MENÜ
Maltepe Escortpendik escort
alanya escort

ŞEHİD SEYYİD KUTUB’UN BAKIŞ AÇISIYLA CİN SURESİ 16-17

46 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
ŞEHİD SEYYİD KUTUB’UN BAKIŞ AÇISIYLA CİN SURESİ 16-17

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

16- Eğer onlar doğru yola girselerdikendilerine gürül gürül su sunardık.

17- Böylece onları sınavdan geçirirdik.Kim Rabbini anmaktan vazgeçerse gittikçe artan ağır azaba çarptırılır.

Yüce Allah şöyle diyor: Cinler bizim adımızaözetle şu açıklamayı yapıyorlar: “Eğer insanlar doğru yolu izleselerdi, yada gerçeğe sırt dönenler eğer doğru yola girselerdi, biz onların üzerine gürülgürül su akıtırdık, kendilerine bol rızk sunarak refaha boğardık.” “Böyleceonları sınavdan geçirirdik.” Kendilerine verilen nimetlere şükür müediyorlar, yoksa nankörce mi davranıyorlar, bunu belirlerdik.

Bu ayetlerde cinlerin sözlerini olduğu gibiaktarma yöntemi bırakılarak onların sözlerinin özetinin sunulması yönteminegeçiliyor. Bu yöntem sözleri olduğu gibi aktarma ve söylenenleri yüce Allah’ınvaadi biçiminde dile getirme yönteminden daha vurgulu ve daha anlamlıdır. Butür anlatım değişikliklerine Kur’an’da çok rastlanır. Amaç söylenenlerinanlamlarına canlılık kazandırmak, etkinliklerini arttırmak ve onları dahadikkat çekici hale getirmektir.

Bu değişik üsluplu ayetler bir dizi gerçeğiiçerir. Bu gerçekler mü’minin inanç sisteminin ve olayların akışı ile buolaylar arasındaki ilişkilere ilişkin düşüncesinin yapı taşları arasındadır.Şimdi bu gerçeklerin başlıcalarını irdeleyelim:

1- Milletlerin ve toplumların Allah’avardıran tek yolu izlemeleri ile toplum refahı ve bu refahı sağlayacak imkanlararasında sıkı bir bağ vardır. Bu refah imkanlarının başında toplumların bolsuya kavuşturulmaları gelir. Hayat her yörede suya bağlıdır. Bolluk ve refahsuyun bereketli akışım izler. Sanayileşmenin yaygınlaştığı, tarımın tek geçimve refah kaynağı olmaktan çıktığı günümüz-de bile bu böyledir. Yani sukalkınmadaki önemini halâ korumaktadır.

Doğru yolda olmak ile refah ve yeryüzüegemenliği arasındaki bağ, olaylarınher zaman doğruladığı birgerçektir. Mesela araplar vaktiyle çöl ortasında sıkıntı içinde yaşıyorlardı.Doğru yola koyulunca yeryüzünün kapıları yüzlerine açıldı, bol sulara ve zengingeçim kaynaklarına kavuştular. Sonra doğru yoldan sapınca sahip oldukları bolgeçim kaynakları ellerinden alınıverdi. Şimdilerde yine sıkıntı ve perişanlıkiçinde yaşıyorlar. Tekrar doğru yola girinceye kadar bu böyle devam edecektir.Ne zaman doğru yola dönerlerse yüce Allah’ın kendilerine yönelik vaadi bir dahagerçekleşecektir.

Diyeceksiniz ki, dünyada yüce Allah’ın doğruyolunu izlemedikleri halde refah içinde yüzen nice zengin milletler var. Bugözlem doğrudur. Fakat bu tür toplumlar başka afetlerle cezalandırılıyorlar.insanlıkları, güvenlikleri, psikolojik huzurları, değerleri ve onurlarıkonusunda kayıplara uğratılıyorlar. Öyle ki, bu kayıplar ve bunalımlar yüzündenrefahları ve zenginlikleri anlamlarını yitiriyor, hayatları insanlıklarının,insan ahlâkının, insan onurunun, güvenliğin ve huzurun aleyhine işleyen uğursuzbir lânete dönüşüyor. (Nitekim Nuh suresini açıklarken bu gerçeğe değinmiştik).

2- Bu ayetlerin ortaya koydukları ikincigerçek şudur: Maddi refah ve bolluk yüce Allah’ın kullara yönelik bir sınavı,baştan çıkarıcı bir denemesidir. Nitekim yüce Allah “Nasıldavranacağınızı görelim diye sizi hem kötülükle ve hem de iyilikle sınavdangeçiririz” buyuruyor. (Enbiya 35) Bolluğa sabretmek, gerektirdiğişükür görevini yerine getirmek ve ona uygun davranışları yapmak sıkıntılarasabretmekten daha zor ve daha az görülür bir başarıdır. Oysa aceleci bir bakış,ilk anda bunun tersini görür. Çoğu insanlar sıkıntıya katlanırlar, sıkıntıkarşısında soğukkanlılıklarını korurlar, sıkıntı karşısında enerjileri birnoktada yoğunlaşır, uyanıklıkları ve karşı koyma güçleri bilenir. Bubilincebağlı olarak yüce Allah’ı anarlar, O’na sığınırlar, O’ndan yardım dilerler.Çünkü sıkıntı sırasında daha önce güvenilen bütün dayanaklar düşer ve Allah’ındergahı dışında hiçbir sığınak kalmaz. Bolluğa ve refaha gelince bu duruminsana Allah’ı unutturur, oyuna eğlenceye daldırır, vücudun bütün organlarınıgevşetir, ruhtaki direnme noktalarını uyuşturur, nimetle gururlanmaya veşeytana uymaya fırsat hazırlar.

Nimet aracılığı ile gerçekleşen sınav, insanıazgınlıktan koruyacak sürekli bir uyanıklığı gerektirir. Servet ve varlıknimeti çoğu kere insanı şımarıklığın ve şükür yetersizliğinin yanısıra yasavurganlığa ya cimriliğe sürükler. Bunların her ikisi de hem insanpsikolojisini hem hayatının akışını sarsan birer afettir. Güç nimeti çoğunluklainsanı şımarıklığın ve şükür yetersizliğinin yanısıra zalimliğe, azgınlığa,başkalarının haklarını çiğnemeye, Allah’ın yasaklarını ayak altına almaya sürükler.Güzellik nimeti çoğu kez insanı kendini beğenmişliğe, alçaklığa, günahkârlık veahlâksızlık bataklığının derinliklerine düşmeye sürükler. Zekâ nimeti insanıçoğu zaman gururlanmaya, başkalarını küçümsemeye, ahlâk değerlerini vekriterlerini hafife almaya sürükler. Her nimetin önünde kesinlikle bir azgınlıktuzağı vardır. Bu tuzaklardan kurtulabilmenin tek çaresi yüce Allah’ı anmak veO’nun tarafından korunmaktır.

3- Bu ayetlerin dile getirdikleri üçüncügerçek şudur: Servetle ve refahla sınava çekilmenin olumsuz bir sonucu olarakortaya çıkabilecek olan Allah’ı hatırdan çıkarma afeti insanı yüce Allah’ınazabı ile yüzyüze getirir. Ayetin sonunda bu azaptan sözedilirken “KimRabbini anmaktan vazgeçerse gittikçe artan ağır bir azaba çarptırılır.” buyuruluyor.Bu ifadede bir dağa tırmanan kişinin yukarıya çıktıkça sıkıntısının artacağınıhatırlatan bir çağrışımın izleri vardır. Zaten Kur’an’da sıkıntının yukarıyatırmanma imajı ile simgelendiğine sık sık rastlanır. Mesela bir yerde şöyledeniyor:

“Allah kimi doğru yola iletmekisterse göğsünü islama açar. Kimi de saptırmak isterse göğsünü, sanki göğetırmanıyormuş gibi dar ve tıkanık yapar.” (En’am 125)Başka bir yerde “Onu sarpbir yokuşa sardıracağım” buyuruluyor. (Müddesir 17) Bu imaj herkesçebilinen somut bir gerçektir. Bolluk sınavında uğranılan başarısızlık afeti ilebu yüzden karşılaşılacak azabı sıkıntısı arasındaki karşıtlık, görülüyor ki,son derece belirgindir.

Bir sonraki ayet, cinlerin sözünün aktarılmış biçimi sayılabileceği gibi doğrudan doğruya yüce Allah’ın sözü olarak da kabul edilebilir. Okuyalım:

ELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN

Yorum Yaz