MENÜ
Maltepe Escortpendik escort
alanya escort

ŞEHİD SEYYİD KUTUB’UN BAKIŞ AÇISIYLA FECR SURESİ 15-20

95 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
ŞEHİD SEYYİD KUTUB’UN BAKIŞ AÇISIYLA FECR SURESİ 15-20

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

15- Rabbin denemek için bir insana iyilik edip, nimet verdiği zaman o:“Rabbim beni şerefli kıldı “ der.

16- Fakat onu sınamak için rızkını daraltıp bir ölçüye göre verdiğizaman: “Rabbim bana hor baktı” der.

Allah’ın insanı bir durumdan diğerine sokarak, vererek ya da mahrumbırakarak, rızkını genişletip ya da daraltarak sınamasına insanın bakış açısıve değerlendirmesi budur İşte… Allah insanoğlunu nimet vererek ve ona ikramederek dener. Ama insanoğlu verilecek karşılığa ön hazırlık olmak üzere bununbir imtihan olduğunu kavrayamaz. Aksine verilen rızkı ve bahşedilen mertebeyiyüce Allah’ın katında bu ikramı hak etmiş olduğuna bir delil ve Allah’ınkendisini seçip tercih ettiğine bir gösterge sayar. Bu bakış açısından hareketle,kendisine verilen belayı “ceza” yapılan imtihanı da sonuç olarakdeğerlendirir. Yüce Allah’ın katındaki şerefi dünya malı ile değerlendirir. Öteyandan yüce Allah insanoğlunun rızkını daraltmak sureti ile deneyince buimtihanı da ceza olarak değerlendirir, bu sınamayı ceza sayar ve rızkınındaraltılmasını yüce Allah’ın katında önemsiz sayıldığı şeklinde yorumlar. ŞayetAllah katında küçümsenmeseydi rızkı daraltılmazdı diye düşünür.

Ama insanoğlu her iki durumda da, bu konuya yanlış yaklaşıyor ve değerlendirmesihatalı oluyor. Gerek rızkın bolluğu ve gerekse darlığı yüce Allah’ın kulunuimtihan etmek içindir. Bununla verilen nimete karşı şükredip şükretmeyeceğinin,şımarıp şımarmayacağının belli olması hedeflenmiştir. Çile ve sıkıntıkarşısında dayanıp dayanmayacağının ortaya çıkması amaçlanmıştır. Verilecekkarşılık ise kulun davranışları ile belli olan sonuca göre olacaktır. O haldene kula verilen dünya malı karşılıktır ne de verilmeyen… Bir kulun yüceAllah’ın katındaki değerinin elindeki dünya malı ile kesinlikle bir ilintisiyoktur. Yüce Allah’ın bir kimseden hoşnut olduğu ya da ona gazap ettiği ona budünyada dünya malı veriyor mu vermiyor mu diye bakılarak çıkarılamaz. ÇünküAllah bu dünyada iyi kişiye de verir azgına da verir. İyi kişiyi de vermeyipmahrum bırakır azgını da… Ancak ne var ki asıl üzerinde durulması gerekenbunların ötesidir. yüce Allah’ın verişi de mahrum edişi de sınamak içindir.Önemli olan bu imtihanın sonucudur.

Ancak şu kadar var ki insanın kalbi imandan yoksun olunca, ne yüce Allah’ınvermesindeki ve mahrum bırakmasındaki hedefi, ne de O’nun ölçüsünde asıl neleredeğer verdiğini kavrayamaz. Ama kalbi imanla canlanınca yüceler yücesinebağlanır ve orada nelere değer verildiğini anlar. Artık onun ölçüsünde basitdeğerlere yer yoktur ve imtihanın gerisindeki karşılığa göz diker. İster rızkıdaraltılsın ister genişletilsin onun hedefi imtihanın gerisindeki karşılıkolduğundan, onu elde etmek için çalışır. Her iki durumda da yüce Allah’ınkendisi için yaptığı plana güveni tamdır. Yüce Allah’ın katındaki değerini buanlamsız ve gözle görülen dünya değerlerinden başka değerlerle ölçer veöğrenir.

MAL SEVGİSİ

Kur’an-ı Kerim Mekke’de, rızkın daraltılması ve bollaştırılması konusundaRabblerini böyle değerlendiren bir zümreye seslenmekteydi. Gerçi bunlarınbenzerleri yeryüzünde daha üstün ve daha geniş bir alemle bağlarını yitirmişher cahiliyet sisteminde bulunabilir. Çünkü onların yeryüzünde insanlarındeğerlerini belirlemede başvurdukları ölçü buydu. Şöylesine ki onların katındadünya malı ve makam herşey demekti. Bunların ötesinde başka hiçbir ölçü yoktu.O yüzden mala karşı aşırı bir düşkünlükleri vardı. Mal tutkuları frenlenmeztaşkın bir hırsa dönüşmüştü. Zaten kendilerine, açgözlülüğü, hırsı, maldüşkünlüğü ve cimriliği veren de bunlardı. Bundan dolayı Kur’an-ı Kerim,onların bu alanda içlerinden geçenleri açığa çıkarıyor. Rızkların bollaştırılıpgenişletilmesinin gerisindeki imtihana çekilmenin anlamını kavramada hatayadüşmelerinin nedenlerinin İşte,bu açgözlülük ve cimrilik olduğunu belirtiyor.

17- Hayır yetime karşı cömert davranmıyorsunuz.

18- Yoksulu yedirmek konusunda birbirinize özendirmiyorsunuz.

19- Size kalan mirası hak gözetmeden yiyorsunuz.

20- Malı pek çok seviyorsunuz.”

Hayır. Durum imandan uzak insanların dediği gibi değildir. Rızkın geniştutulması, yüce Allah’ın katında o kişinin Şerefli olduğunu göstergesideğildir. Aynı şekilde daraltılması da o insanın önemsiz olduğu ve ihmaledildiği anlamına asla gelmez. Asıl üzerinde durulması gereken, sizinbağışlamanın gereklerini yerine getirmemeniz, malın hakkını vermemenizdir.Çünkü siz babadan yoksun kalmakla koruyucusunu ve desteğini yitirmiş olanküçücük bir yetime iyilik etmezsiniz. İhtiyacı olduğu halde kimseden varıpistemeyen yoksulu doyurmaya birbirinizi teşvik etmezsiniz. Dikkat edilecekolursa, Kur’an-ı Kerim, yoksulun doyurulmasının teşvik ve tavsiye edilmemesiniçirkin ve yadırganacak bir hareket saymaktadır. Ayrıca islam toplumunda, göreveve toplumun yararına olan işlere koşulmasına yönlendirme konusunda dayanışmanıngerekliliğine işaret etmektedir. islamın ayırıcı özelliği de budur zaten.

Sizler imtihanın anlamını kavramıyorsunuz. Yetime iyilik ederek, yoksuludoyurma konusunda birbirinizi teşvik ederek imtihanda başarılı olmayaçalışmıyorsunuz. Tam aksine mirası oburca ve hırsla yiyorsunuz. Malı öyle çoköyle taşkınca yiyorsunuz ki, artık gönüllerinizde yoksullara karşı iyiliketmeye ve onları doyurmaya götürecek ne bir cömertlik ve ne de iyilikseverlikduygusu kalmamıştır.

Daha önce de belirttiğimiz gibi islam Mekke’de her türlü yola başvurularakmal toplamaya düşkünlük tablosunun karşısında buldu kendisini. Doğal olarak budurum kalplere kuruluk ve katılık veren bir olgu idi. Yetimlerin güçsüzlüğü,mallarının talan edilmesini kamçılayan bir durumdu. Hele yetim kalan kız çocuğuise o zaman çok değişik şekillerde malları talan ediyorlardı. Bu tefsirimizinbirçok yerinde belirttiğimiz gibi özellikle kendilerine kalan mirasları çeşitlidümenlerle ellerinden alınıyordu. Nitekim mal tutkunluğu, faiz yolu ile ve başkaaraçlarla mal biriktirmek islam öncesi Mekke toplumunun göze batan ana özelliğiidi. Aslında bu durum, günümüze kadar her zaman ve her yerdeki cahiliyettoplumlarının özelliği olmuştur.

Bu ayetlerde, onların içlerinden geçenlerin açıklanmasından öte, bu duygularınkınandığını görmekteyiz. “Kella” “Asla. Hayır dikkatediniz ha!” kelimesinin ard arda tekrar edilmesinde ve ifadenin yapısındave vurgusunda ifadesini bulan caydırma ve engel olma yer almaktadır. İfade sestonu ile bizlere onların mala düşkünlüklerinin şiddet ve katılığınıçizmektedir.

“Size kalan mirası hak gözetmeden yiyorsunuz. Malı pek çokseviyorsunuz.”

KIYAMET VE AZAP

Rızkın bol bol verilmesi ve verilmemesi ile imtihan edilme olgusunu algılamalarının sakatlığı anlatıldıktan sonra, onların iğrenç iç dünyalarının açığa çıkarıldığı bu noktada, imtihanın ve sonucunun arkasından gelecek olan ceza günü ve o günün özelliği ile tehdid gelmektedir. Hem de çok şiddetli ve güçlü bir vurgulama ile yapılmaktadır bu tehdit.

ELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN

Yorum Yaz