MENÜ
Maltepe Escortpendik escort
alanya escort

ŞEHİD SEYYİD KUTUB’UN BAKIŞ AÇISIYLA FECR SURESİ 6-14

180 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
ŞEHİD SEYYİD KUTUB’UN BAKIŞ AÇISIYLA FECR SURESİ 6-14

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

6- Görmedin mi Rabbin ne yaptı Ad kavmine?

7- Yüksek sütunlu İrem’e.

8- Ki ülkeler arasında onun eşi yaratılmamıştı.

9- vadide kayaları oyarak evler yapan Semud kavmine?

10- ve kazıklar sahibi Firavun’a.

11-Bunlar ülkelerinde azmışlardı.

12- Oralarda çok kötülük etmişlerdi.

13-Bu yüzden Rabbin onların üzerine azab kırbacını çarptı

14- Çünkü Rabbin her an gözetlemektedir.

Bu gibi ifadelerde, soru kipi daha çok uyarıcı ve daha fazla dikkatçekicidir. Burada yüce Allah’ın seslenişi ilkin Rasulullah’a ve daha sonra da,geçip giden o insan topluluklarının akıbetlerini görebilen ve düşünebilenherkesedir. Yok olup giden o insan topluluklarının tümü Kur’an’la ilk kezyüzyüze gelen arapların bildikleri nesiller ve onlardan kalan kalıntılarınvarlıklarını belgelediği ve sonraki nesillerin dillerinde dolaşan hikayelerintanıttığı insan toplulukları idiler. “Görmedin mi Rabbin ne yaptı Adkavmine?” diye fiilin öznesinin “Rabbin” şeklindegetirilmesi mü’mine gönül huzuru, dostluk ve rahatlık vermektedir. Özelliklede, Mekke’de yaşayan ve islam davasının ve Müslümanların karşısına dikiliponları gözetleyen müşriklerin azgınlarının azgınlıklarına, böbürlenenlerininzulmüne göğüs gerip katlanan mü’minlere daha da bir gönül huzuru, dostluk ve rahatlıkvermektedir.

Yüce Allah bu kısacık ayetlerde eski tarihin bildiği ve tanıdığı zalim veböbürlenenlerin en güçlülerinin akıbetlerini sergilemiş, bir araya getirmiştir.Önce, ilk Ad kavmi olan İrem diyarında yaşayan Ad kavminin akıbetisunulmaktadır. Söylenildiğine göre, bunlar şehirde veya çölde yaşayanaraplardandılar, arap yarımadasının güneyinde Yemen’le Hazramevt arasındaAhkaf’da, yani kum tepeleri bol olan bir yörede oturuyorlardı. Bedevi bir hayatsürüyorlardı. Direkler üstüne kurulmuş çadırları vardı. Kur’an-ı Kerim’de güçlüve şiddetli olmakla nitelenirler. Çünkü Ad kabilesi kendi zamanında en güçlü veileri kabile idi. O zamanlar, Ad kabilesi “Ülkeler arasında eşiyaratılmamış” kabile idi.

“Vadide kayaları oyarak evler yapan Semud” kavmine gelince:Bunlar, arap yarımadasının kuzeyinde Medine ile Şam arasında bulunan Hicrdiyarında yaşarlardı. Kayaları kesmişler, taşları yontmuşlar ve köşkleryapmışlardı. Ayrıca dağlarda kayaları yontarak kendilerine sığınaklar vemağaralar yapmışlardı.

“Kazıklar sahibi Firavun’a.” gelince… Ayetteki sözüedilen “kazık” büyük bir ihtimal ile, yeryüzüne çakılmış kazıklarıandıran sağlam yapılı piramitlerdir. Burada sözü edilen “Firavun”ise, Hz. Musa zamanında yaşayan azgın ve zalim Firavundur.

“Ülkelerinde azanlar, orada çok kötülük edenler” İştebunlardı. Elbette azgınlığın sonucu bozulma ve alt-üst olmadır. Çünkü azgınlık,azgınlık edenleri ve azgınlığa kurban olanları aynı derecede bozar. Öte yandanazgınlık hayatın her noktasında ilişkileri ve bağları dà bozar, koparır. Vehayatı, temiz, sağlıklı, yaşatıcı ve yapıcı çizgisinden çıkararak insanınhiçbir şekilde halifelik görevini doğru-dürüst biçimde yerine getiremeyeceğibir çizgiye yöneltir.

Azgınlık azgını arzularının esiri yapar. Çünkü böyle bir kişi, değişmez birölçüye boyun eğmez, açık bir sınır tanımaz. Ve bu yüzden ilk bozulan da kendisiolur. Arkasından kendisine yeryüzüne halife olarak getirilmiş bir kulunbulunması gereken yerden başka bir yer seçer. İşte bunun için Firavun’u,azgınlığı bozunca “Ben sizin yüce Rabbinizim” (Naziat Suresi,24) demişti ve bu sözle yaratılmış olan kulun bulunması gereken yeri öteyeaşmış ve bu sözü ile şu çirkin iddiayı -ki bu tam bir bozulmanın ifadesidir-ortaya atmıştı.

Öte yandan azgınlık insanları köleleştirir, basit duruma düşürür. Amaköleleşen bu insanların içlerinde bitmez tükenmez bir nefret ve yuttuklarıkinin ateşi parlamaktadır. Sonuç; kitlelerin içlerinde insanlık onurunun yokoluşu ve hürriyet ortamından başka yerde gelişmeyen her türlü bağdan kurtulmuşyaratıcılık yeteneklerinin ortadan kalkmasıdır. Zorla boyun eğdirilmiş basıkruhlar kokuşur ve bozulur. Artık böylesi bir ruh, adi şehvet ve hasta mizaçkurtlarının kaynaştığı bir çirkef yuvası olmuş ve sapıklıkların kol gezdiği biralan olmuştur. Bir de bununla birlikte, idrak, kavrama yeteneği kör olmuş,iyilikseverlik, arzu, ümit ve yüce değerleri gözetme, (yüce değerlere saygıgösterme) ortadan kalkmıştır. Bundan daha kötü bozukluk düşünülebilir mi hiç?

Bir de azgınlık, ölçüleri, değerleri ve doğru düşünceleri yıkar, ortadankaldırır. Çünkü bu sayılanlar hem azgınlığın ve hem de azgınların varlığı içintehlike demektir. O halde yüce değerleri düşük göstermeli, doğru ölçülerinyalan olduğunu iddia etmeli ve sağlıklı düşünce sistemini değiştirip tersineçevirmeli ki insanlar zulmün iğrenç biçimini kabul etsinler ve onu kabul edilirve içe sindirilir görsünler… Bundan daha büyük bir bozukluk düşünülebilir miacaba?

Bu kimseler, yeryüzünde bozgunculuğu artırınca elbette bunun tedavisiyeryüzünü bozgunculuktan temizlemek olacaktır.

“Bu yüzden Rabbin onların üzerine azab kırbacını çarptı. ÇünküRabbin her an gözetlemektedir.”

Rabbin onları gözetlemekte ve yaptıklarını kaydetmekteydi. Yeryüzündebozgunculuk, çoğalıp artınca yüce Allah da onların başlarına azap kırbacınıindiriverdi. Ayetin ifadesi öyle bir canlılığa sahip ki, kırbaç zikredilirzikredilmez azabın sızısı duyuluyor. Ve azabın dökülmesinden söz edilirken, birazap kırbacı fışkırıyor ve kaplıyor her yanı. O anda acı ve sızılarla, her yerikaplayan azgın azap “ülkelerinde azan ve orada çok kötülük eden” azgınlarıntepesinde biraraya gelmekte ve patlamaktadır.

Bir mü’min herhangi bir zamanda ve mekanda azgınlıkla yüzyüze geldiğinde,bütün bu acı felaketlerin gerisinden onun kalbine bir gönül huzuru çağlayıpakıyor.

Yüce Allah’ın, “Çünkü Rabbin her an gözetlemektedir” sözündenise özel bir gönül huzuru fışkırıp çağlamaktadır. Senin Rabbin oradadır.Herşeyi gözetlemektedir. Hiçbir şey onun gözünden kaçmaz. Herşeyi kontroletmektedir. Hiçbir şey O’nun dikkatinden kaçamaz. Öyleyse mü’minin kafası huzuriçinde olsun. Rahat rahat uyuyabilir. Çünkü onun Rabbi oradadır.Gözetlemededir. Azgınlığı, kötülüğü ve bozgunculuğu kontrol etmektedir.

Burada böylece islam çağrısı konusunda yüce Allah’ın planlamasından birörnek görmekteyiz. Ancak bu örnek, Huruc suresinin sergilediği Uhdud kavmininbaşından geçenlere dair nakledilen örnekten farklıdır. Kur’an-ı; Kerimmü’minleri bunun ve onun gibi örneklerle durum ve şartlara göre eğitmiş ve halâda eğitmeye devam etmektedir. Ve Kur’an mü’minlerin ruhlarını gerek buna vegerekse ona karşı aynı derecede hazırlamaktadır. Bundan gayesi ise, mü’minlerinruhlarının her iki durumda da huzur içinde olması,her iki durum benim de başımagelir diye korkması ve herşeyi dilediği gibi gerçekleştirsin diye Allah’ınkaderine havale etmesidir.

“Çünkü Rabbin her an gözetlemektedir.” Senin Rabbin görür, hesaplar, hesaba çeker ve yapılanlara karşılık verir. Ama bütün bunları çok ince, bir ölçü uyarınca yapar. Asla hata etmez, zulmetmez, olayları dış görünüşüne göre değerlendirmez. Fakat herşeyi içyüzüne göre değerlendirir. İnsana gelince insan böyle değildir. Onun ölçüleri şaşabilir. Değerlendirmeleri yanlış çıkabilir. İnsan eğer yüce Allah’ın ölçüsü ile bağlantı kurmamış ise, olayların ancak dış yüzünü görebilir.

ELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN

Yorum Yaz