MENÜ
Maltepe Escortpendik escort
alanya escort

ŞEHİD SEYYİD KUTUB’UN BAKIŞ AÇISIYLA CİN SURESİ 11-15

57 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
ŞEHİD SEYYİD KUTUB’UN BAKIŞ AÇISIYLA CİN SURESİ 11-15

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

11- Aramızda iyiler de var, bu düzeyeerişememiş olanlar da var; farklı yollara ayrıldık.

12- Yeryüzünde Allah ile başedemeyeceğimizi ve O’ndan kaçıp kurtulamayacağımızı kesinlikle anladık.

13- Biz doğru yola ileten Kur’ân’ıişitir-işitmez ona inandık. Kim Rabbine inanırsa ne haksızlığa uğramaktan ve nezora koşulmaktan korkar.

14- Aramızda Müslümanlar olduğu gibigerçeğe sırt çevirenler de var. Müslüman olanlar, doğruyu arayıp bulanlardır.

15- Gerçeğe sırt çevirenler ise cehennemodunlarıdırlar.

Cinlerin aralarında iyilerin de, kötülerinde, Müslümanların da gerçeğe sırt çevirenlerin de bulunduğu yolundaki buaçıklamaları bu yaratıkların da, tıpkı insanlar gibi, ikiz karakterliolduklarım, hem iyiliğe hem de kötülüğe yatkın olduklarını ortaya koyar. Yalnızo soydan gelen şeytan ve adamları hariç. Onlar kendilerini sırf kötülüğeadamışlardır-. Bu açıklama bu yaratıklara ilişkin yaygın kanaatleridüzeltebilecek son derece önemli bir açıklamadır. Çünkü bazı araştırmacılara vebilim adamlarına varıncaya kadar çoğumuz şu inancı taşıyor: Cinler kötülüğünsimgesidirler, yapısal özellikleri itibarı ile kendilerini sırf kötülüğeadamışlardır, iki yönlü yaratılışta olan tek canlı insandır. Bu yanılgı,yukarda değindiğimiz gibi, varlıklar alemine ilişkin Kur’an-dışıönyargılarımızdan kaynaklanıyor. Şimdi bu asılsız yanılgımızı Kur’an kaynaklıbilgiler ışığında gözden geçirip düzeltmemiz gerekir.

Sözkonusu cin heyeti şöyle diyor:

“Aramızda iyiler de var, bu düzeneerişmemiş olanlar da var.”

Bu sözler aracılığı ile durumlarını anaçizgileri ile açıklıyorlar. Sonra sözlerini şöyle bağlıyorlar:

“Farklı yollara ayrıldık.”

Yani farklı yollara koyularak birbirine ayrıdüşen, çelişik gruplara bölündük. Arkasından iman ettikten sonra Allahhakkındaki inançlarını açıklıyorlar:

“Yeryüzünde Allah ilebaşedemiyeceğimizi ve O’ndan kaçıp kurtulamayacağımızı kesinlikleanladık.”

Bu yaratıklar yüce Allah’ın yeryüzüne egemenolan gücünü; O’nun egemenlik alanından kaçmaya, O’nun elinden kurtulmaya, O’nungücünden yaka sıyırmaya güçlerinin yetmeyeceğini biliyorlar. Onlar yeryüzündeyüce Allah ile başedemeyecekleri gibi yeryüzünde kaçmakla da O’nunla başaçıkamazlar. Bu sözler kulun Rabbi karşısındaki zayıflığını, yaratığınyaratıcısı karşısındaki güçsüzlüğünü, yüce Allah’ın ezici ve üstün otoritesineilişkin bilinci dile getirmektedir.

Birtakım insanların kendilerine sığındıkları,ihtiyaçlarını karşılamak için yardımlarına başvurdukları, hatta kimimüşriklerin Allah’ın akrabaları saydıkları cinler bunlardır. İşte bu cinleryüce Allah’ın sınırsız gücü karşısındaki güçsüzlüklerini, yüce Allah’ınüstünlüğü karşısındaki zavallılıklarını, yüce Allah’ın karşı konulmaz iradesiönündeki ezikliklerini kendi dilleri ile itiraf ediyorlar. Böylece sadece kendisoydaşlarının değil, müşriklerin yanılgılarını da düzeltiyorlar, evrene veevrendeki tüm varlıklara egemen olan tek gücün Allah’ın gücü olduğunuvurguluyorlar.

Arkasından hidayete erdiren Kur’an’ıdinledikleri andaki tepkilerini anlatıyorlar. Bu durumu daha önce açıklamışlardı.Fakat burada söz sırası gelmişken, iman sınavı karşısında gruplara ve farklıkesimlere ayrıldıklarını belirtmişlerken bu tepkilerini tekrar gündemegetirmeyi uygun görüyorlar. Okuyoruz:

“Biz doğru yola ileten Kur’an’ıişitir-işitmez ona inandık.”

Hidayete yönelik çağrıyı işiten herkesinböyle davranması gerekir. Cinler burada “hidayeti işitir-işitmez”derken Kur’an’ı kastediyorlar. Çünkü dinledikleri oydu. Görülüyor ki, Kur’an’a“hidayet” adını takıyorlar. Gerçekten Kur’an hem özü bakımından hemde sonuçları açısından “hidayet”tir.

Sonra Rablerine bağladıkları güveni dilegetiriyorlar. Bu sözler mü’min bir kulun Rabbine yönelik güvenini sembolizeeder. Okuyoruz:

“Kim Rabbine inanırsa ne haksızlığauğramaktan ve ne zora koşulmaktan korkar.”

Bu sözler yüce Allah’ın adaletine ve üstüngücüne beslenen güvenin ifadesidir; gerçek imanın özünden kaynaklanan huzurunkanıtıdır. Yüce Allah adildir, mü’mini hak kaybına uğratmaz, onu gücünü aşanbaskılar altında ezmez. O güçlüdür, mümin kulunun hak kaybına uğramasınameydan vermez, gücünün üstünde emek harcamasına ve sıkıntıya katlanmasına gözyummaz. Yüce Allah’ın koruması ve gözetimi altında olan mü’minin hakkına kim elkoyabilir ya da onu zora koşarak baskı altına alabilir? Kimi zaman mü’mindünyada bazı mahrumiyetlere uğratılabilir. Fakat bu onun hak kaybına uğradığıanlamına gelmez. Çünkü uğradığı mahrumiyetler ileride karşılanacak ve hakkınınyokolmasına engel olunacaktır. Yine mü’min kimi zaman yeryüzünün kaba güçleritarafından eziyetlere uğratılabilir. Fakat bu eziyetler de onun baskılarınkucağına atıldığı anlamını taşımaz. Çünkü bu durumlarda yüce Allah onunimdadına yetişecek kendisine acılara katlanma gücü bağışlar; böylece mü’min bueziyetlerden kârlı çıkar, onlar aracılığı ile derecesini yükseltir. Rabbi ilearasındaki sıkı ilişki çektiği sıkıntıları gözönünde hafifletir, bunları dünyave ahirete yönelik mutluluğunun sermayesi haline getirir.

Buna göre hak kaybına uğrama vekatlanamayacağı zorluklar altında kalmatehlikesi karşısında psikolojikbir güven altındadır. Ayette belirtildiği gibi “Ne haksızlığauğramaktan ne de zora koşulmaktan korkar.” Bugüven kıvançlıgünleri boyunca gönlünde huzur ve rahatlık duygusu doğurur. Bunun sonucu olarakendişe ve tedirginlik içinde yaşamaz. Sıkıntılı günlerle karşılaşınca daferyadı basmaz, umutsuzluğa kapılmaz, ferahlık kanallarını yüzüne kapatmaz.Tersine yüzyüze geldiği sıkıntıyı Rabbinin bir sınavı sayarak sabreder vesonunda sevap kazanır. Yüce Allah’ın sıkıntısını gidereceğini umar, yine sevapkazanır. Her iki durumda da haksızlığa uğrama ve zora koşulma korkusunakapılmaz. Haksızlıklar ve baskılara boyun eğmez.

Mü’min cinler bu aydınlık gerçeği en güzelanlatıyorlar!

Sonra bu cinler hidayete ve sapıklığa vebunun yanısıra hidayete ve sapıklığa biçilecek karşılıklara ilişkindüşüncelerini anlatıyorlar. Okuyoruz:

Aramızda Müslümanlar olduğu gibi gerçeğesırt çevirenler de var. Müslüman olanlar, doğruyu arayıp bulanlardır. Gerçeğesırt çevirenler ise cehennem odunlarıdırlar.”

Ayetin orjinalinde geçen “kasıtun”sözcüğü “zalimler”, “adalete ve iyiliğe sırt çevirenler”anlamına gelir. Görüldüğü gibi mümin cinler bunları Müslümanların karşıkutbunda yer alan grup olarak tanımlıyorlar. Bu tanımlama, derin anlamlı, incebir ima taşır. Demek oluyor ki, mü’min adil, yapıcı ve iyilik yanlısıdır, karşıkutbunda ise zalimler ve bozguncular yer alır. Ayetin ikinci cümlesi üzerindebiraz duralım:

“Müslüman olanlar, doğruyu arayıpbulanlardır.”

Bu cümledeki “aramak” sözcüğü bizeşunları düşündürür: islama kavuşmak demek doğruyu titiz bir biçimde araştırmakve bulmak demektir. Bu da doğruya sırt çevirmenin ve sapıtmanın karşıtıdır.Müslüman olmak doğruyu araştırmak, onu iyice tanıdıktan sonra bilerek,isteyerek seçmek demektir. Yoksa körükörüne bir fikre saplanmak ya daanlamadan bir akıntıya kapılmak demek değildir. Bucümle “o adamlarislamı bilerek seçince fiilen doğruyu bulmuşlardır” demektir. Burada inceve esprili bir anlam saklıdır. ikinci ayeti okuyoruz:

“Gerçeğe sırt çevirenler ise cehennemodunlarıdırlar.”

Yani böyleleri hakkında son söz söylenmiş, busöze göre onların cehenneme odun olacakları karara bağlanmıştır. Odun nasılateşin alevlerini arttırırsa onlar da cehennemin alevlerini öyle besleyecek,öyle gürleştireceklerdir.

Bu ayet, cinlerin cehennem azabına çarptırılabileceklerinikanıtlıyor. Bundan onların cennetle ödüllendirilebilecekleri de anlaşılır.Kur’an böyle söylüyor. Bizim düşüncelerimizin kaynağı, tek dayanağı Kur’an’dır.O halde bundan sonra hiç kimse cinlerin nitelikleri ya da cennete ve cehennemegirip giremeyecekleri hakkında Kur’an-dışı düşüncelerden kaynaklanan başka birgörüş ileri süremez. Artık yüce Allah ne diyorsa, tartışmasız doğru o kabuledilecektir.

Mümin cinlerin kendi soydaşları hakkındadoğru olan bu açıklamaları insanlar hakkında da geçerli ve doğrudur. Çünkü busözleri onlara vahiy kaynağı, peygamberlerinin dilinden söylemiştir.

Surenin şimdiye kadar okuduğumuz ayetlerinde cinlerin sözleri kendi ağızlarından aktarılıyordu. Şimdi ise bu anlatım yöntemi bırakılarak cinlerin Allah’ın doğru yolu izleyenlere yönelik tutumunu anlatan sözleri özetleniyor, bu sözlerin kendileri değil de içerikleri aktarılıyor. Okuyalım:

ELHAMDULİLLAHİRABBİLALEMİN

Yorum Yaz