MENÜ
Maltepe Escortpendik escort
alanya escort

ŞEHİD SEYYİD KUTUB’UN BAKIŞ AÇISIYLA NUH SURESİ 1-4

120 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
ŞEHİD SEYYİD KUTUB’UN BAKIŞ AÇISIYLA NUH SURESİ 1-4

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

1- Milletine can yakıcı bir azabgelmezden önce onları uyar diye Nuh’u milletine peygamber olarak gönderdik.

2- O da şöyle dedi: “Ey milletim!Şüphesiz ben, size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.”

3- “Allah â kulluk edin; ondan sakınınve bana itaat edin.”

4- “Ki Allah günahlarınızı sizebağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin; doğrusu Allah’ınbelirttiği süre gelince geri bırakılmaz; keşki bilseniz.”

Sure, peygamberlik misyonunun ve inançsisteminin kaynağını vurgulayan, pekiştiren bir ifadeyle başlıyor: “Nuh’umilletine peygamber olarak gönderdik.” Peygamberlerin görev aldıkları,inanç gerçeğini edindikleri kaynak budur. Varlıklar alemi de hayat da bukaynaktan doğmuştur. Bu kaynak, insanı yaratan ulu Allah’tır. Ulu Allah insanınöz yaratılışına kendisini bilme ve kendisine kulluk sunma yeteneğiniyerleştirmiştir. insanoğlu bu öz yaratılıştan sapıp yolunu yitirdikçe kendisinitekrar öz yaratılışın çizgisine getirecek peygamberler göndermiştir. Nuhpeygamber Hz. Adem’den sonra bu amaçla gönderilen ilk peygamberdir. Kur’an-ıKerim, Hz. Adem’in yeryüzüne gönderilişinden ve dünya hayatına alışmasındansonra kendisine peygamberlik misyonunun verilip verilmediğinden sözetmiyor.Belki de Adem evlatlarına ve torunlarına öğretmenlik yapıyordu. Hz. Adem’invefatından uzun süre sonra evlatları ve torunları tek Allah’a kulluk sunmaktanuzaklaştılar. Birtakım putları tanrı edindiler. Bu putları başlangıçta kutsalbildikleri güçleri sembolize etmek için diktiler. Bunlar görülen veya görülmeyenevrensel güçlerdi. Bu putların en ünlüleri bu surede sözü edilen beş puttu. Buyüzden yüce Allah onları yeniden tek Allah inancına getirmek, Allah, hayat vevarlık hakkındaki düşüncelerini düzeltmek için .Hz. Nuh’u onlara peygamberolarak gönderdi. Kur’an-ı Kerim’den önce gönderilen kutsal kitaplar Hz.idris’in Hz. Nuh’tan önce peygamber olarak görevlendirildiğinden sözederler.Fakat, tahrif, ekleme ve değiştirme kuşkusundan dolayı bu kitaplardaanlatılanlar müminin inancının yapılanmasında yer edinemezler.

Kuran’daki peygamberler kıssalarını okuyanlarHz. Nuh’un insanlığın ilk dönemlerinde peygamber olarak gönderildiğinianlarlar. Hz. Nuh, dokuz yüz elli senelik ömrünü milletini davet etmeklegeçirmişti. Hiç kuşkusuz milleti de uzun ömürlü insanlardan oluşuyordu. Gerekonun, gerekse milletinin bu şekilde uzun yıllar yaşamış olmaları o sıradainsanların az olduğunu ve sonraki kuşaklarda olduğu gibi henüz çoğalmadıklarınıgösteriyor. Biz bu sonucu, yüce Allah’ın canlılara ilişkin yasasından çıkarıyoruz.Bu yasaya göre sayı azaldı mı ömür uzar. Sanki bu yasa doğal dengenin veyenilenmenin ifadesidir. Fakat bunu en iyi Allahbilir. Bu sadece birgörüştür, Allah’ın yasası ile ilgili karşılaştırmalı gözleme dayalı birsonuçtur.

Sure, peygamberlik misyonunun kaynağınıvurgulayan ve bu gerçeği pekiştiren bir ifadeyle başlıyor. Ardından Hz. Nuh’unsunduğu mesajın özünü özetleyerek hatırlatıyor. Mesajın özü, uyarıdır:

“Milletine can yakıcı bir azapgelmezden önce onları uyar.”

Hz. Nuh’un, uzun yıllar verdiği mücadelenin,yaptığı davetin sonunda Rabbine sunduğu bilançodan anlaşıldığı kadariyle onunmilleti büyüklenme, burun kıvırma, serkeşlik yapma ve sapıklıkta o kadar ilerigitmişlerdi ki, onlara yönelik mesajın `uyarı’ kelimesi ile özetlenmesi sonderece normaldir. Kavmine yönelik davetinde ilk önce acıklı azapla başlaması,dünya veya ahirette veya her ikisinde birlikte başlarına gelecek olan çetinazabı gündeme getirerek söze girişmesi, onların durumuna son derece uygundur.

Görevlendirme sahnesinden surenin akışı özbir ifadeyle mesajın açıkça duyurulduğu sahneye geçiyor. Bu mesajın en belirginözelliği uyarı içerikli oluşudur. Bununla beraber, işlenen günah ve hatalarınbağışlanabileceği, hesaplaşmanın kıyametteki son hesâplaşmaya kadarertelenebileceği ima ediliyor. Bunun yanısıra kendilerine yöneltilen çağrınıntemel ilkeleri de kısa ve öz bir ifadeyle dile getiriliyor:

“Dedi ki: `Ey milletim! Şüphesiz ben,size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım. Allah’a kulluk edin; O’ndan sakının vebana itaat edin ki Allah günahlarımdı size bağışlasın ve sizi belli bir süreyekadar ertelesin; doğrusu Allah’ın belirttiği süre gelince geri bırakılmaz;keşki bilseniz.”

“Ey milletim! Şüphesiz ben, size gönderilmiş apaçık biruyarıcıyım.” Uyarıcılığını açıkça ortaya koyuyor, gerekçesini,kanıtını gözler önüne seriyor. Kem küm etmiyor, lafı ağzında gevelemiyor.Mesajını iletme işini ağırdan almaya kalkışmıyor. Onları çağırdığı gerçekhususunda ve sunduğu gerçeği yalanlayanları bekleyen azap hususunda kapalılığa,karışıklığa yer vermiyor.

Onları çağırdığı şey son derece basit, açıkve tutarlıdır: “Allah’a kulluk edin ondan sakının ve bana itaatedin.” Tek ve ortaksız Allah’a kulluk. Duygu ve davranışlara egemenolan Allah’tan korkmak. Hayat düzenlerini ve davranış kurallarını alacaklarıbir kaynak olarak öngördüğü peygamberine itaat.

Ana hatlarıyla vurgulanan bu prensiplerle gökmenşeli dinlerin temel özellikleri dile getiriliyor. Bunun ardından daha genişboyutlu açıklamalara, ayrıntılara geçiliyor. imana dayalı düşüncenin büyüklüğü,derinliği, genişliği, kapsamlılığı, en ince noktasına kadar varlıklar alemininve insan varlığının değişik yönlerini içermesini vurguluyor.

Sadece Allah’a kulluk sunmak, eksiksiz birhayat sistemidir. Bu sistem, ilahlık ve kulluk gerçeklerine, yaratıcı ileyaratıklar arasındaki ilişkiye, evren ve insan hayatındaki güç ve değerleringerçek mahiyetine ilişkin düşünceyi kapsar. Bu yüzden insanlığın hayat düzenibu düşünceye dayalı olarak biçimlenir. Böylece her yönüyle özgün bir hayatsistemi oluşur. ilahlık makamı ile kulluk makamı arasındaki ilişkiye, yüceAllah’ın eşya ve canlılara ilişkin olarak belirlediği değer yargılarına dönükbir hayat sistemidir bu.

Allah korkusu… insanların bu sisteme bağlıkalmalarının, sağa-sola sapmamalarının, çarpıtmaya kalkışmamalarının,uygularken yanıltmamalarının tek güvencesi… Bu, aynı zamanda, riyasız,gösterişsiz olarak Allah’ın hoşnutluğunun gözetilmesini öngören üstün ahlakında kaynağıdır.

Peygambere itaat etmek: Allah’ın yolundadosdoğru yürümenin aracıdır. Hidayeti ilk merkeze bağlı kaynaktan edinmeninyoludur. Sağlam, güvenli ve direkt bağlantıyı sağlayan bir istasyon aracılığıile göklerle sürekli iletişim hâlinde olmanın tek seçeneğidir.

Dolayısıyla dünya üzerindeki hayatının ilkdönemlerinde Hz. Nuh’un milletini çağırdığı bu geniş çizgiler, ondan sonra herkuşağa yöneltilen Allah davasının özetidir. Buna karşılık Hz. Nuh, yineAllah’ın tevbe edenlere, pişman olanlara vaadettiği ödülü bildirmişti:

“Ki Allah günahlarınızı sizebağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin.”

Allah’a kulluk sunmaya, O’ndan korkmaya vepeygamberine itaat etmeye ilişkin çağrıya olumlu karşılık vermenin ödülübağışlanma ve geçmiş günahların sorumluluğundan kurtulmadır; hesaplaşmanınAllah’ın bilgisinin kapsamında belirlenen bir süreye kadar ertelenmesidir,kıyamet gününe kadar hesap sorulmamasıdır. Dünya hayatında topyekün yok edilmedurumunda kalmamalarıdır. (ileride Hz. Nuh’un Rabbine sunduğu bilançoda dagörüleceği gibi Hz. Nuh, dünya hayatında başka şeyler de onlara vaadetmiştir.)

Ardından Hz. Nuh, bu sürenin değişmezolduğunu ve vakti gelince kaçınılmaz olarak gerçekleşeceğini, dünya azabınınertelenmesi gibi ertelenmeyeceğini açıklıyor. Amaç, inanç sisteminiilgilendiren şu büyük gerçeği vurgulamaktır:

“Doğrusu Allah’ın belirttiği süregelince geri bırakılmaz; keşke bilseniz.”

Nitekim bu ayetin, yüce Allah’ın belirlediğiher süreyi kast etmiş olması da muhtemeldir. Bu durumda güdülen amaç, genel birifadeyle bu ger,:eğin kalplere yerleşmesidir. Şayet peygambere itaat edip yanlıştandönerlerse hesaplarının kıyamet gününe bırakılacağından söz edilmişken bu genelprensibin burada vurgulanması uygundur.

Nuh peygamber hiçbir çıkar gözetmeden, herhangi bir maddi yarar sağlamayı düşünmeden milletinin doğru yola gelmesi için onurlu, saygın ve soylu mücadelesini sürdürüyor. Bu soylu hedefe ulaşmak için burun kıvırmalara, büyüklenmelere, alaycı saldırılara göğüs geriyor. Dokuz yüz elli sene boyunca destansı bir sabır örneği gösteriyor. Çağrısına olumlu karşılık verenlerin sayısı neredeyse hiç artmıyordu. Ama gerçekten yüz çevirme, sapıklıkta ısrar etme ivme kazanıyordu, artarak sürüyordu. Sonra dönüyor Hz. Nuh mücadelesinin sonunda, kendisine bu soylu görevi, bu ağır yükümlülüğü veren Rabbine rapor veriyor. Yaptıklarını ve aldığı tepkileri anlatıyor. Aslında Rabbi olup bitenleri biliyor. O da Rabbinden olup bitenlerden haberdar olduğunu biliyor. Fakat bu, mücadelenin sonunda yorgun düşen bir kalbin, peygamberlerin, resullerin, gerçek müminlerin şikâyetlerini sundukları biricik merciye, yani Allah’a sunduğu şikâyetlerdir.

ELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN

Yorum Yaz