlamamızmümkün değildir. Çünkü bunlar, gücümüzü aşan gerçeklerdir. Bu değişimler,Alıştığımız değişimlerden çok büyüktür. Sarsıcı, yıkıcı bu depremler, yerinsarsılmasına benzemez. Yerin içinde bir volkanın patlamasına veya yere küçükbir meteorun düşmesi veya yıldırım çarpmasına benzemez. insanların bildiği enbüyük su baskını Nuh tufanı idi. Şahit olduğu evrensel olayların en büyüğü iseyüz milyonlarca mil uzakta bulunan güneşte küçük patlamaların meydanagelmesidir.

Bütün bunları kıyamet gününde meydana gelecek olan dehşet verici ve kuşatıcıdeğişimle karşılaştırdığımızda onlar çocuk oyuncağı gibi kalacaktır!! Buvarlıklarda meydana gelecek değişim gerçek boyutlarını anlama ve kavramaimkanımız olmadığına göre günümüzde bu gerçeği anlamamızı, zihnimizeyaklaştıracak bu dünya hayatında Alıştığımız ölçülere ve değerlere başvurmaktanbaşka çaremiz kalmamaktadır.

Güneşin dürülmesi, onun soğuması, alevlerinin sönmesi şu anda etrafındakiuzaya binlerce mil uzaklıktaki varlıklara gönderdiği ışığının ve ışınlarınınsönmesi anlamına gelebilir. Nitekim bu hal güneş tutulması sırasında rasathanelerdenrahatlıkla gözlenebilmektedir. On ikibin dereceye ulaşan kızgın sıcaklığınetkisi ile birbirinden bağımsız halde bulunan gazlarının yer küresinin kabuğugibi bir kabuk bağlayarak soğuması ve donması, etrafa ışık ve ışın gönderemezhale dönüşmesi anlamına gelebilir. Şu anda güneşin sıcaklığı, orada bulunan tümmaddeleri alevlenen gazlara dönüştürülebilir.

Böyle olabilir, başka bir şekilde de olabilir. Ama bu “nasıl olacak,meydana gelmesine sebep olacak faktörler nelerdir?” konusu ise sadeceAllah’ın bileceği bir iştir.

Yıldızların dökülmesi, onları bağlayan düzenin çözülmesi, ateşlerininsönmesi ve ışıklarının kararması anlamına gelebilir. Bu olayın dokunacağıyıldızların hangisi olduğunu Allah daha iyi bilir. Bunlar bizim güneşsistemimize yakın olan bir grup yıldızlar mıdır, yoksa içinde bulunduğumuzgalaksideki yüz milyonlarca yıldızlar mıdır, yoksa sayılarını ve yerleriniAllah’tan başka kimsenin bilemediği tüm yıldızlar mıdır? Rasathanelerimizdekicihazlarımızla gördüğümüz galaksilerin ve boşlukların ötesinde sayısını vesonunu bilemediğimiz nice galaksiler ve boşluklar bulunmaktadır. Orada dadökülmenin kendisine dokunacağı yıldızlar sözkonusu edilebilir. NitekimAllah’tan başkasının gerçek mahiyetini bilemediği bu doğru haber de aynıgerçeğe parmak basmaktadır.

Dağların yürütülmesi, onların kökünden sökülmeleri, atılmaları ve havayasavrulmaları anlamına gelebilir. Nitekim başka bir surede şöyle denmektedir: “EyMuhammed! Sana dağlara ilişkin soru soruyorlar. De ki: `Rabbim onlarıyerlerinden ufalayıp savurur.”(Taha 105) “Dağlar ufalandıkça ufalanıpta toz duman haline geldiği zaman.” (Vakıa 5) “Dağlaryürütülüp, serap oldukları zaman.” (Nebe 20) Bu ayetlerinhepsidağlara isabet edecek olan olaya işaret etmektedir. Bu olay dağlarınsağlamlığını, köklülüğünü, kenetlenmelerini ve karanlığını alıp götürecektir.Buolayın başı yere isabet edecek olan ve Kur’an’ın kendisinden şuşekilde söz ettiği sarsıntı ve deprem olabilir. “Yer dehşetlesarsıldıkça sarsıldığı ve içindeki ağırlıklarını dışarıya çıkardığızaman.” (Zilzal 1-2) Bunların hepsi o uzun günde meydana gelecekolaylardır.

“Develer gebeliğinin onuncu ayındaki kendi haline bırakıldığızaman”

Ayette geçen “işar” kelimesi gebeliğinin onuncu ayına girmiş dişideve demektir. Bu o dönemde Arapların sahip olduğu en güzel ve en değerlihayvandı. Ve bu halde o develerin en pahalısıydı. Zira bu durumda süt ve yavruvermek üzere idi. Yararı yakındı. İşte bu korkunç olayların meydana geleceğigünde bu develer dahi önemsenmez, salıverilir, hiçbir değerleri kalmaz ve hiçkimse onlarla ilgilenmez.

Bu ayetle ilk olarak muhatab olan Arap burada sözü edilen deveyi hayattaeşine rastlanmadığı bir musibete uğramadan salıvermez ve ondan elini çekmezdi!

“Yabani hayvanlar bir araya toplandığı zaman.”

Bu yabani ve ürkek hayvanları bile meydana gelen olaylar korkutmuş veürkütmüştür. Hepsi bir araya gelip birbirinin yanına sokulmuştur. Dağların vevadilerin arasında yayılmışken korkudan bir araya gelmişler. Birbirlerindenkaynaklanan korkularını unutmuşlar ve yırtıcı özelliklerini yitirmişlerdir.Şaşkın bir halde önlerine geldikleri şekilde kaçışıyorlardı. Alışageldiklerişekilde inlerine ve yuvalarına sığınmıyorlar, yırtıcı özelliklerinin gereğiniyapıp da avlarının peşinden gitmiyorlar. Bu korku ve dehşet sözkonusuhayvanların karakterlerini ve özelliklerini dahi Alıp götürmüştür! Bu durumdainsanlar o çetin korku gününde ne yaparlar acaba?!

DENİZLERİN KAYNAMASI

Denizlerin kaynatılmasına gelince, bu onların sularla dolması anlamınagelebilir. Bu sular, yerin ilk oluşumuna ve kabuğunun soğumasına eşlik ettiğiileri sürülen taşkınlara benzer büyük taşkınlardan meydana gelebilir. NitekimNaziat suresinde bunlardan söz etmiştik. Bu sular aralarındaki engellerinkalkmasına yol açacak depremlerin ve volkan patlamalarının sonucunda onlarınbirbirleri

ne girmesi ile de gerçekleşebilir. Kaynamaların ve patlamaların anlamına dagelebilir. Nitekim başka bir surede deniyor ki: “Denizler patladığızaman,” (İntifar 3) Yani bu onun elementlerinin patlaması ve ondakihidrojen ve oksijenin birbirinden ayrılmasıdır. Ya da atomun patladığı gibidenizin tüm atomlarının patlamasıdır. Hiç şüphesiz atomların patlaması dahakorkunçtur. Denizin kaynatılması, bunlardan başka bir şekilde de olabilir. Bumeydana geldiğinde boyutları tasavvur dahi edilemeyecek büyüklükte korkunçateşler, denizlerden yükselmeye başlar. Çünkü atom ve hidrojen bombasındanbelli sayıdaki birkaç atomun patlamasının ne korkunç olaylara yol açtığınıbütün dünya bilmektedir. Denizin atomları bu şekilde veya başka bir şekildepatladıkları zaman insanın gücü bu korkunç olayı düşünmekten aciz olur. Bu geniş,uçsuz bucaksız denizlerden yükselen korkunç cehennemi insan zihninde tasavvurbile edemez!

Nefislerin çiftleşmesi ise, insanların tekrar yaratılmasından sonra ruhlarınınve bedenlerinin birleşmeleri anlamına gelebilir. Aynı cinsten olan bütün ruhlargrubunun grup halinde bir bütün içine yerleşmesi de olabilir. Nitekim başka birsurede deniliyor ki: “Siz de üç çift olduğunuz zaman.” (Vakıa7) Yani üç sınıfa ayrıldığınız zaman. Bu üç sınıf da yaklaştırılmış olanlar,sağda kalanlar ve solda kalanlardır. Nefislerin çiftleştirilmesi aynı türdenkümelenmeler şeklinde olabilir.

KADININ ONURLANDIRILMASI

“Ve sorulduğu zaman o diri diri toprağa gömülen kız hangi günahı yüzündenöldürüldü? diye.”

Cahiliye döneminde insanlığın vicdan düzeyi alçaldığından kız çocuklarınıutanma veya fakirlik korkusu ile diri diri toprağa gömme geleneğiyaygınlaşmıştı. Kur’an bu gelenekten söz ederken cahiliyenin bu iğrenç yüzüneışık tutmaktadır. islam Arapları cahiliyenin alçaklığından kurtarmak amacı ilegeldiği gibi bütün insanlığı da kurtarmaya gelmiştir. Yüce Allah bu geleneğeilişkin olarak buyuruyor ki: “Onlardan birine kız çocuğu olduğu müjdesiverildiğinde üzüntüden yüzü simsiyah kesilir. Aldığı kara haberden dolayıtanıdıklarına görünmekten kaçınır. Aşağılanmaya katlanarak onu Alıkoysun mu,yoksa toprağa mı gömsün diye düşünür. Baksana ne kötü hüküm veriyorlar.”(Nahl 58-59)

Diğer bir surede buyuruyor ki: “Ama onlardan birine Allah’a isnatettikleri kız çocuklarının müjdesi geldiğinde üzüntüden dolayı yüzü simsiyahkesilir demek süs ve nimet içinde yetişen ve savaşta fazla bir etkisi olmayanolanı Allah’a yakıştırıyorsunuz öyle mi?” (Zuhruf 17)

Üçüncü bir yerde buyuruyor ki: “Yoksulluk kaygısı ile çocuklarınızıöldürmeyin. Onların da sizin de rızkınızı veren biziz. Onları öldürmek ağır birsuçtur.” (İsra 31)

Toprağa gömme olayı, acımasız bir şekilde gerçekleşiyordu. Çünkü kız çocuğudiri olarak gömülüyordu. Bu konuda onlar hayli ileri metodlar geliştirmişlerdi!Onlardan bazıları kız çocuğu olduğu zaman altı yaşına kadar kendisinedokunulmazdı. Sonra annesine derdi ki; “Kızın üstünü bayı yıka, güzelelbiselerini ve süslerini tak. Onu anneannesine götüreceğim.” Kızı Alırdaha önce çölde kazdığı çukurun yanına götürür. Kuyunun yanına vardıklarındakuyunun içine bak der, sonra onu birden içine iterdi ve üzerine toprakdoldururdu. Bazıları ise doğum sırasında sancılar gelmeye başladığında onunannesini, kazılmış bir çukurun yanına götürürlerdi. Doğan çocuk kız ise hemenoraya atılır ve hemen üzerine toprak atılırdı. Erkek olursa Alıp evegetirirlerdi. Bazıları ise kız çocuğunu öldürmemeye niyet eder, her türlüeziyete maruz bırakır, hayvan otlatacak yaşa geldiğinde yünden veya kıldanyapılmış bir aba giydirerek yaylaya gönderir, develerini yaydırırdı.

Kızlarını öldürmeyen ve onları çobanlığa da göndermeyenler ona kötülük veeziyetin tadını başka şekillerde tattırırlardı. Bu kız evlenip kocasıöldüğünde, kocasının en yakını onun üzerine elbisesini atardı. Bu hareketinanlamı, insanların onunla evlenmelerini engellemekti. Ondan sonra hoşunagiderse onunla evlenirdi. Onun isteğine ve iradesine danışılmazdı. Eğer hoşunagitmezse ölünceye kadar onu bekletir mirasını Alırdı. Bu durumlarda kadın fidyevererek kendisini kurtarma çarelerine de başvurabiliyordu. Bazıları ise kadınıboşar ve istediği adamdan başkası ile evlenmemesini şart koşardı. Yoksaevlendiği sırada mehrin hepsini geri alacağını söylerdi. Bazıları ise kocasıöldüğünde eşini, küçük bir çocukları için bekletirler, çocuk büyüyünce onuAlırdı. Bazı adamların evinde yetişen yetim kız çocukları olurdu. Onlarhakkında bu adam söz sahibi idi. Onu evlenmekten alıkoyardı. Ya karısı ölüpkendisi onunla evlenirdi veya güzelliğine veya malına göz koyduğu için küçükoğlu ile evlendirir veya karısı öldüğünde onunla evlenirim düşüncesi ile buyetim kızı evlenmekten alıkoyardı.

İşte cahiliyenin çeşitli açılardan kadına bakış açısı buydu. Ta ki islamgelinceye kadar. islam bu gelenekleri şiddetli şekilde çirkin bulup mahkumetti. Kız çocuklarını öldürmeye son verdi ve bu işi sert biçimde reddetti. Bukonuyu kıyamet gününde kendisinden sorguya çekilecek meseleler arasına soktu.Böyle evrensel yıkımların, yıkılışların dehşetini dile getirirken bu büyüklükteolaylardan biri imiş gibi onu da dile getirmekte ve şöyle demektedir: “Vesorulduğu zaman diri diri toprağa gömülen kıza; hangi suçtan ötürü gömüldü?’diye” Peki onu gömen adamın hali nice olacaktır?!

Cahili bir ortamda kadının, onur ve şeref kazanması mümkün değildi. Tüminsanlığın onurlandırıldığını ve kadını ile erkeği ile her insana saygıduyulmasını isteyen Allah’ın şeriatı ve sistemi olmasa idi, kadın o haldekalacaktı. İslam her insana yüce ve ulu Allah’ın ruhundan bir soluk taşıdığıiçin değer kazandırmıştır. İşte kadının şerefi de bu kaynaktan geliyordu. Yaniislamın getirdiği değerden. Yoksa çevrenin herhangi bir faktöründen değil.

Yerden değil gökten gelen değerlerle desteklenip insanın doğuşu kadındagerçekleştiğinde, şeref, haysiyet ve itibar elde etti. Kadının değerini vekıymetini artık aileye karşı sorumluluklarını ve maddi kazanç sağlamasını ölçüalarak değerlendirmek ve onu bu konudaki zayıflığı yüzünden değersiz saymaksözkonusu değildi. Çünkü bu göğün değerlerinden değildi ve göğün ölçüsünde birayrılığı yoktu. Asıl önemli olan insanın Allah’a bağlı olan onurlu ruhu idi vebu konuda kadın ile erkek aynı idi.

Bu dinin Allah tarafından gönderildiğini ve peygamberin getirdiği sisteminvahiy yoluyla ona bildirildiğini ispat etmek gerekirse kadının konumundameydana gelen bu değişiklik, onun şaşmaz delilleri arasında sayılmalıdır. Çünküo zaman kadının bu kadar onurlandırılacağını gösteren bir tek işarete dahirastlanmıyordu. Çevreye hükmeden faktörlerin hiçbiri özellikle iktisadi şartlarbuna hiç müsait değildi. Eğer ilahi sistem yeryüzünün tüm etkenlerinden,özellikle cahili çevre şartlarından bağımsız bir şekilde bu gelişmeyisağlasaydı kadının hali öyle devam edecekti. islam kadının konumunu yenidenbelirledi. Kadının bu konumu katıksız semavi değerlerle ve katıksız semaviölçülerle ilgili idi.

AMEL DEFTERLERİ

“Siciller açılıp yayıldığı zaman.”

Bu defterler amel defterleridir. Onların yayılması, açılmaları ve okunmalarıgizli kapalı hiçbir şeylerinin kalmaması anlamına gelir. Bu açıklık insanlara dahaağır ve daha zor gelmektedir. Örtülü, kirli nice işler vardır ki bizzat onuişleyen kişilerin onları hatırlamaları dahi kendilerini utandırır. Onlarınaçıklanması halinde titrer. Onların açıklanmasından endişe eder ve onlarkarşısında erir! İşte bütün bu gizli kapalı işler o günde yayılacak ve gözönüne serilecektir!

Bu yayılma ve açıklama kıyamet günündeki korku türlerinden biridir. Ayrıcadeğişimin önemli özelliklerinden biridir. Öyle ki saklı olan ortaya çıkıyor,gizli olan açıklanıyor ve gönüllerde gizli olan dışarıya vuruluyor.

Gönüllerdeki gizliliğin ortaya çıkarılmasının karşısında onun gibi bir sahneevrende de yer Alıyor. “Gök kubbe yıkıldığı zaman.” Bukelimenin ilk çağrıştırdığı şey başımızın üzerinde bulunan şu yüksek kubbedir.Ayette geçen “kuşitat” kavramı göğün yok olması demektir. “bu,nasıl meydana gelir, hangi yolla olur” bu konuda kesin bir şeye ulaşmaimkanı yoktur. Ama biz şöyle düşünebiliriz. Bugünkü evrensel şartlarıdeğiştiren herhangi bir sebep sonucu insan başını kaldırıp baktığında üstündekikubbeyi göremeyecektir Çünkü bunu sağlayacak şartlar değişecektir. İşte bukadarlık bir yorumda yeter.

Bu korkunç ve müthiş günün sahnelenmesine ilişkin son adımda geliyor:

“Cehennem kızıştırıldığı zaman ve cennet yaklaştırıldığızaman.”

Yani cehennem yakılıp kızıştırıldığında, alevleri, ateşi ve sıcaklığıarttırıldığı zaman… Cehennem “nerede nasıl yakılır, nasıl kızdırılır neile yakılır?” Bu konuda hiçbir bilgimiz yoktur. Sadece Allah’ın şu sözühariç: “Onun yakıtı in-sanlar ve taşlardır.” (Bakara 24) Buise cehennemlikler oraya atıldıktan sonradır. Ondan önce ise onun nasılolduğunu ve yakıtının ne olduğunu sadece Allah bilir!

Bu sırada cennet yaklaştırılacak. Kendilerine cennet vaadedilenleregörünmeye başlayacak, oraya girmenin kolaylığı, içine dalmanın basitliği ortayaçıkacaktır. Çünkü cennet artık yaklaştırılmış, yakına getirilmiş vehazırlanmıştır. Sözcük cennetin sanki yavaş yavaş kayıp geldiğini veyaayakların ona doğru kaydığını ifade eder gibidir.

Kainat sisteminde canlıların ve cansızların durumlarında bütün bu korkunçolaylar meydana geldiği sırada herkesin yaptığı işler ve bugün için yaptığıhazırlık hakkında şüphesi kalmaz. Allah’ın huzuruna ne ile geldiği ve hesapiçin ne hazırladığını çok iyi bilir.

“Herkes ne getirdiğini görecektir.”

Her insan bu korkunç günde ne getirdiğini, neyin lehinde, neyin aleyhindeolduğunu bilir. Bu korkuyu kendisini kuşatıp üzerini bürüdüğü zaman bilir,öğrenir. Fakat önceden hazırladığı şeylerin hiçbirini değiştiremez. Ne onlarıarttırabilir ne de eksiltebilir. Öğrenir fakat artık o Alıştığı, hayatında vedüşüncesinde beraber olduğu her şeyden ayrılmıştır. Kendi dünyasından ayrılmış,dünyası kendisinden kopmuştur artık. Herşey değişmiş, herşey başkalaşmıştır.Değişmeyen ve başkalaşmayan Allah’ın yüce yüzü dışında hiçbir şey kalmamıştır.Gönüllerin Allah’ın yüce yüzüne yönelmeleri ve bütün bir kainatın değişip başkaşekil aldığı bir sırada onun yüce yüzünü bulmaları ne güzel olurdu.

Bu vurgu ile birinci bölüm sona eriyor. Artık bu dehşet verici değişimmeydana geldiği gönül sahneleri ile insanın gönlü dolup taşmıştır.

Ardından surenin ikinci bölümü gelmektedir. Bu bölüm evrenin güzel sahnelerine yemine dikkat çeken bir işaretle başlıyor. Bunlar için güzel tatlı ifadeler özellikle seçiliyor. Bu vahyin karakterine, onu taşıp getiren elçinin sıfatına, bu vahyi alan peygamberin yapısına ve insanların Allah’ın dilemesi karşısındaki tutumlarına ilişkin yeminlerdir bunlar.

ELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN

Yorum Yaz