MENÜ
Maltepe Escortpendik escort
alanya escort

ŞEHİD SEYYİD KUTUB’UN BAKIŞ AÇISIYLA MÜRSELAT SURESİ 35-50

116 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
ŞEHİD SEYYİD KUTUB’UN BAKIŞ AÇISIYLA MÜRSELAT SURESİ 35-50

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

35- Bugün onların konuşamayacakları birgündür.

36- Özür dilemelerine de izin verilmez.

37- O gün inkarcıların vay haline!

Buradaki korkunç suskunluk, ürkütücü siniklikve ürpertici çekingenlik, duyulan dehşeti yansıtır. Bu dehşetin arasına ne birsöz, ne de özür dileme girebiliyor. Çünkü artık tartışma ve özür dileme zamanıgeride kalmıştır. “O gün inkârcıların vay haline!”

Kıyamet gününe ilişkin başka sahnelerdegünahkarların hayıflanmaları, pişmanlıkları, yeminleri ve özür dilemeleri dilegetirilir. O gün uzun bir gündür. Abdullah b. Abbas’ın dediğine göre içinde buda olur, onlar da olur. Burada bu korkunç suskunluk karesinin dondurulması,duruma ve ayetlerin çağrışımına uygun düşmesi yüzündendir. ,

38- Bugün sizi ve sizden öncekileribiraraya getirdiğimiz bir hüküm günüdür.

39- Eğer bana karşı oynayacağınız biroyununuz varsa haydi, oynayın bakalım.

40- O gün inkarcıların vay haline!

Bugün özür dileme günü değil, hüküm vermegünüdür. Sizleri, sizden öncekilerle birlikte biraraya getirdik. Alabildiğinizbir önlem varsa Alınız. Yapabileceğiniz bir şey varsa yapınız. Hayır. Nealabilecekleri bir önlemleri ve ne de yapabilecek bir şeyleri vardır.Uğradıkları sert paylama karşısında çekingen suskunluktan başka yapacak bir şeybulamıyorlar. “O gün inkarcıların vay haline!”

İNANANLARIN MUTLU SONU

41- Kötülüklerden sakınanlara gelinceanlar ağaç gölgeleri altında ve pınar başlarındadırlar.

42- Canlarının çektiği meyvalarlabaşbaşadırlar.

43- “Yapmış olduğunuz iyiliklerinkarşılığı olarak şimdi afiyetle yiyiniz ve içiniz.”

44- Biz iyilik yapanları, İşte böyleödüllendiriniz.

45- O gün inkarcıların vay haline!

Evet, kötülüklerden sakınanlar cennetağaçlarının gölgeleri altındadırlar. Bu defa gölgeler gerçek gölgelerdir.Cehennem dumanından yükselen üç çatallı, serinlik vermez, ateşten korumaz,sözde gölgeler değillerdir. Ayrıca onlar pınar başlarındadırlar. Yakıcısusuzluk uyandıran, boğucu cehennem dumanları arasında déğillerdir. Bunlarınyanısıra onlar “Canlarının çektiği meyvalarla başbaşadırlar.” .Onlarbu somut nimetlerin ötesinde kalabalıkların gözleri ve kulakları önünde şu yüceonurlandırıcı sözlere de muhatap olacaklardır:

“Yapmış olduğunuz iyiliklerinkarşılığı olarak şimdi afiyetle yiyiniz, içiniz. Biz iyilik yapanları, İşte,böyle ödüllendiririz.”

Aman Allah’ım! Yüceler yücesi Allah’tan gelenne büyük lütuf ve ne büyük onurlandırma! Sonra: “O gün inkârcıların vayhaline!”

Bu tehdit, az önceki nimetlerin veonurlandırıcı ağırlamanın tam karşıtıdır. Şimdi de daha önceki ayetlerdedefteri dürülüp arkada bırakılan dünya hızlı bir çekimle gözlerimizin önünegetiriliyor. Bir de bakıyoruz ki, tekrar yeryüzündeyiz ve günahkârlar azar vepaylama yağmuruna tutulmuşlardır.

46- Şimdi yiyiniz, azıcık safa sürünüz,sizler suçlusunuz.

47- O gün inkarcıların vay haline!

Böylece ardışık iki kesitte sunulan ikisahnede dünya ile ahiretin bütünleştikleri görülüyor. Aralarındaki korkunçzaman uçurumuna rağmen sanki her ikisi de aynı anda varlık sahnesindebeliriyor. Az önce kötülüklerden sakınanlara ahirette seslenilirken şimdidünyada günahkârlara sesleniliyor. Sanki bu zavallılara şöyle denmek isteniyor;“Bu iki durum arasındaki farkı kendi gözlerinizle görünüz. O dünyanınnimetlerinden mahrum kalma, orada uzun süreli azaba çarpılma karşılığında şudünyada azıcık yiyiniz, keyfinizce yaşayınız bakalım:’ Sonra?:

“O gün inkarcıların vay haline!”

Sonra bu zavallıların şaşırtıcı tutumlarındansözediliyor. Adamlar doğru yola çağrıldıkları halde bu çağrıya uymuyorlar.

48- Onlara “rükûa varın”dendiğinde rüküa varmazlar.

49- O gün inkârcıların vay haline!

Bunca ayrıntılı yol göstermelere, buncaısrarlı uyarılara rağmen takındıkları tutum budur İşte. O halde;

50- Onlar Kur’an’a inanmadıktan sonrahangi söze inanacaklar?

Yalçın kayaları sarsan, sıra dağları depremetutulmuş gibi sallayan bu söze, bu Kur’an’a inanmayan kimse artık hiç bir sözeinanmaz. Bu zavallının akıbeti artık bedbahtlık, mutsuzluk ve acı sondur. Bubedbaht kötüyü ne fena bir akibet bekliyor!

Bu sure özü ile, ifade yapısı ile müzikalahengi ile, çarpıcı sahneleri ile, yüksek ateşi ile doğrudan doğruya birsaldırıdır. Bu saldırıya ne kalp dayanabilir ve ne de insan varlığı karşıdurabilir.

Kur’an’ı indiren ve ona bu yüksek etkileme gücünü bağışlayan Allah ne kadar yücedir!

ELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN

Yorum Yaz