MENÜ
Maltepe Escortpendik escort
alanya escort

Mesruk Bin Ecda (Rh.a.)

158 defa okunduYorumlanmadı kategorisinde, tarihinde yayınlandı
Mesruk Bin Ecda (Rh.a.)

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

Hamd âlemlerin Rabbi Rahman ve Rahim, ölüden diriyi- diriden ölüyü çıkartan, geleceğinde hiç şüphe bulunmayan günün sahibi, mümin kullarına merhametli, inkârcılara şiddetli, indirmiş olduğu Kur’an ile bizlere izzet bahşeden ALLAH(CC) aittir

Salât ve selam âlemlere rahmet olarak gönderilen kendi döneminde ve kendisinden sonra var kılınan mükelleflerin ona(sas) itaatten başka kurtuluşunun mümkün olmadığı, bizler için hayatının her alanında en güzel örnekler bulunan, önderimiz komutanımız Hz. Muhammed sas’e âline ashabına, bugünden önce yaşamış bugün yaşamakta olan ve kıyamete kadar yaşayacak, tevhidi benimsemiş ve her alanda uygulamakta tereddüt etmeyen mücahid müminlere selam olsun.

Hayatı hakkında bize ulaşan bilgiler, Tevhid dini olan İslam’a ne kadar bağlı olduğunu açıkça göstermektedir ki bu her müslüman için bir zarurettir. Kendisi uğrunda her şeyin feda edilmediği bir inanç gün gelir az şeyler uğruna feda edilebilir. Müslümana düşen İmam Kurtubi (Rah) dediği gibi “Kuran ve Sünnete bağlı ve ondan hiç ayrılmayan alimlere uymak onların izinden gitmek bir gerekliliktir”. Yaşadığımız coğrafya ve fitnelerin ayyuka çıktığı günümüzde dikkate alınırsa imtihanı başarı ile tamamlamak ve tuğyan ehlinin tuzaklarına düşmemek için en sağlam yol budur. Bu itibarla mesruk bin ecda (Rah) hayatından istikamet üzere olmak ve kalmak adına alabileceğimiz birkaç nasihati nakletmek istiyorum.

Tabiînden meşhûr fıkıh ve hadîs âlimi. İsmi Mesrûk bin El-Ecdâ bin Mâlik bin Umeyy bin Abdullah bin Mûrr El-Hemedânî El-Vedâî’ El-Kûfî olup, künyesi Ebû Âişe’dir. Doğum târihi bilinmemektedir. Hazreti Ali zamanında 63 (m. 683)’de şehîd oldu. Çok âbid (ibadet eden) bir zât olup sika (güvenilir, sağlam) âlimlerdendir. Aslen Yemenli’dir. Hazreti Ebû Bekir zamanında Medine-i Münevvere’ye geldi. Daha sonra Kûfe’ye yerleşti.

Hazreti Mesrûk; Hazreti Ebû Bekir, Hazreti Ömer, Hazreti Osman, Hazreti Ali, Hazreti Muâz İbni Cebel, Habbâb bin Eret, İbni Mes’ûd, Ubeyy bin Ka’b, Mugîre bin Şu’be, Zeyd bin Sabit, İbni Ömer, İbni Amr, Ma’kil bin Sinân ve Hazreti Âişe, Ümmü Seleme, Ubeyd bin Umeyr (r.anhüm) ve birçok Eshâbdan hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir.

Mensup olduğu Hemdân kabilesinden bir grup İslâm fetihleri sırasında Kûfe’ye yerleşmişti. Kendisi için Vâdiî nisbesi de bu kabilenin Vâdia koluyla ilgilidir. Annesi savaşçı sahâbî Amr b. Ma‘dîkerib’in kız kardeşidir. Küçüklüğünde çalınıp daha sonra bulunduğu için Mesrûk adını almıştır. Mesrûk “çalınan, çalınmış” anlamına gelir.Mesrûk Hz. Ömer’in yanına gelince Hz. Ömer ona sordu: -Sen kimsin? -Ben Mesrûk b. el-Ecda’ım. -el-Ecda şeytandır, sen Mesrûk b. Abdurrahman’sın. Mesrûk bu diyalogtan sonra mektup yazarken “Mesrûk b. Abdurrahman’dan…” diye yazmaya başladı. Buradan şu nasihati çıkartabiliriz; Kendisinde bulunan bir kusur ya da zafiyet sebebiyle kendisine yapılan nasihati hemen uygulamaya koydu. Öyle ama, tamam da, Olmuş bir kere vs. vs. demedi. Bizde hata ve yanlışlarımız bize hatırlatıldığında nasıl davranmamız gerekiyorsa öylece davranmalıyız.

“Hamza B. Abdillah’ın naklettiğine göre: Mesruk, bir yeğenini alıp, Küfede bir çöplüğün tepesine tırmandı. Sonra ona şöyle dedi: ”Sana dünyayı göstereyim mi? İşte dünya bu yiyip bitirdiler, giyip yıprattılar, binip yoruldular. Onun uğrunda birbirlerinin kanlarını akıttılar. Üzerinde haramları helal saydılar, akrabalık bağlarını kopardılar.” Bütün çaba ve gayretlerin muhakkak ki bir gün karşılığı verilecek. Bazen, sanki dünya aldatır insanı ama kabullenmek istemez. Kendisini, meşgul eden şeylerin içersinde olmadığını kabullendirmeye zorlar. Düzelmek, ebediyet için sonludan vazgeçmekte istemez. Böylece yıllar geçer ve geriye dönüp baktığında koskoca bir yığın, koskoca bir yük ve koskoca bir boşluk içerisinde tırmalanıp durur. Ömer Bin Abdulaziz (Rah)’in dediği gibi “Siz kökü kurumuş bir ağacın dallarısınız.” Kök kurumuş, dal mı kalacak.

Yine onun tevekkülüne dair sözleri meseleyi kavramamıza yardımcı olmaktadır. Mesrûk ( radıyallahü anh ) son derece tevekkül sahibiydi. Tevekkül sahibi olanları da severdi. İmâm-ı Gazâlî ( radıyallahü anh ) İhyâu ulûmiddîn kitabında şöyle yazmaktadır. Mesrûk buyuruyor ki: Çölde yasayan bir bedevînin bir merkebi, bir köpeği, bir de horozu vardı. Horoz kendilerini sabah namazı için uyandırır, köpek bekçilik yapar, merkeb de su ve çadırlarını taşırdı. Fakat bu bedevî son derece tevekkül eden ve herşeyi hayra yoran bir kimse idi. Birgün tilki horozunu çaldı. Aile fertleri buna üzüldü. Fakat bu zat, “Belki hakkımızda hayırlısı budur” dedi. Bir müddet sonra kurt merkebini parçaladı. Yine çoluk çocuğu üzüldü. Adam “Belki hayırlısı budur” dedi. Bir müddet sonra köpek de öldü. Adam yine “Belki hakkımızda hayırlısı budur” dedi. Birgün sabahleyin baktılar ki, etrâflarındaki komşular eşkiyalar tarafından esîr alınıp götürülmüşler. Çünkü gece onların hayvanları gürültü yaparak yerlerini belli edince, eşkıyalar bunların yerlerini kolayca tesbit etmişler. Fakat bunların hayvanı olmadığı için, eşkiyalar karanlıkta bunları fark edemeyince bunlar kaldılar. Demek ki bunların hakkında hayırlısı adamın dediği gibi bunların alınması, ölmesi imiş. Allahü teâlânın gizli lütuflarını ve ihsânlarını bilen ve O’na tevekkül eden; O’nun işinden râzı olur.” buyurarak O’nun tevekkül ve rızâsından haber veriyor, delîl gösteriyor.

Yine Mesrûk ( radıyallahü anh ) rivâyetinde; Hazreti Âişe vâlidemiz buyurdu ki: “Resûlullahı ( aleyhisselâm ) aç gördüğüm zaman ağlardım ve kendisine “Yâ Resûlallah! Allahü teâlâdan istesen de rızkını çok olarak verse” dediğim zaman:” “Yâ Âişe hayatım yed-i kudretinde olan Allahü teâlâya yemîn ederim ki; Eğer Rabbim’den bu dağların altın olup, gittiğim her yere benimle gitmelerini istesem Rabbim ihsân ederdi. Fakat ben dünyânın açlığını tokluğuna, fakîrliğini zenginliğine, sıkıntısını huzûruna tercih ettim. Ey Âişe, dünyâ Muhammed aleyhisselâma ve onun Ehl-i beytine gerekmez. Yâ Âişe, Allahü teâlâ bütün Ülülazm Peygamberlerinden dünyânın mihnetine karşı sabrı istediği gibi, dünyânın sevimli şeylerinden sabredip uzak kalmağı istemiştir. Benim hakkımda da buna râzı olmuş ve onlara neyi teklif etmiş ise, bana da onu teklif ederek; (Ülülazm Peygamberlerin sabrettiği gibi sen de sabret). Vallahi ben O’na itaat ederim ve diğer Peygamberlerin sabrettiği gibi ben de gücümün yettiği kadar sabrederim. Kuvvet ve kudret ancak Allahü teâlâdandır.” buyurdu. Allah azze ve celle akıl ve kalplerimizi anlayışlı, dünyaya karşı sabırlı, Kuran’a karşı istekli, Allah’ın rızasına karşı azimli kılsın. Amin. Bu sebeple Mesruk (Rah)” Kişinin kendi kendine kalabileceği, günahlarını düşünüp istiğfar edeceği yerlere sahip olması şarttır.” Rabbim hakkı hak bilip hakka sarılan batılı batıl bilip batıldan uzaklaşan kullarından eylesin. Amin.

Eymen GÜÇLÜTüm Yazıları
Yorum Yaz